menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - i lk turk devletleri (Bölüm 4)

TARIH - i lk turk devletleri (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

Türk devlet geleneğindeki 'toy' ya da 'kurultay' kurumunu, Batı Hun Devleti'nin Avrupa'daki siyasi pratikleriyle (özellikle Attila sonrası dönemle) karşılaştıran bir tarihçi hangi yapısal farkı en anlamlı bulur?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Türk devlet geleneğindeki 'toy' ya da 'kurultay' kurumunu, Batı Hun Devleti'nin Avrupa'daki siyasi pratikleriyle (özellikle Attila sonrası dönemle) karşılaştıran bir tarihçi hangi yapısal farkı en anlamlı bulur?

    • A) Attila'nın kurultay geleneğini bilinçli olarak güçlendirdiği ve bu nedenle ölümünün ardından devletin bütünlüğünü koruduğu
    • B) Her iki coğrafyada da kurultayın salt sembolik bir işlev gördüğü ve fiili kararların şamanlar tarafından alındığı
    • C) Batı Hunlarının Avrupa'da kurultay kurumunu daha da geliştirerek feodal parlamentoların doğmasına öncülük ettiği
    • D) Orta Asya geleneğinde kurultayın kağanı denetleme işlevi taşırken Batı'daki Hun pratiğinde bu kurumun giderek kişisel monarşiye dönüşerek zayıfladığı
    • E) Batı Hunlarının Roma etkisiyle senato sistemini benimseyerek kurultayı lağvettiği

    Orta Asya bozkır geleneğinde kurultay/toy, boy beyleri ve hatunların da katılımıyla kağanı belirleyen ve siyasi kararları paylaşan kolektif bir kurumdur. Batı Hun Devleti'nde ise Attila'nın merkezileşmeci yönetimi bu kurumu fiilen işlevsiz kılmış; Attila'nın ölümünün ardından merkezden uzak güçlerin isyanı devleti hızla çöküşe götürmüştür. A şıkkı kanıtlanmamış bir illiyet iddiasıdır; D Roma senatosunu benimseme iddiası tarihsel bulgulara dayanmaz; E ise tam tersi bir tarihsel sonucu gözardı etmektedir.

  2. 2. Köktürk (Göktürk) yazıtlarında 'yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış' ifadesiyle başlayan kozmolojik çerçeve, hangi açıdan yalnızca dini değil siyasi bir işlev de taşımaktadır?

    • A) Dini ritüellerin vergilendirme yetkisini düzenlediği ve böylece ekonomik bir işlev kazandığından
    • B) Mavi göğün Çin'i, yağız yerin ise Türklerin egemenlik alanını simgelemesinden dolayı bir sınır bildirisi niteliği taşıdığından
    • C) Yazıtların Çin'e hitap edecek şekilde iki dilli kaleme alınması, siyasi diyalog amacını ortaya koyduğundan
    • D) Yazıtlardaki kozmolojik dilin komşu devletleri ideolojik olarak etkilemek için Budist metinlerden bilinçli biçimde uyarlandığından
    • E) Evrenin düzenini tanımlayan bu çerçevenin, kağanın bu kozmik düzeni yeryüzünde temsil ettiği iddiasını meşrulaştırarak iktidarı kutsal bir zorunluluk olarak sunduğundan

    Orhun Yazıtları'ndaki kozmolojik açılış, yalnızca bir yaratılış miti değildir; 'kağan' figürünü bu kozmik düzenin yeryüzündeki taşıyıcısı olarak konumlandırır. Böylece iktidar, insan iradesinin ötesinde tanrısal bir zorunluluk olarak meşrulaştırılır. Bu, Max Weber'in 'karizmatik meşruiyet' kavramıyla da örtüşen siyasi bir retorik stratejisidir. D şıkkındaki Budist etki iddiası Göktürk Yazıtları için doğrulanamaz; E şıkkı metinden desteklenmeyen sembolik yorumlara dayanır.

  3. 3. Orta Asya Türk devletlerinde ipek yolunun kontrolü ekonomik olduğu kadar siyasi bir güç unsuru olarak da işlev görmüştür. Göktürklerin Sasanilerle ittifak kurarak İpek Yolu ticaretinde Soğdların aracılık konumunu kendi lehlerine değiştirme çabası ve ardından Bizans ile temas kurmaları aşağıdakilerden hangisini en güçlü biçimde gösterir?

    • A) Göktürklerin ticaret gelirlerini dini amaçlar doğrultusunda kullandığını ve Mani dinini bu yolla yaydığını
    • B) Göktürklerin yalnızca askeri güce değil, jeopolitik ticaret diplomasisine de hâkim olduğunu
    • C) Soğd tüccarlarının Göktürkler tarafından tamamen tasfiye edildiğini ve İpek Yolu'nun Türklerin doğrudan tekeline girdiğini
    • D) Bu gelişmelerin Göktürklerin Batı Türkistan'dan kalıcı olarak çekilmesiyle sonuçlandığını
    • E) Bizans ile kurulan ilişkinin Göktürklerin Hristiyanlığı benimsemesine yol açtığını

    Göktürklerin Sasanilerle örtük ittifak arayışı, ardından Bizans'la doğrudan diplomatik ilişki kurma girişimi (569 civarında Maniakh elçiliği) onların İpek Yolu üzerindeki ticari ve siyasi çıkarları için çok boyutlu dış politika yürütebildiğini gösterir. Bu, 'bozkır devleti = salt savaşçı devlet' şablonunu kıran önemli bir kanıttır. C şıkkı 'tam tasfiye' iddiasıyla aşırıdır; Soğdlar Göktürk hizmetinde aracı olmayı sürdürmüştür. D ve E şıkları tarihsel kayıtlarla çelişmektedir.

  4. 4. I. Türk devletlerinde hükümdar unvanı olarak 'kağan' kullanılmadan önce 'şanyü' unvanı kullanılmıştır. II. 'Kağan' unvanının ilk kez Göktürkler tarafından kullanıldığı kabul edilmektedir. III. Avar hakanlarının bu unvanı Göktürklerden bağımsız olarak geliştirdiği ispatlanmıştır. IV. Uygurlar 'kağan' unvanını kullanmayı bırakarak 'idikut' unvanını benimsemiştir. Yukarıdaki ifadelerden hangileri tarihsel bilgilerle örtüşmektedir?

    • A) II, III ve IV
    • B) Yalnızca II ve III
    • C) I, II ve III
    • D) Yalnızca I ve II
    • E) I, II ve IV

    'Şanyü' (chanyu) unvanı Hunlara özgüdür ve 'kağan'dan önceki bir kullanımı temsil eder (I doğru). 'Kağan' unvanının bilinen ilk sistematik kullanımı Göktürklere atfedilmektedir (II doğru). III. önerme yanlıştır; Avarların kağan unvanını Göktürklerden bağımsız geliştirdiği 'ispatlanmış' değil, tartışmalıdır ve büyük olasılıkla Göktürk etkisiyle benimsemiştir. IV doğrudur; Uygurların yerleşik düzene geçişiyle birlikte Turfan Uygurları 'idikut' unvanını kullanmıştır. Dolayısıyla doğru olanlar I, II ve IV'tür.

  5. 5. Türk devlet geleneğinde 'ülüş' (miras bölüşümü) ilkesi, ölen kağanın topraklarının erkek evlatları arasında paylaştırılmasını öngörür. Bu ilkenin işlevsel sonuçları değerlendirildiğinde aşağıdaki çıkarımların hangisi yanlıştır?

    • A) Merkezi otoritenin her kuşakta yeniden yapılanma baskısıyla karşı karşıya kalması
    • B) Hanedan içi taht mücadelelerinin yapısal bir zemine kavuşması
    • C) Türk devletlerinin bu ilkeyi terk etmelerinin ardından kalıcı merkezi monarşiler kurduğunu tarihsel verilerin açıkça ortaya koyması
    • D) Devletin ömrünü uzatmak yerine kısaltan kurumsal bir zafiyet üretmesi
    • E) Komşu güçlerin (özellikle Çin'in) bu bölünmeleri dış müdahale fırsatı olarak kullanması

    D şıkkı yanlıştır; Türk devletlerinin 'ülüş' ilkesini terk etmelerinin ardından kalıcı merkezi monarşiler kurduğuna dair genel ve net bir tarihsel örüntü yoktur. Öte yandan, 'ülüş'ün merkezi otoriteyi zayıflattığı (A ve C), taht çatışmalarına zemin hazırladığı (B) ve Çin tarafından istismar edildiği (E) iyi belgelenmiş tarihsel çıkarımlardır. D şıkkındaki 'açıkça ortaya koyma' ifadesi hem aşırı geneldir hem de tarihsel kanıtlarla desteklenmez.

  6. 6. Hazar Devleti'nin din politikası, Türk devletleri tarihi içinde özgün bir yere sahiptir. Hakanın ve saray çevresinin Yahudiliği benimsemesinin 8-9. yüzyıl Orta Avrasya jeopolitiğindeki konumuyla ilişkisi değerlendirildiğinde hangi analiz en gerçekçidir?

    • A) Hazar Hakanının Yahudiliği seçmesinin temel nedeni, Türk şaman geleneğiyle en az çelişen dinin Yahudilik olduğuna inanılmasıdır
    • B) Yahudiliğin benimsenmesi, Hazar toplumunun tamamının bu dine geçtiğini ve Hazar kültürünün Yahudi medeniyetiyle bütünleştiğini gösterir
    • C) Yahudiliğin benimsenmesi, Hazarların ticari çıkarlar uğruna Bizans ile kalıcı bir siyasi ittifak kurduğunun kanıtıdır
    • D) Bu süreç, İslam ordularının Hazarları askeri olarak yenmesinin ardından zorla gerçekleşen bir din değişimini temsil eder
    • E) Hazarların Yahudiliği seçmesi, hem Bizans Hristiyanlığının hem de Abbasi İslam'ının yayılmacı baskısından bağımsız kalmak isteyen bir denge politikasının yansımasıdır

    Hazan din değişimi, büyük olasılıkla güneyde Abbasi İslamı'nın, batıda ise Bizans Hristiyanlığının baskısı arasında kalınmaması için stratejik bir tarafsızlık politikasıdır. 9-10. yüzyıl İbrani yazışmaları (Hazar-Endülüs mektuplaşması) da hakanlık siyasetinin bu denge anlayışıyla biçimlendiğini destekler. A, 'toplumun tamamı' ifadesiyle yanıltıcıdır; Hazar toplumunun büyük çoğunluğu Müslüman, Hristiyan ve Tengrist inançları sürdürmüştür. E ise tarihsel olgularla çelişir: Hazarlar Müslüman ordularına karşı 642 ve 730'larda önemli savunma başarıları göstermiştir.

  7. 7. Türk tarihinde 'İkinci Göktürk (Kutluk) Devleti'nin kuruluşu, Çin egemenliği altındaki Türklerin bağımsızlığını yeniden kazanması açısından değerlendirilmektedir. Bu sürecin ideolojik boyutu göz önünde bulundurulduğunda, Kutluk'un ve ardından gelen Bilge Kağan döneminin hangi eylemi bu dirilişin yalnızca siyasi değil aynı zamanda 'kimlik inşası' projesi olduğunu en güçlü biçimde kanıtlar?

    • A) Kutluk'un Çin sınırına yakın bir bölgede başkent kurarak Çin ile sürekli diplomatik temas halinde kalması
    • B) Çin alfabesinin Türkçeye uyarlanarak ortak bir yazı geleneğinin sürdürülmesi
    • C) Kutluk Devleti'nin, Tang hanedanından alınan 'Türk' unvanını resmi devlet adı olarak benimsemesi
    • D) Orhun Yazıtları'nın Türkçe olarak dikilmesi, Çin'in asimilasyon dönemini açıkça eleştirmesi ve Türk kimliğini gelecek nesillere aktarma kaygısı taşıması
    • E) Budizm ile Taoizmi sentezleyen yeni bir resmi devlet dininin oluşturulması

    Orhun Yazıtları (özellikle Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, 732-735), Türkçe dikilmiş, Çin yönetimi dönemini 'Türk'ün adını silmeye çalışan bir dönem olarak nitelendirmiş ve bu bilinçle gelecek nesillere hitap etmiştir. 'Türk milletinin adını sanını yok etmeyin' türünden doğrudan çağrılar, projenin salt siyasi değil bellek-kimlik inşasına yönelik olduğunu açıkça gösterir. Diğer şıklar ya yanlış (C, D) ya da kimlik inşası boyutunu yakalayamayan siyasi ayrıntılar içerir.

  8. 8. Göktürk Devleti'nin 552 yılında kurulmasının ardından kısa sürede Orta Asya'nın hâkimi hâline gelmesinde en belirleyici etken aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Budizm'i benimseyerek yerleşik uygarlıklarla ittifak kurmaları
    • B) Çin ile kurulan ticari ilişkilerin ekonomik güç sağlaması
    • C) İpek Yolu üzerindeki tüm kervan güzergâhlarını fiziksel olarak kontrol altına almaları
    • D) Sasani Devleti ile birleşerek Bizans'a karşı ortak cephe oluşturmaları
    • E) Avar hâkimiyetine son vererek bölgedeki güç boşluğunu doldurmaları

    Göktürkler, 552'de Bumin Kağan önderliğinde Juan-Juan (Avar) egemenliğine son vererek bölgedeki siyasi boşluğu doldurdu. Bu zafer, Orta Asya'daki diğer Türk boylarını Göktürk otoritesi altında toplamayı kolaylaştırdı ve devletin hızla yayılmasının temel dinamiğini oluşturdu. Çin ile ticaret önemli olmakla birlikte, siyasi hâkimiyetin kuruluşundaki belirleyici etken Avar hâkimiyetinin yıkılmasıdır.

  9. 9. Orhun Yazıtları'nda (Köktürk Kitabeleri) Bilge Kağan'ın 'Çinlilerin ipek ve gümüşü Türk milletini kandırmak için kullandığı' biçimindeki ifadesi, aşağıdaki tarih yazımı kategorilerinden hangisinin erken bir örneği olarak değerlendirilebilir?

    • A) Destansı kahramanlık şiiri
    • B) Siyasi eleştiri ve öğüt edebiyatı
    • C) Ekonomik tarih analizi
    • D) Hukuki belge ve antlaşma metinleri
    • E) Dinî propaganda metinleri

    Bilge Kağan'ın söz konusu ifadeleri, Çin'in yumuşak güç stratejisini teşhir eden ve gelecek nesillere yönelik siyasi uyarı niteliği taşıyan bir söylemi yansıtır. Bu yapısıyla Orhun Yazıtları, salt kronik ya da destan değil; iktidarın meşruiyetini sorgulayan, halkı bilinçlendirmeyi amaçlayan siyasi eleştiri ve nasihat (öğüt) edebiyatının ilk örneklerinden biridir. Farabi'den çok önce kaleme alınan bu metin, siyasi felsefenin Türk edebiyatındaki erken yansımasıdır.

  10. 10. Hazarların 740 yılı civarında Museviliği (Yahudilik) resmî din olarak benimsemesinin Orta Çağ Avrasya siyasetine en özgün katkısı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İpek Yolu ticaretinin tamamen Hazar kontrolüne girmesi
    • B) Bizans ile kalıcı bir siyasi ittifak kurulmasını sağlaması
    • C) Abbasi ve Bizans blokları arasında dinî bağımsızlığını koruyan üçüncü bir siyasi eksen oluşturması
    • D) Türk boylarının kitlesel biçimde Hristiyanlığa geçişini tetiklemesi
    • E) İslam'ın Batı Avrupa'ya yayılmasını hızlandırması

    Hazarlar güneydoğusunda Abbasi Halifeliği, batısında ise Hristiyan Bizans İmparatorluğu ile çevriliydi. Museviliği seçmeleri; ne İslam'ın ne de Hristiyanlığın dinî-siyasi otoritesine tabi olmamalarını sağladı. Bu tercih, salt dinî bir kimlik meselesi değil, egemenliğini korumaya çalışan bir Türk devletinin bölgesel güçler karşısında bağımsızlık stratejisiydi. Avrasya tarihinde iki büyük dinî blok arasında bu tür üçüncü bir eksenin oluşması son derece özgün bir olgudur.

  11. 11. Türk devlet geleneğinde 'İkili Teşkilat' (doğu-batı bölünmesi) yapısının zaman içinde sürekli parçalanma ve iç savaşlara yol açmasının temel yapısal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Türklerin merkezî otoriteye karşı kalıcı bir kültürel direnç beslemesi
    • B) Egemenliğin kağanlık ailesinin tüm erkek üyelerine ait sayılması anlayışı ile bölünmüş yönetim yapısının çakışması
    • C) Göçebe ekonomisinin merkezi hazine birikimine olanak tanımaması
    • D) Ordu komutanlarının seçimle belirlenmesinin otorite boşluklarına yol açması
    • E) Çin'in sistematik biçimde Türk hanedan üyeleri arasında çekişme yaratması

    Türk siyasi geleneğinde 'kut' anlayışı gereği hâkimiyet, kağanlık sülalesinin tüm erkek üyelerine Tanrı tarafından verilmiş sayılırdı. Bu durum, teorik olarak her şehzadeyi meşru kağan adayı hâline getiriyordu. Üstelik doğu-batı ikili teşkilatı, iki ayrı yönetim merkezi yaratarak bu yarışı kurumsal zemine taşıdı. Çin'in kışkırtıcı rolü gerçek olmakla birlikte, asıl yapısal kırılganlık bu iki unsurun çakışmasından kaynaklanıyordu; dış müdahale yalnızca var olan iç çelişkiyi derinleştirdi.

  12. 12. Uygurların 840'ta Kırgızlar tarafından yıkılmasının ardından bir kısmının güneye çekilip Çin hâkimiyetini kabul etmesi, bir kısmının ise Orta Asya'da Turfan ve Ganzhou Uygur devletlerini kurması sürecinde en belirleyici etken aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Uygur topluluklarının yerleşik kent kültürüne geçmiş olmalarının onlara kurumsal sürekliliği sağlaması
    • B) Uygurların ticaret odaklı ekonomisinin göç rotalarını belirlemesi
    • C) Çin'in Uygur mültecilerine toprak ve statü teklif etmesi
    • D) Maniheizm'in Uygur kimliğini parçalara ayırması
    • E) Kırgız ordularının Uygurları sistematik biçimde takip etmemesi

    Uygurların diğer bozkır devletlerinden temel farkı, yalnızca göçebe bir topluluk olmayıp Maniheizm ve Budizm etkisiyle şehirleşme, yazıcılık, sanat ve kalıcı kurumlar geliştirmiş olmalarıdır. Bu yerleşik ve kurumsal birikim, 840 sonrasında devlet kurmayı deneyimleyen grupların yeniden örgütlenmesini kolaylaştırdı. Turfan Uygurları, Orta Asya'nın en uzun ömürlü Türk toplulukları arasında yer aldı. Maniheizm ise bölücü değil, tam tersine kimliği pekiştirici bir rol oynadı.

  13. 13. Büyük Hun Devleti'nin MÖ 209'da Mete Han tarafından yeniden yapılandırılması sürecinde uygulanan 'onlu sistem' (on-yüz-bin-tümen) askerî örgütlenmesinin, devlet yönetimi açısından taşıdığı en özgün özellik aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Profesyonel paralı asker kullanımını mümkün kılması
    • B) Çin askerî sistemini birebir taklit etmesi
    • C) Sadece süvari birliklerine değil piyadeye de uygulanabilir olması
    • D) Farklı Türk boylarının kendi komuta yapılarını korumasına imkân tanıması
    • E) Askerî örgütlenmenin aynı zamanda vergi ve nüfus sayımı işlevi görmesi

    Mete'nin onlu sistemi salt bir savaş örgütlenmesi değildi; aynı zamanda hane sayımı, vergi tabanının tespiti ve demografik denetim işlevi gördü. Göçebe toplumda sabit yerleşim yerine dayalı vergi defteri tutmak neredeyse olanaksızdı; onlu sistem bu sorunu, nüfusu askerî birimler içinde kayıt altına alarak çözüyordu. Bu ikili işlev, onlu sistemin benzer yapılardan (Çin veya Pers orduları) temel farkıdır. Boyların kendi yapısını koruması ise bu sistemin amacıyla çelişir; tam tersine sistem boya dayalı dağınıklığı kırıyordu.

  14. 14. Türk tarihinde 'Kağan' unvanının İlteriş Kutluk'un 682'de II. Göktürk Devleti'ni kurmasıyla yeniden canlanması, aşağıdaki olgulardan hangisiyle birlikte değerlendirildiğinde tarihsel açıdan en anlamlı sonucu vermektedir?

    • A) Aynı dönemde İslam'ın Orta Asya'ya girişinin hızlanması
    • B) 50 yıllık Çin hâkimiyetine rağmen Türk kimliğinin ve siyasi hafızasının yok edilemeyişi
    • C) Bizans'ın Göktürkleri Arap yayılmasına karşı destekleme politikası
    • D) Tibet'in Çin üzerindeki baskısının Türklere manevra alanı açması
    • E) Uygurların bu dönemde Göktürklerden ayrılarak bağımsız hareket etmesi

    630'dan 682'ye kadar yaklaşık 50 yıl boyunca Göktürk eliti Çin saraylarında yaşadı, Çince isimler aldı ve Tang hanedanının idari yapısına entegre edildi. Bu koşullar altında bile İlteriş Kutluk'un isyanı, Türk siyasi belleğinin, 'kut' anlayışının ve bağımsız kağanlık idealinin silinmediğini gösterdi. Bu durum, salt askerî bir direniş değil, kimliğin ve kolektif hafızanın kültürel dayanıklılığının somut kanıtıdır. Tarih yazımında bu olay, etnik kimlik ve siyasi direnç ilişkisinin incelendiği önemli bir örnek vaka olarak değerlendirilir.

  15. 15. Aşağıdakilerden hangisi, İslamiyet öncesi Türk devletlerinde 'töre'nin (örf-adet hukuku) yazılı kanun kodifikasyonuna kıyasla sahip olduğu yapısal üstünlüğü en doğru biçimde açıklamaktadır?

    • A) Törenin değişmez ve kutsal sayılması, onu siyasi manipülasyondan koruması
    • B) Yazılı kanunların Çin ya da İran etkisi taşıdığı için Türk toplumunca reddedilmesi
    • C) Törenin uygulanmasının kağana değil boy beylerine bırakılması
    • D) Törenin farklı boy geleneklerini entegre ederek birleşik kağanlık otoritesine meşruiyet zemini sağlaması
    • E) Törenin yalnızca askerî konularda geçerli olması ve sivil hukuku dışarıda bırakması

    Göçebe federasyon yapısında çok sayıda farklı boy geleneği bir arada bulunurdu. Töre, bu çeşitliliği merkezî bir kağan otoritesine bağlayan üst bir normatif çerçeve işlevi gördü. Farklı boylar kendi iç pratiklerini sürdürürken kağanın meşruiyeti töreye uygunlukla ölçülüyordu. Töre değişmez değildi; kurultaylarda yorumlanabilir ve güncellenebilirdi. Bu esneklik, onu yazılı kodifikasyona karşı avantajlı kılan en temel özellikti. Törenin yalnızca askerî alana hasredildiği iddiası ise tarihsel gerçekliği yansıtmaz.

  16. 16. Akhunlar (Eftalitler) ile Göktürkler arasındaki 557 yılı ittifakının Sasani İranı ile kurulmasının temel jeopolitik amacı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İpek Yolu gelirlerini Akhun aracılığından kurtararak doğrudan Bizans ile ticaret yapılmasının sağlanması
    • B) Sasani-Göktürk sınırını kalıcı biçimde Amu Derya üzerinde belirlenmesi
    • C) Orta Asya'da Hristiyanlığın yayılmasının önlenmesi
    • D) Akhun Devleti'nin iki ateş arasında bırakılarak ortadan kaldırılması ve İpek Yolu kontrolünün paylaşılması
    • E) Budizm'in ortak düşman İslam'a karşı korunması

    Akhunlar, o dönemde hem Göktürkler hem de Sasaniler için stratejik engel oluşturuyordu. Göktürkler İpek Yolu'nun doğu kesimini, Sasaniler ise batı kesimini kontrol etmek istiyordu; Akhunlar her iki tarafın önünde de birer bariyer oluşturuyordu. 557'de kurulan ittifakla Akhunlar iki taraftan çekiştirilerek yaklaşık 560-65 yılları arasında ezildi ve toprakları paylaşıldı. Bu ittifak, İpek Yolu tarihinin en belirleyici jeopolitik manevralarından biridir ve salt dinî ya da sınır meseleleriyle açıklanamaz.

  17. 17. Kök-Türk alfabesinin Soğd alfabesinden türediğine dair güçlü dilbilimsel kanıtlara karşın bazı araştırmacıların yerli (otokton) köken tezini savunmasının tarih metodolojisi açısından taşıdığı anlam aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanır?

    • A) Alfabenin kökeninin Türk tarihinin kronolojisi açısından belirleyici bir önem taşımaması
    • B) Her iki tezin de eşit düzeyde arkeolojik destekten yoksun olması
    • C) Alfabenin kesin kökeninin arkeolojik bulgularla hiçbir zaman kanıtlanamamış olması
    • D) Milliyetçi tarih yazımının kanıt değerlendirmesini ideolojik kaygılarla şekillendirebileceğini göstermesi
    • E) Soğd tezini savunan araştırmacıların çoğunlukla Batılı olması nedeniyle taraflı değerlendirme yapması

    Bu soru, tarih metodolojisi ve epistemolojisine ilişkin analitik bir sorudur. Dilbilimsel karşılaştırmalı analiz büyük ölçüde Soğd kökenine işaret etse de otokton tez, özellikle Türk milliyetçi tarih yazımı geleneğinde canlılığını korumaktadır. Bu durum, tarih yazımında ideolojik önkabullerin kanıt değerlendirmesini nasıl yönlendirebileceğinin somut bir örneğidir. Sorunun tarih metodolojisi açısından taşıdığı gerçek değer budur. A seçeneği kısmen doğru olmakla birlikte asıl meseleyi yüzeysel bırakır; B seçeneği daha kapsamlı ve kavramsal açıdan isabetlidir.

  18. 18. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi, İslam öncesi Türk devletlerindeki 'dini çoğulculuk' olgusunu açıklarken tarihsel kanıtlarla en az örtüşmektedir?

    • A) Hazarlar – Museviliği benimsemelerinin ardından diğer dinleri tamamen yasaklamaları
    • B) Kırgızlar – Şamanizm ağırlıklı, bazı Budist etkiler
    • C) Göktürkler – Gök Tanrı inancı ve yerel Şamanizm bir arada
    • D) Uygurlar – Maniheizm resmî din, Budizm ve Hristiyanlık (Nestorianism) de mevcut
    • E) Karluklar – İslam öncesi dönemde Budist etkinin görüldüğü karma inanç yapısı

    Hazar Kağanlığı'nın Museviliği resmî din olarak benimsemesi, diğer dinlere yasak getirildiği anlamına gelmiyordu. Arap ve Müslüman seyyahların tanıklıklarına göre Hazar başkenti İtil'de farklı davalar için Yahudi, Müslüman, Hristiyan ve pagan mahkemeler eş zamanlı işlev görüyordu. Hazarlar, tam aksine dönemin en dinî çoğulcu siyasi yapılarından birini oluşturuyordu. Bu nedenle 'diğer dinleri tamamen yasakladılar' ifadesi tarihsel gerçeklikle çelişmekte ve yanıltıcı bir genelleme yapmaktadır.

  19. 19. Orta Asya'da İslamiyet'in yayılma sürecinde Türk boylarının kitlesel İslamlaşmasının 8. yüzyıldaki Arap askerî fetihlerinden çok 9–10. yüzyıldaki Sünni Müslüman tüccarlar ve Sufi şeyhleri aracılığıyla gerçekleşmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Türk boylarının Budizm ve Maniheizm etkisiyle zaten monoteizme yakın bir inanç yapısına sahip olması
    • B) Arap ordularının Orta Asya'ya coğrafi olarak ulaşamaması
    • C) Abbasi Halifeliği'nin Orta Asya'ya misyoner göndermek yerine ekonomik entegrasyonu tercih etmesi
    • D) Arap komutanların Maveraünnehir'i fethetmeden önce İran'ı tam anlamıyla hâkimiyet altına almak zorunda kalması
    • E) Göçebe Türk toplumunun zorlayıcı fetih yöntemine direnmesi ve ticaret-tasavvuf yolunun gündelik hayat pratikleriyle örtüşmesi

    Arap orduları Maveraünnehir'e (Transoksiana) 7. yüzyıl sonunda ve 8. yüzyılda girdi; Talas Savaşı (751) ise Çin ilerlемесini durdurdu. Ancak askerî zafer, göçebe Türk toplumlarının İslamlaşmasını sağlamadı. Göçebeler için anlık askerî yenilgi, uzun vadeli kültürel dönüşüme yol açmıyordu. Sufi şeyhleri ise İslam'ı göçebe yaşam tarzı, mevcut kutsal mekânlar ve yerel pratiklerle harmanlayarak sundu. Ticaret ağları güven ilişkisi yarattı. Bu iki kanal, zorunluluk değil gönüllü geçiş sağladığından kalıcı İslamlaşmanın temel dinamiği oldu.

  20. 20. Türk tarihinde 'kurultay' kurumunun Moğol İmparatorluğu'ndaki 'kuriltay' ile yapısal benzerlik göstermesine karşın işlevsel olarak temel ayrışma noktası aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kurultayın yalnızca savaş kararlarında toplanması, kuriltayın ise her türlü devlet meselesinde işlev görmesi
    • B) Türk kurultayının din adamlarını da kapsaması, Moğol kuriltayının ise yalnızca askerî liderlerden oluşması
    • C) Türk kurultayının yazılı tutanak tutması, Moğol kuriltayının ise sözlü geleneğe dayanması
    • D) Kurultayın boylarla sınırlı olması, kuriltayın ise fethedilen toprakların temsilcilerini de içermesi
    • E) Türk kurultayında kağanın seçimden çok onaylanması, Moğol kuriltayının ise fiilen büyük han seçimini belirleyebilmesi

    Göktürk ve Uygur kurultaylarında hanedanın meşru üyesi olan kağan, 'kut' anlayışı çerçevesinde zaten ilahi seçilmiş sayılırdı; kurultay bu kişiyi halk önünde onaylayan ve meşruiyetini pekiştiren bir toplanmayı ifade ediyordu. Moğol kuriltayında ise Cengiz Han'ın ölümünden sonra büyük han seçimi gerçek anlamda kuriltayın kararına bağlıydı; siyasi rekabet ve müzakere belirleyici rol oynuyordu. Bu fark, iki sistemin karar alma mekanizmaları ve iktidar dağılımı bakımından birbirinden özsel olarak ayrıştığını gösterir.

  21. 21. Mete Han'ın MÖ 200'de Pai-teng (Baideng) kuşatmasında Çin İmparatoru Gaozu'yu tuzağa düşürmesine karşın imhaya yönelmeyip onurlu bir barış antlaşması imzalamasının arkasındaki stratejik hesabı en iyi açıklayan seçenek aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Çin'in ikinci bir orduyu hızla toplayabileceğini hesaplayarak uzun süreli sefere girmek istememesi
    • B) Hunların yerleşik Çin'i yönetme kapasitesine sahip olmadığının ve Çin'i bir vergi kaynağı olarak ayakta tutmanın daha kârlı olduğunun farkında olması
    • C) Çin prenseslerini eş alarak hanedan meşruiyetini güçlendirmek istemesi
    • D) Mevsim koşullarının kuşatmanın sürdürülmesine elvermemesi
    • E) Çin sarayındaki entrikalar nedeniyle geri çekilmek zorunda kalması

    Tarihçilerin önemli bir kısmı Pai-teng sonrasındaki Hun politikasını 'askerî olarak yenilebilir ama yönetilemez' varsayımıyla açıklar. Mete, göçebe ekonomisinin tarımsal üretim, bürokrasi ve kentsel nüfus yönetimini sürdürmeye uygun olmadığının farkındaydı. Dolayısıyla Çin'i tamamen ele geçirmek yerine onu denetim altında tutmak, ipek ve tahıl vergileri almak çok daha sürdürülebilir bir strateji oluşturuyordu. Bu hesap, Hunların ilerleyen dönemdeki 'heqin' (barış evliliği) politikasıyla da örtüşmektedir. Mevsim ya da Çin'in yeniden ordu toplaması gibi faktörler ikincil gerekçelerdir.

  22. 22. Aşağıdaki önermelerin hangisi, İslamiyet öncesi Türk devletlerinde 'kağanın ölümünden sonra devletin bölünmesi' olgusunu açıklamak için başvurulan nedenler arasında en az açıklayıcı güce sahiptir?

    • A) Türk boylarının tek bir otorite yerine tanıdıkları şahıslara bağlılık göstermesi
    • B) Devlet topraklarının kağanlık ailesinin ortak mirası sayılması
    • C) Yabancı devletlerin şehzadeler arasında aktif biçimde çatışma kışkırtması
    • D) 'Kut' anlayışının birden fazla şehzadeye meşruiyet zemini sağlaması
    • E) Göçebe ekonomisinin merkezi birikim engellemesi nedeniyle ağır askeri yapının finansmanının sürdürülememesi

    Bu soru, açıklayıcı güç bakımından en zayıf önermenin tespit edilmesini gerektirmektedir. A, B, C ve D seçeneklerinin her biri bölünme olgusunu açıklayan içsel ve yapısal etkenlerdir; tarih yazımında geniş ölçüde kabul görmektedir. E seçeneği ise dışsal ve konjonktürel bir etkendir. Çin, Bizans veya Sasani gibi devletlerin şehzadeler arasındaki çatışmayı zaman zaman körüklediği tarihsel olarak doğru olmakla birlikte, bu müdahale bölünmenin yapısal nedeni değil hızlandırıcısıdır. İç dinamikler olmasa dışsal kışkırtmanın kalıcı parçalanmaya yol açması çok daha güçtür; bu nedenle E en az açıklayıcı güce sahip önermedir.

  23. 23. Türklerin tarihte kurduğu ilk devlet aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Avar Devleti
    • B) Kök Türk Devleti
    • C) Uygur Devleti
    • D) Hun Devleti
    • E) Göktürk Devleti

    Türklerin tarihte kurduğu ilk büyük devlet, MÖ 3. yüzyılda Mete Han tarafından kurulan Asya Hun Devleti'dir. Bu devlet, bilinen ilk Türk devleti olma özelliğini taşımaktadır.

  24. 24. Asya Hun Devleti'ni güçlü bir merkezi yapıya kavuşturan ve devleti en geniş sınırlarına ulaştıran hükümdar kimdir?

    • A) Teoman
    • B) Bilge Kağan
    • C) Bumın Kağan
    • D) Attila
    • E) Mete Han

    Mete Han (MÖ 209-174), babası Teoman'ı tahttan indirerek Hun Devleti'nin başına geçmiş ve devleti en geniş sınırlarına ulaştırmıştır. Ondalık sisteme dayalı ordu teşkilatını kurması en önemli icraatlarından biridir.

  25. 25. Türk tarihinde bilinen ilk yazılı belgeler olan Orhun Yazıtları hangi Türk devletine aittir?

    • A) Kıpçak Devleti
    • B) Göktürk Devleti
    • C) Hun Devleti
    • D) Uygur Devleti
    • E) Avar Devleti

    Orhun (Göktürk) Yazıtları, II. Göktürk Devleti döneminde Bilge Kağan ve Köl Tigin adına 8. yüzyılda dikilmiştir. Türk tarihinin bilinen en eski yazılı belgeleri olan bu yazıtlar, Türkçenin de ilk yazılı örnekleri arasında sayılmaktadır.