TARIH - cok partili donem (Bölüm 1)
TARIH - cok partili donem (Bölüm 1)
Türkiye'de çok partili siyasi hayata geçişin resmi başlangıcı olarak kabul edilen, 1946 yılında kurulan muhalefet partisi aşağıdakilerden hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Türkiye'de çok partili siyasi hayata geçişin resmi başlangıcı olarak kabul edilen, 1946 yılında kurulan muhalefet partisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Serbest Cumhuriyet Fırkası
- B) Cumhuriyet Halk Partisi
- C) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
- D) Demokrat Parti ✓
- E) Millet Partisi
Demokrat Parti, 7 Ocak 1946'da Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Şevket İnce tarafından kurulmuştur. Türkiye'nin çok partili döneme geçişini simgeleyen bu parti, 1950 seçimlerinde iktidara gelmiştir.
2. 1950 genel seçimlerinde Demokrat Parti'nin aldığı zaferle cumhurbaşkanı seçilen isim kimdir?
- A) Adnan Menderes
- B) Fuat Köprülü
- C) Celal Bayar ✓
- D) Refik Şevket İnce
- E) İsmet İnönü
1950 seçimlerinin ardından Demokrat Parti iktidarıyla birlikte Celal Bayar cumhurbaşkanı, Adnan Menderes ise başbakan olmuştur. Bu seçim, Türkiye tarihinde ilk kez iktidarın seçimle el değiştirmesi bakımından önem taşır.
3. Türkiye'de 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından hazırlanan ve hâlâ büyük ölçüde yürürlükte olan anayasa hangi yıl kabul edilmiştir?
- A) 1983
- B) 1987
- C) 1961
- D) 1971
- E) 1982 ✓
12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından hazırlanan 1982 Anayasası, halkoylamasıyla kabul edilmiştir. Bu anayasa, Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü anayasasıdır ve pek çok değişikliğe uğramış olsa da temel yapısıyla yürürlüktedir.
4. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de 1961 Anayasası ile kurulan ve yasama organını oluşturan iki meclisten biridir?
- A) Danıştay
- B) Millet Meclisi Genel Kurulu
- C) Anayasa Mahkemesi
- D) Cumhuriyet Senatosu ✓
- E) Yüksek Seçim Kurulu
1961 Anayasası ile Türkiye'de çift meclis sistemi kurulmuştur. Bu sistem; Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu'ndan oluşmaktaydı. 1982 Anayasası ile Cumhuriyet Senatosu kaldırılarak tek meclis sistemine dönülmüştür.
5. 12 Mart 1971'de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hükümete verdiği ve hükümetin istifasına yol açan ültimatom hangi adla bilinmektedir?
- A) Millî Misak
- B) Genelge
- C) Beyannâme
- D) Çankaya Bildirisi
- E) Muhtıra ✓
12 Mart 1971'de Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanları, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'e bir muhtıra (ültimatom) vermiş; Demirel bu muhtıra üzerine istifa etmek zorunda kalmıştır. Bu olay, 'muhtıra' kavramıyla Türk siyasi tarihine geçmiştir.
6. Türkiye'de 28 Şubat 1997 sürecinde istifaya zorlanan başbakan ve onun partisi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir?
- A) Necmettin Erbakan – Refah Partisi ✓
- B) Tansu Çiller – Doğru Yol Partisi
- C) Alparslan Türkeş – Milliyetçi Hareket Partisi
- D) Bülent Ecevit – Demokratik Sol Parti
- E) Mesut Yılmaz – Anavatan Partisi
28 Şubat 1997, Millî Güvenlik Kurulu toplantısında alınan kararlar doğrultusunda Başbakan Necmettin Erbakan'ın istifaya zorlandığı süreci ifade eder. Erbakan, Refah Partisi – Doğru Yol Partisi koalisyonunu yönetmekteydi. Bu süreç 'postmodern darbe' olarak da adlandırılmaktadır.
7. Türkiye'de 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde %34,3 oy oranıyla birinci çıkarak tek başına iktidar olan parti aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Saadet Partisi
- B) Doğru Yol Partisi
- C) Adalet ve Kalkınma Partisi ✓
- D) Fazilet Partisi
- E) Demokratik Sol Parti
3 Kasım 2002 seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yaklaşık %34,3 oranında oy alarak seçimlerden birinci çıkmıştır. Seçim barajını yalnızca AKP ve CHP aşabildiğinden AKP tek başına hükümeti kurmuştur.
8. Türkiye'de çok partili hayata geçişte belirleyici etkenlerden biri olan ve 1945'te CHP içinden muhalefet başlatarak Demokrat Parti'nin kurucuları arasında yer alan isimler aşağıdaki seçeneklerin hangisinde bir arada verilmiştir?
- A) Alparslan Türkeş – Süleyman Demirel
- B) Bülent Ecevit – Kemal Satır
- C) Celal Bayar – Adnan Menderes ✓
- D) Turgut Özal – Mesut Yılmaz
- E) İsmet İnönü – Kazım Karabekir
Celal Bayar ve Adnan Menderes, 1945 yılında CHP içinde muhalefet başlatmış; 'Dörtlü Takrir' adıyla bilinen önergeyi imzalayanlar arasında yer almışlardır. Bu muhalefet sürecinin ardından 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti'yi kurmuşlardır.
9. Türkiye'de 1946 yılında yapılan genel seçimler, Türk siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Bu seçimlerin kendine özgü özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Seçim sonuçlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi
- B) İlk kez kadınların oy kullandığı genel seçimler olması
- C) Türkiye'de ilk kez çok partili ortamda yapılan genel seçimler olması
- D) Seçimlerin açık oy, gizli tasnif yöntemiyle gerçekleştirilmesi ✓
- E) Seçimlerde nispi temsil sisteminin ilk kez uygulanması
1946 seçimleri, Türkiye'de çok partili ortamda yapılan ilk genel seçimler olmakla birlikte asıl dikkat çeken özelliği açık oy, gizli tasnif yöntemiyle yapılmasıdır. Bu yöntem ciddi usulsüzlük iddialarına yol açmış; oy kullanma açık biçimde gerçekleşirken oyların sayımı kapalı kapılar ardında yapılmıştır. Kadınlar ise Türkiye'de 1934'ten itibaren oy kullanma hakkına sahiptir, dolayısıyla C şıkkı bu seçime özgü bir özellik değildir.
10. Demokrat Parti'nin 1950 seçimlerinde büyük bir zafer kazanmasının ardından Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes ise Başbakan olmuştur. Bu dönemde gerçekleştirilen aşağıdaki uygulamalardan hangisi, tek parti döneminden en belirgin kopuşu simgeler?
- A) Marshall Yardımı'nın kabul edilmesi
- B) Köy Enstitülerinin kapatılması
- C) Ezan'ın Türkçe yerine yeniden Arapça okunmasına izin verilmesi ✓
- D) Yabancı sermayeyi teşvik eden yasaların çıkarılması
- E) NATO'ya üyelik başvurusunun yapılması
1950'de DP iktidarıyla birlikte ezan yeniden Arapça okunmaya başlandı. Bu uygulama, CHP'nin 1932'den bu yana sürdürdüğü laikleşme politikalarından en sembolik kopuşu temsil eder ve toplumsal karşılığı en geniş olan değişiklikler arasında gösterilir. NATO başvurusu (1949) ve Marshall Yardımı (1948) CHP döneminde gerçekleşmiştir. Köy Enstitülerinin kapatılması da önemli bir kırılma olmakla birlikte tek parti politikasından kopuşun simgesel değeri bakımından ezan meselesinin gerisinde kalır.
11. 1960 askeri müdahalesinin ardından kurulan Milli Birlik Komitesi, hazırlanan yeni anayasanın halk oylamasına sunulmasına karar vermiştir. 1961 Anayasası'nın getirdiği yenilikler arasında aşağıdakilerden hangisi, bu anayasanın önceki 1924 Anayasası'ndan en köklü biçimde ayrıldığı noktayı yansıtır?
- A) Anayasa Mahkemesi'nin kurularak yargısal denetimin sağlanması ✓
- B) Çift meclisli (bikameral) yasama sistemine geçilmesi
- C) Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması
- D) Cumhuriyetin temel niteliklerinin anayasada açıkça yer alması
- E) Yürütme erkinin cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu arasında paylaştırılması
1961 Anayasası'nın 1924 Anayasası'ndan en köklü ayrılığı, Anayasa Mahkemesi'nin kurulmasıdır. 1924 Anayasası döneminde yasalar anayasaya aykırılık açısından hiçbir yargısal denetime tabi değildi; Meclis egemenliği mutlak biçimde geçerliydi. Anayasa Mahkemesi bu denetim boşluğunu kapattı ve hukuk devleti ilkesini kurumsal bir zemine oturttu. Diğer şıklardaki düzenlemeler de önemli olmakla birlikte hukuki denetim mekanizması açısından en köklü yenilik budur.
12. Türkiye'de 1961-1980 yılları arasındaki çok partili dönemde koalisyon hükümetleri sık sık kurulmuş ve çözülmüştür. Bu dönemde aşağıdaki partilerden hangisi, ideolojik kimliği ve seçmen tabanı bakımından diğerlerinden farklı bir konumda yer alarak hem milliyetçi hem de sosyal adaletçi bir söylemi birleştirmiştir?
- A) Cumhuriyet Halk Partisi
- B) Milli Selamet Partisi
- C) Cumhuriyetçi Güven Partisi
- D) Milliyetçi Hareket Partisi ✓
- E) Adalet Partisi
Alparslan Türkeş önderliğindeki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Türk milliyetçiliğini ön plana çıkarırken sosyal adaletçi ve devletçi bir ekonomi anlayışını da benimsemiştir. Bu özgün konum partiyi diğer sağ partilerden ayırıyordu. CHP bu dönemde sol-ortanın temsilcisiydi; AP Demokrat Parti geleneğini sürdürüyordu; MSP İslamcı-muhafazakâr bir çizgideydi; CGP ise ılımlı merkezci bir kimlik taşıyordu.
13. 12 Mart 1971 askeri muhtırası sonrasında kurulan hükümetler 'teknokratlar hükümeti' olarak da anılmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi bu dönemde gerçekleştirilen uygulamalardan biri değildir?
- A) Türkiye İşçi Partisi'nin kapatılması
- B) Sıkıyönetim ilanı ve sol örgütlere yönelik operasyonlar düzenlenmesi
- C) Yeni bir anayasa hazırlanarak halkoylamasına sunulması ✓
- D) 1961 Anayasası'nda kısıtlayıcı değişikliklere gidilmesi
- E) Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kurulması
12 Mart muhtırası sonrasında yeni bir anayasa hazırlanmamış, mevcut 1961 Anayasası'nda çeşitli kısıtlayıcı değişiklikler yapılmıştır. Yeni bir anayasa hazırlanıp halkoylamasına sunulması 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından gerçekleşmiş ve 1982 Anayasası bu süreçte kabul edilmiştir. Sıkıyönetim, TİP'in kapatılması, anayasa değişiklikleri ve DGM'lerin kurulması 12 Mart dönemine ait uygulamalardır.
14. Bülent Ecevit liderliğindeki CHP'nin 1974'te MSP ile kurduğu koalisyon hükümeti kısa ömürlü olmasına karşın tarihsel açıdan önemli gelişmelere sahne olmuştur. Bu hükümetin döneminde gerçekleşen ve Türkiye'nin dış politika tarihinde kalıcı iz bırakan olay aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yunanistan ile Ege kıta sahanlığı anlaşmasının imzalanması
- B) Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na tam üyelik başvurusu yapması
- C) Türkiye'nin NATO'dan çekilme kararı alması
- D) Kıbrıs Barış Harekâtı'nın gerçekleştirilmesi ✓
- E) ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı silah ambargosunun kaldırılması
CHP-MSP koalisyon hükümeti döneminde, Temmuz-Ağustos 1974'te Kıbrıs Barış Harekâtı gerçekleştirilmiştir. Yunan cuntasının desteklediği darbeye karşı Kıbrıs Türklerini korumak amacıyla başlatılan bu harekât, garanti antlaşması çerçevesinde yürütülmüş ve Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki belirleyici rolünü pekiştirmiştir. ABD'nin silah ambargosu ise bu harekâtın bir sonucu olarak uygulamaya girmiş, Ecevit hükümetinin değil sonraki hükümetlerin gündemini meşgul etmiştir.
15. 1980 askeri darbesinin ardından siyasi partiler kapatılmış, parti liderlerine çeşitli yasaklar getirilmiştir. 1983 seçimlerinde kurulan Anavatan Partisi'nin bu ortamda başarı kazanmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Seçim kanununun yalnızca ANAP'ın lehine olacak biçimde düzenlenmesi
- B) ANAP'ın hem liberal hem muhafazakâr hem milliyetçi hem de sosyal demokrat eğilimleri bünyesinde barındırması ✓
- C) Sol partilerin ve CHP'nin seçimleri boykot etmesi
- D) Turgut Özal'ın güçlü kişisel karizması ve teknokratik kimliğinin seçmen üzerindeki etkisi
- E) Askeri yönetimin ANAP'ı açıkça desteklemesi ve diğer partilerin seçime katılmasını engellemesi
ANAP'ın 1983 zaferinin en temel açıklaması, partinin dört siyasi eğilimi (liberalizm, muhafazakârlık, milliyetçilik, sosyal demokrasi) tek çatı altında toplayarak geniş bir seçmen kitlesine hitap etmesidir. Bu 'dört eğilim' söylemi, toplumun farklı kesimlerini ANAP çatısında buluşturdu. Askeri yönetim aslında ANAP'a mesafeli durarak Milliyetçi Demokrasi Partisi'ni destekliyordu; solun boykotu söz konusu değildi, seçim kanunu ise tüm partilere eşit biçimde uygulanıyordu.
16. Türkiye'de 1982 Anayasası ile getirilen seçim barajı uygulaması, çok partili sistemin işleyişi açısından önemli sonuçlar doğurmuştur. Aşağıdakilerden hangisi bu uygulamanın doğrudan bir sonucu olarak değerlendirilemez?
- A) Seçmenin stratejik oy kullanmaya yönelmesi
- B) Küçük partilerin Meclis'e girememesi nedeniyle seçmen oylarının büyük ölçüde ziyan olması
- C) Koalisyon hükümetlerinin tamamen ortadan kalkması ✓
- D) Barajı aşan partilerin gerçek oy oranlarının çok üzerinde milletvekili kazanması
- E) Siyasi yelpazede yer alan bazı ideolojik temsillerin Meclis dışında kalması
Yüzde onluk seçim barajı koalisyonları tamamen ortadan kaldırmamıştır; nitekim 1991-2002 yılları arasında Türkiye yine koalisyon hükümetleriyle yönetilmiştir. Barajın işlevi koalisyonları değil küçük partileri ezmektir; fakat yeterince geniş bir seçmen tabanına sahip olmayan büyük partilerin varlığında ya da seçmen oylarının çok sayıda büyük parti arasında bölünmesi durumunda koalisyonlar yine de kaçınılmaz olabilmektedir. Diğer seçenekler barajın doğrudan ve dolaylı sonuçlarını doğru biçimde yansıtmaktadır.
17. 28 Şubat 1997 süreci, Türk siyasi tarihinde 'postmodern darbe' olarak nitelendirilmektedir. Bu süreçte Refah Partisi liderliğindeki koalisyon hükümetinin istifaya zorlanmasında belirleyici rol oynayan mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Anayasa Mahkemesi'nin hükümeti görevden uzaklaştıran bir karar vermesi
- B) Cumhurbaşkanının Bakanlar Kurulu kararlarını onaylamayı reddetmesi
- C) Muhalefet partilerinin Meclis'te güvensizlik oyu kullanması
- D) Medya ve iş dünyasının koordineli baskısıyla koalisyon ortağının hükümetten çekilmesi
- E) Milli Güvenlik Kurulu'nun askeri ve sivil üyelerinin ortak baskısının hükümeti köşeye sıkıştırması ✓
28 Şubat sürecinin özgünlüğü, iktidar değişikliğinin doğrudan askeri müdahale ya da parlamenter yollarla değil MGK'nın işlevsel kullanımı aracılığıyla gerçekleştirilmesinden kaynaklanmaktadır. 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısında alınan kararlar ve akabinde oluşturulan baskı ortamı, koalisyon ortağı DYP'nin desteğini çekmesini sağlamış ve Erbakan hükümetinin istifaya zorlanmasıyla sonuçlanmıştır. Süreç 'postmodern darbe' olarak adlandırılır çünkü tanklar değil kurumsal baskı mekanizmaları devreye girmiştir.
18. Türkiye'de çok partili dönemde gerçekleştirilen askeri müdahaleler karşılaştırıldığında, 1960, 1971 ve 1980 müdahaleleri arasındaki en temel fark aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
- A) 1971 ve 1980 müdahalelerinin dış güçlerin etkisiyle gerçekleşmesi, 1960 müdahalesinin ise tamamen iç dinamiklere dayanması
- B) 1960 ve 1971 müdahalelerinin parlamento denetiminde kalması, 1980 müdahalesinin ise parlamentoyu tamamen feshetmesi
- C) 1980 müdahalesinin ardından yeni bir anayasa yapılması, diğer müdahalelerde ise mevcut anayasanın aynen korunması
- D) 1960 ve 1980 müdahalelerinin doğrudan yönetimi ele geçirmesi, 1971 müdahalesinin ise muhtırayla hükümeti baskı altına alması ✓
- E) 1960 müdahalesinin tek bir partiye yönelik olması, diğerlerinin ise tüm partileri hedef alması
1960 ve 1980'de ordu yönetime doğrudan el koymuş; sırasıyla Milli Birlik Komitesi ve Milli Güvenlik Konseyi aracılığıyla ülkeyi yönetmiştir. 1971'de ise 'muhtıra' yöntemi benimsenmiş; ordu hükümeti istifaya zorlayan bir bildiri yayımlamış ancak yönetimi bizzat üstlenmemiştir. Bu nedenle 1971 müdahalesi 'muhtıra darbesi' ya da 'yarı darbe' olarak tanımlanır. Diğer seçenekler tarihsel açıdan yanlış ya da yanıltıcı bilgiler içermektedir; örneğin 1971'de dış güç etkisi belgelenmiş değildir.
19. Türkiye'de 1946'da çok partili hayata geçilmesiyle birlikte gerçekleştirilen ilk çok partili seçimlerde CHP'nin iktidarını sürdürmesi, aşağıdaki gelişmelerin hangisiyle doğrudan ilişkilendirilebilir?
- A) DP'nin seçim propagandasını yeterince yapamaması ve örgütlenme sürecini tamamlayamamış olması
- B) Köylü seçmen kitlesinin CHP'nin toprak reformu vaatlerine olumlu yanıt vermesi
- C) İnönü'nün Milli Şef sıfatını bırakarak demokratik bir imaj çizmesi
- D) Seçimlerin açık oy, gizli tasnif yöntemiyle yapılmış olması ve bu durumun CHP lehine sonuç doğurması ✓
- E) ABD'nin Türkiye üzerindeki baskısının seçim sürecini doğrudan etkilemesi
1946 seçimleri, Türkiye tarihinde çok partili dönemin ilk seçimleri olmakla birlikte, açık oy gizli tasnif yöntemiyle yapılmıştır. Bu sistem, seçmenlerin oylarını kamuya açık biçimde kullanmasını gerektirdiğinden CHP'nin baskı ve denetim mekanizmaları işlev görebilmiştir. Bu durum, seçim güvenilirliğini tartışmalı kılmış ve DP'nin 61 milletvekiliyle muhalefette kalmasına yol açmıştır. DP'nin örgütlenmesi kısa sürede tamamlanmış olsa da asıl belirleyici etken seçim yöntemidir. Diğer şıklar tarihsel açıdan ya kısmen doğrudur ya da sebep-sonuç ilişkisi kurulamamaktadır.
20. 1950'de DP'nin iktidara gelmesiyle başlayan süreçte uygulanan liberal ekonomi politikalarının 1954 sonrasında ciddi sorunlara yol açmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kore Savaşı'na katılım nedeniyle savunma harcamalarının bütçeyi aşırı zorlaması
- B) Marshall Yardımı'nın kesilerek dış finansman kaynağının ortadan kalkması
- C) CHP'nin ekonomik sabotaj girişimlerinin yabancı yatırımcıları ürkütmesi
- D) NATO üyeliğinin getirdiği savunma yükümlülüklerinin ekonomiyi olumsuz etkilemesi
- E) Tarım sektörüne yapılan aşırı yatırımların sanayii geri planda bırakması ve döviz darboğazına girilmesi ✓
DP dönemi ekonomisi 1950-1953 yılları arasında tarımsal mekanizasyon ve dış kredilerle hızlı büyüme yakalamıştır. Ancak tarıma ve altyapıya yapılan ağır yatırımlar plansız biçimde sürdürülmüş; döviz rezervleri hızla erimis, enflasyon yükselmiş ve ithalata bağımlılık artmıştır. Sanayileşme göz ardı edildiğinden yapısal bir dönüşüm gerçekleşmemiş, 1954 sonrasında döviz krizi ve enflasyonla boğuşulmuştur. Marshall Yardımı kesilmemiş; Kore Savaşı ekonomik sorunların kaynağı değil, ek bir döviz geliri sağlayan bir unsurdur. Doğru tespit, tarım odaklı ve planlamadan yoksun liberal büyüme modelinin sürdürülemezliğidir.
21. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından kurulan Milli Birlik Komitesi'nin yeni bir anayasa hazırlatırken Kurucu Meclis modelini benimsemesinin gerisinde yatan temel siyasi kaygı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Olası bir seçimde DP kalıntılarının meclisi ele geçireceği ve askeri müdahaleyi meşrulaştıracak bir anayasa yapılmasının engelleneceği kaygısı ✓
- B) Çok partili sisteme geçiş sancılarının henüz yatışmadığının görülmesi ve siyasi partilerin yapısal reformlara karşı çıkacağının öngörülmesi
- C) Seçilmiş bir meclisin anayasayı hazırlayacak meşruiyetten yoksun olduğunun düşünülmesi
- D) Uluslararası baskılar sonucunda sivil denetime sahip demokratik bir anayasa yapılmasının zorunlu hale gelmesi
- E) CHP'nin askeri yönetimle iş birliği yaparak tek parti iktidarına dönmek istemesi
MBK, DP'nin 1950-1960 döneminde elde ettiği geniş seçmen tabanının farkındaydı. Dolaysız seçimle oluşturulacak bir meclisin DP sempatizanlarınca doldurulabileceği ve bu durumun hem 27 Mayıs'ı meşruiyet zemininden yoksun bırakacağı hem de Menderes'in yargılandığı sürecin sekteye uğrayacağı kaygısı taşınmaktaydı. Bu nedenle atanmış üyelerden oluşan Temsilciler Meclisi ile MBK'dan oluşan Kurucu Meclis modeli benimsendi. Bu yapı aracılığıyla 1961 Anayasası hazırlandı; söz konusu anayasa, yürütme erkini sınırlandıran, yargı bağımsızlığını güçlendiren ve temel hakları genişleten bir içerik taşıyordu. Diğer seçenekler tarihsel arka planla örtüşmemektedir.
22. 1961 Anayasası ile getirilen Milli Güvenlik Kurulu ve Anayasa Mahkemesi gibi kurumların ortak işlevi değerlendirildiğinde bu anayasanın temel tasarım kaygısı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Tek parti iktidarının önüne geçmek amacıyla parlamentonun üzerinde denge ve denetim mekanizmaları oluşturmak ✓
- B) Yargının siyasi kararlar üzerindeki belirleyiciliğini azaltarak tarafsızlığını pekiştirmek
- C) Askeri vesayeti anayasal zemine oturtarak sivillerin üzerinde kalıcı bir askeri üstünlük kurmak
- D) Türkiye'yi NATO standartlarına uygun kurumsal bir yapıya kavuşturmak
- E) Yürütme erkini güçlendirerek hükümet istikrarını kalıcı biçimde sağlamak
1961 Anayasası, DP döneminde yaşandığı değerlendirilen 'çoğunlukçu baskı' sorununa karşı 'çoğulcu demokrasi' anlayışını benimsemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyerek parlamento çoğunluğunu sınırlamış; Milli Güvenlik Kurulu sivil hükümet üzerinde danışma işlevi üstlenmiş; ikili meclis yapısıyla (TBMM + Cumhuriyet Senatosu) yasama hızı ve tek parti egemenliği frenlenmiştir. Tüm bu mekanizmalar yürütme ve yasama erkini dengelemek için tasarlanmıştır. Anayasanın güçlü bir yürütme değil, denetimli ve kısıtlanmış bir yürütme hedeflediği açıktır.
23. Türkiye'de 1970'lerde yaşanan siyasi kutuplaşma ve şiddet ortamının, 1971 muhtırası ve 12 Eylül 1980 darbesine zemin hazırlaması açısından benzer ve farklı yönleri karşılaştırıldığında hangisi doğrudur?
- A) 1971'de siyasi partiler kapatılmış; 1980'de ise kapatılmayıp faaliyet dışı bırakılmıştır
- B) Her iki müdahalede de ekonomik kriz belirleyici tek etken olmuş; siyasi şiddet ikincil planda kalmıştır
- C) Her iki müdahale de ABD'nin doğrudan talebi doğrultusunda gerçekleştirilmiştir
- D) Her iki müdahalede de CHP iktidarı devirmeyi hedefleyen askeri aktörlerin ideolojik tutumu belirleyici olmuştur
- E) 1971 muhtırası parlamenter sistemi askıya alırken 1980 darbesi anayasayı tamamen yürürlükten kaldırarak sıfırdan bir siyasi sistem inşa etmeyi hedeflemiştir ✓
1971 muhtırası 'içinden darbe' niteliğindedir; parlamento feshedilmemiş, anayasa askıya alınmamış, yalnızca hükümet istifa ettirilmiş ve askeri baskı altında teknokratik hükümetler kurulmuştur. 1961 Anayasası yürürlükte kalmıştır. Buna karşılık 12 Eylül 1980 darbesi kapsamlı bir yapısal dönüşümü hedeflemiştir: parlamento feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış, parti liderlerine siyaset yasağı getirilmiş ve yepyeni bir anayasa (1982) hazırlatılmıştır. Dolayısıyla iki müdahale arasındaki temel fark, kurumsal yıkım ve yeniden inşa boyutundadır. Diğer seçenekler tarihsel olgularla çelişmektedir.
24. 1982 Anayasası'nın 1961 Anayasası'ndan en belirgin biçimde ayrıldığı nokta aşağıdakilerden hangisidir?
- A) 1982 Anayasası çok partili demokratik sistemi ilk kez kalıcı biçimde güvence altına almıştır
- B) 1982 Anayasası Türkiye'yi federal bir yapıya kavuşturmayı öngörmüştür
- C) 1982 Anayasası sosyal devlet ilkesini ilk kez anayasal güvenceye kavuşturmuştur
- D) 1982 Anayasası bireysel özgürlükleri kısıtlayarak güçlü ve merkeziyetçi bir devlet ve yürütme erki inşa etmeyi esas almıştır ✓
- E) 1982 Anayasası laiklik ilkesini anayasal statüye ilk kez taşımıştır
1961 Anayasası, 12 Eylül askeri yönetimince, siyasi istikrarsızlığa ve aşırı özgürlüklere kapı araladığı gerekçesiyle eleştirilmiştir. Bu anlayışla hazırlanan 1982 Anayasası; temel hakları kısıtlayan sınırlamalar getirmiş, cumhurbaşkanlığı yetkilerini önemli ölçüde genişletmiş, Milli Güvenlik Kurulu'nun etkisini artırmış, sendikal ve siyasi özgürlükleri daraltmış ve devlet otoritesini pekiştirmiştir. 1961 Anayasası'nın çoğulcu-özgürlükçü ruhu yerini merkeziyetçi ve kısıtlayıcı bir anlayışa bırakmıştır. Diğer seçeneklerin tamamı ya tarihsel olarak hatalıdır ya da her iki anayasada da ortak bulunan unsurları yansıtmaktadır.
25. Türk siyasi tarihinde 'koalisyon hükümetleri dönemi' olarak nitelendirilen 1991-2002 yılları arasında yaşanan kronik hükümet istikrarsızlığının yapısal nedeni aşağıdakilerden hangisinde en doğru biçimde açıklanmıştır?
- A) Türk seçmeninin merkez sağ ve merkez sola yönelik güvenini yitirmesi, ancak alternatif partilerin tek başına hükümet kuracak çoğunluğu sağlayamaması ✓
- B) Yüzde on seçim barajının küçük partileri meclise taşıması ve parçalı bir meclis yapısına yol açması
- C) 1982 Anayasası'nın koalisyon hükümetlerini zorunlu kılan bir hükümet sistemi öngörmesi
- D) ABD ve AB'nin Türk iç siyasetine doğrudan müdahale ederek koalisyon modelini dayatması
- E) Askeri vesayetin güçlü partilerin önünü tıkaması ve bilerek parçalı bir siyasi tablo oluşturması
1991-2002 döneminde merkez sağ ANAP ve DYP arasında, merkez sol ise DSP ve CHP arasında bölünmüştür. Bu bölünmüşlük, seçmen oylarını parçalayarak hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşmasını engellemiş; koalisyon ya da azınlık hükümetleri zorunlu hale gelmiştir. Öte yandan yüzde on seçim barajı küçük partileri dışarıda bırakarak meclisteki parti sayısını azaltmıştır. Dolayısıyla B seçeneği yanlıştır; baraj küçük partileri değil büyük partileri korumaktadır. Yapısal sorun, büyük partilerin kendi aralarında yaşadığı bölünme ve güven bunalımıdır. Bu tablo 2002'de AKP'nin yüzde 34 oy oranıyla salt çoğunluğu elde etmesiyle son bulmuştur.