TARIH - i lk turk devletleri (Bölüm 8)
TARIH - i lk turk devletleri (Bölüm 8)
Göktürk Devleti'nde kullanılan Orhun Alfabesi'nin önemi düşünüldüğünde, bu alfabenin Türk tarihi açısından en belirleyici katkısı aşağıdakilerden hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Göktürk Devleti'nde kullanılan Orhun Alfabesi'nin önemi düşünüldüğünde, bu alfabenin Türk tarihi açısından en belirleyici katkısı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Türklerin kendilerine özgü yazılı bir dil geleneği oluşturduğunu kanıtlaması ✓
- B) Çin kültürüyle entegrasyonu hızlandırması
- C) Sasani devletiyle diplomatik ilişkilerin kurulmasına zemin hazırlaması
- D) Ticaret yollarında ortak bir iletişim dili sağlaması
- E) Türklerin İslamiyet'i benimsemesini kolaylaştırması
Orhun Yazıtları (Köktürk Yazıtları), Türklerin kendilerine özgü bir alfabeyle kaleme alınmış ilk yazılı edebi ve tarihi belgelerdir. Bu yazıtlar, Türklerin sözlü geleneğin ötesine geçerek özgün bir yazılı kültür oluşturduğunu kanıtlamaktadır. Yazıtlardaki 'Türk' milletine doğrudan sesleniş, milli kimlik bilincinin de ilk ifadesi sayılmaktadır.
2. Hunların Mete Han döneminde uyguladığı 'onlu sistem' askerî örgütlenmenin en temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Ondalık sisteme dayalı hiyerarşik bir komuta yapısı kurulması ✓
- B) Süvari birlikleri yerine piyade birliklere ağırlık verilmesi
- C) Askerlerin etnik kökene göre ayrı birliklere yerleştirilmesi
- D) Savaş dönemlerinde sivil halkın zorunlu askerlik yükümlülüğünden muaf tutulması
- E) Ordu komutanlarının din adamları arasından seçilmesi
Mete Han tarafından kurulan onlu sistem; on, yüz, bin ve on bin kişilik birliklerden oluşan hiyerarşik bir askerî yapıdır. Bu sistem hem disiplinli bir ordu hem de idari bir teşkilat niteliği taşımaktaydı. Sonraki Türk ve Moğol devletlerini de derinden etkileyen bu yapı, merkezi otoritenin güçlendirilmesinde kritik bir araç olmuştur.
3. Uygur Devleti'nin Manihaizm'i benimsemesi, Türk tarihinde din-devlet ilişkisi açısından hangi açıdan özgün bir örnek oluşturur?
- A) Devlet otoritesinin din adamlarının denetimine girmesine yol açması
- B) Bir Türk devletinin köklü bir şekilde yerleşik kültüre geçmesini hızlandırması ✓
- C) İlk kez bir Türk devletinin çok tanrılı bir dini resmen kabul etmesi
- D) Bir Türk hükümdarının dini baskı altında din değiştirmek zorunda kalması
- E) Türklerin ilk kez Budizm'i tanımasını sağlaması
Uygurların Manihaizm'i benimsemesi yalnızca dinî bir değişim değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Manihaizm'in etkileriyle Uygurlar yerleşik hayata geçmiş, tarım ve ticaretle daha yoğun ilgilenmeye başlamış, sanat ve mimari alanda önemli eserler üretmiştir. Bu süreç, bir Türk devletinin din değişikliği aracılığıyla göçebe yaşam tarzından yerleşik medeniyete geçişinin en belirgin örneğidir.
4. Göktürklerin Sasanilerle iş birliği yaparak Akhunları (Eftalitleri) çökertmesi, Türk tarihinin hangi boyutunu en iyi örnekler?
- A) Orta Asya'da Türk-İran ortak devlet geleneğinin bulunduğunu
- B) Türklerin İran medeniyetinden kültürel olarak etkilendiğini
- C) Reelpolitiğe dayalı, pragmatik bir dış politika anlayışını ✓
- D) Türk devletlerinin kalıcı ittifaklar kurarak komşu devletleri ortadan kaldırdığını
- E) Türklerin dinî gerekçelerle savaş açma eğiliminde olduğunu
Göktürklerin Sasanilerle geçici ittifak kurarak Akhunları ortadan kaldırması, pragmatik ve çıkar odaklı bir dış politikanın yansımasıdır. Bu ittifak, ideolojik ya da dinî bir ortaklığa değil, Orta Asya ticaret yollarına hâkim olma amacına dayanıyordu. Nitekim Akhunların çöküşünün ardından Göktürk-Sasani ilişkileri de gerginleşmiş, ittifak kalıcı olmamıştır.
5. Türk devletlerinde 'toy' ya da 'kurultay' adıyla bilinen meclislerin en temel işlevi nedir?
- A) Dini törenleri organize etmek ve şamanların denetimini sağlamak
- B) Yargı yetkisini kullanarak suçluları cezalandırmak
- C) Hükümdarı seçmek ve gerektiğinde tahttan indirmek
- D) Savaş ilanı, barış ve önemli devlet kararlarında danışma organı işlevi görmek ✓
- E) Vergi miktarlarını belirleyerek hazineyi denetlemek
Toy ya da kurultay, ilk Türk devletlerinde boy beyleri, komutanlar ve hanedan üyelerinin katılımıyla toplanan danışma meclisidir. Savaş kararları, taht değişiklikleri ve büyük meselelerde görüş bildirme işlevi taşıyan bu meclis, hükümdarın mutlak iradesini sınırlayan geleneksel bir denge unsuruydu. Hükümdar buradaki kararları dikkate almak durumundaydı; ancak nihai karar yetkisi genellikle hükümdara aitti.
6. Aşağıdakilerden hangisi, 'İki başlı (çift başlı) yönetim' anlayışının ilk Türk devletlerinde yol açtığı en önemli siyasi sonuçtur?
- A) Ülkenin ekonomik açıdan iki farklı para birimiyle yönetilmesi
- B) Askeri gücün sivil yönetimden tamamen bağımsızlaşması
- C) Devletin doğu ve batı olarak ikiye bölünmesi ve taht kavgalarına zemin hazırlaması ✓
- D) Dini ve siyasi iktidarın farklı kişiler tarafından kullanılması
- E) Hanedan dışından yöneticilerin devlet kademelerine alınması
İlk Türk devletlerinde 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışı gereği devlet doğu ve batı olarak ikiye bölünüyor, hükümdar ile yabgu ya da ikinci bir kağan ülkeyi birlikte yönetiyordu. Bu uygulama, taht mücadelelerine, iç çatışmalara ve devletin parçalanmasına zemin hazırlamış; Göktürklerin ve Büyük Hun Devleti'nin çöküşünde belirleyici etkenlerden biri olmuştur.
7. Aşağıdaki Türk devletlerinden hangisi, İpek Yolu üzerindeki ticareti kontrol etmek amacıyla Bizans İmparatorluğu ile doğrudan diplomatik ilişki kurmuştur?
- A) Akhunlar
- B) I. Göktürk Devleti ✓
- C) Türgişler
- D) Avar Devleti
- E) Büyük Hun Devleti
I. Göktürk Devleti, İpek Yolu ticareti üzerinde denetim kurmak amacıyla önce Sasanilerle görüşmüş, ancak bu girişim sonuçsuz kalınca Bizans İmparatorluğu ile diplomatik temas kurmuştur. Göktürk elçileri İstanbul'a (Konstantinopolis) giderek ticaret antlaşması yapmayı amaçlamış; bu gelişme, Türk devletlerinin izlediği aktif ve çok boyutlu dış politikanın erken bir örneğidir.
8. Türk tarihinde 'Saltanat Veraset Sistemi' açısından değerlendirildiğinde, 'tanrısal kökenli hükümranlık' (kut) anlayışının en belirgin çelişkisi nedir?
- A) Kutun yalnızca savaşta gösterilecek başarıya bağlı olması, kalıtsal olmayan bir meşruiyet zemini yaratması
- B) Kutun yalnızca büyük oğla aktarılması zorunluluğunun diğer şehzadeleri isyana sürüklemesi
- C) Kutun tanrıdan geldiğine inanılmasına karşın hanedan üyeleri arasında şiddetli taht çatışmalarının yaşanması ✓
- D) Din adamlarının kut üzerinde belirleyici söz hakkına sahip olması
- E) Kutun hanedan dışındaki kişilere de verilebileceğine inanılması
Kut anlayışına göre hükümdar, iktidarını Tanrı'dan almaktadır ve meşruiyeti bu ilahi kaynağa dayanır. Ancak hanedan üyelerinin tamamı kut sahibi olabileceğine inanıldığından, tahtı ele geçirmek için savaşmak da meşru sayılıyordu. Bu durum, ilahi onay iddiasının aynı anda birden fazla kişi tarafından sahiplenilmesine ve kronik iç çatışmalara yol açmıştır; bu da sistemin temel çelişkisini oluşturmaktadır.
9. Büyük Hun Devleti'nin Çin üzerinde kurduğu baskıyı hafifletmek amacıyla Çin'in uyguladığı 'hoho' (akrabalık) politikasının özü nedir?
- A) Çin'in diğer bozkır kavimlerini Hun aleyhine kışkırtarak dengeleyici güç politikası izlemesi
- B) Çin'in Hun topraklarına Budist misyonerler göndererek kültürel asimilasyon sağlama girişimi
- C) Çin'in Hun ekonomisini çökertmek amacıyla ticaret ambargosuna başvurması
- D) Çinli prensesleri Hun kağanlarıyla evlendirerek barış ve hediye gönderme yoluyla Hunları yatıştırma politikası ✓
- E) Çin'in Hunlarla ortak askeri seferler düzenleyerek orta Asya topraklarını paylaşma stratejisi
Hoho politikası, Çin'in Hunların askeri baskısına karşı geliştirdiği diplomatik çözüm yoludur. Bu politika çerçevesinde Çinli prensesler Hun kağanlarına gelin olarak gönderilmiş, buna ek olarak düzenli ipek, gıda ve değerli hediyeler verilmiştir. Amaç, doğrudan askeri çatışmadan kaçınarak Hunları yatıştırmak ve sınır güvenliğini ucuz bir bedelle sağlamaktı. Mete Han döneminde Çin bu politikaya başvurmak zorunda kalmıştır.
10. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
- A) İlteriş Kağan, Çin egemenliğinden kurtularak II. Göktürk Devleti'ni kurmuştur
- B) Türk adının geçtiği ilk Çin kaynakları MÖ 318 yılına tarihlenmektedir
- C) Uygurlara ait Yenisey Yazıtları, Türkçenin bilinen en eski yazılı örnekleri arasında gösterilmektedir ✓
- D) Uygurlar 840 yılında Kırgızlar tarafından yıkılmıştır
- E) Göktürk Devleti 552 yılında Bumin Kağan tarafından kurulmuştur
Türkçenin bilinen en eski yazılı örnekleri Yenisey Yazıtları değil, Orhun Yazıtları'dır (Köktürk Yazıtları, MS 8. yüzyıl). Yenisey Yazıtları da önemli belgeler olmakla birlikte tarih açısından biraz daha sınırlıdır. Diğer şıklardaki bilgiler doğrudur: Göktürk Devleti 552'de Bumin Kağan tarafından kurulmuş, 'Türk' adının geçtiği erken Çin kaynakları MÖ döneme uzanmakta, İlteriş Kağan II. Göktürkleri kurmuş ve Uygurlar 840'ta Kırgızlar tarafından çökertilmiştir.
11. Türk devletlerinde 'hatun'un (hakanın eşi) siyasi rolü göz önünde bulundurulduğunda, bu durum Türk devlet geleneği hakkında ne söylemektedir?
- A) Kadınların sadece dini törenlerde aktif rol üstlendiğini
- B) Türk siyasi kültüründe kadının devlet yönetimine belirli ölçüde dahil olduğunu ✓
- C) Türk hukuk anlayışında kadın ve erkeğin tamamen eşit haklara sahip olduğunu
- D) Hükümdar öldüğünde yönetim hakkının otomatik olarak hatuna geçtiğini
- E) Hatunun töre hükümlerini tek başına belirleme yetkisine sahip olduğunu
İlk Türk devletlerinde hatun, hükümdara danışmanlık etmek, yabancı elçileri kabul etmek ve devlet törenlerine katılmak gibi işlevlere sahipti. Tarihsel kayıtlarda bazı hatunların önemli siyasi kararları etkilediği görülmektedir. Bu durum, Türk devlet geleneğinde kadının siyasi alanda bütünüyle dışlanmadığını, belirli bir rol ve statüye sahip olduğunu ortaya koymaktadır; ancak bu katılım, modern anlamda bir eşitlik ya da yasal güvence değildi.
12. Aşağıdakilerden hangisi Köktürk (Göktürk) ve Uygur devletlerini birbirinden en net biçimde ayıran özelliktir?
- A) Göktürklerin göçebe yaşamı sürdürmesi, Uygurların yerleşik şehir kültürü geliştirmesi ✓
- B) Göktürklerin Orhun bölgesinde, Uygurların Aral Gölü çevresinde hüküm sürmesi
- C) Göktürklerin Budizm'i, Uygurların Manihaizm'i benimsemesi
- D) Göktürklerin Çin alfabesini kullanması, Uygurların kendilerine özgü bir alfabe geliştirmesi
- E) Göktürklerin İslam öncesi dönemde, Uygurların İslam sonrası dönemde ortaya çıkması
Göktürkler klasik bozkır göçebe geleneğini devam ettirirken Uygurlar, Manihaizm'in etkisiyle birlikte yerleşik hayata geçmiş, şehirler ve saray kompleksleri inşa etmiş, tarım ve ticaretle yoğun biçimde ilgilenmeye başlamıştır. Bu farklılaşma, yalnızca bir din değişikliğinin ötesinde kapsamlı bir medeniyet dönüşümünü ifade etmektedir. Göktürklerin Çin alfabesini kullandığı bilgisi yanlıştır; Göktürkler kendi özgün alfabelerini (Orhun/Köktürk alfabesi) kullanmıştır.
13. Aşağıdaki Türk devletlerinden hangisi, kurulduğu coğrafya ve etki alanı bakımından diğerlerinden farklı bir konumdadır?
- A) Büyük Hun Devleti
- B) Avar Devleti ✓
- C) Uygur Devleti
- D) II. Göktürk Devleti
- E) I. Göktürk Devleti
Avar Devleti, diğer ilk Türk devletlerinden farklı olarak Orta Asya'da değil Orta Avrupa'da (özellikle Pannonya – bugünkü Macaristan ovalarında) kurulmuş ve hüküm sürmüştür. Bizans İmparatorluğu ile doğrudan mücadele etmiş, Frankların egemenlik alanına kadar uzanan bir nüfuz bölgesi oluşturmuşlardır. Diğer seçeneklerdeki devletler ağırlıklı olarak Orta Asya coğrafyasında etkinlik göstermiştir.
14. Türk devletlerinde 'töre'nin (örf ve adet hukukunun) devlet yönetimindeki konumu düşünüldüğünde, bu anlayışın modern hukuk sistemleriyle temel farkı nedir?
- A) Törenin yazılı bir anayasa niteliği taşıması ve değiştirilememesi
- B) Törenin yazısız, sözlü ve geleneksel nitelikte olması; bağlayıcılığının meşruiyeti örf ve atadan gelen uygulamaya dayanması ✓
- C) Törenin yalnızca din adamları tarafından yorumlanabilmesi
- D) Törenin yalnızca askerî konuları düzenlemesi, sivil hukuku kapsaması
- E) Töre kurallarının her kağan döneminde yeniden belirlenmesi
Töre, yazılı bir kanunlar bütünü değil; nesilden nesile sözlü olarak aktarılan, örf, adet ve geleneklere dayanan bir hukuk anlayışıdır. Bağlayıcılığını atalardan gelen uygulamanın otoritesinden almaktadır. Modern hukuk sistemlerinde ise kurallar yazılı, sistematik ve resmi bir yapı taşır; meşruiyet kaynağı devlet otoritesi ya da demokratik irade olup değiştirilebilir niteliktedir. Bu temel fark, töreyi modern hukuk anlayışından ayıran en belirleyici özelliktir.
15. Göktürk Devleti'nin 552'de kurulmasından önce Türklerin Avar hâkimiyetinde yaşadığı bilinmektedir. Bumin Kağan'ın Avarları yıkarak bağımsızlığını ilan etmesi sürecine bakıldığında, Göktürklerin önce Juan-Juanlardan (Avarlardan) bir evlilik teklifi aldığı ancak bunu reddederek Batı Wei ile ittifak kurduğu görülmektedir. Bu gelişme, aşağıdaki genellemelerden hangisini en güçlü biçimde destekler?
- A) Türk devletlerinde dış politika kararları, rakip güçlerle dengeyi gözeten pragmatik bir stratejiyle şekillenmiştir. ✓
- B) Türk devletlerinin kurucuları her zaman dinî meşruiyet arayışında olmuştur.
- C) Orta Asya'da devlet kurma süreçleri yalnızca askerî güce dayanmıştır.
- D) Göktürkler bağımsızlıklarını yalnızca Çin desteğiyle kazanabilmişlerdir.
- E) Orta Asya'da evlilik ittifakları devlet kurma süreçlerini engellemiştir.
Bumin Kağan, Juan-Juan evlilik teklifini reddederek onlara karşı Batı Wei ile ittifak kurmuştur. Bu durum, Türk devlet geleneğinde rakipler arasındaki dengeyi kullanma ve pragmatik dış politika anlayışının erken bir örneğidir. Diğer seçenekler ya aşırı genelleme yapar ya da tarihsel olgularla çelişir.
16. Uygur Kağanlığı'nın (744-840) Maniheizm'i resmî din olarak benimsemesi, önceki Türk devletlerinin genel tutumundan belirgin biçimde ayrılmaktadır. Bu kırılmanın tarihsel sonuçları değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi, Maniheizm'in Uygurlar üzerindeki etkisini diğerlerinden daha kapsamlı biçimde açıklar?
- A) Maniheist rahiplerin kağan seçiminde belirleyici rol oynaması
- B) Çin'deki Tang hanedanıyla dinî temelli bir çatışmanın yaşanması
- C) Uygurların Çin'e karşı siyasi bağımsızlıklarını pekiştirmesi
- D) Uygurların İpek Yolu ticaretini tamamen tekeline alması
- E) Askerî örgütlenme yerine ticaret ve yerleşik hayatın ön plana çıkmasıyla kağanlığın uzun vadede askerî gücünü yitirmesi ✓
Maniheizm barışçıl, savaş karşıtı bir öğretiyle Uygurlarda yerleşik hayata ve ticarete yönelimi artırmıştır. Bu dönüşüm Uygurları kültürel açıdan zenginleştirmiş; ancak göçebe savaşçı niteliklerini zayıflatarak Kırgız baskısı karşısında savunmasız bırakmıştır. 840'taki yıkılışın arkasında bu askerî erozyon belirleyici etkenlerden biridir.
17. Hun Devleti'nde 'sol' ve 'sağ' kanat yönetimi sistemi, Osmanlı'daki uc beyliklerine benzer biçimde merkeze bağlı yarı özerk yapılar oluşturmuştur. Ancak bu sistemin Hun Devleti'ni güçlendirdiği kadar parçalanmasını da hızlandırdığı ileri sürülmektedir. Bu paradoksu açıklayan temel neden aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kanat sisteminin tarım ekonomisine uygun olmaması
- B) Kanat yöneticilerinin dini farklılıkları nedeniyle merkezi otoriteye karşı çıkması
- C) Sol ve sağ kanat yöneticilerinin aynı zamanda taht adayı konumunda bulunması, veraset krizlerini yapısal hale getirmesi ✓
- D) Sağ kanadın her zaman sol kanattan daha güçlü tutulmasının dengesizlik yaratması
- E) Çin'in kanat yöneticileri üzerinde doğrudan ekonomik baskı kurabilmesi
Hun siyasi geleneğinde sol (doğu) kanat üstün sayılmakla birlikte her iki kanat yöneticisi de hükümdar soyundan gelir ve potansiyel tahta aday sayılırdı. Bu durum merkezi otorite zayıfladığında kaçınılmaz taht çatışmalarına zemin hazırlıyordu. Askerî gücü dağıtan bu yapı hem fetih kapasitesini hem de bölünme riskini aynı anda taşıdığından paradoksal sonuç vermiştir.
18. Orhun Yazıtları'nda Bilge Kağan, Türk milletinin Çin kültürüne olan ilgisini ve Çin şehirlerine yerleşme arzusunu açıkça eleştirmekte; bu eğilimi devletin çöküşüne zemin hazırlayan en büyük tehlike olarak nitelendirmektedir. Bu tutum, aşağıdaki tarihsel yorum çerçevelerinden hangisiyle en doğrudan ilişkilendirilebilir?
- A) Göçebe ekonomisinin tarım ekonomisine karşı savunulması
- B) Konfüçyüs düşüncesinin Türk toplumsal yapısıyla bağdaşmadığına dair ideolojik bir argüman
- C) Çin ile ekonomik ilişkilerin kesilmesi gerektiğine dair pragmatik bir dış politika önerisi
- D) Budizm'in Türkler arasında yayılmasına karşı duyulan tepki
- E) Kültürel asimilasyonun bir toplumun siyasi özerkliğini nasıl aşındırabileceğine ilişkin uyarı ✓
Bilge Kağan'ın eleştirisi özünde kültürel asimilasyon kaygısı taşır. Çin şehirlerine ve yaşam tarzına yönelen Türkler kimliklerini, askerî disiplinlerini ve siyasi bağımsızlık içgüdülerini yitirmektedir. Yazıtlar bu bağlamda bir 'kimlik politikası belgesi' olarak okunabilir. Diğer seçenekler metnin birincil meselesini yanlış çerçeveler.
19. Büyük Hun Devleti'nin Mete Han döneminde uyguladığı 'ipek ve ittifak' politikası, Çin'den yıllık vergi niteliğinde ipek, tahıl ve prenses almayı içermekteydi. Bu politikanın Çin açısından aşağıdaki sonuçlardan hangisine yol açtığı, tarihsel kayıtlarla en güçlü biçimde desteklenmektedir?
- A) Çin'in kısa vadede savaştan kaçınırken uzun vadede sınır güvenliğini yeniden kazanmak için Hunlar içindeki bölünmeleri besleme stratejisine yönelmesi ✓
- B) Çin'in ekonomik açıdan çöküşe sürüklenerek Han hanedanının yıkılması
- C) Çin'in ipek ticaretini tamamen durdurup kara yolu alternatiflerini geliştirmesi
- D) Çin'in Hunlara karşı kalıcı bir askerî zafer kazanarak sorunu çözmesi
- E) Çin prenseslerinin Hun sarayında Konfüçyüs kültürünü yayarak Hunları dönüştürmesi
Çin, 'heqin' (barış evliliği) politikasıyla kısa vadede büyük Hun saldırılarını erteledi. Ancak uzun vadede bu politikayı sürdürülemez bulan Han yönetimi, Hunlar içindeki taht çatışmalarını desteklemiş ve 'böl-yönet' stratejisine yönelmiştir. Nitekim MS 1. yüzyılda Kuzey-Güney Hun ayrışması bu politikanın ürünüdür. E seçeneği tarihsel olarak gerçekleşmemiş, C ise abartılı bir sonuçtur.
20. Aşağıdaki tablo, çeşitli Türk devletlerinin yıkılış nedenlerini göstermektedir: - Büyük Hun Devleti → İç çatışma + Çin baskısı - I. Göktürk Kağanlığı → Çin'in kışkırttığı iç savaş - II. Göktürk Kağanlığı → İç isyan (Uygurlar) - Uygur Kağanlığı → Kırgız istilası - Kök Türk Devleti → — Bu tablodaki örüntüden hareketle Orta Asya Türk devletlerinin yıkılışında 'yapısal kırılganlık' olarak değerlendirilebilecek ortak etken aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Tarıma dayalı ekonomiden yoksun olmaları
- B) Türk kağanlarının Çin imparatorlarıyla akrabalık kurma zorunluluğu
- C) Dinî otoritenin siyasi otorite üzerinde belirleyici olması
- D) Türk devletlerinin İpek Yolu üzerindeki kontrolü kaybetmesi
- E) Merkezî yazılı hukukun yokluğu nedeniyle veraset sorunlarının çözümsüz kalması ve dış güçlerin bu boşluğu istismar etmesi ✓
Tablodaki devletlerin neredeyse tamamında iç çatışma ya doğrudan yıkılış nedeni ya da yıkılışa zemin hazırlayan etkendir. Türk devlet geleneğinde kut anlayışı veraseti bireysel güce bağladığından kurumsal bir çözüm üretilememiş; Çin bu açığı defalarca kullanmıştır. Bu yapısal kırılganlık tablodaki örüntüyü açıklayan en tutarlı çerçevedir.
21. I. Göktürk Kağanlığı, 582'de Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Batı Göktürk Kağanlığı zamanla Sasani İmparatorluğu ve Bizans ile ilişkiler geliştirirken Doğu Göktürkler Çin baskısıyla mücadele etmiştir. Bu coğrafi farklılaşma, aşağıdaki sonuçlardan hangisini doğurmuştur?
- A) Doğu Göktürklerin Çin ile siyasi birleşmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.
- B) İki kağanlık arasındaki sınır anlaşmazlıkları kalıcı bir savaş haline dönüşmüştür.
- C) Batı Göktürklerin Arap fetihleri karşısında direnememesi Türklerin İslamlaşmasını hızlandırmıştır.
- D) Batı Göktürklerin Hristiyanlığı, Doğu Göktürklerin ise Budizm'i benimsemesi kültürel kopuşu derinleştirmiştir.
- E) İki kağanlığın farklı ticaret ağlarına ve dolayısıyla farklı siyasi öncelik ve müttefik havuzlarına sahip olması, yeniden birleşmeyi yapısal olarak olanaksızlaştırmıştır. ✓
Batı Göktürkler İpek Yolu'nun batı güzergahını ve Sasani-Bizans rekabetini yönetirken Doğu Göktürkler Çin ile mücadele etmekteydi. Bu farklı coğrafi ve siyasi dinamikler her iki kağanlığın birbirinden bağımsız çıkar ve ittifak ağları geliştirmesine yol açmış; ortak bir siyasi çerçeve kurma kapasitesini ortadan kaldırmıştır. B ve D seçenekleri tarihsel olarak doğrulanmamaktadır.
22. Türk tarihinde 'kut' kavramı, iktidarın kaynağını açıklayan temel unsur olarak öne çıkmaktadır. Kut anlayışına göre iktidar Tanrı'nın verdiği bir lütuf olup bu lütuf yalnızca bir kişiye değil, tüm hanedan üyelerine verilmiş sayılmaktadır. Bu inanışın siyasi sisteme yansıması değerlendirildiğinde, kut anlayışı aşağıdakilerden hangisiyle doğrudan çelişmektedir?
- A) Tek ve bölünmez bir veraset düzeninin kurumsal olarak güvence altına alınması ✓
- B) Kağanın diğer ülkelerle diplomatik ilişki kurması
- C) Kağanın yasama yetkisini kullanması
- D) Devlet topraklarının fetihle genişletilmesi
- E) İktidarın askerî başarıyla pekiştirilmesi
Kut anlayışı iktidar hakkını tüm hanedan üyelerine tanıdığından, Avrupalı feodal monarşilerdeki gibi tek bir varisi önceden belirleyen kurumsal bir veraset sisteminin oluşmasını engellemiştir. Her prens teorik olarak kağan olabildiğinden taht geçişleri her defasında silahlı rekabete açık hale gelmiştir. Bu durum C seçeneğiyle doğrudan çelişir.
23. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi, Türk tarihinde 'devletin yeniden kuruluş' modelinin tipik bir örneği olarak değerlendirilemez?
- A) Karlukların Türgiş Kağanlığı'nı yıkarak Orta Asya'da Karluk yönetimini tesis etmesi
- B) Uygurların Göktürk Kağanlığı'nı yıkarak kendi kağanlıklarını kurması ✓
- C) II. Göktürk Kağanlığı'nın Kutluk Kağan önderliğinde Tang egemenliğinden kurtularak yeniden bağımsızlığını ilan etmesi
- D) Mete Han'ın babasını devirip tüm bozkır kavimlerini Hun çatısı altında toplaması
- E) Kıpçakların Kuman Kağanlığı çatısı altında yeniden örgütlenmesi
Yeniden kuruluş modelinde mevcut bir siyasi geleneğin taşıyıcıları, dış baskı sonucu çöken devleti aynı etnik-kültürel temelde yeniden inşa eder. Uygurların Göktürkleri yıkması ise farklı bir boy federasyonunun iktidarı devralmasıdır; bu daha çok 'hegemonya değişimi' ya da 'yeni kuruluş' modelidir. A, C ve E yeniden yapılanma örnekleri; D ise birleştirme-kuruluş modelidir.
24. Göktürk alfabesi, Soğd alfabesinden uyarlanmış olmasına karşın soldan sağa değil sağdan sola ve özel bir biçimde yazılmaktadır. Orhun Yazıtları'nda kullanılan bu alfabenin dönem itibarıyla taşıdığı siyasi işlev değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi en kapsayıcı çıkarımı sunar?
- A) Yazılı dilin yalnızca askerî emirleri iletmek amacıyla kullanıldığı
- B) Alfabenin Çin yazısının etkisini bertaraf etmek için bilinçli olarak sağdan sola yazıldığı
- C) Yazıtların yalnızca din adamları tarafından okunabileceği için siyasi içerikten yoksun olduğu
- D) Göktürklerin Soğdların ticarî üstünlüğünü kırmak için bağımsız bir yazı sistemi geliştirdiği
- E) Türkçenin yazıya dökülmesinin, sözlü geleneğe dayalı kut meşruiyetinin ötesinde belgesel bir devlet hafızası ve kimlik politikası oluşturma işlevi gördüğü ✓
Orhun Yazıtları yalnızca olayları aktarmaz; Bilge Kağan ve Kül Tigin adına yazılan metinler devletin kimliğini, Türk milletine öğütleri ve Çin tehlikesine karşı uyarıları içerir. Dolayısıyla yazılı Türkçe burada siyasi meşruiyet ve kolektif bellek inşasının aracıdır. Bu C seçeneğini destekler. D seçeneği tarihsel kanıtla desteklenemez; E ise yazıtların kamusal alana dikildiği gerçeğiyle çelişir.
25. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi tarihsel açıdan yanlıştır?
- A) Kapgan Kağan – II. Göktürk Kağanlığı'nı kuran Kutluk Kağan'ın kardeşi olarak iktidarı sürdürme
- B) Bilge Kağan – Orhun Yazıtları'nın yazılmasını emretme
- C) İlteriş Kağan – Uygur Kağanlığı'nı kurarak Maniheizm'i resmî din ilan etme ✓
- D) Mete Han – Ok sistemiyle orduyu onluk sisteme göre örgütleme
- E) Bumin Kağan – Juan-Juanları yıkarak Göktürk Devleti'ni kurma
İlteriş Kağan (Kutluk Kağan), II. Göktürk Kağanlığı'nın kurucusudur; Uygur Kağanlığı'nı kuran kişi değildir. Uygur Kağanlığı'nı kuran, Göktürklere karşı isyan eden Kutluk Bilge Köl Kağan'dır ve Maniheizm daha sonraki dönemde Bögü Kağan tarafından benimsenmiştir. Dolayısıyla E seçeneği hem kuruluş hem din konusunda yanlış bilgi içermektedir.