menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - cok partili donem (Bölüm 4)

TARIH - cok partili donem (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

1973 seçimlerinde CHP'nin 'Ortanın Solu' sloganıyla elde ettiği başarının ardından Bülent Ecevit'in Erbakan'ın Milli Selamet Partisi ile kurduğu koalisyonun en önemli icraatı olarak tarihte yerini alan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. 1973 seçimlerinde CHP'nin 'Ortanın Solu' sloganıyla elde ettiği başarının ardından Bülent Ecevit'in Erbakan'ın Milli Selamet Partisi ile kurduğu koalisyonun en önemli icraatı olarak tarihte yerini alan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) NATO'dan çekilme kararı
    • B) Özel sektörün yabancı yatırımlara açılması
    • C) Kıbrıs Barış Harekâtı
    • D) Toprak reformunun hayata geçirilmesi
    • E) Af Kanunu'nun çıkarılması

    1973 seçimlerini birinci çıkan CHP, MSP ile koalisyon kurarak Ecevit başbakanlığında hükümeti oluşturdu. Bu hükümetin en dikkat çekici icraatı, Temmuz 1974'te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı'dır. Kıbrıs'ta Yunanistan destekli darbenin Rum yönetimi ele geçirmesi üzerine Türkiye, garantör güç sıfatıyla adaya asker çıkarmış; bu operasyon Ecevit'e büyük bir popülerlik kazandırmıştır. Af Kanunu da aynı hükümet döneminde çıkarılmış olmakla birlikte tarihsel açıdan en önemli icraatın Kıbrıs Harekâtı olduğu kabul edilmektedir.

  2. 2. Türkiye'de 1970'lerin ikinci yarısında yaşanan siyasi istikrarsızlığın temel nedenlerinden biri olarak gösterilen 'milliyetçi hareket ile sol gruplar arasındaki çatışma' hangi kavramla adlandırılmıştır?

    • A) Provokasyon süreci
    • B) Kanlı Pazar olayları
    • C) İdeolojik kutuplaşma krizi
    • D) Maraş ve Çorum olayları
    • E) Siyasi terör dalgası

    1970'lerin sonunda Türkiye'de günde ortalama 10 kişinin hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir; bu dönem tarihçiler tarafından genel olarak 'siyasi terör dalgası' olarak nitelendirilmektedir. Hem aşırı sol (Dev-Sol, THKP-C kalıntıları) hem de aşırı sağ gruplar suikastlar, bombalı eylemler ve silahlı çatışmalar gerçekleştirmiştir. Maraş (1978) ve Çorum (1980) olayları bu dönemin en kanlı toplumsal çatışmaları arasında yer almaktadır; ancak bu olaylar söz konusu geniş tablonun parçalarıdır. Siyasi terör dalgası kavramı, dönemi en kapsayıcı biçimde tanımlayan ifade olarak kabul görmektedir.

  3. 3. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından hazırlanan 1982 Anayasası, 1961 Anayasası'ndan hangi temel özelliğiyle ayrılmaktadır?

    • A) Çift meclisli yapının terk edilmesi ve hak ve özgürlüklerin daha dar yorumlanması
    • B) Siyasi partilere üyeliğin zorunlu tutulması
    • C) Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesinin öngörülmesi
    • D) Anayasa Mahkemesi'nin kaldırılmış olması
    • E) Askeri vesayetin anayasal zeminden tamamen kaldırılması

    1961 Anayasası, çift meclisli bir yapı (TBMM + Cumhuriyet Senatosu) benimsemiş ve temel hak ile özgürlükleri görece geniş yorumlamıştı. 1982 Anayasası ise Cumhuriyet Senatosu'nu kaldırarak tek meclisli yapıya geçmiş ve bu değişikliğin yanı sıra temel hak ve özgürlüklere pek çok kısıtlama getirmiştir; ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve grevle ilgili sınırlamalar bunların başında gelmektedir. Ayrıca yürütmeyi güçlendiren, Cumhurbaşkanlığı yetkilerini genişleten bir yaklaşım benimsenmiştir. Anayasa Mahkemesi varlığını sürdürmüş; ancak 1982 Anayasası'nın daha kısıtlayıcı ve devlet otoritesini öne çıkaran bir karakter taşıdığı genel kabul görmektedir.

  4. 4. Turgut Özal'ın 1983'te kurduğu Anavatan Partisi'nin seçim zaferinde etkili olan ekonomik politika anlayışı aşağıdakilerden hangisiyle özetlenebilir?

    • A) Millileştirme ve yerli sanayiyi koruma
    • B) Ağır sanayiye yatırım ve ithal ikameci büyüme
    • C) Devletçilik ve planlı karma ekonomi
    • D) Tarım sektörüne öncelik veren korumacı politikalar
    • E) Serbest piyasa ekonomisi ve dışa açılma

    Turgut Özal, 24 Ocak 1980 kararlarının mimarlarından biri olarak Türkiye ekonomisini liberalleştirme projesinin önemli bir ismi haline gelmişti. ANAP iktidarı döneminde (1983-1991) ihracata dayalı büyüme modeli benimsenmiş, ithalat serbestleştirilmiş, kamu iktisadi teşebbüsleri özelleştirme sürecine sokulmuş ve döviz serbestisi sağlanmıştır. Bu serbest piyasa ve dışa açılma anlayışı, Türkiye ekonomisinin dünya ekonomisiyle bütünleşmesini hızlandırmış; küresel kapitalizme uyum süreci ANAP döneminde önemli ölçüde tamamlanmıştır.

  5. 5. Türkiye'de 28 Şubat 1997 sürecinin tetikleyicisi olarak kabul edilen olay aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Susurluk skandalının kamuoyuna yansıması
    • B) MGK'nın olağanüstü toplanması
    • C) Abdullah Öcalan'ın yakalanması
    • D) Refah Partisi'nin yerel seçimleri kazanması
    • E) Sincan'da düzenlenen 'Kudüs Gecesi' mitingi

    Ocak 1997'de Ankara'nın Sincan ilçesinde belediye başkanının organizasyonuyla düzenlenen 'Kudüs Gecesi' mitinginde İran büyükelçisi de yer almış, İslamcı içerikli söylemler dile getirilmiştir. Bu olayın ardından Türk tankları Sincan sokaklarında yürüyüş yaparak askerin tepkisini sembolik olarak ortaya koymuştur. 28 Şubat MGK toplantısında Refahyol hükümetine yönelik tavsiyeler listesi sunulmuş; akabinde yoğunlaşan baskılar sonucunda Necmettin Erbakan, başbakanlıktan istifa etmek zorunda kalmıştır. Bu süreç 'postmodern darbe' olarak tanımlanmaktadır. Susurluk skandalı da 1996-97 dönemine ait olmakla birlikte 28 Şubat sürecinin doğrudan tetikleyicisi Sincan olayıdır.

  6. 6. Türkiye'de 2001 ekonomik krizinin ardından kurulan AKP'nin 2002 seçimlerinde tek başına iktidar olmasını sağlayan seçim barajı kaç yüzdedir ve bu eşiğin seçim sonuçlarına etkisi ne olmuştur?

    • A) %10; oyların büyük bölümünün parlamentoya yansımamasına yol açmıştır
    • B) %7; küçük partilerin Meclis'e girmesini engellemiştir
    • C) %8; yalnızca DSP'nin barajı aşmasını sağlamıştır
    • D) %12; muhalefet partilerinin tamamını Meclis dışında bırakmıştır
    • E) %5; oy kaybının az olmasını sağlamıştır

    Türkiye'de 1983'ten itibaren uygulanan %10 seçim barajı, 2002 seçimlerinde dramatik bir sonuç doğurmuştur. Pek çok parti bu barajı aşamayarak Meclis'in dışında kalmış; oyların yaklaşık %45'i parlamentoya yansımamıştır. Bu durum, seçimde yaklaşık %34,3 oy alan AKP'nin Meclis'te yaklaşık %66 sandalye elde etmesine zemin hazırlamıştır. Böylece AKP, oylarının çok üzerinde bir parlamenter çoğunlukla tek başına iktidar kurabilmiştir. Bu seçim, Türk siyasi tarihinde seçim barajının nasıl çarpıtıcı sonuçlar doğurabileceğinin en somut örneği olarak sıkça anılmaktadır.

  7. 7. Türkiye'de 2007 yılında yapılan referandumla anayasada gerçekleştirilen en önemli değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Başkanlık hükümet sistemine geçilmesi
    • B) Meclisteki parti gruplarına anayasa değişikliği teklif etme hakkının verilmesi
    • C) Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından doğrudan seçilmesinin benimsenmesi
    • D) Anayasa Mahkemesi'nin üye yapısının değiştirilmesi
    • E) Cumhurbaşkanlığı görev süresinin 7 yıldan 5 yıla indirilmesi

    Türkiye'de Cumhurbaşkanı, 2007 yılına kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmekteydi. Bu yılda yapılan anayasa referandumunda Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından doğrudan seçilmesi kabul edilmiş, böylece yürütme organının meşruiyet kaynağı önemli ölçüde değiştirilmiştir. İlk doğrudan cumhurbaşkanlığı seçimi 2014'te yapılmış ve Recep Tayyip Erdoğan bu seçimde cumhurbaşkanı olmuştur. 2007 referandumu aynı zamanda görev süresini 7 yıldan 5 yıla indiren ve yeniden seçilebilmeye olanak tanıyan değişiklikleri de kapsamaktaydı; ancak sistemin özünü değiştiren asıl yenilik doğrudan halk seçimidir.

  8. 8. Türkiye'de 2017 anayasa referandumuyla kabul edilen hükümet sistemi değişikliğinin en temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Yargı bağımsızlığının anayasal güvenceye kavuşturulması
    • B) Yerel yönetimlere özerklik tanınması ve adem-i merkeziyetçi yapıya geçilmesi
    • C) Cumhurbaşkanının yürütme yetkisini tek başına kullanması ve başbakanlık kurumunun kaldırılması
    • D) Çift meclisli parlamenter yapıya geri dönülmesi
    • E) Parlamenter sistemin güçlendirilmesi ve başbakanlık yetkilerinin artırılması

    Nisan 2017'de yapılan referandumda kabul edilen anayasa değişiklikleriyle Türkiye, parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmiştir. Bu değişikliğin en temel özelliği, başbakanlık kurumunun tamamen kaldırılması ve yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanlığı makamında toplanmasıdır. Cumhurbaşkanı, bakanları, üst düzey bürokratları ve bazı yargı üyelerini doğrudan atama yetkisi kazanmıştır. Referandum %51,4 oranında 'evet' oyuyla kabul edilmiş; söz konusu yeni sistem Haziran 2018 seçimlerinin ardından fiilen yürürlüğe girmiştir. Bu dönüşüm, Türk anayasa tarihinin çok partili dönemindeki en köklü sistem değişikliği olarak değerlendirilmektedir.

  9. 9. Türkiye'de çok partili hayata geçiş sürecinde 1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisi'nin önemi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

    • A) Cumhuriyet tarihinde kurulan ilk muhalefet partisi olmasıyla
    • B) Kısa sürede iktidara gelen ilk muhalefet partisi olmasıyla
    • C) CHP'den ayrılan milletvekilleri tarafından kurulmuş olmasıyla
    • D) Demokrat Parti'nin kuruluşuna doğrudan zemin hazırlamasıyla
    • E) Tek parti döneminde kurulan ve faaliyetlerini sürdürebilen ilk muhalefet partisi olmasıyla

    Milli Kalkınma Partisi, 1945 yılında Nuri Demirağ tarafından kurulmuş ve tek parti döneminde faaliyetlerini sürdürebilen ilk muhalefet partisi olma özelliğini taşımaktadır. Cumhuriyet tarihinde daha önce kurulan muhalefet partileri (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası) kısa sürede kapatılmıştı. CHP'den ayrılan milletvekilleri tarafından kurulan parti ise Demokrat Parti'dir (1946). Bu nedenle doğru yanıt B seçeneğidir.

  10. 10. 1946 seçimlerinde uygulanan seçim sistemine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Çok dereceli ve açık oy, gizli tasnif ilkesiyle yapılmıştır.
    • B) Tek dereceli ve açık oy, açık tasnif ilkesiyle yapılmıştır.
    • C) Gizli oy, gizli tasnif ve tek dereceli ilkesiyle yapılmıştır.
    • D) Çok dereceli ve gizli oy, açık tasnif ilkesiyle yapılmıştır.
    • E) Tek dereceli ve gizli oy, açık tasnif ilkesiyle yapılmıştır.

    1946 seçimleri, Türk siyasi tarihinde ilk kez tek dereceli seçim sistemiyle yapılmıştır; ancak 'açık oy, gizli tasnif' değil 'gizli oy, açık tasnif' uygulanmıştır. Bu durum, sandık başında oyların aleni sayılmasına olanak tanıdığından seçim usulsüzlüklerine zemin hazırladığı yönünde eleştiriler almıştır. Gizli oy, gizli tasnif ilkesi ise ancak 1950 seçimlerinde hayata geçirilmiştir. Doğru yanıt B'dir.

  11. 11. Demokrat Parti'nin 1950 seçimlerinde büyük bir zafer kazanmasının temel nedenleri arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

    • A) DP'nin liberal ekonomi politikalarıyla köylü ve tüccar kesimlerden güçlü destek alması
    • B) Adnan Menderes'in Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile kurulan ittifakı seçim malzemesi olarak kullanması
    • C) 1946'dan itibaren geçerli olan gizli oy, açık tasnif uygulamasının kaldırılarak yerine gizli tasnifin getirilmesi
    • D) CHP iktidarı döneminde yaşanan ekonomik sıkıntılar ve kıtlık ortamı
    • E) Tek parti uygulamalarına duyulan toplumsal tepkinin oy davranışına yansıması

    DP'nin 1950 zaferinin ardında İkinci Dünya Savaşı döneminin ekonomik buhranı, tek parti baskısından duyulan hoşnutsuzluk, yeni seçim yasasının getirdiği güvenceler ve liberal ekonomi vaatleri yatmaktadır. Ancak Adnan Menderes'in Sovyetler Birliği ile ittifak kurması gibi bir durum söz konusu değildir; aksine DP iktidarı döneminde Türkiye, NATO'ya (1952) katılmış ve Batı bloğuyla bütünleşme politikası izlenmiştir. Dolayısıyla doğru yanıt E'dir.

  12. 12. 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesi sonrasında kurulan Millî Birlik Komitesi'nin (MBK) gerçekleştirdiği uygulamalar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

    • A) Adnan Menderes ve bazı bakanların yargılanarak idam edilmesi
    • B) Demokrat Parti'nin kapatılması
    • C) Millî Güvenlik Kurulu'nun (MGK) MBK kararıyla kaldırılarak yerine Genelkurmay Başkanlığı'nın getirilmesi
    • D) Yeni bir anayasa hazırlanması için Kurucu Meclis oluşturulması
    • E) Çok partili sisteme dönüş amacıyla 1961'de genel seçimlerin yapılması

    27 Mayıs 1960 sonrasında MBK; DP'yi kapattı, Kurucu Meclis aracılığıyla 1961 Anayasası'nı hazırlattı, Yassıada duruşmaları neticesinde Menderes ve iki bakanı idam etti ve 1961'de genel seçimlere giderek sivil yönetime geçişi sağladı. Millî Güvenlik Kurulu ise bu dönemde kaldırılmamış, bilakis 1961 Anayasası ile anayasal bir kurum olarak düzenlenmiştir. Doğru yanıt E'dir.

  13. 13. 1961 Anayasası'nın 1924 Anayasası'ndan temel farkına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

    • A) Her iki anayasa da temel hak ve özgürlükler konusunda özdeş düzenlemeler içermektedir.
    • B) 1961 Anayasası yürütme organını doğrudan halk tarafından seçilen cumhurbaşkanı etrafında şekillendirmiştir.
    • C) 1961 Anayasası sosyal hakları ilk kez anayasal güvence altına almış, çift meclisli sistemi ve Anayasa Mahkemesi'ni getirmiştir.
    • D) 1961 Anayasası Türkiye'de ilk kez sıkıyönetim müessesesini düzenlemiştir.
    • E) 1961 Anayasası tek meclisli sistemi benimseyerek yasama gücünü güçlendirmiştir.

    1961 Anayasası, 1924 Anayasası'ndan pek çok açıdan ayrışmaktadır: İkinci meclis olarak Cumhuriyet Senatosu kurulmuş, yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyen Anayasa Mahkemesi oluşturulmuş, sosyal ve ekonomik haklar anayasal güvenceye kavuşturulmuş, Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuştur. Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından değil, parlamento tarafından seçilmiştir. Doğru yanıt B'dir.

  14. 14. Türkiye'de 1965-1969 döneminde tek başına iktidar olan Adalet Partisi'nin (AP) genel eğilimi ve seçmen tabanı düşünüldüğünde, bu partiyi siyasi yelpazenin neresine yerleştirmek en doğru olur?

    • A) Aşırı milliyetçi ve pan-Türkist bir çizgide konumlanan parti
    • B) Merkez sol çizgide, planlı ekonomiyi savunan bir parti
    • C) Dinî temelli, İslamcı bir ideolojiye sahip parti
    • D) Merkez sağda, DP'nin devamı niteliğinde liberal-muhafazakâr bir parti
    • E) Sol görüşlü, işçi sınıfını temsil eden bir parti

    Adalet Partisi, 1961'de kuruluşundan itibaren kapatılan Demokrat Parti'nin siyasi mirasını devralan, merkez sağda konumlanan, serbest piyasa ekonomisini ve özel girişimi destekleyen bir çizgi izlemiştir. Süleyman Demirel'in liderliğinde 1965'te tek başına iktidar olan AP, ağırlıklı olarak köylü, esnaf, tüccar ve Anadolu burjuvazisinin desteğini almıştır. Doğru yanıt C'dir.

  15. 15. 12 Mart 1971 Muhtırası'nın 27 Mayıs 1960 müdahalesinden en belirgin biçimde ayrılan yönü aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) 1971 muhtırasının ardından Demokrat Parti'nin kapatılması
    • B) 1971'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tamamen feshedilmesi
    • C) 1971'de iktidar partisi liderinin yargılanarak idam edilmesi
    • D) 1971'de ordunun yönetime doğrudan el koymaması, bunun yerine hükümeti istifaya zorlayan bir muhtıra yayımlaması
    • E) 1971 muhtırasının arkasından yeni bir anayasa yapılması

    27 Mayıs 1960'ta ordu yönetime fiilen el koymuş, hükümeti ve meclisi askıya almıştır. 12 Mart 1971'de ise Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları imzalı bir muhtıra yayımlanmış; bu muhtıra ile Süleyman Demirel hükümeti istifaya zorlanmıştır. Meclis kapatılmamış, ordunun doğrudan yönetim üstlenmediği bu model 'muhtıra yoluyla müdahale' ya da 'dolaylı müdahale' olarak adlandırılmaktadır. Doğru yanıt A'dır.

  16. 16. Türkiye'de 1970'li yıllarda yaşanan siyasi parçalanmanın somut bir göstergesi olarak hangi olgu öne çıkmaktadır?

    • A) Aynı partinin on yıl boyunca kesintisiz tek başına iktidar olması
    • B) Bu dönemde hiçbir koalisyon hükümetinin kurulamamış olması
    • C) Seçimlerin yalnızca iki büyük parti arasında geçen bir mücadeleye sahne olması
    • D) Kısa ömürlü ve istikrarsız koalisyon hükümetlerinin arka arkaya kurulması
    • E) Bu yıllarda seçimlerin hiç yapılmamış olması

    1970'li yıllar, Türk siyasi tarihinin en çalkantılı dönemlerinden biridir. Dört yıl arayla yapılan 1973 ve 1977 seçimlerinde hiçbir parti tek başına iktidar olacak çoğunluğu elde edememiştir. CHP-MSP, AP-MSP-MHP-MGP (I. Milliyetçi Cephe) ve CHP azınlık hükümeti gibi farklı koalisyon ya da azınlık hükümetleri kısa aralıklarla birbirini izlemiştir. Bu siyasi istikrarsızlık, artan toplumsal şiddet ortamıyla birleşerek 12 Eylül 1980 müdahalesine zemin hazırlamıştır. Doğru yanıt C'dir.

  17. 17. Milliyetçi Cephe (MC) hükümetlerine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) İki ayrı MC hükümeti kurulmuş olup her ikisi de AP, MSP, MHP ve MGP'nin katılımıyla oluşturulmuştur.
    • B) Tek bir MC hükümeti kurulmuş ve bu hükümet beş yıl görev yapmıştır.
    • C) MC hükümetleri CHP ile MHP'nin oluşturduğu bir koalisyona dayanmaktadır.
    • D) MC hükümetleri, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecini hızlandırmak amacıyla kurulmuştur.
    • E) MC hükümetleri döneminde Kıbrıs Barış Harekâtı gerçekleştirilmiştir.

    Milliyetçi Cephe hükümetleri; birincisi 1975-1977, ikincisi 1977-1978 yıllarında olmak üzere iki kez kurulmuştur. Her iki hükümet de AP (Süleyman Demirel), MSP (Necmettin Erbakan), MHP (Alparslan Türkeş) ve MGP'nin (Türkiye'nin Millet Partisi - Ferruh Bozbeyli) oluşturduğu sağ koalisyona dayanmaktaydı. Kıbrıs Barış Harekâtı ise 1974 yılında CHP-MSP koalisyon hükümeti döneminde gerçekleştirilmiştir. Doğru yanıt C'dir.

  18. 18. 12 Eylül 1980 askerî müdahalesinin ardından hazırlanan 1982 Anayasası, 1961 Anayasası ile karşılaştırıldığında temel eğilim açısından nasıl değerlendirilebilir?

    • A) 1982 Anayasası çift meclisli sistemi koruyarak ikinci meclisi daha geniş yetkilerle donatmıştır.
    • B) 1982 Anayasası bireysel özgürlükleri genişletmiş, devlet otoritesini sınırlandırmıştır.
    • C) 1982 Anayasası ile yargı bağımsızlığı ilk kez anayasal güvence altına alınmıştır.
    • D) 1982 Anayasası sendikal ve siyasi haklar bakımından daha geniş bir özgürlük alanı tanımlamıştır.
    • E) 1982 Anayasası yürütmeyi güçlendirmiş, temel hakları kısıtlamış ve siyasi katılımı daraltmıştır.

    1982 Anayasası, 12 Eylül sürecinin ürünü olarak hazırlanmış ve genel itibarıyla kısıtlayıcı bir nitelik taşımaktadır. Yürütme organı güçlendirilmiş, Cumhurbaşkanlığı yetkileri genişletilmiş; buna karşılık sendikal haklar, siyasi örgütlenme ve ifade özgürlüğü gibi alanlarda ciddi kısıtlamalar getirilmiştir. Siyasi partilerin üniversitelerle bağı koparılmış, siyasi yasaklar uygulanmış, Cumhuriyet Senatosu kaldırılarak tek meclisli sisteme geri dönülmüştür. Doğru yanıt C'dir.

  19. 19. Türkiye'de 1983 genel seçimlerinde Anavatan Partisi'nin (ANAP) oyların yaklaşık yüzde kırkını alarak tek başına iktidar olmasında belirleyici rol oynayan etkenler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

    • A) ANAP'ın ekonomide dışa açılma, serbest piyasa ve özelleştirme politikalarını benimsemesi
    • B) Seçimlere katılabilmesine izin verilen diğer partiler olan MDP ve HP'nin yeterli seçmen tabanı oluşturamaması
    • C) Turgut Özal'ın karizmatik liderliği ve teknokrat kimliğiyle seçmen nezdinde güven oluşturması
    • D) 12 Eylül sonrasında eski siyasilerin siyasi yasaklara tabi tutulması nedeniyle rakip partilerin zayıf kalması
    • E) Millî Güvenlik Konseyi'nin yalnızca ANAP'ı seçime sokmak amacıyla diğer partileri yasaklaması

    1983 seçimlerinde MGK; Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) ve Halkçı Parti (HP) ile birlikte ANAP'ı da seçime sokmuş, dolayısıyla sadece ANAP'ın katılmasına izin veren bir uygulama söz konusu değildir. Eski siyasetçilere getirilen yasaklar nedeniyle köklü partilerin seçime girememesi, Özal'ın etkili liderliği, serbest piyasa söylemi ve rakip partilerin yeterli seçmen tabanı oluşturamaması ANAP'ın zaferini belirleyen gerçek etkenlerdir. Doğru yanıt D'dir.

  20. 20. Türkiye'de 1990'lı yıllarda yaşanan siyasi konjonktür göz önünde bulundurulduğunda, 28 Şubat 1997 sürecini diğer askerî müdahalelerden ayıran en temel özellik nedir?

    • A) Doğrudan askerî yönetim kurulmaksızın yayımlanan MGK kararları ve çeşitli baskı mekanizmaları aracılığıyla hükümetin istifaya zorlanması
    • B) Anayasanın askıya alınarak Millî Birlik Komitesi'ne benzer bir yapının oluşturulması
    • C) Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin feshedilerek ülkenin doğrudan askerî yönetim altına alınması
    • D) Fiziksel güç kullanılarak iktidar partisi liderinin görevden uzaklaştırılması
    • E) Siyasi partilerin Anayasa Mahkemesi kararıyla değil, askerî emir ve talimatla kapatılması

    28 Şubat süreci, literatürde 'postmodern darbe' ya da 'sivil toplum darbesi' kavramlarıyla tanımlanmaktadır. Askerî yönetime el konulmamış, meclis feshedilmemiş, anayasa askıya alınmamıştır. Bunun yerine; 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısında alınan ve irticai tehlikelere karşı alınması istenilen tedbirleri listeleyen bir bildiri, asker gezi ve tatbikatları, basın yayın organlarına yapılan brifinglerin etkisiyle Necmettin Erbakan liderliğindeki RP-DYP koalisyon hükümeti dolaylı yollarla istifaya zorlanmıştır. Bu nedenle doğru yanıt B'dir.

  21. 21. Türk siyasi tarihinde 'kohabitasyon' (birlikte yaşama) kavramı hangi durumu tanımlamak için kullanılmaktadır?

    • A) Askerî ve sivil yönetimin aynı anda görevde bulunması
    • B) Bir siyasi partinin hem iktidarda hem de muhalefette temsil edilmesi
    • C) Farklı siyasi partilerden gelen cumhurbaşkanı ile başbakanın aynı dönemde görev yapması
    • D) İki büyük siyasi partinin seçimlerden önce resmî ittifak kurması
    • E) İki farklı partinin aynı seçim bölgesinde ortaklaşa aday göstermesi

    Kohabitasyon, köken itibarıyla Fransız siyasi sistemine ait bir kavram olmakla birlikte Türk siyasetinde de kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanı'nın bir partiden, başbakanın ise farklı bir siyasi yapıdan olduğu ve bu durumun yürütme içinde gerilim yarattığı dönemleri tanımlar. Türkiye'de bu olgu özellikle 2000'li yıllarda, Ahmet Necdet Sezer ile AKP hükümeti arasındaki ilişkiler bağlamında tartışılmıştır. Doğru yanıt B'dir.

  22. 22. 2001 yılında kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) Türk siyasi tarihindeki özgün konumuna ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisi en doğrudur?

    • A) AKP'nin ilk seçim zaferini kazandığı 2002, tek parti hükümeti kurduğu ancak meclis çoğunluğuna sahip olamadığı yıl olmuştur.
    • B) AKP, kuruluşundan bu yana değişmez bir ideolojik çizgiyle yalnızca dinî muhafazakâr seçmen kitlesine hitap etmektedir.
    • C) AKP, kuruluşunda ağırlıklı olarak DSP ve CHP'den ayrılan isimlerden oluşmuştur.
    • D) AKP, liderlerinin geçmişte RP ve FP içinde yer almasına karşın kendisini muhafazakâr demokrat çizgide tanımlamış ve AB üyeliğini öncelikli hedef olarak benimsemiştir.
    • E) AKP, Refah Partisi'nin doğrudan devamı niteliğinde, İslamcı çizgisini aynen sürdüren bir partidir.

    AKP, 2001 yılında Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve eski FP/RP çevresinden gelen isimler tarafından kurulmuştur. Ancak parti, kendisini İslamcı değil 'muhafazakâr demokrat' olarak tanımlamış; Avrupa Birliği üyeliğini stratejik bir hedef olarak benimsemiş ve geniş bir seçmen kitlesine ulaşmayı başarmıştır. 2002 seçimlerinde %34,3 oranında oy alarak tek başına iktidar olan AKP, mecliste de güçlü bir çoğunluk kurmuştur. Seçmen tabanı yalnızca dinî muhafazakâr kesimle sınırlı kalmayıp milliyetçi, liberal ve merkez seçmenlerden de destek görmüştür. Doğru yanıt B'dir.

  23. 23. Türkiye'de 2017 anayasa referandumu ile hayata geçirilen cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemi, parlamenter sisteme kıyasla nasıl değerlendirilebilir?

    • A) Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçilmekte, yürütme yetkisi tek elde toplanmakta ve başbakanlık makamı kaldırılmaktadır.
    • B) 2017 referandumuyla benimsenen sistem, ABD başkanlık sisteminin birebir örnek alınmasıyla oluşturulmuştur.
    • C) Sistem, yürütmeyi parlamentoya tam anlamıyla bağımlı kılmakta; cumhurbaşkanı yalnızca törensel görevler üstlenmektedir.
    • D) Yeni sistemde yürütme yetkisi cumhurbaşkanı ile başbakan arasında paylaştırılmış, denge korunmuştur.
    • E) Yeni düzenlemeyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi yürütme üzerindeki denetim yetkisini önemli ölçüde güçlendirmiştir.

    2017 anayasa değişiklikleri; Türkiye'yi parlamenter sistemden başkanlık sistemine taşımış, başbakanlık makamını kaldırmış, yürütme yetkisini bütünüyle doğrudan halk tarafından seçilen cumhurbaşkanında toplamıştır. Cumhurbaşkanı kanun hükmünde kararname çıkarma, bakanları atama ve görevden alma, yargı atamalarını belirleme gibi geniş yetkilere sahip olmuştur. Söz konusu değişiklikler; yürütme-yasama arasındaki denge-denetleme mekanizmalarını zayıflattığı gerekçesiyle muhalefetin yoğun eleştirilerine konu olmuştur. ABD başkanlık sistemiyle belirli benzerlikler bulunsa da iki sistem arasında önemli yapısal farklar mevcuttur. Doğru yanıt B'dir.

  24. 24. 1950 seçimlerinde DP'nin CHP karşısında büyük bir zafer kazanmasının ardından bazı tarihçiler bu seçimi 'gerçek anlamda ilk demokratik iktidar değişimi' olarak nitelendirirken, bazıları ise 'Türk siyasi kültüründeki otoriter eğilimlerin farklı bir aktörle devamı' olarak yorumlamaktadır. Bu iki yorumun ortak paydası aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Her iki yorum da askerin sivil siyaset üzerindeki belirleyiciliğini ön plana çıkarır.
    • B) Her iki yorum da 27 Mayıs 1960 darbesinin kaçınılmaz olduğunu öngörür.
    • C) Her iki yorum da seçim sonucunun meşruiyetini tartışmaya açar.
    • D) Her iki yorum da Türkiye'de demokrasinin kurumsal değil kültürel bir sorun taşıdığını ima eder.
    • E) Her iki yorum da 1950'yi çok partili hayatın başlangıcı kabul eder.

    Birinci yorum demokratik prosedürün işlediğini kabul ederken DP'nin zamanla otoriter uygulamalara yöneldiğine dikkat çeker; ikinci yorum ise CHP döneminden miras kalan otoriter kültürün DP eliyle sürdüğünü savunur. Her iki yaklaşım da Türkiye'de demokratik kurumların yerleşmesinin önünde kültürel-siyasi bir engelin varlığına işaret etmekte, dolayısıyla kurumsal yapıdan çok siyasi kültürü merkeze almaktadır. Seçimin meşruiyetini tartışmak, askeri müdahaleyi öngörmek veya çok partili hayatın başlangıcını belirlemek bu iki yorumun ortak noktası değildir.

  25. 25. Türk siyasi tarihinde 'ara rejim' kavramı; 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 sonrası dönemleri nitelendirmek için kullanılmaktadır. Bu üç dönem karşılaştırıldığında hangisi yalnızca 12 Eylül 1980 sonrası döneme özgü bir nitelik taşımaktadır?

    • A) Üniversitelerde özerk yönetim anlayışının kaldırılması
    • B) Anayasa mahkemesi oluşturulması
    • C) Sendika faaliyetlerinin yasaklanması
    • D) Siyasi partilerin kapatılması
    • E) Yeni bir anayasanın referandumla halkın onayına sunulması

    1961 Anayasası bir kurucu meclis tarafından hazırlanarak halkoyuna sunulmuştur; ancak bu süreçte partiler kapalıydı ve referandum tartışmalı bir ortamda gerçekleşti. 1982 Anayasası ise doğrudan askeri yönetimin denetiminde, siyasi partilerin faaliyetleri askıya alınmış biçimde hazırlanmış ve referandumla kabul edilmiştir. 12 Mart 1971 'muhtırası' ise yeni bir anayasa üretmemiştir; mevcut anayasada değişiklik yapılmıştır. Dolayısıyla yeni anayasanın referandumla onaylanması her ne kadar 1961'de de gerçekleşmiş olsa da, 1971 döneminde bu yaşanmamıştır ve soru üç dönem içinde yalnızca 12 Eylül'e özgü bir nitelik aramaktadır. Siyasi partilerin kapatılması ve sendika yasakları her üç dönemde de görülmüştür. Anayasa Mahkemesi 1961 Anayasası ile kurulmuştur. YÖK'ün kurulması 1981'e aittir ve yalnızca 12 Eylül dönemine özgüdür; ancak seçenekler arasında bu en güçlü ayrışan cevap D şıkkıdır, zira referandumla anayasa onayı 1971 döneminde hiç yaşanmamıştır.