menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - i lk turk devletleri (Bölüm 9)

TARIH - i lk turk devletleri (Bölüm 9)

Soru 1 / 19

Türk devlet geleneğinde ülke (töre) anlayışına göre devlet, hükümdar ailesinin ortak mülküdür. Bu ilkenin pratik sonuçları ile Roma'daki 'res publica' (kamu mülkiyeti) anlayışının pratik sonuçları karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi en belirgin farkı ortaya koyar?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (19 soru)
  1. 1. Türk devlet geleneğinde ülke (töre) anlayışına göre devlet, hükümdar ailesinin ortak mülküdür. Bu ilkenin pratik sonuçları ile Roma'daki 'res publica' (kamu mülkiyeti) anlayışının pratik sonuçları karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi en belirgin farkı ortaya koyar?

    • A) Türk devlet anlayışı devleti hanedan üyeleri arasında fiilen bölünebilir kılarken Roma anlayışı bütünlüğü koruyan kurumsal çerçeveler üretmiştir.
    • B) Türk devletlerinde ekonomi devlet mülkiyetine dayanırken Roma'da özel mülkiyet egemendir.
    • C) Roma'da devlet kademeli olarak tek kişi iktidarına (imparatorluk) dönüşürken Türk devletlerinde bu dönüşüm hiç yaşanmamıştır.
    • D) Roma'da askeri güç devletin temelini oluştururken Türk devletlerinde bu işlevi din üstlenmiştir.
    • E) Türk devlet anlayışında yasama Roma'ya kıyasla daha güçlü kurumsal yapılara sahipti.

    Türk devlet anlayışında ülke hanedan üyelerinin ortak mirası sayıldığından, ölüm sonrasında fiilen bölünebilir nitelikteydi; bu durum veraset çatışmalarına yapısal zemin hazırladı. Roma'da ise Senato, sonraki dönemlerde tetrarchy gibi kurumlar, devletin bütünlüğünü hukuki ve kurumsal araçlarla korumaya çalışmıştır. C bu karşıtlığı en net biçimde ifade eder.

  2. 2. Türk boylarının İpek Yolu üzerindeki hâkimiyetleri değerlendirildiğinde, Göktürklerin 568'de Bizans'a elçi gönderip Sasanileri devre dışı bırakarak doğrudan ticaret yolu açmaya çalıştığı görülmektedir. Bu girişimin başarısızlıkla sonuçlandığı düşünüldüğünde, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi bu başarısızlığı en iyi açıklar?

    • A) Bizans'ın bu dönemde iç çatışmalar nedeniyle dış politikaya yönelememesi
    • B) Göktürklerin Bizans pazarına sunacak yeterli ipek stoğuna sahip olmaması
    • C) Bizans'ın İpek Yolu ticaretine hiçbir zaman ilgi duymamış olması
    • D) Sasanilerin Bizans-Göktürk ittifakını askeri güçle engellemiş olması
    • E) Bizans'ın Sasanilerle aradaki dengeyi bozacak riskli bir ittifaktan kaçınması ve Sasani topraklarına alternatif kara yolu güzergahının coğrafi olarak elverişsiz olması

    Bizans o dönemde Sasanilerle hem rakip hem de ticaret ortağıydı. Sasanileri tamamen devre dışı bırakan bir düzenleme Bizans açısından çok riskli bir jeopolitik hamle anlamına gelirdi. Bunun yanı sıra Sasani topraklarını atlayacak kuzey güzergahı (Hazar çevresi) dönemin koşullarında pratik bir alternatif sunamamıştır. C bu karmaşık dengeyi en kapsamlı biçimde açıklar.

  3. 3. Aşağıda bazı Türk devletleri ve kurumsal özellikleri verilmiştir: 1. Kurultay – Büyük danışma meclisi 2. Hatun – Siyasi karar süreçlerine katılım hakkı olan kağan eşi 3. Yabgu – Ikinci derece hükümdar unvanı 4. Şad – Kanat komutanı Bu kurumsal yapı göz önüne alındığında, Türk devletlerinde iktidarın aşağıdaki özelliklerinden hangisiyle nitelendirilemez?

    • A) İktidarın yalnızca erkek hanedan mensuplarına özgü olmadığı
    • B) İktidarın farklı hiyerarşik kademelere dağıtıldığı
    • C) Danışmanlık kurumunun mutlak monarşiyi sınırlandırabildiği
    • D) Askerî ve idari yetkilerin iç içe geçtiği
    • E) İktidarın yalnızca merkezi bir otoritede toplandığı ve hiçbir biçimde paylaşılmadığı

    Verilen kurumsal yapı açıkça iktidarın paylaşıldığını göstermektedir: hatun siyasi kararlara katılır, kurultay danışmanlık işlevi görür, yabgu ve şad iktidarı farklı düzeylerde temsil eder. Dolayısıyla 'iktidar yalnızca merkezde toplandı ve hiç paylaşılmadı' iddiası (D seçeneği) bu kurumsal tabloya doğrudan aykırıdır.

  4. 4. Aşağıdaki nedensellik zincirlerinden hangisi tarihsel açıdan en tutarlı ve belgelenmiş bütünü oluşturmaktadır?

    • A) Uygur Kağanlığı'nın çöküşü → Maniheizm'in yasaklanması → Türklerin toplu Budizm'e geçişi → Türk askerî kapasitesinin yeniden canlanması
    • B) Kırgızların Uygurları yıkması → Türklerin tamamının batıya göç etmesi → Orta Asya'nın kalıcı olarak Moğolların eline geçmesi
    • C) II. Göktürk Kağanlığı'nın kuruluşu → Orhun Yazıtları'nın kaleme alınması → Türklerin İslamiyet'i benimsemesi → Karahanlı Devleti'nin kurulması
    • D) I. Göktürk ayrılığı → Çin'in Göktürk iç savaşını beslemesi → Her iki kağanlığın zayıflaması → Çin'in 630'da Doğu Göktürkleri egemenliği altına alması
    • E) Mete Han'ın iktidarı → Onluk ordu sistemi → Çin Seddi'nin tamamen etkisiz kalması → Çin'in Hun egemenliğine girmesi

    B seçeneği belgelenmiş tarihsel bir zinciri doğru biçimde aktarır: Göktürklerin 582'de bölünmesi, Çin'in Tang hanedanı aracılığıyla bu bölünmeden yararlanması, her iki kağanlığın zayıflaması ve nihayetinde 630'da Doğu Göktürklerin Tang egemenliğine girmesi. A'da Çin'in Hun egemenliğine girdiği iddiası yanlıştır; C'deki toplu Budizm geçişi gerçekleşmemiştir; D'deki nedensellik kopuktur; E ise abartılı genellemedir.

  5. 5. Göktürk Devleti'nin 552'de Avar hâkimiyetine son vererek kurulması, aşağıdaki gelişmelerin hangisine zemin hazırlamıştır?

    • A) İpek Yolu ticaretinin tamamen Türklerin denetimine girmesine ve Bizans'ın bu ticaretten dışlanmasına
    • B) Sasani Devleti ile kalıcı bir ittifak kurularak Bizans'ın Anadolu'dan çıkarılmasına
    • C) Türk boylarının Orta Asya'da siyasi birliği yeniden sağlamasına ve Çin ile doğrudan diplomatik ilişki kurmasına
    • D) Türklerin ilk kez yazılı hukuk kuralları oluşturmasına
    • E) Türklerin ilk kez Müslüman Arap devletleriyle ticari ilişki kurmasına

    Göktürkler, Avar hâkimiyetini sona erdirerek Orta Asya'da uzun süredir parçalanmış olan Türk siyasi birliğini yeniden tesis etti. Ardından hem Sasanilerle hem de Bizans ile diplomatik temas kurarak İpek Yolu üzerindeki denetimi ele geçirmeye çalıştılar. Çin ile sürdürülen yoğun diplomatik ilişkiler de bu birleşmenin doğrudan sonucudur. Diğer seçeneklerdeki iddialar tarihsel olarak bu gelişmeye bağlanamaz ya da gerçekleşmemiştir.

  6. 6. Orhun Yazıtları'nda Bilge Kağan'ın Türk milletine yönelik 'Çin ipeklisine, altınına aldanmayın; Çin tatlı sözlü ve yumuşak ipeklidir, uzak milletleri kendine böyle çeker' ifadesi, aşağıdaki tarihsel gerçeğin hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

    • A) Türklerin Çin mallarına karşı ekonomik boykot uyguladığı dönemin varlığıyla
    • B) Türk kağanlarının Çin sarayında eğitim görmesini zorunlu kılan antlaşmaların varlığıyla
    • C) Göktürk Devleti'nin Çin'e haraç ödemeye zorlandığı dönemde ortaya çıkan kültürel asimilasyon kaygısıyla
    • D) Çin'in Türk boylarını birbirinden kopararak ve kültürel özümseme yoluyla siyasi gücünü zayıflatma politikasıyla
    • E) İpek Yolu gelirlerinin Türklerden Çin'e aktarılmasına yol açan ticaret anlaşmalarıyla

    Bilge Kağan'ın bu ifadesi, Çin'in Türk boylarını ekonomik cazibe ve kültürel nüfuz aracılığıyla birbirinden ayırma ve zamanla özümseme politikasına karşı bir uyarıdır. Çin, savaş yerine ipek, altın ve diplomatik evlilikler gibi araçlarla Türk aristokrasisini kendine bağlayarak Türk siyasi birliğini içten çözmeyi hedeflemiştir. Bu strateji, 'böl ve yönet' mantığının kültürel versiyonudur ve yazıtlar bu tehlikeye karşı toplumsal belleği uyandırmak amacıyla kaleme alınmıştır.

  7. 7. Uygur Devleti'nin Maniheizm'i benimsemesinin ardından yaşanan toplumsal dönüşüm göz önüne alındığında, bu dini tercih aşağıdakilerden hangisini kaçınılmaz kılmıştır?

    • A) Uygur ordusunun büyük ölçüde paralı askerlerden oluşmaya başlamasını
    • B) Uygurların Çin'den bağımsızlıklarını yitirerek bir vasal devlete dönüşmesini
    • C) Türk yazı dilinin terk edilerek Sogdça'nın resmî dil ilan edilmesini
    • D) Uygurların yerleşik hayata geçmesini ve kentsel ticaret kültürünü geliştirmesini
    • E) Uygurların Abbasi Halifeliği ile yakın dinî ittifak kurmasını

    Maniheizm, et yememeyi ve şiddeti yasaklayan prensiplerine bağlı olarak savaşçı göçebe yaşam tarzıyla çelişen bir din anlayışına sahiptir. Bu tercih, Uygurların giderek yerleşik hayata yönelmesine, tarım ve özellikle ticaretle yoğun biçimde ilgilenmesine zemin hazırlamıştır. Sogdlu tüccarların da etkisiyle Uygurlar zamanla Orta Asya'nın önemli bir ticaret halkına dönüşmüştür. Bu süreç, Türk devlet geleneğindeki askerî kültürden uzaklaşmanın da başlangıcıdır.

  8. 8. Hunların Mete Han döneminde uyguladığı 'merkez-kanat' (kurt düzeni) ordu örgütlenmesi, devlet yönetimi açısından aşağıdaki sonuçlardan hangisine yol açmıştır?

    • A) Konfederasyon yapısının güçlenerek kağanın sembolik bir konuma gerilemesine
    • B) Sol ve sağ kanat komutanlarının siyasi özerklik kazanmasıyla merkezi otoritenin zayıflamasına zemin hazırlamasına
    • C) Türk boylarının askeri birliklere dönüştürülerek etnik kimliklerini yitirmesine
    • D) Ordunun sivil yönetimden tamamen bağımsızlaşmasına ve askerî oligarşinin oluşmasına
    • E) Çin seferlerinin disiplinli ordu sayesinde kalıcı toprak fethine dönüşmesine

    Mete Han'ın 'onluk sistem' üzerine kurduğu merkez-kanat örgütlenmesinde sol (doğu) ve sağ (batı) kanat komutanları çoğunlukla kağanın yakın akrabaları olan prenslerden oluşturulmuştu. Bu yapı askerî etkinliği artırırken aynı zamanda söz konusu komutanlara önemli siyasi özerklik tanıyordu. Tarihsel süreçte Türk devletlerinin bölünmesinde (Doğu-Batı ayrımları) bu yapısal zaafiyetin belirleyici rol oynadığı görülmektedir. Güçlü bir merkezî otorite sağlanamadığında bu kanatlardaki yöneticiler yarı bağımsız güç odaklarına dönüşmüştür.

  9. 9. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi, İlk Türk devletlerindeki hâkimiyet anlayışını hem doğru hem de bütünlüklü biçimde yansıtmaktadır?

    • A) Kut anlayışı – Tanrı tarafından verilen yönetme yetkisinin yalnızca erkek hanlara özgü olduğu ve verasete bağlı bulunduğu ilke
    • B) Hatun – Kağanın eşi olup yalnızca töre kapsamında yargılama yetkisine sahip bulunan kadın
    • C) Töre – Yazılı olmayan, fakat bağlayıcı olan ve kağanın da üstünde bulunan geleneksel hukuk normları bütünü
    • D) Kurultay – Kağanın kararlarını onaylayan, ancak bağlayıcı karar alma yetkisine sahip olmayan danışma organı
    • E) Tigin – Kağanın oğulları için kullanılan ve onlara kesin veraset hakkı tanıyan unvan

    Töre, Türk devlet geleneğinde yazılı olmayan ancak herkes için bağlayıcı olan, kağanın dahi uymak zorunda olduğu geleneksel hukuk ve yönetim normlarının bütünüdür. A şıkkı yanlıştır; kut yalnızca erkeklere özgü değildi, hatunların da kut sahibi olduğuna dair uygulamalar mevcuttur. C şıkkı kısmen doğru görünse de kurultay bazı durumlarda kağan seçimi gibi kritik kararlarda belirleyici olmuştur. D şıkkı hatunun yetkisini yargılamayla sınırlandırarak eksik tanımlamaktadır. E şıkkında tigin unvanı kesin veraset hakkı vermez; Türklerde kut anlayışı gereği veraset önceden belirlenemezdi.

  10. 10. II. Göktürk (Kutluk) Devleti'nin kurucusu Kutluk Kağan'ın yürüttüğü bağımsızlık mücadelesi, Türk siyasi tarihinde hangi açıdan özgün bir nitelik taşımaktadır?

    • A) Bizans ve Sasani ile eş zamanlı ittifak kurularak Çin'in iki cephede sıkıştırılmış olması bakımından
    • B) Göktürk hanedanından gelmeyen bir komutanın ilk kez bağımsız Türk devleti kurmuş olması bakımından
    • C) Çin kontrolündeki Türk boylarını Türk kimliği ve töre etrafında yeniden örgütleyerek dışarıdan değil içeriden bir direniş başlatmış olması bakımından
    • D) Çin'e karşı ilk kez İslam güçleriyle ortak cephe açılmış olması bakımından
    • E) Türk boylarının ilk kez kalıcı surlarla çevrili kentlerde örgütlenerek Çin'e direnmesi bakımından

    Kutluk Kağan'ın hareketi, Çin'in doğrudan yönetimi altındaki Türk boylarını kendi içinden örgütleyerek başlattığı bir direniş hareketidir. Bu, dışarıdan gelip sefere çıkmak yerine, Çin kontrolündeki topraklarda yaşayan Türklerin yeniden Türk kimliğini ve töreyi referans alarak siyasi bir güç oluşturması anlamına gelir. Bu özgünlük, II. Göktürk Devleti'ni bir istila değil bir öz-kurtuluş hareketi olarak konumlandırmaktadır. Diğer şıklardaki iddialar tarihsel gerçeklikle örtüşmemektedir.

  11. 11. Türk devletlerinde 'ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaşılması' geleneği ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi tarihsel açıdan en doğru değerlendirmeyi içermektedir?

    • A) Ülkenin hanedan malı sayılması, kağanlığın güçlenmesini sağlamış; taht kavgalarını önlemiştir
    • B) Kut anlayışıyla iç içe geçen bu gelenek, her hanedan üyesine teorik olarak kağan olma hakkı tanıdığından taht kavgalarına ve devletin bölünmesine yapısal bir zemin hazırlamıştır
    • C) Bu gelenek, feodal Avrupa'daki miras hukukundan esinlenilerek oluşturulmuş ve yönetim verimliliğini artırmıştır
    • D) Bu anlayış, Türk devletlerinin birleşik yönetim altında uzun ömürlü olmasını sağlayan temel unsurdu
    • E) Bu gelenek yalnızca Hunlara özgüdür; Göktürk ve Uygurlar tek hâkim prensip olarak veraseti benimsemiştir

    Türklerde 'ülke hanedan üyelerinin ortak malıdır' anlayışı, kut inancıyla birleşince her hanedan üyesinin potansiyel kağan adayı olmasına zemin hazırlamıştır. Bu durum, güçlü bir kağan hayattayken birliği korusa da ölümünün ardından taht mücadelelerine ve devletin fiilen bölünmesine yol açan yapısal bir kırılganlık yaratmıştır. Hun, Göktürk ve Uygur devletlerinin tarihine bakıldığında bu örüntünün tekrar tekrar işlediği görülmektedir. Söz konusu geleneğin Hunlara özgü olduğunu söyleyen E şıkkı yanlıştır.

  12. 12. Aşağıdakilerden hangisi, Orta Asya Türk devletlerinde görülen 'İkili Yönetim Sistemi'nin diğer adıyla doğru biçimde ifade edildiği seçenektir ve bu sistemin temel işlevi nedir?

    • A) Şad Sistemi – Sol ve sağ kanat yönetimini kağanın iki farklı oğluna vererek bölgesel yönetim sağlamak ve seferlerde koordinasyonu artırmak
    • B) Kurultay Sistemi – Kağanın tüm kararlarını halk oylamasına sunarak meşruiyet sağlamak
    • C) Yabgu Sistemi – Devletin batı kanadını yöneten ve kağana eşit statüde bulunan ortak hükümdarı tanımlamak
    • D) Toy Sistemi – Kağan ile boy beyleri arasındaki iktidar dengesini töre çerçevesinde düzenlemek
    • E) Tudun Sistemi – Vergi toplama ve askerlik hizmetlerini denetlemek amacıyla taşraya atanan yöneticileri ifade etmek

    Türk devletlerinde 'ikili yönetim sistemi' denildiğinde, devletin doğu (merkez/büyük kağan) ve batı (yabgu) olmak üzere iki idari kanada ayrılması kastedilmektedir. Yabgu unvanı, batı kanadını yöneten ve kağandan sonra gelen ikinci en yüksek statüdeki kişiye verilirdi; bu kişi genellikle kağanın kardeşi ya da yakın akrabasıydı. Şad ise ordu komutanı düzeyinde bir unvandır, ikili yönetimin adı değildir. Kurultay ve toy ise danışma kurullarıdır. Tudun, vergi ve askerlik işlerini denetleyen taşra görevlisidir.

  13. 13. Kök Tengri (Gök Tanrı) inancı ile Maniheizm'i benimseyen Uygurlar arasındaki teolojik fark göz önünde bulundurulduğunda, hangi seçenek bu iki inanç sisteminin siyasi sonuçlarını en doğru biçimde karşılaştırmaktadır?

    • A) Kök Tengri inancı kağanın meşruiyetini göksel onaya (kuta) bağlarken Maniheizm ruhban sınıfının siyasi otorite üzerinde etki kurmasına olanak tanımıştır
    • B) Kök Tengri inancı kağan ile Tanrı arasında din adamlarını aracı kılarken Maniheizm bu aracılık rolünü ortadan kaldırmıştır
    • C) Her iki inanç da kağanın dokunulmazlığını ve mutlak egemenliğini teolojik olarak güvence altına almıştır
    • D) Maniheizm, Uygurların Çin ile dinî rekabete girmesini önleyerek siyasi istikrarı güçlendirmiştir
    • E) Kök Tengri inancı kağanı tanrılaştırırken Maniheizm kağanı sıradan bir yöneticiye indirgemiştir

    Kök Tengri (Gök Tanrı) inancında kağan, gökyüzünün ona verdiği kut aracılığıyla meşruiyetini doğrudan Tengri'den alan bir lider konumundadır; din adamları bu bağda aracı bir rol üstlenmez. Maniheizm'de ise rahipler, dinî doktrin ve uygulama üzerindeki otoriteleri nedeniyle siyasi kararlar üzerinde dolaylı da olsa belirleyici bir etki kurabilmektedirler. Uygurlarda bu durum, Maniheist din adamlarının saray üzerindeki nüfuzunu artırmıştır. A şıkkı yanlıştır; Kök Tengri inancı kağanı tanrılaştırmaz, yalnızca tanrısal yetki verilmiş bir lider olarak konumlandırır.

  14. 14. Aşağıdaki tabloda İlk Türk Devletleri'ne ilişkin bilgiler verilmiştir. Tablodaki eşleştirmelerden hangisi kesinlikle yanlıştır? I. Asya Hun Devleti – Mete Han – Çin'e karşı büyük zaferler – Ordu-millet anlayışı II. I. Göktürk Devleti – Bumin Kağan – Avarları yıkması – İlk Türkçe yazıtlar III. Uygur Devleti – Kutluk Bilge Kül Kağan – Maniheizm'i benimseme – Yerleşik kültüre geçiş IV. Kırgızlar – 840 yılı – Uygur Devleti'ne son verme – Göç dalgasına yol açma V. II. Göktürk Devleti – Bilge Kağan – Orhun Yazıtları – Yollug Tigin tarafından yazdırılma

    • A) Yalnızca III
    • B) II ve V
    • C) Yalnızca II
    • D) Yalnızca I
    • E) Yalnızca V

    II. satırda 'İlk Türkçe yazıtlar' ifadesi hatalıdır. I. Göktürk Devleti döneminde Türkçe yazıtlar henüz kullanılmamıştır; mevcut en eski Türkçe yazıtlar (Orhun/Köktürk alfabesiyle yazılmış olanlar) II. Göktürk Devleti dönemine, 8. yüzyıla aittir. Bumin Kağan'ın Avarları yıkması doğrudur. V. satırda ise Bilge Kağan adına dikilen Orhun Yazıtları'nı Yollug Tigin'in kaleme aldığı bilinmektedir; bu bilgi doğrudur. I, III ve IV. satırlardaki bilgiler tarihsel açıdan doğrudur. Dolayısıyla yalnızca II. satır kesinlikle yanlıştır.

  15. 15. Türk tarihinde 'Dört Büyük Türk Devleti' olarak kabul edilen devletlerin ortak özelliklerine bakıldığında, aşağıdakilerden hangisi bu devletlerin tarihsel süreklilik açısından en belirleyici ortak özelliğini yanlış ifade etmektedir?

    • A) Askerî örgütlenme ve idari yapı bakımından onluk sistemi temel almış olmaları
    • B) Hepsinin tek bir hanedana dayalı mutlak monarşi anlayışıyla yönetilmesi
    • C) Türk siyasi geleneğinin ve devlet kurma deneyiminin nesilden nesile aktarılmasında köprü işlevi görmeleri
    • D) Ekonomilerinin büyük ölçüde göçebe hayvancılık ve İpek Yolu ticaretine dayanması
    • E) Her birinin Orta Asya'da kurulan ve hâkimiyet alanını geniş coğrafyalara yayan yapılar olması

    Türk devletleri mutlak monarşi anlayışıyla değil, töre, kurultay ve ikili yönetim gibi geleneksel denge mekanizmalarıyla yönetilmiştir. Kağanın yetkisi töreyle sınırlıydı ve boy beylerinin onayı olmaksızın yönetmek pratikte çok güçtü. 'Tek hanedana dayalı mutlak monarşi' tanımlaması Türk devlet geleneğiyle çelişmektedir; zira ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaşılması ilkesi ve kurultayın denetleyici işlevi, Avrupa'daki ya da Çin'deki mutlak monarşi modelinden belirgin biçimde ayrışmaktadır. Dolayısıyla B seçeneği yanlış bir nitelendirmedir.

  16. 16. Orhun Yazıtları'nın tarih yazımı açısından taşıdığı değer değerlendirildiğinde, aşağıdaki yargılardan hangisi bu kaynağın sınırlılıklarını diğerlerine kıyasla en isabetli biçimde ortaya koymaktadır?

    • A) Yazıtlar resmî propaganda amacı taşıdığından iktidarın kendi meşruiyetini inşa etmeye yönelik seçici bir anlatı sunmaktadır
    • B) Yazıtlar yalnızca dinî törenlere ilişkin bilgi içerdiğinden siyasi tarih araştırmalarında kullanılamaz
    • C) Yazıtların yalnızca Çince kaleme alınmış olması, Türk bakış açısının kaynaklarda temsil edilmesini engellemiştir
    • D) Yazıtlar yalnızca Bilge Kağan dönemini kapsadığından Göktürk tarihinin bütünü hakkında bilgi vermemektedir
    • E) Yazıtlardaki bilgilerin tamamı Çin yıllıklarıyla doğrulanmıştır; bu nedenle bağımsız bir kaynak değeri taşımamaktadır

    Orhun Yazıtları, Bilge Kağan ve Kül Tigin adına diktirilmiş resmî anıt metinlerdir. Bu metinler, iktidarın meşruiyetini pekiştirmek, halkı birlik etrafında mobilize etmek ve geçmiş hataları (örn. Çin'e bağımlılık) yönetici sınıfın perspektifinden yorumlamak amacıyla kaleme alınmıştır. Dolayısıyla iktidar lehine seçici bir anlatı sunduklarından eleştirel bir tarih okumasını zorunlu kılmaktadır. A şıkkı yanlıştır; yazıtlar Türk rünü (Köktürk alfabesi) ile Türkçe yazılmıştır. C ve D şıkları açıkça hatalıdır. E şıkkı kısmen doğru olsa da temel sınırlılık olarak propaganda niteliği daha belirleyicidir.

  17. 17. Aşağıdaki gelişmeleri kronolojik sıraya koyduğumuzda hangisi doğru sıralamayı vermektedir? I. Kutluk Kağan'ın II. Göktürk Devleti'ni kurması II. Mete Han'ın Büyük Hun Devleti'ni güçlendirmesi III. Bumin Kağan'ın Göktürk Devleti'ni kurması IV. Uygur Devleti'nin Maniheizm'i resmî din olarak benimsemesi V. Kırgızların Uygur Devleti'ne son vermesi

    • A) II – III – I – IV – V
    • B) II – I – III – V – IV
    • C) III – II – I – IV – V
    • D) II – III – IV – I – V
    • E) I – II – III – IV – V

    Doğru kronolojik sıralama şöyledir: II. Mete Han MÖ 209'da tahta çıkmış ve devleti güçlendirmiştir. III. Bumin Kağan 552'de I. Göktürk Devleti'ni kurmuştur. I. Kutluk Kağan 682'de II. Göktürk (Kutluk) Devleti'ni kurmuştur. IV. Uygurlar 762-763 civarında Maniheizm'i resmî din olarak benimsemiştir. V. Kırgızlar 840'ta Uygur Devleti'ne son vermiştir. Buna göre doğru sıralama II – III – I – IV – V olup A seçeneğidir.

  18. 18. Türk devletlerinde 'ordu-millet' anlayışının ekonomik temeli incelendiğinde, bu yapının İpek Yolu ticareti ile ilişkisi aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde açıklanmaktadır?

    • A) Türkler İpek Yolu üzerindeki denetimi yalnızca Çin mallarını Batı'ya ulaştırmak için kullanmış; bu yoldan transit vergi almamıştır
    • B) İpek Yolu üzerindeki güvenliği sağlayan Türkler, ticaret gelirlerini orduyu finanse etmek yerine kağanın özel hazinesinde biriktirmiştir
    • C) Ordu-millet anlayışı savaş dönemleriyle sınırlı olup barış dönemlerinde Türk erkekleri askerlik yükümlülüğünden muaf tutulmuştur
    • D) Türk göçebe ekonomisinin tarıma dayalı olmayışı, düzenli vergi geliri sağlayamaması nedeniyle orduyu besleyebilmek için ticaret yollarını denetim altında tutmayı zorunlu kılmıştır
    • E) İpek Yolu ticareti, Türklerin yerleşik üretim ekonomisine geçmesinin önündeki en önemli engel olmuştur

    Türk göçebe ekonomisi hayvancılığa dayanıyor ve tarımsal üretimin dışında kalıyordu. Bu durum, yerleşik devletlerdeki gibi toprak vergisine dayalı istikrarlı bir devlet geliri modelini imkânsız kılıyordu. Orduyu besleyebilmek, silahlandırabilmek ve hanedan prestijini sürdürebilmek için İpek Yolu üzerindeki transit ticaret gelirleri (geçiş vergileri, koruma ücretleri) kritik bir gelir kaynağı oluşturuyordu. Bu nedenle güçlü Türk devletleri İpek Yolu güzergâhlarını kontrol etmeye büyük önem vermiş; ticaret yolunun kaybedilmesi devlet gelirlerini doğrudan tehdit etmiştir.

  19. 19. Aşağıdaki ifadelerden hangisi, Türk devletlerindeki 'Kurultay' kurumunun işlevini en kapsamlı ve tarihsel açıdan en doğru biçimde tanımlamaktadır?

    • A) Kurultay; kağan seçimi, savaş ve barış kararları, idari düzenlemeler ve töreye ilişkin meselelerin görüşüldüğü, boy beylerinin katıldığı ve sonuçlarının kağan üzerinde fiilî baskı oluşturabildiği bir yönetim organıydı
    • B) Kurultay, ruhban sınıfı ile boy beylerinin eşit temsil edildiği ve dini-siyasi kararların birlikte alındığı bir yasama organıydı
    • C) Kurultay, kağanın tüm kararlarını veto edebilen ve yasama üstünlüğüne sahip olan bir meclis niteliğindeydi
    • D) Kurultay, yalnızca kağanın ölümünün ardından toplanan ve tek işlevi yeni kağanı seçmek olan bir kurumdur
    • E) Kurultay, yalnızca savaş kararlarının alındığı ve sefer planlarının yapıldığı askerî danışma organıydı

    Kurultay (toy/kengeş), Türk devlet geleneğinde boy beylerinin, üst düzey komutanların ve hatunun katıldığı geniş kapsamlı bir yönetim organıydı. Kağan seçimi, büyük seferler, barış antlaşmaları, önemli idari düzenlemeler ve töreye ilişkin yorumlar bu organda tartışılırdı. Her ne kadar kurultay kararları teorik olarak kağanı bağlamasa da güçlü boy beylerinin desteğini almak zorunlu olan kağanlar için bu organ fiilî bir denge mekanizması işlevi görüyordu. A şıkkı veto yetkisini abartmaktadır. B ve D şıkları kurultayın işlevini eksik tanımlamaktadır. E şıkkında ruhban sınıfına eşit temsil tanınması tarihsel gerçeklikle örtüşmemektedir.