TARIH - i lk turk devletleri (Bölüm 3)
TARIH - i lk turk devletleri (Bölüm 3)
Aşağıda verilen eserler ve yazarları eşleştirildikten sonra yanlış olan eşleştirmeyi bulunuz.
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıda verilen eserler ve yazarları eşleştirildikten sonra yanlış olan eşleştirmeyi bulunuz.
- A) Divanü Lügati't-Türk – Kaşgarlı Mahmud (Karahanlı dönemi)
- B) Atabetü'l-Hakayık – Edip Ahmet Yükneki (Karahanlı dönemi)
- C) Kutadgu Bilig – Yusuf Has Hacib (Karahanlı dönemi)
- D) Orhun Yazıtları – Yollug Tigin tarafından yazıya geçirilmiştir (Göktürk dönemi)
- E) Divan-ı Hikmet – Mete Han'ın emriyle derlenmiştir (Hun dönemi) ✓
Divan-ı Hikmet, 12. yüzyılda yaşamış Türk-İslam şairi Hoca Ahmet Yesevi'ye aittir ve Yeseviye tarikatının temel eseri olarak kabul edilmektedir. Mete Han ile hiçbir ilgisi yoktur; Mete Han M.Ö. 3. yüzyılda yaşamış, Divan-ı Hikmet ise çok sonraki bir dönemde ve tamamen farklı bir coğrafi-kültürel çevrede kaleme alınmıştır. Diğer eşleştirmelerin tamamı doğrudur.
2. Türk tarihinde Orta Asya'da kurulan devletlerin ortak özelliklerinden biri, göçebe bozkır yaşam tarzının devlet yönetimine yansımasıdır. Aşağıdakilerden hangisi bu yaşam tarzının siyasi ve kurumsal açıdan doğrudan bir sonucu olarak değerlendirilemez?
- A) Ordunun aynı zamanda toplumun kendisi niteliğinde olması
- B) Merkezi otoritenin zaman zaman zayıflayarak boy özerkliğinin ön plana çıkması
- C) Sürekli ve sabit bir başkentin uzun süre korunamaması
- D) Otlak alanları ve su kaynakları üzerindeki hâkimiyet mücadelelerinin siyasi çatışmayı beslemesi
- E) Tarıma dayalı ekonominin hayvancılık ekonomisinin önüne geçmesi ✓
Göçebe bozkır yaşamında hayvancılık ekonomisi esastır; tarıma dayalı ekonomi yerleşik toplumlara özgüdür. Dolayısıyla 'tarım ekonomisinin hayvancılığın önüne geçmesi', göçebe yaşam tarzının bir sonucu olamaz; tam tersine bu iki ekonomi modeli birbirinin zıttıdır. Diğer şıklar ise göçebe yaşamın doğal ve belgelenmiş sonuçlarıdır: sabit başkentin olmaması, ordu-millet özdeşliği, boy özerkliği ve otlak mücadeleleri bunlar arasında sayılabilir.
3. Göktürk Devleti'nin 582'de Doğu ve Batı Göktürkleri olarak ikiye ayrılmasında aşağıdaki faktörlerin hangisi doğrudan belirleyici rol oynamıştır?
- A) İpek Yolu gelirlerinin paylaşımındaki anlaşmazlığın hanedan içi iktidar mücadelesiyle çakışması ✓
- B) Sasani Devleti'nin Batı Göktürkleri ile ayrı ittifak kurarak doğuya yönelik baskı uygulaması
- C) Budizm'in batı boylarında hızla yayılarak doğu boylarıyla kültürel kopuş yaratması
- D) Orhun vadisindeki kıtlık nedeniyle göç eden kalabalıkların batı boylarıyla çatışmaya girmesi
- E) Çin'in askeri baskısı sonucu toprak kayıplarının boy liderlerinde güvensizlik yaratması
Göktürk ikiye ayrılmasının temel dinamiği; İpek Yolu üzerindeki ticaret gelirlerini kontrol etmek isteyen batı kanadı ile merkezi otoriteyi elinde tutmak isteyen doğu kanadı arasındaki ekonomik-siyasi çekişmedir. Çin'in 'böl ve yönet' politikası bu çekişmeyi körüklemişse de belirleyici etken doğrudan Çin baskısı değil, hanedan içindeki iktidar ve ekonomik çıkar mücadelesidir. Diğer şıklardaki olgular tarihsel bağlamda gerçekleşmemiştir veya belirleyici rol üstlenmemiştir.
4. Orhun Yazıtları'nda (Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları) devlet yönetimine ilişkin şu ifade geçmektedir: 'Türk milleti aç idiyse, tok kılayım; çıplak idiyse, giyindireyim.' Bu ifadenin, Türk devlet geleneğindeki 'kut' anlayışıyla ilişkisi düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Yazıtta geçen ifade, kutun feodal bir sözleşme hukukundan türediğini kanıtlamaktadır.
- B) Orhun Yazıtları'ndaki kut kavramı İslam öncesi dönemde tamamen bireysel bir erdemi ifade etmekte olup toplumsal boyutu yoktur.
- C) Hükümdarın kutu; halkın refahını sağlama yükümlülüğünü yerine getirdiği sürece tanrısal onay anlamını korur. ✓
- D) Kut anlayışı hükümdarın yalnızca dinî meşruiyetini ifade eder, sosyal sorumluluk ayrı bir kavramdır.
- E) Kut, doğrudan Tanrı'dan alınan ve hiçbir koşulda geri alınamaz mutlak bir yetki belgesidir.
Eski Türk siyasi düşüncesinde 'kut', Tengri tarafından verilen iktidar karizmasıdır; ancak bu yetki koşulsuz değildir. Bilge Kağan ve Köl Tigin yazıtları incelendiğinde hükümdarın halkı doyurma, giydirme ve dış tehditlere karşı koruma yükümlülüğü yerine getirildiği sürece kutun geçerliliğini sürdürdüğü görülmektedir. Yükümlülükleri yerine getiremeyen hükümdarın kutunu yitirdiğine inanılır, bu da taht değişikliklerini meşrulaştırırdı. Dolayısıyla kut, sosyal sorumlulukla organik biçimde bağlantılıdır.
5. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi, İlk Türk devletlerindeki siyasi-idari yapı özellikleri açısından yanlış bir değerlendirme içermektedir?
- A) I. Göktürk Devleti – Kağanlığın Aşina soyuna özgü tutulması, oy birliğiyle toplanan kurultayın kağan seçimini biçimsel kılmıştır.
- B) Büyük Hun Devleti – Mete Han'ın 'onluk sistem'i hem orduyu hem de idari bölünmeyi düzenleyen çift işlevli bir yapı oluşturmuştur.
- C) Uygur Devleti – Maniheizm'i resmi din ilan etmesi, konar-göçer yaşam biçiminin terk edilip tamamen yerleşik düzene geçilmesini sağlamıştır.
- D) Büyük Hun Devleti – İkili yönetim (Sol-Sağ kanatlar), batı kanadının doğuya bağımlılığı ilkesiyle hiyerarşik bir yapı oluşturmuştur.
- E) Kök Türkçe – Orhun Yazıtları'nın henüz devlet idaresine girmeyen tamamen folklorik bir dil ürünü olduğu söylenebilir. ✓
Orhun Yazıtları; Bilge Kağan ve Köl Tigin adına devlet iradesiyle diktirilen, Türk milletine seslenen resmî devlet belgeleridir. Yönetim anlayışını, tarihi olayları ve devlete ilişkin mesajları içeren bu yazıtlar tamamen resmî bir karaktere sahiptir; folklorik değil devlet belgesi niteliğindedir. D seçeneğindeki bu tanım açıkça yanlıştır. C şıkkında ise Uygurların Maniheizm'i benimsemesiyle tarımsal faaliyetlere yöneldiği doğrudur; ancak 'tamamen yerleşik düzene geçiş' ifadesi abartılı olsa da diğer şıkla kıyaslandığında D şıkkı daha açık ve kesin biçimde yanlıştır.
6. Hunların M.Ö. 3. yüzyılda Çin üzerinde kurduğu baskı, Çin'de Qin/Han hanedanlarını hem Çin Seddi'ni genişletmeye hem de ipek, tahıl ve prenses hediyelerini içeren 'heqin' anlaşmalarını yapmaya zorlamıştır. Bu durumun, tarihsel süreçteki anlamı değerlendirildiğinde aşağıdaki yorumlardan hangisi analitik açıdan en doğrudur?
- A) Hunlar ekonomik açıdan Çin'e bağımlı olduğundan heqin anlaşmaları aslında Çin'in Hunları kontrol aracıydı.
- B) Çin'in tarıma dayalı üretim fazlası, Hunların göçebe iktisat modeline herhangi bir üstünlük sağlamamaktaydı; dolayısıyla heqin anlaşmaları eşit taraflar arasında yapılmıştır.
- C) Heqin anlaşmaları; göçebe-yerleşik ekonomileri arasındaki yapısal asimetriyi, Hunların askerî üstünlüğü aracılığıyla ekonomik transfere dönüştürdüğü bir sistem olarak okunabilir. ✓
- D) Çin Seddi'nin genişletilmesi Hunların askerî üstünlüğünü kalıcı biçimde kırmış ve heqin anlaşmaları bu zaferden sonra Hunlara dayatılmıştır.
- E) Hunların Çin'le kurduğu ilişki yalnızca yağma temelli olup heqin sistemi tamamen Çin'in dış politika zaafiyetini gizleme amacı taşıyan diplomatik bir kurgudur.
Heqin sistemi; Hunların askerî baskı kapasitesini bir ekonomik transfer mekanizmasına dönüştürdüğü sofistike bir ilişki biçimidir. Çin'in ürettiği tahıl, ipek ve diğer mallar Hunların bozkır ekonomisindeki yapısal ihtiyaçlarını karşılarken Hunlar da Çin'e yönelik seferleri belirli koşullarda durdurmaktaydı. Bu sistem, ne salt Çin kontrolü ne de salt yağmaydı; askerî kapasite ile ekonomik ihtiyacın karşılıklı etkileşiminden doğan yapısal bir alışverişti. A, B, D ve E seçeneklerindeki yorumlar ilişkiyi tek taraflı ya da yanlış biçimde basitleştirmektedir.
7. I. Göktürk Kağanlığı 552'de kurulmuş, 630'da Çin egemenliğine girmiş; ancak 682'de II. Göktürk Kağanlığı bağımsızlığını yeniden kazanmıştır. Bilge Kağan yazıtında bu süreç şöyle anlatılır: 'Türk milleti öldü, yok oldu, yok olacak dendi; fakat atalarımın bıraktığı yerlerde oturarak Türk milletini yeniden düzelttim.' Bu bağlamda II. Göktürk'ün yeniden kuruluşunu mümkün kılan etken kombinasyonu hangisinde doğru verilmiştir?
- A) Çin'in kuzey sınırlarını Büyük Duvar dışına genişletmesi sonucu Türk boylarının doğuya göç ederek birleşmesi
- B) Tang hanedanında yaşanan iç siyasi kriz (Wu Zetian dönemi) + Kutluk Kağan önderliğinde boy birliği + stepte kalan Türk kimliği bilincinin sürekliliği ✓
- C) Çin'deki Tang hanedanının çöküşü + Uygur boylarının Göktürklere destek vermesi + İpek Yolu'nun tamamen kapanması
- D) İslamiyet'in Orta Asya'ya ulaşmasıyla Türk boylarının ortak düşmana (Arap-İslam orduları) karşı Çin'i terk etmesi
- E) Sasani Devleti'nin Çin'e savaş açması + Göktürklerin bu ittifaktan güç alması + Orhun vadisinin stratejik önemi
II. Göktürk'ün yeniden kuruluşu (682) birkaç etkenden beslenmektedir: Tang hanedanının Wu Zetian döneminde yaşadığı derin iç kriz Çin'in kuzey sınırlarına odaklanmasını engelledi; Kutluk Kağan (İlteriş) dağınık Türk boylarını Ötüken merkezinde yeniden örgütledi ve 49 yıllık Çin hâkimiyeti döneminde dahi Türklerin arasında boy kimliği ve siyasi hafıza yaşamaya devam etti. A'daki Tang çöküşü bu dönemde yoktur, Uygurlar Göktürklere destek vermemiştir. C ve E tamamen yanlış olgulara dayanmaktadır. D ise tarihsel akışla çelişmektedir.
8. Aşağıdaki tabloda İlk Türk devletlerine ait bazı bilgiler verilmiştir. Hangi satırda bilgi yanlışı vardır? [I] Büyük Hun – Mete Han – Onluk sistem – M.Ö. 209 [II] I. Göktürk – Bumin Kağan – Runik alfabe – M.S. 552 [III] Uygur – Kutluk Bilge Kül – Maniheizm – M.S. 745 [IV] Kırgız – Yenisey yazıtları – Göktürkleri yıkmaları – M.S. 840 [V] Akhun – Eftalit adıyla da bilinir – Sasanileri vergiye bağlamışlardır – M.S. 5. yüzyıl
- A) Yalnızca II ✓
- B) Yalnızca I
- C) Yalnızca III
- D) II ve IV
- E) III ve V
I. Göktürk Kağanlığı Bumin Kağan tarafından 552'de kurulmuştur ve Runik (Orhun) alfabesi Göktürklerle ilişkilendirilmektedir; bu doğrudur. Ancak Orhun/Runik alfabesinin sistematik kullanımı ve yazıtlar II. Göktürk dönemine (özellikle 8. yüzyıl) aittir; I. Göktürk döneminde bu alfabenin tam anlamıyla devlet yazısına dönüştüğüne dair kesin kanıt yoktur. Daha kritik sorun şudur: Runik alfabeyi 'I. Göktürk dönemine' doğrudan bağlamak yanıltıcıdır. Bu nedenle II. satır tartışmalı/yanlış bir eşleştirme içermektedir. Diğer satırlar tarihsel açıdan doğrudur.
9. Türk tarihinde 'toluı' (devlet mirası) geleneğine göre iktidar hanedanın erkek üyeleri arasında bölüşülürdü. Bu anlayış Türk devletlerinde sürekli taht kavgalarına yol açmıştır. Söz konusu geleneğin İlk Türk devletlerinin ömrünü kısaltmadaki işlevi değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi en kapsamlı açıklamayı sunar?
- A) Hanedanın her üyesini potansiyel kağan yapmak, merkeziyetçiliği imkânsız kılarak devlet otoritesini yapısal olarak aşındırmıştır. ✓
- B) Taht kavgaları yalnızca askeri zayıflama yaratmış, idari ve ekonomik süreklilik ise bu süreçten etkilenmemiştir.
- C) Türk tarihindeki devlet çöküşleri incelendiğinde toluı geleneğinden çok coğrafi ve iklimsel baskıların birincil etken olduğu görülür.
- D) Toluı geleneği, boylar arasında güç dengesini koruyarak merkezin aşırı güçlenmesini engellediğinden istikrara katkı sağlamıştır.
- E) Toluı geleneğinin tek olumsuz etkisi hanedan üyelerinin dış güçlerle ittifak kurmasına yol açmasıdır.
Toluı (veya ülüş) geleneği, iktidarın hanedanın tüm erkek üyelerinin ortak malı sayılması ilkesine dayanmaktaydı. Bu durum; bir kağanın ölümünden sonra birden fazla meşru talipçinin ortaya çıkmasına, boyların farklı adayları desteklemesine ve dış güçlerin (özellikle Çin'in) bu çatışmalara müdahale ederek devleti parçalamasına zemin hazırladı. Merkeziyetçi bir veraset sisteminin yokluğu, her iktidar boşluğunu potansiyel bir iç savaşa dönüştürmekteydi. Bu yapısal sorun; askeri, idari ve ekonomik alanlarda eş zamanlı zaafa yol açtığından A seçeneği en kapsamlı açıklamayı sunmaktadır.
10. Uygur Kağanlığı'nın 840'ta Kırgızlar tarafından yıkılmasının ardından Uygurların bir kısmı güneye inerek Turfan ve Kanzhou bölgelerinde yerleşik devletler kurmuştur. Bu gelişme, Türk tarihinin genel seyri açısından hangi önemli dönüşümü temsil etmektedir?
- A) Yerleşik Uygur devletleri Maniheizm yerine Budizm'i benimseyerek Türklerin İslam'a geçişini kalıcı olarak engellemiştir.
- B) Konar-göçer Türk siyasi geleneğinin, kentleşme ve tarımla birleşerek farklı bir devlet modelini üretebileceğini kanıtlamıştır. ✓
- C) Uygurların yerleşmesi yalnızca Çin kültürel etkisi altında kimliklerini yitirmelerine yol açmış, kalıcı bir Türk katkısı bırakmamıştır.
- D) Turfan Uygurları, İpek Yolu'nu tamamen denetim altına alarak bölgedeki tüm Türk boylarının birleşmesini sağlamıştır.
- E) Bozkır Türk devletlerinin tamamen yok olduğunu ve siyasi özgünlüğün sona erdiğini göstermektedir.
840 sonrasında kurulan Turfan (İdikut) ve Kanzhou Uygur devletleri; kentleşmiş, tarım ve ticarete dayalı, özgün edebiyat ve sanat üretimi olan, farklı dinlere (Maniheizm, Budizm ve sonrasında İslam) açık Türk siyasi yapılarını temsil etmektedir. Bu devletler, Türklerin konar-göçer yaşam olmaksızın da özgün devlet geleneğini sürdürebildiğini ortaya koymaktadır. A yanlıştır çünkü bozkır geleneği bu dönemde de devam etti. B yanlıştır çünkü sonraki kuşaklarda pek çok Uygur İslam'ı benimsedi. D yanlıştır; Uygurların edebiyat ve sanat alanındaki katkıları son derece önemlidir. E abartılı ve olgusal açıdan yanlıştır.
11. Aşağıdaki nedensellik zincirlerinden hangisi, Büyük Hun Devleti'nin M.S. 48'de Kuzey ve Güney Hunları olarak ikiye ayrılma sürecini en doğru şekilde açıklamaktadır?
- A) Han hanedanının çöküşü → Hunların Çin iç siyasetine müdahalesi → güney boylarının Çin'e entegre olması → kuzey boylarının direnmesi
- B) Çin'in askeri zaferler kazanması → toprak kayıpları → ekonomik çöküş → bölünme
- C) Budizm'in hızla yayılması → dini temelli toplumsal kutuplaşma → kuzey-güney ayrışması
- D) Ard arda gelen kıtlık ve soğuk kışlar → ekonomik bunalım → hanedan içi iktidar mücadelesi → Çin'in 'böl ve yönet' politikasının bölünmeyi tamamlaması ✓
- E) Orta Asya'dan gelen Sarmat baskısı → batı boylarının ayrılması → doğu-batı çatışması → bölünme
Güney-Kuzey Hun bölünmesi (M.S. 48) çok katmanlı bir sürecin ürünüdür: M.S. 1. yüzyılda art arda yaşanan kıtlık ve ağır kış koşulları (Orta Asya iklim değişkenliği) hayvan kayıplarına ve ekonomik daralmaya yol açtı; bu durum hanedan üyeleri arasındaki iktidar yarışını keskinleştirdi; Han Çin'i de Hunların zayıflayan kanadını destekleyerek topraklarına yakınlaştırdı. Güney Hunlar Çin ile uzlaşmayı seçerken Kuzey Hunlar bağımsızlıklarını korumak istedi. A'da sözü edilen Çin askeri zaferlerinin bu dönemde belirleyici rol oynadığına dair yeterli kanıt yoktur; B'deki zincir tarihsel bulgularla en uyumlu olanıdır.
12. Orhun Yazıtları'nda Bilge Kağan, Türk milletine şöyle seslenmektedir: 'Çin milletinin sözü tatlı, ipeklisi yumuşaktır; tatlı sözle, yumuşak ipeğiyle aldatarak uzak milleti kendine yaklaştırır. Yaklaştıktan sonra kötü düşüncelerini içine yerleştirir.' Bu pasaj, Bilge Kağan'ın Çin'e ilişkin hangi stratejik tespiti yaptığını göstermektedir?
- A) Türk boylarının Çin'e göç ederek yerleşmesinin uzun vadede siyasi güç kazandıracağı
- B) Çin'in askerî üstünlüğünün Türkleri doğrudan fetih yoluyla yok edeceği uyarısı
- C) Çin ile diplomatik ilişkilerin sürdürülmesinin bağımsız Türk devleti için zorunlu olduğu
- D) Ekonomik ve kültürel asimilasyonun (yumuşak güç) askeri fetihten daha tehlikeli olduğu saptaması ✓
- E) İpek ticaretinin Türk ekonomisi için vazgeçilmez olduğu ve bu bağımlılığın kabullenilmesi gerektiği
Bilge Kağan'ın bu satırları, 20. yüzyılda 'yumuşak güç' (soft power) kavramıyla ifade edilecek olan olguyu 8. yüzyılda sezgisel biçimde çözümlemektedir. Yazıtta vurgulanan tehdit; Çin ordularının değil, Çin'in kültürel cazibesi, ticaret ağları ve söylemsel stratejisinin Türkleri bağımsızlıklarından koparma tehlikesidir. 630-682 arasında Türklerin Çin idaresi altında yaşadığı dönemde tam da bu sürecin yaşandığını bizzat deneyimleyen Bilge Kağan, bu uyarıyı gelecek kuşaklar için kaleme almıştır. Diğer seçenekler pasajın vurgusunu farklı yönlere çekmekte ve ana mesajı ıskalamaktadır.
13. Aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi, İslamiyet öncesi Türk devletlerindeki din-devlet ilişkisi konusunda tarihsel bulgularla çelişmektedir?
- A) Uygurların Maniheizm'i devlet dini ilan etmesi, yönetici sınıf ile halk arasında giderek derinleşen bir kültürel uçuruma zemin hazırlamıştır.
- B) İlk Türk devletlerinde din adamları (kamlar/şamanlar) kağanın üzerinde siyasi otorite kullanmış, kağanın meşruiyeti onların onayına bağlıydı. ✓
- C) Kırgızların Budizm ile sınırlı düzeyde temas kurması, onların Şamanist gelenek üzerindeki birincil kimliklerini uzun süre korumasını sağlamıştır.
- D) Göktürklerde Şamanizm ve Gök Tanrı inancı bir arada bulunmuş; Tengri her şeyin üzerinde tutulurken ruhlar ve atalar kültü de yaşamını sürdürmüştür.
- E) Akhunların/Eftalitlerin belirgin bir devlet dini benimsememesi, farklı inançtaki toplulukları bir arada yönetmelerine kolaylık sağlamıştır.
İlk Türk devletlerinde şamanlar/kamlar toplumsal ve ruhsal alanda önemli bir işlev üstlense de kağanın üzerinde kurumsal bir siyasi otorite tesis ettiklerine dair tarihsel kanıt yoktur. Türk siyasi geleneğinde kağanın meşruiyeti Tengri'den aldığı 'kut'a dayanmaktaydı; bu meşruiyet dolaylı olarak bazı dini ritüellerle ilişkilendirilse de kam/şamanın onayına bağlı değildi. Bu nedenle C seçeneği tarihsel bulgularla çelişen bir değerlendirme içermektedir. Diğer seçeneklerdeki ifadeler, genel hatlarıyla tarihsel bağlamla uyumludur.
14. M.Ö. 3. yüzyılda bozkırda yaşanan büyük siyasi dönüşüm incelendiğinde Mete Han'ın 'ıslık oklu' darbe süreciyle iktidarı ele geçirip onluk sistemi kurduğu görülmektedir. Söz konusu onluk sistemin en özgün yanı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Askeri örgütlenme ile idari bölünmeyi özdeşleştirerek her birliğin kendi bölgesinden sorumlu olmasını sağlaması ✓
- B) Her on kişilik birliğin kendi içinden seçtiği lideri kağana karşı sorumlu tutması, böylece aşağıdan yukarıya demokratik bir komuta zinciri kurması
- C) Orduyu profesyonel paralı askerlerden oluşturarak boy bağını zayıflatması
- D) Süvari kuvvetleri yerine yaya piyadeyi öne çıkararak Çin'in savunma hatlarını aşan yeni bir savaş taktiği geliştirmesi
- E) Onluk sistemin yalnızca merkez orduya uygulanıp çevre boyların geleneksel yapısını koruması
Mete Han'ın onluk sistemi (10, 100, 1.000, 10.000 kişilik birlikler) özünde ikili bir işlev taşımaktaydı: Hem orduyu disiplinli bir hiyerarşi içinde örgütlüyor hem de geniş bozkır coğrafyasını yönetsel birimler hâlinde denetim altına alıyordu. Her komutan kendi bölgesinden vergi toplamak, asker devşirmek ve asayişi sağlamakla yükümlüydü. Bu yapı, dağınık boy sisteminin merkezileştirilmiş bir devlet modeline dönüştürülmesini mümkün kıldı. A yanlıştır çünkü paralı asker geleneği yoktu; askerler boy mensuplarından oluşurdu. C, D ve E tarihsel bağlamla uyuşmamaktadır.
15. Tarih yazımında 'Türk' kimliğinin ilk dönemlerde etnik mi yoksa siyasi mi bir kategori olduğu tartışması sürmektedir. Aşağıdaki kaynaklara dayalı argümanlardan hangisi, 'Türk'ün başlangıçta ağırlıklı olarak siyasi bir kimlik olduğu tezini en güçlü biçimde destekler?
- A) Orhun Yazıtları'nın farklı boyları 'Türk milleti' olarak anması, oysa bu boyların birbirinden farklı dil lehçeleri konuşması
- B) Türk sözcüğünün Çince kaynaklarda 'güçlü, kuvvetli' anlamında kullanılması ve farklı etnik gruplardan güçlü savaşçıları tanımlamak için benimsenmesi
- C) Orhun Yazıtları'nda 'Türk' sözcüğünün yalnızca Göktürk Kağanlığı'na tabi olan herkesi kapsayacak biçimde kullanılması ve kağanlık dağılınca bu kimliğin de sorgulanır hâle gelmesi ✓
- D) Göktürk kağanlarının Aşina soyuna özgü tutulması, farklı boylardan gelenlerin kağan unvanı taşıyamaması
- E) Çin kaynaklarının Göktürkleri yalnızca 'Tu-jue' olarak kaydetmesi, bu adı diğer bozkır halklarına kullanmaması
Orhun Yazıtları ve dönemin Çin kaynakları birlikte değerlendirildiğinde 'Türk' kimliğinin büyük ölçüde Göktürk Kağanlığı'na tabi olan herkesi kapsayan siyasi bir çatı kavramı işlevi gördüğü görülmektedir. Kağanlık zayıfladığında veya çöktüğünde bazı boyların bu kimliği terk edip kendi boy adlarına döndüğü ya da başka bir siyasi otoritenin adını benimsediği gözlemlenmektedir. Bu dinamik, 'Türk' kimliğinin başlangıçta etnik bir özden çok siyasi bir sadakat ve üyelik ilişkisiyle biçimlendiğini göstermektedir. D bu tezi en doğrudan destekleyen argümandır.
16. Aşağıdaki karşılaştırmada İlk Türk devletleri ile diğer çağdaş göçebe devletler (İskit, Sarmat, Avar) arasındaki temel ayrım nedir?
- A) Türk devletleri ölçek, kurumsal süreklilik ve yazılı öz-anlatı (Orhun Yazıtları) üretme kapasitesi açısından çağdaşlarından belirgin biçimde ayrışmaktadır. ✓
- B) Türk devletleri ağırlıklı olarak Orta Asya step kuşağında kurulmuşken İskitler ve Sarmatlar bu bölgeyle hiçbir coğrafi bağ kurmamıştır.
- C) Türk devletlerindeki kadınların siyasi konumu, İskit ve Sarmatlardan belirgin biçimde daha güçlüydü ve kadın kağanlar yönetimde etkin rol oynamıştır.
- D) Türk devletleri yazılı hukuk sistemi geliştirmiş; diğer göçebe devletler sözlü gelenekle yönetilmiştir.
- E) Türk devletleri demiri silah yapımında kullanmış; diğer göçebe topluluklar demiri yalnızca tarım aletlerinde kullanmıştır.
İlk Türk devletleri, özellikle Göktürk ve Uygur kağanlıkları, çağdaş göçebe siyasi oluşumlardan birkaç temel özellikte ayrışmaktadır: geniş coğrafyayı uzun süre denetim altında tutan kurumsal yapı, İpek Yolu üzerinde sistematik ekonomi yönetimi ve en önemlisi kendi tarihlerini, siyasi felsefelerini ve toplumsal kimliklerini kendi dilleriyle yazıya döktükleri Orhun Yazıtları gibi özgün belgeler üretmeleri. Bu 'yazılı öz-anlatı' kapasitesi onları İskit, Sarmat ve Avar gibi benzer bozkır halklarından belirgin biçimde ayırt etmektedir. Diğer seçenekler ya tarihsel açıdan yanlış ya da abartılıdır.
17. Kırgızlar 840'ta Uygur Kağanlığı'nı yıkmış; ancak geniş bir imparatorluk kurmak yerine Yenisey bölgesine çekilmişlerdir. Tarihçiler bu durumu 'Kırgız büyük gücünün paradoksu' olarak nitelendirmektedir. Bu paradoksu en iyi açıklayan yorum hangisidir?
- A) Çin'in Kırgızların genişlemesini engellemek amacıyla güçlü diplomatik ve askerî baskı uygulaması onları geri çekilmeye zorlamıştır.
- B) Kırgızlar dini nedenlerle güneye inmekten kaçınmış ve Maniheist Uygur topraklarını 'kirlenmiş' saydıkları için işgal etmemişlerdir.
- C) Kırgızların at yetiştiriciliğine dayalı ekonomisi güney bölgelerinin tarımsal yapısıyla uyumsuzdu ve bu ekonomik model değişikliğine direniş yeniden fetih yerine geri çekilmeyi doğurdu.
- D) Kırgızlar Uygur Kağanlığı'nı yıkacak askerî kapasiteye sahipti; ancak geniş imparatorluğu yönetecek idari altyapı, yazılı bürokrasi ve İpek Yolu ekonomisine entegrasyon deneyiminden yoksundu. ✓
- E) Kırgızların nüfusu hem Uygurları yenmek hem de fethedilen toprakları kolonize etmek için yeterli değildi; bu demografik sınır güneye genişlemeyi olanaksız kıldı.
Kırgız paradoksu tarih yazımında sıkça tartışılmaktadır. Kırgızlar Uygurları yenecek mükemmel süvari taktiklerine ve savaş kapasitesine sahipken geniş bir kağanlık kurmayı başaramamışlardır. Bunun en kapsamlı açıklaması; idari deneyim eksikliği, yazılı bürokrasi geleneğinin zayıflığı ve İpek Yolu ticaretini yönetecek kurumsal altyapının yokluğudur. Uygurlar çok yönlü bir devlet geleneği inşa etmişti; Kırgızlar ise çoğunlukla askeri güce dayalı bir bozkır kültürü sürdürüyordu. B, C, D ve E seçeneklerindeki açıklamalar tarihsel bağlamda belgelenmiş kanıtlarla yeterince desteklenmemektedir.
18. Göktürk Devleti'nin 582'de Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmasında birden fazla etken rol oynamıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu bölünmeyi doğrudan tetikleyen iç dinamiklerden biri değildir?
- A) Batı kanadının İpek Yolu gelirlerini doğudan bağımsız denetleme isteği
- B) Taht kavgaları ve hanedan içi çatışmaların kronik bir hal alması
- C) Töre anlayışındaki 'ülüş' geleneğinin merkezi otoriteyi yapısal olarak zayıflatması
- D) Uygurların Göktürkleri zayıflatmak amacıyla Çin ile ittifak kurması ✓
- E) Çin'in kağanlar arasındaki anlaşmazlıkları körükleyen böl-yönet politikası
Uygurlar, Göktürk Devleti'ni 745'te yıkmıştır; dolayısıyla 582'deki bölünmede doğrudan bir etken değillerdir. Diğer şıkların tamamı 582 bölünmesini doğrudan açıklayan unsurlardır. Çin'in böl-yönet politikası (B), Batı'nın İpek Yolu bağımsızlığı (C), hanedan içi çatışmalar (A) ve 'ülüş' geleneği (E) akademik literatürde bölünmenin temel nedenleri arasında gösterilmektedir.
19. Orhun Yazıtları'nda Bilge Kağan, Türk milletine yönelik en büyük tehdidin Çin kültürünün cazibesinden kaynaklandığını vurgular. Bu uyarının, yazıtların kalıcı bir malzeme olan taşa kazınma kararıyla birlikte değerlendirilmesi hangi sentez sonucunu destekler?
- A) Çin'in Göktürklere karşı askeri üstünlük kurduğu dönemlerde yazıtların dikildiği
- B) Orhun alfabesinin Soğd tüccarları tarafından Türklere aktarıldığı ve bu nedenle özgün olmadığı
- C) Yazıtların salt siyasi bir propaganda aracı olduğu ve tarihsel güvenilirliklerinin düşük olduğu
- D) Göktürklerin alfabetik yazıyı yalnızca dini törenler için kullandığı
- E) Devlet yöneticilerinin kültürel asimilasyon tehlikesine karşı kurumsal hafıza oluşturma çabası içinde olduğu ✓
Bilge Kağan'ın kültürel asimilasyon uyarısı ile taşa kalıcı biçimde yazma kararı birlikte ele alındığında, yöneticilerin gelecek nesillere siyasi ve kültürel bellek aktarmak istediği sonucu çıkar. Bu, devlet kurumunun bilinçli bir kolektif hafıza inşası pratiğidir. Diğer şıklar ya yanıltıcı genellemeler içerir (B, D) ya da soruyla doğrudan ilgisizdir (A, E).
20. Hunların sosyal örgütlenmesinde 'sol' ve 'sağ' olarak ikiye ayrılan kanat sistemi, coğrafi yönelim bakımından doğuya değil batıya bakan bir önder tarafından belirlenir. Bu özelliğin Orta Asya bozkır devlet geleneğiyle ilişkisi değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi en isabetli çıkarımdır?
- A) Güneş kültüyle bağlantılı kozmolojik dünya görüşünün devlet yapısını biçimlendirdiği ✓
- B) Batıya bakış yöneliminin, Hunların kökeninin İran coğrafyasına dayandığını kanıtladığı
- C) Kanat sisteminin Çin'in 'iç eyalet – dış eyalet' modelinden birebir uyarlandığı
- D) Bu sistemin, Orta Asya'da yalnızca Hunlara özgü olduğu ve sonraki Türk devletlerine aktarılmadığı
- E) Sol kanadın doğuyu, sağ kanadın batıyı temsil etmesinin salt askeri stratejiden kaynaklandığı
Güneşin doğduğu yere (doğuya) dönülerek bakıldığında sol güney, sağ kuzey olur; ancak önder güneşe karşı (batıya) bakarken sol doğu, sağ batıdır. Bu kozmolojik yönelim, güneş kültüyle bağlantılıdır. Kanat sistemi Göktürkler, Hazarlar ve Uygurlar gibi birçok bozkır devletine aktarılmıştır (D yanlış). Çin modelinden alınma iddiası (E) tarihsel bulgularla desteklenmemektedir.
21. Akhunlar (Eftalitler) hakkında yapılan araştırmalarda etnik köken tartışması hâlâ sürmektedir. Bazı tarihçiler Akhunları Türk kökenli sayarken bazıları İranlı ya da karma kökenli kabul etmektedir. KPSS perspektifinden bu tartışmanın en doğru değerlendirmesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Akhunların Türk devleti olmadığı kesin biçimde kanıtlanmıştır, bu nedenle KPSS'de İlk Türk Devletleri arasında sayılmamalıdır
- B) Akhunların İran kökenli olduğu arkeolojik bulgularla kesin olarak ispatlandığından sınav sorularında yer almaz
- C) Akhunların Türk kökenli olduğu konusunda akademik uzlaşı tam olmamakla birlikte Türk tarih yazımında geleneksel olarak bu devletler arasında gösterildiği ✓
- D) Etnik köken belirsizliği nedeniyle Akhunlara ilişkin herhangi bir sorunun ÖSYM tarafından iptal edileceği
- E) Akhunların Büyük Hun Devleti'nin doğrudan devamı olduğu ve aynı hanedanı sürdürdüğü
Akhunların etnik kökeni tartışmalıdır; ancak Türk millî tarih yazımı ve MEB müfredatı onları geleneksel olarak İlk Türk Devletleri arasında saymaktadır. KPSS bu geleneği esas alır. Kesin bir kanıtlama iddiası taşıyan A ve C şıkları bilimsel açıdan aşırı iddialıdır. E şıkkı hanedanlık sürekliliği konusunda kanıtlanmamış bir önerme içermektedir.
22. Uygur Devleti'nin 840'ta Kırgızlar tarafından yıkılmasının ardından Uygurların bir kısmı Doğu Türkistan'a, bir kısmı Çin'in içlerine, bir kısmı da Orta Asya'nın güneyine göç etmiştir. Bu dağılışın uzun vadeli kültürel sonuçları değerlendirildiğinde aşağıdaki yargılardan hangisi en kapsamlı ve doğru sentezi sunar?
- A) Kırgızların Uygurları yıkması, Göktürklerin siyasi mirasını Kırgızların üstlenmesi sonucunu doğurmuş ve Türk siyasi birliği yeniden kurulmuştur
- B) Göç eden Uygurların tamamı Budizmi benimsemiş ve İslam'ın Türkler arasında yayılmasını kalıcı biçimde engellemiştir
- C) Uygur göçü yalnızca demografik bir yer değiştirmeden ibaret olup kültürel bir aktarım gerçekleşmemiştir
- D) Uygurlar, yerleştikleri bölgelerde kentleşme, tarım ve Mani dini gibi unsurları taşıyarak Türklerin konar-göçer yaşamdan yerleşik medeniyete geçiş sürecine katkıda bulunmuştur ✓
- E) Uygur göçü, Türk dilinin batı lehçelerinin doğmasına zemin hazırlamış ve Oğuz Türkçesini doğrudan etkilemiştir
Uygurlar, yerleştikleri bölgelere Maniheizm, Budizm, gelişmiş bir alfabeyi, tarım tekniklerini ve kentleşme deneyimini taşımışlardır. Bu, konar-göçer bozkır kültüründen yerleşik medeniyete geçişte önemli bir kırılmayı temsil eder. C şıkkı yanıltıcıdır; Maniheizm ve Budizm kabul eden Uygurlar olsa da 'tamamı' genellemesi yanlıştır ve İslam'ın yayılmasını 'kalıcı olarak engelleme' iddiası tarihsel gerçekliği yansıtmaz. E şıkkı tarihsel açıdan temelsizdir.
23. Göktürk alfabesinin yapısal özellikleri incelendiğinde, bazı harflerin sözcükteki konumuna göre farklı biçimler aldığı ve ünlü harflerin tam olarak yazılmadığı görülmektedir. Bu özellikler aşağıdakilerden hangisiyle karşılaştırıldığında Göktürk yazısının kökenine ilişkin en anlamlı ipucunu verir?
- A) Latin alfabesiyle; çünkü her iki alfabe de sol-sağ yönünde yazılır
- B) Sanskrit alfabesiyle; çünkü her iki sistemde de hece temelli bir yapı mevcuttur
- C) Çin ideogram sistemiyle; çünkü her iki sistemde de anlam bütününü simgeler temsil eder
- D) Soğd alfabesiyle; çünkü Soğdca da Sami kökenli bir abjad sistemi olup ünlüleri tam göstermez ✓
- E) Sümer çivi yazısıyla; çünkü her iki sistem de ticaret gereksiniminden doğmuştur
Göktürk alfabesinin Soğd yazısından türediği yaygın kabul gören akademik görüştür. Soğdca, Sami kökenli bir abjad (sessiz harf ağırlıklı) sistemidir ve ünlüleri tam göstermez; bu özellik Göktürk yazısıyla örtüşmektedir. Ayrıca bazı harflerin konuma göre değişen biçimler alması da Soğd yazısıyla yapısal benzerlik gösterir. Diğer şıklar yanlış ya da ilgisiz karşılaştırmalar sunar.
24. Türk devlet geleneğinde 'kut' anlayışı, iktidarın meşruiyet kaynağını tanrısal bir lütfa bağlamaktadır. Bu anlayış çerçevesinde bir kağanın savaşta yenilmesi ya da kıtlığa yol açması nasıl yorumlanırdı ve bu yorum hangi siyasi sonucu kaçınılmaz kılardı?
- A) Yenilgi, Tanrı'nın sınadığı biçiminde değerlendirilir ve kağanın otoritesi dini törenlerle yeniden pekiştirilirdi
- B) Yenilgi, kağanın askeri yetersizliğinin kanıtı sayılır ve görevden alınması için meclis kararı aranırdı
- C) Kağanın 'kut'u yitirdiğine inanılır, bu durum meşruiyetinin sona erdiği şeklinde yorumlanır ve taht değişikliğine zemin hazırlardı ✓
- D) 'Kut' kalıtsal olduğundan yenilgi kağanın değil, komutanların sorumluluğuna yüklenirdi
- E) Kağan, 'kut'u yitirmiş olsa dahi budun meclisinin onayı olmadıkça tahtını korurdu
'Kut', Göktanrı'nın hükümdara bahşettiği siyasi iktidar gücüdür; kaybolabilir bir nitelik taşır. Kıtlık, yenilgi veya toplumsal çöküş, kağanın kutunu yitirdiğinin işareti sayılırdı. Bu durum hem meşruiyet krizine hem de rakip adayların taht iddiasına yol açardı; nitekim Orhun Yazıtları'nda bu kriz dönemleri açıkça anlatılmaktadır. Diğer şıklar 'kut' kavramını ya kalıtsal ya da töresel bir mekanizmaya indirgemekte, böylece kavramın özünü çarpıtmaktadır.
25. Büyük Hun Devleti'nin MÖ 3. yüzyılda Çin'e karşı önemli başarılar elde ettiği bilinmektedir. Mete Han'ın uyguladığı 'sahte geri çekilme' taktiğinin Çin imparatoru Gaozu'nun 200.000 kişilik ordusunu Baideng'de kuşatmayı başarmasıyla sonuçlanması, aşağıdaki askeri-siyasi yargılardan hangisini en güçlü biçimde destekler?
- A) Hunların bu dönemde demir silah teknolojisinde Çin'e karşı açık bir üstünlük kurduğunu
- B) Mete Han'ın bu zaferinin doğrudan Türk-İslam sentezinin temellerini attığını
- C) Bozkır savaş doktrininin, sayısal üstünlüğü coğrafya ve taktikle dengeleyebildiğini ✓
- D) Çin'in bu yenilginin ardından Hun topraklarını kalıcı olarak terk ettiğini ve sınır sorunlarının sona erdiğini
- E) Çin'in bu dönemden itibaren atlı okçuluğu benimseyerek Hunları askeri açıdan geçtiğini
Baideng Muharebesi, 200.000 kişilik Çin ordusunun kurgusal bir pususu fark edemediğini ve bozkır savaş anlayışının (hızlı manevra, sahte ricat, coğrafi tuzak) rakip sayısını işlevsiz kılabildiğini gösteren klasik bir örnek olarak değerlendirilir. A şıkkı kanıtlanamayan bir teknolojik iddia içerir; C yanlıştır çünkü Çin-Hun mücadelesi yüzyıllarca sürmüştür; D tamamen konu dışıdır; E ise tarihsel açıdan desteklenmeyen bir genellemedir.