TARIH - kurtulus savasi (Bölüm 2)
TARIH - kurtulus savasi (Bölüm 2)
Sevr Antlaşması hangi devletle imzalanmış ve hangi tarihte yürürlüğe girmiştir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Sevr Antlaşması hangi devletle imzalanmış ve hangi tarihte yürürlüğe girmiştir?
- A) TBMM – 10 Ağustos 1920
- B) TBMM – 24 Temmuz 1923
- C) Osmanlı Devleti – 30 Ekim 1918
- D) Osmanlı Devleti – 29 Ekim 1923
- E) Osmanlı Devleti – 10 Ağustos 1920, hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir ✓
Sevr Antlaşması, 10 Ağustos 1920'de Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanmıştır; ancak TBMM bu antlaşmayı tanımamış ve Osmanlı Meclisi onaylamamıştır. Bu nedenle antlaşma hiçbir zaman yürürlüğe girememiş, yerini Lozan Antlaşması almıştır.
2. Kurtuluş Savaşı'nda Güney Cephesi'nde Fransızlarla imzalanan ve Fransızların Anadolu'dan çekilmesini öngören antlaşma hangisidir?
- A) Moskova Antlaşması
- B) Gümrü Antlaşması
- C) Kars Antlaşması
- D) Ankara Antlaşması ✓
- E) Mudanya Ateşkesi
20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması ile Fransa, Anadolu'dan çekilmeyi kabul etmiş ve TBMM'yi fiilen tanıyan ilk İtilaf Devleti olmuştur. Antlaşmayla aynı zamanda Hatay meselesi de belirli bir statüye bağlanmıştır.
3. I. ve II. İnönü Savaşları'nın kazanılması üzerine toplanan ve TBMM'ye anayasal bir temel oluşturan belge aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Takrir-i Sükun Kanunu
- B) İstiklâl Mahkemeleri Kararnamesi
- C) Misak-ı Millî
- D) Hıyanet-i Vataniye Kanunu
- E) Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ✓
20 Ocak 1921'de kabul edilen Teşkilât-ı Esasiye Kanunu, TBMM'nin ilk anayasası niteliğindedir. Bu kanunla 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi anayasal güvenceye kavuşturulmuş ve meclis hükümeti sistemi benimsenmiştir.
4. Sakarya Meydan Muharebesi'nin ardından Mustafa Kemal'e verilen unvan ve rütbe aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Gazi – Mareşallik ✓
- B) Paşa – Müşirlik
- C) Bey – Tümgenerallik
- D) Han – Generallik
- E) Atatürk – Başkomutanlık
Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos – 13 Eylül 1921) Türk kuvvetlerinin zaferiyle sonuçlanmış; bu zafer üzerine TBMM, Mustafa Kemal'e 'Gazi' unvanını ve 'Mareşal' rütbesini vermiştir. Bu, Kurtuluş Savaşı'nın stratejik açıdan en kritik dönüm noktalarından birini oluşturmuştur.
5. Büyük Taarruz hangi tarihte başlamış ve Türk ordusunun Ege'ye ulaşmasıyla sonuçlanmıştır?
- A) 23 Ağustos 1921
- B) 9 Eylül 1922
- C) 24 Temmuz 1923
- D) 26 Ağustos 1922 ✓
- E) 30 Ekim 1918
Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922'de Afyonkarahisar-Dumlupınar bölgesinde başlamıştır. Dumlupınar Meydan Muharebesi'nin ardından 30 Ağustos'ta kazanılan zafer, Başkomutan Meydan Muharebesi olarak da anılmaktadır. Türk kuvvetleri 9 Eylül 1922'de İzmir'e girerek Ege'ye ulaşmıştır.
6. Kurtuluş Savaşı'nı fiilen sona erdiren ve Yunan kuvvetlerinin geri çekilmesini öngören ateşkes antlaşması hangisidir?
- A) Sevr Antlaşması
- B) Lozan Antlaşması
- C) Mudanya Ateşkesi ✓
- D) Mondros Ateşkesi
- E) Ankara Antlaşması
11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Ateşkesi ile Yunan kuvvetleri Doğu Trakya ve diğer işgal altındaki bölgelerden çekilmeyi kabul etmiştir. Bu ateşkes, Lozan Barış Konferansı'nın toplanmasına zemin hazırlamış ve fiilî çatışmalara son vermiştir.
7. Kurtuluş Savaşı'nı uluslararası arenada hukukî olarak sonlandıran Lozan Antlaşması hangi tarihte imzalanmıştır?
- A) 23 Nisan 1920
- B) 24 Temmuz 1923 ✓
- C) 30 Ağustos 1922
- D) 11 Ekim 1922
- E) 29 Ekim 1923
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923'te İsviçre'nin Lozan şehrinde imzalanmıştır. Türkiye adına İsmet Paşa (İnönü) müzakereleri yürütmüştür. Bu antlaşmayla Türkiye'nin sınırları büyük ölçüde çizilmiş, kapitülasyonlar kaldırılmış ve uluslararası toplum tarafından tanınma sağlanmıştır.
8. İstiklâl Mahkemeleri'nin TBMM döneminde kurulmasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Askerlik kaçaklarını ve ihanet suçlarını yargılayarak savaş düzenini korumak ✓
- B) Basın özgürlüğünü düzenlemek
- C) Osmanlı dönemi borçlarını tahsil etmek
- D) Ekonomik suçları yargılamak
- E) Azınlık davalarını sonuçlandırmak
İstiklâl Mahkemeleri, Kurtuluş Savaşı döneminde firar, askerlik kaçağı ve vatan hainliği gibi suçları hızlı ve kesin biçimde yargılamak amacıyla kurulmuştur. Savaş koşullarında ordu disiplinini sağlamak ve olası ihanetleri önlemek için geniş yetkilerle donatılmışlardır.
9. Mustafa Kemal, Samsun'a çıkışından (19 Mayıs 1919) kısa süre sonra İstanbul hükümeti tarafından görevden alınmış; ancak o, askerlik görevinden istifa ederek mücadelesini sürdürmüştür. Bu gelişmenin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Mustafa Kemal'in Paris Barış Konferansı'na gizlice muhalefet etmesi
- B) İngiltere'nin Mustafa Kemal'i tutuklatmak için İstanbul hükümetine baskı yapması ✓
- C) Damat Ferit hükümetinin Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerini kapatma kararı alması
- D) Mustafa Kemal'in Anadolu'da bağımsız bir ordu kurmasından duyulan kaygı
- E) Mustafa Kemal'in Erzurum Kongresi'ni toplaması ve ulusal hareketi örgütlemesi
İstanbul hükümetinin Mustafa Kemal'i görevden almasının temel nedeni, İngiltere'nin Anadolu'daki direnişin organizatörünü pasifize etmesi yönünde İstanbul üzerinde kurduğu baskıdır. Damat Ferit hükümeti işgal güçleriyle iş birliği politikası izlediğinden, İngilizlerin talepleri doğrultusunda Mustafa Kemal'i geri çağırmış; o da 8-9 Temmuz 1919'da askerlik görevinden istifa ederek ulusal mücadeleye sivil sıfatla devam etmiştir.
10. Erzurum Kongresi (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919) ile Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919) kararları karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi yalnızca Sivas Kongresi'ne özgü bir karar veya gelişmedir?
- A) Kuvâ-yi Milliye'nin tanınması ve desteklenmesi
- B) Manda ve himayenin reddedilmesi
- C) Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür ilkesinin benimsenmesi
- D) Temsil Heyeti'nin oluşturulması
- E) Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin tek çatı altında birleştirilmesi ✓
Erzurum Kongresi bölgesel nitelikte olup yalnızca doğu illerini temsil ediyordu; Temsil Heyeti bu kongrede kurulmuştu. Sivas Kongresi ise ulusal nitelikte olup tüm yurdu temsil eden ilk kongredir. Bölgesel nitelikteki tüm Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adı altında Sivas Kongresi'nde birleştirilmiştir. Bu, Sivas'a özgü en belirgin karardır. Manda ve himayenin reddi her iki kongrede de ele alınmıştır.
11. Amasya Genelgesi'nde (22 Haziran 1919) 'Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.' ifadesine yer verilmiştir. Bu ifadenin Kurtuluş Savaşı açısından taşıdığı en temel anlam aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı hükümetinin artık milli iradeyi temsil edemeyeceğinin ilan edilmesi ✓
- B) Kuvâ-yi Milliye birliklerinin düzenli orduya dönüştürülmesi kararının alınması
- C) Kurtuluşun yabancı devletlerin müdahalesiyle mümkün olabileceğinin kabul edilmesi
- D) Müttefik devletlere Osmanlı'nın barışçı niyetinin bildirilmesi
- E) Padişahlık kurumunun halk tarafından denetlenmesi gerektiğinin vurgulanması
Amasya Genelgesi, milletin kaderine İstanbul hükümetinin değil bizzat milletin kendisinin sahip çıkması gerektiğini ortaya koymuştur. 'Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir' saptamasıyla başlayan genelge, İstanbul hükümetinin yetersizliğini ve milli iradenin tek kurtarıcı güç olduğunu ilan etmiştir. Bu yönüyle Amasya Genelgesi, egemenliğin kaynağını halkta gören ulusal egemenlik ilkesinin ilk resmi belgesi sayılmaktadır.
12. TBMM, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırırken hilafetle saltanatı birbirinden ayırmıştır. Bu ayrımın yapılmasındaki başlıca siyasi hesap aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Cumhuriyetin ilanının önündeki dini engelleri tamamen ortadan kaldırmak
- B) Lozan görüşmelerinde İngiltere ile uzlaşı zemini oluşturmak
- C) Vahdettin'in yurt dışına kaçmasını kolaylaştırarak tasfiyesini hızlandırmak
- D) Saltanatın kaldırılmasına yönelik olası iç ve dış muhalefetin etkisini azaltmak ✓
- E) Halifelik kurumunu güçlendirerek İslam dünyası üzerinde Türk nüfuzunu artırmak
1922'de saltanatın doğrudan ve bütünüyle kaldırılması büyük bir muhalefetle karşılaşabilirdi. Osmanlı hanedanından birini halife olarak bırakmak, hem dini hassasiyetleri olan iç kamuoyunu yatıştırmak hem de Müslüman topluluklar üzerinde etkisi bulunan İngiltere gibi dış güçlerin sert tepkisini ötelemeyi sağlamıştır. Bu taktik adım, saltanatın kaldırılmasını daha az tartışmalı hale getirmiştir. Hilafetin kendisi ise ancak 3 Mart 1924'te kaldırılabilmiştir.
13. Kurtuluş Savaşı sürecinde Kuvâ-yi Milliye birliklerinin düzenli orduya dönüştürülmesi kararı alınmıştır. Bu dönüşümün önündeki en büyük iç engel aşağıdakilerden hangisiydi?
- A) Mustafa Kemal'in düzenli ordunun kurulmasını Lozan'a bırakmak istemesi
- B) Kuvâ-yi Milliye komutanlarının bağımsızlıklarını yitirme kaygısı taşıması ✓
- C) TBMM'nin düzenli orduyu finanse edecek kaynaktan yoksun olması
- D) Halkın düzenli ordu yerine yalnızca gönüllü birliklere güvenmesi
- E) İstanbul hükümetinin düzenli ordu kurulmasını engellemek için İngilizlere başvurması
Kuvâ-yi Milliye birlikleri, bölgesel nüfuzlarını ve hareket serbestisini korumak isteyen yerel komutanlar (Çerkes Ethem örneği) tarafından yönetiliyordu. Düzenli ordu kurulması bu komutanların merkezi otorite altına alınması anlamına geliyordu. Çerkes Ethem ve kardeşleri bu dönüşüme açıkça karşı çıkmış ve TBMM'ye isyan etmiştir. Bu iç çatışma, Kuvâ-yi Milliye'den düzenli orduya geçişin önündeki en somut ve kritik engeldir.
14. Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920) imzalandığında TBMM bu antlaşmayı tanımayı reddetmiştir. Aşağıdakilerden hangisi TBMM'nin bu tutumunun hukuki dayanağını en doğru biçimde açıklar?
- A) Sevr'in uluslararası hukuk açısından geçersiz hükümler içermesi
- B) Antlaşmanın Osmanlı topraklarının tamamını değil bir bölümünü kapsaması
- C) İstanbul hükümetinin antlaşmayı meclis onayına sunmadan imzalaması
- D) Antlaşmanın yalnızca Anadolu'yu değil Trakya'yı da kapsaması
- E) Antlaşmayı imzalayan hükümetin milli iradeyi temsil etmediğinin TBMM tarafından kabul edilmemesi ✓
TBMM, 23 Nisan 1920'de açılışından itibaren kendisini meşru ve tek yetkili ulusal meclis olarak tanımlamıştır. Bu çerçevede İstanbul'daki Damat Ferit hükümetinin işgal kuvvetleriyle iş birliği içindeki bir kukla hükümet olduğunu ve milli iradeyi temsil etmediğini ilan etmiştir. Dolayısıyla bu hükümetin imzaladığı her türlü antlaşma ve belge TBMM tarafından hükümsüz ve geçersiz sayılmıştır. Sevr'in reddi bu ilkeden doğrudan kaynaklanmaktadır.
15. I. İnönü Muharebesi'nin (6-10 Ocak 1921) stratejik önemi değerlendirildiğinde aşağıdaki yargılardan hangisi en doğrudur?
- A) Bu zafer, Yunan kuvvetlerinin Anadolu'dan tamamen çekilmesini sağlamıştır.
- B) Sovyetlerle imzalanacak Kars Antlaşması'nın zeminini hazırlamıştır.
- C) Londra Konferansı'nda Türk tarafının daha güçlü bir konumda müzakere etmesini sağlamıştır. ✓
- D) Düzenli ordunun Kuvâ-yi Milliye'nin önüne geçtiğini kanıtlayan ilk zaferdir.
- E) TBMM'nin Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nu yayımlaması için gereken siyasi ortamı doğrudan yaratmıştır.
I. İnönü Muharebesi'nin en kritik stratejik sonucu, Londra Konferansı (Şubat-Mart 1921) üzerindeki etkisidir. Bu zafer, İtilaf devletlerini Türkleri masa başına davet etmek zorunda bırakmıştır. Konferansa TBMM temsilcileri de çağrılmış; bu durum TBMM'nin uluslararası alanda fiilen tanınmaya başlamasının ilk adımı olmuştur. Düzenli ordunun ilk büyük sınavını başarıyla vermesi de askeri açıdan önemlidir ancak asıl belirleyici etki diplomatik alanda kendini göstermiştir.
16. Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos - 13 Eylül 1921) öncesinde TBMM'nin Mustafa Kemal'e 'Başkomutanlık' yetkisini vermesi tartışmalara yol açmıştır. Bu tartışmanın temelinde yatan kaygı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Başkomutanlık görevinin yabancı subaylara verilmesi gerektiğine dair görüşler
- B) Mustafa Kemal'in cepheye gitmek yerine Ankara'da kalacağına dair şüpheler
- C) Mustafa Kemal'in bu yetkiyi kullanarak padişahlığını ilan edebileceği korkusu
- D) Meclis egemenliği ilkesinin zedeleneceği ve yetkinin tek elde toplanacağı kaygısı ✓
- E) Ordunun siyasi denetim dışına çıkarak bağımsız hareket edeceği endişesi
TBMM içinde özellikle muhalif gruplar, başkomutanlık yetkisinin Mustafa Kemal'e verilmesinin meclis egemenliği ilkesini zedeleyeceğini ve olağanüstü yetkinin tek kişide toplanmasının tehlikeli bir emsal oluşturacağını savunmuştur. Bu nedenle yetki üç aylık sınırlı süre için verilmiş ve defalarca uzatılmak zorunda kalınmıştır. Tartışmanın özü, kişisel otorite ile kolektif meclis egemenliği arasındaki gerilimdir.
17. Mudanya Ateşkesi (11 Ekim 1922) imzalanırken İngiltere'nin Türkiye ile savaş eşiğine geldiği 'Çanakkale Krizi' yaşanmıştır. Bu krizin sonucunda aşağıdakilerden hangisi gerçekleşmiştir?
- A) Lloyd George hükümeti istifa etmek zorunda kalmış ve bu kriz İngiliz iç siyasetini derinden etkilemiştir. ✓
- B) Fransa ve İtalya'nın İngiltere'yi desteklemeyeceğini açıklayarak Türkiye ile ayrı ateşkes müzakerelerine başlaması
- C) Yunanistan'ın barış görüşmelerinden çekilmesi ve tek başına ateşkes imzalaması
- D) TBMM, İstanbul'u geri almak için Avrupa'ya yönelik bir harekât planlamıştır.
- E) İngiltere, Fransız ve İtalyan kuvvetleriyle ortak bir cephe kurarak Türk ordusuna karşı durmuştur.
Çanakkale Krizi, İngiltere'nin iç siyasetinde büyük sarsıntıya yol açmıştır. Türk ordusunun İngiliz mevzilerine yaklaşması üzerine Lloyd George hükümeti savaşa girilmesi yönünde kamuoyuna çağrıda bulunmuş; ancak Dominyonlar ve Fransa bu çağrıya destek vermemiştir. Bu diplomatik yalnızlık ve kamuoyu baskısı, Lloyd George hükümetinin 19 Ekim 1922'de düşmesiyle sonuçlanmıştır. Bu durum, İngiltere'nin Türkiye'ye karşı tutumundaki kırılganlığı gözler önüne sermiştir.
18. Lozan Konferansı'nda (1922-1923) Türk heyetinin en çok direniş gösterdiği konulardan biri kapitülasyonlardır. Türkiye'nin kapitülasyonların kaldırılması konusundaki ısrarının temelinde yatan başlıca ekonomik neden aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Türkiye'nin gümrük tarifelerini serbestçe belirleyebilmesi ve ekonomik egemenliğini kazanması ✓
- B) Yabancı şirketlerin Türk mahkemelerinde yargılanmasının önünü açmak
- C) Türk lirasının uluslararası piyasalarda konvertibl hale getirilmesi
- D) Osmanlı döneminden kalan dış borçların tamamen silinmesini sağlamak
- E) Yabancı uyrukluların Türkiye'de mülk edinmesini yasaklamak
Kapitülasyonlar, yabancı ülkelere Osmanlı topraklarında gümrük muafiyeti ve düşük vergi oranları gibi ayrıcalıklar tanıyordu. Bu durum Türkiye'nin kendi gümrük tarifelerini belirleme hakkını fiilen ortadan kaldırıyordu. Kapitülasyonların kaldırılması, Türkiye'nin ithalat-ihracat vergilerini bağımsız biçimde saptayabilmesi ve yerli sanayiyi koruyabilmesi açısından hayati önem taşıyordu. Lozan'da İsmet Paşa bu konuda kesinlikle taviz vermemiş ve kapitülasyonlar tamamen kaldırılmıştır.
19. Mondros Ateşkesi'nin (30 Ekim 1918) 7. maddesi, İtilaf devletlerine 'güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıktığında' herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı tanıyordu. Bu maddenin en geniş yorumlanmasının doğrudan sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı Devleti'nin tüm deniz kuvvetlerinin İtilaf kontrolüne geçmesi
- B) Boğazlar bölgesinin uluslararası komisyon yönetimine bırakılması
- C) Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasının desteklenmesi
- D) İzmir'in Yunan kuvvetlerine bırakılmasının hukuki gerekçesinin oluşturulması ✓
- E) İstanbul'un Kasım 1918'de İtilaf kuvvetleri tarafından resmen ilhak edilmesi
İtilaf devletleri, 7. maddeyi olabildiğince geniş yorumlayarak Anadolu'nun çeşitli bölgelerini işgal etmiştir. Bu yorumun en çarpıcı uygulaması, İzmir'in İngiltere'nin onayıyla 15 Mayıs 1919'da Yunan kuvvetleri tarafından işgal edilmesidir. İngiltere ve İtilaf devletleri bu işgali 7. maddeye dayandırmış; bu gelişme Kurtuluş Savaşı'nın fitilini de ateşleyen olay olmuştur. İzmir'in işgali Anadolu'daki direnişi örgütleme sürecini fiilen başlatmıştır.
20. Türk-Sovyet ilişkileri değerlendirildiğinde, Sovyetlerin Anadolu hareketini desteklemesinin ardında yatan temel jeopolitik hesap aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İtilaf devletlerine karşı savaşan Türkiye'nin Sovyetler için bir tampon bölge işlevi görmesi ✓
- B) Sovyetlerin Osmanlı toprakları üzerinde ilerleyen Yunan kuvvetlerinden duyduğu rahatsızlık
- C) Türkiye'nin Bolşevik devrimi benimseyerek sosyalist bloğa katılacağına duyulan inanç
- D) Sovyetlerin Anadolu'daki Müslüman azınlıklara yönelik insani kaygılar taşıması
- E) Boğazlar üzerinde Sovyet denetiminin kurulması için Türkiye ile ortak hareket ihtiyacı
Sovyetler Birliği, Türkiye ile İngiltere'nin arasının açık tutulmasının kendi çıkarına olduğunu hesaplamıştır. İtilaf devletlerine karşı direnen Türkiye, Sovyetler için İngiliz emperyalizmine karşı doğal bir müttefik ve tampon bölge işlevi görüyordu. Türkiye'nin varlığı, İngilizlerin Orta Asya'daki Sovyet nüfuz alanına yaklaşmasını zorlaştırıyordu. Bu jeopolitik hesapla Sovyetler, TBMM'ye silah ve mali destek sağlamıştır. Bu, ideolojik değil pragmatik bir ittifaktır.
21. Büyük Taarruz (26 Ağustos 1922) başlamadan önce Türk komuta kademesi hazırlıkları büyük gizlilik içinde yürütmüştür. Bu gizliliğin sağlanmasındaki en etkili yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Birliklerin geceleri hareket ettirilmesi ve gerçek taarruz yönünün farklı gösterilmesi ✓
- B) Tüm haberleşmenin Fransız şifreli telgraf sistemi kullanılarak yürütülmesi
- C) Taarruz bölgesindeki sivil halkın önceden tahliye edilerek bölgenin kapatılması
- D) Yunan casusluk ağının devre dışı bırakılması için özel bir istihbarat operasyonu düzenlenmesi
- E) Yüksek rütbeli subaylar dahil kimsenin harekât planına önceden dahil edilmemesi
Büyük Taarruz hazırlıklarında Türk komuta kademesi birden fazla gizlilik tedbiri uygulamıştır; ancak en belirleyici yöntem kuvvetlerin özellikle geceleri intikal ettirilmesi ve yedek cephane ile malzemenin gizlice istif edilmesidir. Taarruzun gerçek yönü ve zamanı Yunan kuvvetlerinden gizli tutulmuştur. Bunun yanı sıra sahte hareket ve haberleşmelerle Yunan keşif unsulları yanıltılmıştır. Bu hazırlıklar sayesinde Afyonkarahisar-Dumlupınar ekseninden açılan taarruz Yunan cephesini baskınla çökermiştir.
22. Lozan Antlaşması'nda (24 Temmuz 1923) nüfus mübadelesi meselesinde 'İstanbul Rumları' ve 'Batı Trakya Müslümanları' mübadeleden muaf tutulmuştur. Bu istisnanın getirilmesindeki temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Türkiye ve Yunanistan'ın her iki topluluk için de ortak vatandaşlık önerisi geliştirmiş olması
- B) İngiltere'nin İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi üzerindeki nüfuzunu sürdürmek istemesi
- C) Söz konusu toplulukların mübadeleye katılmayı resmen reddetmiş olması
- D) Bu toplulukların kültürel açıdan homojen bir yapıya sahip olmaması ve birleşik kimliğinin tanınması
- E) İstanbul'un uluslararası statüsünün ve Trakya'daki demografik dengenin korunmak istenmesi ✓
İstanbul Rumlarının mübadeleden muaf tutulması, İstanbul'un demografik ve ekonomik dengesini koruma amacı taşıyordu; zira İstanbul'da hatırı sayılır bir Rum nüfus yaşıyordu ve bu topluluk Boğazlar'ın uluslararası statüsüyle de bağlantılıydı. Batı Trakya Müslümanlarının muafiyeti ise bu bölgenin Yunan egemenliğindeki hassas dengesinin korunması ve Türkiye'nin bu bölgede nüfusunu devam ettirme çıkarıyla ilgiliydi. İki tarafın karşılıklı azınlıklarını elinde tutması bir denge unsuru olarak değerlendirilmiştir.
23. Kurtuluş Savaşı boyunca TBMM'nin en büyük iç tehdidi sayılan 'isyanlar' incelendiğinde, Şeyh Said İsyanı dışındaki isyanların büyük çoğunluğunun ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İsyanların büyük bölümünün cephe gerisinde lojistik ve ikmal hatları üzerinde yoğunlaşması ✓
- B) İsyanların tamamının yalnızca Doğu Anadolu'da görülmesi ve sınırlı bir coğrafyayı etkilemesi
- C) İsyanların tamamının İstanbul hükümetinin kışkırtması ve doğrudan desteğiyle çıkması
- D) İsyanların Tekalif-i Milliye Emirleri'nin uygulanmasına yönelik ekonomik tepkilerin ürünü olması
- E) İsyanların çoğunlukla İngilizlerin silah ve mali destek sağladığı Kuvâ-yi İnzibatiye unsurlarınca beslenmesi
Kurtuluş Savaşı dönemindeki iç isyanların (Anzavur, Adapazarı-Düzce, Yozgat, Konya isyanları vb.) kritik ortak özelliği, bunların cephe gerisinde patlak vermesi ve Türk ordusunun ikmal, lojistik ile haberleşme hatlarını tehdit etmesidir. İsyanların büyük çoğunluğu İstanbul hükümetinin kışkırtmasıyla çıkmış olsa da coğrafi odak noktaları değişkendir ve yalnızca Doğu Anadolu'ya özgü değildir. En kritik tehdit, düzenli orduyu iki cephede birden savaşmak zorunda bırakmalarıdır.
24. Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçişini kolaylaştırmak amacıyla 9. Ordu Müfettişliği göreviyle Samsun'a gönderilmesinde İngilizlerin de belirleyici bir rolü olmuştur. Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İngilizlerin Osmanlı Hükümeti ile olan ilişkilerini güçlendirmek amacıyla böyle bir atamayı desteklemesi
- B) İngilizlerin Mustafa Kemal'e duyduğu güven ve sempati
- C) İngilizlerin Pontus Rum çetelerinin faaliyetlerini bastırmak için ona ihtiyaç duyması
- D) İngilizlerin Karadeniz bölgesindeki Türk-Rum çatışmalarından duydukları rahatsızlık ve Mustafa Kemal'in bölgeyi yatıştıracağını düşünmeleri ✓
- E) İngilizlerin Mustafa Kemal'i Anadolu'dan uzaklaştırarak etkisizleştirmek istemesi
İngilizler, Karadeniz kıyılarındaki Türk-Rum çatışmalarından şikâyetçiydi ve bu karışıklığın önlenmesi için deneyimli bir askeri yöneticinin bölgeye gönderilmesini destekledi. Mustafa Kemal'in bölgeyi 'yatıştıracağını' düşünerek bu atamaya itiraz etmediler. Ancak Mustafa Kemal bu görevi millî hareketi örgütlemek için kullandı. İngilizlerin onu etkisizleştirme amacı taşıdığına dair güvenilir bir kaynak yoktur; tersine yatıştırma beklentisiyle atamayı onayladılar.
25. Amasya Genelgesi'nde 'Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' ifadesinin yer alması, aşağıdaki ilkelerden hangisinin ilk kez açıkça dile getirilmesi bakımından önem taşır?
- A) Kuvvetler ayrılığı
- B) Saltanatın kaldırılması
- C) Millî iradeye dayalı direniş ✓
- D) Tam bağımsızlık
- E) Ulusal egemenlik
Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919), kurtuluşun yalnızca milletin kendi azim ve kararıyla mümkün olduğunu ilan ederek millî iradeye dayalı direniş ilkesini ilk kez resmî bir belgeyle ortaya koymuştur. Ulusal egemenlik ilkesi teorik olarak çağrışım yaratsa da doğrudan ilan edilmesi TBMM'nin açılışıyla olmuştur. Bu genelge, Kurtuluş Savaşı'nın gerekçesini, yöntemini ve dayanağını ortaya koyan temel belgedir.