menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - mudanya lozan (Bölüm 4)

TARIH - mudanya lozan (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

Lozan Antlaşması'nda Türkiye ile İtalya arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki düzenleme yapılmıştır. Hangisi doğrudur?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Lozan Antlaşması'nda Türkiye ile İtalya arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki düzenleme yapılmıştır. Hangisi doğrudur?

    • A) İtalya, Türkiye ile ortak bir savunma antlaşması imzalamıştır.
    • B) Rodos ve Onikiadalar, Lozan kararıyla Yunanistan'a devredilmiştir.
    • C) İtalya'nın Onikiadalar üzerindeki egemenliği Lozan'da tartışmaya açılmamıştır.
    • D) İtalya, Rodos ve Onikiadalar'ı Türkiye'ye iade etmeyi kabul etmiştir.
    • E) İtalya, Anadolu'daki işgal bölgesini boşaltmış; ancak Rodos ve Onikiadalar İtalya'da kalmıştır.

    Lozan Antlaşması ile İtalya'nın Anadolu'daki işgali fiilen sona ermiş ve bölge Türkiye'ye bırakılmıştır. Ancak İtalya'nın 1912'den beri elinde bulundurduğu Rodos ve Onikiadalar üzerindeki egemenliği Lozan'da da kabul edilmiş; bu adalar Türkiye'ye iade edilmemiştir. Söz konusu adalar ancak İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 1947'de Yunanistan'a devredilecektir.

  2. 2. Mudanya Ateşkes Antlaşması müzakereleri sürecinde TBMM Hükümeti adına müzakereleri yürüten komutan aşağıdakilerden hangisidir ve bu konferansta İngiltere'yi temsil eden komutanla ilgili hangi bilgi doğrudur?

    • A) Fevzi Paşa – İngiltere'yi Lord Curzon temsil etmiştir.
    • B) İsmet Paşa – İngiltere'yi General Harington temsil etmiştir.
    • C) Mustafa Kemal Paşa – İngiltere'yi Lord Curzon temsil etmiştir.
    • D) Ali Fuat Paşa – İngiltere'yi General Harington temsil etmiştir.
    • E) Kâzım Karabekir Paşa – İngiltere'yi Amiral de Robeck temsil etmiştir.

    Mudanya Ateşkes Antlaşması müzakerelerinde TBMM Hükümeti'ni Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) temsil etmiştir. İngiltere adına ise General Charles Harington müzakereleri yürütmüştür. Lord Curzon ise Mudanya'da değil, Lozan Konferansı'nda İngiliz heyetinin başında yer almıştır.

  3. 3. Mudanya Mütarekesi'nde (11 Ekim 1922) Doğu Trakya'nın Türkiye'ye bırakılması kararlaştırılmış; ancak bu bölgenin fiilen Türk yönetimine geçişi için belirli bir süre tanınmıştır. Bu geçiş sürecinde bölgede hangi devletin askeri kuvvetleri geçici olarak bulunmaya devam etmiştir?

    • A) Yunan ve İngiliz karma kuvvetleri
    • B) Yunan kuvvetleri
    • C) İtalyan kuvvetleri
    • D) İngiliz kuvvetleri
    • E) Fransız kuvvetleri

    Mudanya Mütarekesi gereğince Doğu Trakya, 30 gün içinde Türklere teslim edilecekti. Bu süreçte bölge, İtilaf devletlerinin (özellikle İngilizlerin) denetiminde kaldı ve Yunan kuvvetleri çekilirken İngiliz askeri kuvvetleri bölgede geçici idareyi sağladı. Yunan kuvvetlerinin geri çekilmesini denetleyen süreçte İngilizler koordinatörü konumundaydı.

  4. 4. Lozan Konferansı'nda (1922-1923) Türk heyetinin en çok direniş gösterdiği ve sonuçta tam bir uzlaşı sağlanamayıp çözümün 'Musul meselesinde olduğu gibi' dokuz aylık ikili görüşmeye bırakıldığı sorun aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kapitülasyonların kaldırılması
    • B) Boğazlar meselesi
    • C) Nüfus mübadelesi koşulları
    • D) Osmanlı borçlarının paylaşımı
    • E) Musul meselesi

    Musul meselesi Lozan'da kesin bir sonuca bağlanamadı. Antlaşmada Musul'un statüsünün dokuz ay içinde Türkiye ile İngiltere arasında ikili görüşmelerle çözülmesi, anlaşma sağlanamazsa meselenin Milletler Cemiyeti'ne götürülmesi kararlaştırıldı. Nitekim 1926'da Milletler Cemiyeti Musul'un İngiliz mandası altındaki Irak'a bırakılmasına karar verdi ve Türkiye bu durumu kabul etti.

  5. 5. Lozan Antlaşması'nın imzalanması sürecinde Türk heyeti başkanlığını üstlenen İsmet Paşa, konferansın birinci döneminde İngiltere temsilcisi Lord Curzon ile sert müzakereler yaşamıştır. Konferansın Şubat 1923'te kesintiye uğramasının ardından Türk tezi yeniden şekillendirilmiş ve Temmuz 1923'te antlaşma imzalanmıştır. Bu kesinti döneminde Türkiye'de yaşanan ve müzakere pozisyonunu doğrudan etkileyen gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Halifeliğin kaldırılması
    • B) İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması
    • C) Ankara'nın başkent ilan edilmesi
    • D) Saltanatın kaldırılması
    • E) Cumhuriyet'in ilan edilmesi

    Lozan Konferansı'nın I. dönemi Şubat 1923'te anlaşmazlıkla sonuçlanınca ara dönemde (Şubat-Nisan 1923) İzmir İktisat Kongresi toplandı (17 Şubat - 4 Mart 1923). Bu kongrede Türkiye'nin ekonomi politikaları belirlenmiş, kapitülasyonlara ve yabancı ekonomik denetimine karşı net bir tutum ortaya konmuştur. Bu gelişme, Türkiye'nin II. dönem müzakerelerinde ekonomik konulardaki tutumunu sertleştirmiştir. Cumhuriyet Ekim 1923'te, Ankara'nın başkent ilanı da Ekim 1923'te gerçekleşmiştir, yani Lozan'dan sonradır.

  6. 6. Lozan Antlaşması ile belirlenen Türk-Yunan nüfus mübadelesinde aşağıdaki gruplardan hangisi mübadeleden muaf tutulmuştur?

    • A) İstanbul'daki Rum Ortodokslar ile Batı Trakya'daki Müslümanlar
    • B) İzmir'deki Rum tüccarlar
    • C) Kapadokya bölgesindeki Türkçe konuşan Ortodokslar
    • D) Ege adalarındaki Müslümanlar
    • E) Anadolu'daki tüm Rum Ortodoks Hristiyanlar

    Lozan nüfus mübadelesi anlaşmasına göre (30 Ocak 1923) mübadele din esasına göre yapıldı. Ancak iki önemli istisna getirildi: İstanbul'daki Rum Ortodoks nüfus (1918 öncesinde İstanbul'da yerleşik olanlar) ile Batı Trakya'daki Müslüman nüfus mübadeleden muaf tutuldu. Bu karşılıklı istisna, her iki tarafın da azınlık olarak kalan toplulukların varlığını güvence altına almasını sağladı.

  7. 7. Mudanya Mütarekesi'nin imzalanma sürecinde Yunanistan'ın tutumu diğer İtilaf devletlerinden farklılık göstermiştir. Yunanistan'ın mütareke metnini diğer devletlere göre daha geç imzalamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İngilizlerin Yunanistan'a baskı yaparak ek koşullar dayatması
    • B) Yunan ordusunun Anadolu'da hâlâ direniş gösteriyor olması
    • C) Yunan hükümetinin iç siyasi çalkantılar nedeniyle yetkili temsilci gönderemedeki gecikmesi
    • D) Yunanistan'ın Türkiye ile doğrudan ikili görüşme talebinde ısrar etmesi
    • E) Yunanistan'ın Doğu Trakya üzerindeki taleplerinden vazgeçmek istememesi

    Mudanya'da ateşkes görüşmeleri İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcileriyle yürütüldü; Yunanistan bu görüşmelere doğrudan katılmadı. Yunanistan, Doğu Trakya'yı Türkiye'ye bırakmak istemediğinden mütareke metnini başlangıçta kabul etmedi. Diğer İtilaf devletleri 11 Ekim'de imzalarken Yunanistan metni ancak 14 Ekim 1922'de imzaladı; bu gecikmenin temel nedeni Doğu Trakya meselesindeki direniş ve toprak kaybını kabullenememe oldu.

  8. 8. Lozan Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'nin dış borçları konusunda alınan karar aşağıdakilerden hangisiyle örtüşmektedir?

    • A) Tüm Osmanlı borçları Türkiye tarafından üstlenilmiş, diğer halef devletler sorumluluktan muaf tutulmuştur.
    • B) Borçların tamamı Duyun-u Umumiye İdaresi tarafından yönetilmeye devam edilmiştir.
    • C) Osmanlı borçları tamamen iptal edilmiş, Türkiye hiçbir borcu ödemek zorunda kalmamıştır.
    • D) Borçlar, Osmanlı'dan toprak alan devletler arasında paylaştırılmış; Türkiye yalnızca Anadolu ve Doğu Trakya'ya düşen payı üstlenmiştir.
    • E) Borçlar yalnızca Fransa ve İngiltere tarafından paylaşılmış, Türkiye bu yükümlülükten tamamen muaf tutulmuştur.

    Lozan Antlaşması'nda Osmanlı borçları, Osmanlı'dan toprak alan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye, Anadolu ve Doğu Trakya'ya isabet eden borç payını üstlendi. Arabistan, Suriye, Irak gibi Osmanlı topraklarını devralan devletler kendi paylarını üstlendi. Duyun-u Umumiye İdaresi ise lağvedildi; bu, Türkiye'nin ekonomik egemenliği açısından önemli bir kazanımdı.

  9. 9. Lozan görüşmelerinde Boğazlar meselesi tartışılırken Sovyet Rusya'nın tutumu Türkiye'den farklılaşmıştır. Sovyetlerin Boğazlar konusundaki temel talebi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Boğazların Milletler Cemiyeti garantisi altında tüm devletlerin savaş gemilerine açılması
    • B) Boğazların uluslararası bir komisyon yerine Karadeniz devletlerinin ortak denetimine bırakılması
    • C) Boğazların İngiltere'nin deniz gücü çerçevesinde NATO benzeri bir sistemle yönetilmesi
    • D) Boğazların yalnızca Türkiye'nin egemenliğinde kalması ve savaş gemilerine tamamen kapatılması
    • E) Boğazların yalnızca ticaret gemilerine açık tutulması, savaş gemilerine tamamen kapatılması

    Sovyet Rusya, Lozan'da Boğazlar'ın kontrolünün Karadeniz'e kıyısı olan devletlere (yani Karadeniz devletlerine: Türkiye, Sovyet Rusya, Romanya, Bulgaristan) bırakılmasını savundu. Bu yaklaşım, İngiltere ve Batılı devletlerin Boğazlar üzerindeki etkisini kırma ve Karadeniz'i Batı savaş gemilerine kapatma amacı taşıyordu. Ancak Lozan'da Boğazlar, uluslararası bir komisyonun denetimine bırakıldı; bu sonuç Sovyetleri memnun etmedi.

  10. 10. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Lozan Antlaşması'nı onaylarken antlaşmanın bazı maddelerine ilişkin çekincesini kayıt altına almıştır. Bu çekinceler arasında yer alan ve Türkiye'nin uzun vadeli dış politikasını etkileyen konu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Musul meselesinin dokuz ay içinde çözülememesi hâlinde izlenecek yol
    • B) Kapitülasyonların olası yeniden gündeme gelmesi
    • C) Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üyeliği meselesi
    • D) Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin İstanbul'da kalması
    • E) Onikiadalar'ın İtalya'da kalmasına yönelik itiraz

    Lozan Antlaşması müzakerelerinde Türkiye, Ekümenik Patrikhanenin İstanbul'da kalmasına başından beri karşı çıktı ve Patriği mübadele kapsamına almak istedi. Ancak Batılı güçlerin baskısıyla Patrikhane İstanbul'da kaldı. TBMM, antlaşmayı onaylarken Patrikhane'nin 'ekümenik' (evrensel) sıfatına ve İstanbul'da kalmasına yönelik çekincesini tutanaklara geçirdi. Bu mesele, Türkiye'nin uzun vadeli politikasını etkileyen ve günümüze dek süren bir sorun hâline geldi.

  11. 11. Aşağıdaki devletlerden hangisi Mudanya Mütarekesi'ni imzalayan taraflar arasında yer almamaktadır?

    • A) Fransa
    • B) Sovyet Rusya
    • C) İngiltere
    • D) Türkiye
    • E) İtalya

    Mudanya Mütarekesi 11 Ekim 1922'de Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya tarafından imzalandı; Yunanistan ise 14 Ekim'de imzaladı. Sovyet Rusya bu mütarekeye taraf değildi. Sovyetler, Ankara hükümeti ile zaten 1921'den itibaren Moskova Antlaşması çerçevesinde ayrı bir ilişki yürütüyordu ve Mudanya'da İtilaf devletleri safında yer almıyordu.

  12. 12. Lozan Antlaşması ile Türkiye'nin tam anlamıyla uluslararası alanda tanınmasını simgeleyen en kritik hukuki kazanım hangisidir?

    • A) Boğazlar üzerinde uluslararası komisyon kurulması
    • B) Osmanlı borçlarının paylaştırılması ve Duyun-u Umumiye'nin lağvedilmesi
    • C) Nüfus mübadelesi yoluyla Anadolu'daki demografik yapının yeniden biçimlenmesi
    • D) Kapitülasyonların kaldırılması ve yabancı okulların denetiminin Türkiye'ye geçmesi
    • E) Sevr Antlaşması'nın hükümsüz kılınması ve Misak-ı Millî sınırlarının büyük ölçüde kabul edilmesi

    Lozan Antlaşması'nın en kritik hukuki önemi, Birinci Dünya Savaşı'nın ağır koşullarını içeren ve Türk topraklarını parçalayan Sevr Antlaşması'nı fiilen geçersiz kılması ve Türkiye'nin bağımsızlığını büyük güçlere kabul ettirmesidir. Misak-ı Millî'de belirlenen sınırlar büyük ölçüde (Musul ve Batı Trakya hariç) tanındı. Bu antlaşma, Türkiye'nin uluslararası hukuktaki tam egemenliğinin belgesidir. Kapitülasyonların kaldırılması da önemli olmakla birlikte, temel kazanım egemenlik ve sınırların tanınmasıdır.

  13. 13. Lozan görüşmelerinde İsmet Paşa'nın en uzlaşmaz tutum sergilediği ekonomik mesele kapitülasyonların kaldırılmasıdır. Bu tutumun ardında yatan temel gerekçe, aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde açıklanır?

    • A) Kapitülasyonlar nedeniyle yabancı okulların Türk müfredatından muaf tutulması
    • B) Kapitülasyonların yabancı devletlere Türk mahkemelerinde yargı bağışıklığı tanıması ve bu durumun tam bağımsızlıkla bağdaşmaması
    • C) Kapitülasyonların Osmanlı döneminde yabancı tüccarlara sağladığı vergi muafiyetlerinin Türk tüccarları rekabet dışı bırakması
    • D) Kapitülasyonların İtilaf devletlerine Türk iç işlerine müdahale hakkı vermesi
    • E) Kapitülasyonların sağladığı konsolosluk mahkemelerinin yabancı şirketlere haksız avantaj tanıması

    Kapitülasyonların en temel sorunu, yabancı uyrukluların Türk mahkemelerinde yargılanamaması, kendi konsolosluk mahkemelerinde yargılanması ve böylece tam bir yargı egemenliğinin bulunmamasıydı. Bu durum Türkiye'nin 'tam bağımsız devlet' olma niteliğiyle doğrudan çelişiyordu. Vergi muafiyetleri ve ekonomik ayrıcalıklar da önemliydi; ancak Türk tezinin özü, kapitülasyonların egemenlik hakkını zedelemesi meselesiydi. İsmet Paşa bu konuda hiçbir uzlaşıya yanaşmadı ve kapitülasyonların tamamen kaldırılmasını sağladı.

  14. 14. I. Yunanistan Doğu Trakya'yı 30 gün içinde Türk makamlarına devredecektir. II. İstanbul ve Çanakkale'deki Türk kuvvetleri mevcut konumlarında tutulacaktır. III. Yunan kuvvetleri Çanakkale'nin 15 km doğusundaki hattan geride kalacaktır. IV. Türk Kurtuluş Savaşı sona erdiği için Türk ordusu Doğu Trakya'ya hemen girebilecektir. Yukarıdaki ifadelerden hangisi ya da hangileri Mudanya Mütarekesi'nin hükümlerine uymamaktadır?

    • A) I, II ve IV
    • B) I ve III
    • C) II ve IV
    • D) Yalnızca IV
    • E) Yalnızca II

    Mudanya Mütarekesi'ne göre Doğu Trakya 30 gün içinde devredilecekti (I doğru). Türk kuvvetlerinin İstanbul ve Boğazlar bölgesine girmesi kısıtlandı; İtilaf kuvvetleri burada kalmaya devam etti (II yanlış değil ancak daha ince bir ayrım var). IV numaralı ifade açıkça yanlıştır: Türk ordusu Doğu Trakya'ya hemen giremedi; mütarekeye göre düzenli Türk askeri kuvvetleri değil, yalnızca jandarma ve idari personel girebilecekti, o da kademeli olarak. Düzenli ordunun bölgeye girişi Lozan'a kadar beklemek zorunda kaldı. IV kesinlikle yanlış olduğundan ve en açık hatayı içerdiğinden cevap IV'tür.

  15. 15. Lozan Antlaşması'nda Onikiadalar (Rodos ve çevresi) hangi devlete bırakılmıştır ve Türkiye bu durumu hangi gerekçeyle kabul etmek zorunda kalmıştır?

    • A) İngiltere'ye bırakılmıştır; İngiltere'nin Musul meselesindeki uzlaşıya karşılık bu ada grubu teklif edilmiştir.
    • B) İtalya'ya bırakılmıştır; İtalya'nın Kurtuluş Savaşı sürecinde Türkiye'ye sempatiyle yaklaşması karşılığında bu taviz verilmiştir.
    • C) Uluslararası yönetim altında kalmıştır; Milletler Cemiyeti'nin arabuluculuğuyla bu statü kabul edilmiştir.
    • D) Bağımsız bir yönetime kavuşturulmuştur; ada halkının referandumla verdiği karar doğrultusunda bu statü benimsenmiştir.
    • E) Yunanistan'a bırakılmıştır; Türkiye, Yunanistan ile olan nüfus mübadelesi anlaşmasının bir parçası olarak bunu kabul etmiştir.

    Onikiadalar, Lozan Antlaşması ile İtalya'ya bırakıldı. İtalya adaları 1912 Osmanlı-İtalyan Savaşı sırasında işgal etmişti. Lozan'da İtalya'nın müzakere masasındaki konumu ve Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı döneminde İtalya ile kurduğu görece olumlu ilişkiler nedeniyle Türkiye bu durumu kabul etmek zorunda kaldı. Adalar ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında (1947 Paris Antlaşması ile) İtalya'dan Yunanistan'a geçmiştir.

  16. 16. Lozan Antlaşması sonrasında Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini yeniden tesis ettiği antlaşma hangisidir ve bu antlaşma hangi uluslararası konjonktürde imzalanmıştır?

    • A) 1936 Montrö Sözleşmesi; İtalya'nın Akdeniz'deki yayılmacı politikası ve Avrupa'da artan gerginlik ortamında imzalanmıştır.
    • B) 1934 Balkan Paktı; Balkan devletlerinin ortak savunma amacıyla Boğazlar statüsünü değiştirmesiyle oluşmuştur.
    • C) 1939 Türk-İngiliz-Fransız İttifakı; İkinci Dünya Savaşı öncesinde Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki haklarını pekiştirmiştir.
    • D) 1923 Lausanne II Protokolü; Boğazlar Komisyonu'nun işlevsiz kalması üzerine Türkiye'nin talebiyle revize edilmiştir.
    • E) 1925 Ankara Antlaşması; İngiltere'nin Musul'u alması karşılığında Türkiye'ye Boğazlar üzerinde tam egemenlik tanınmıştır.

    1936 Montrö Sözleşmesi, Lozan'da kurulan Boğazlar Komisyonu'nu lağvederek Türkiye'ye Boğazlar üzerinde tam egemenliğini geri verdi. Bu sözleşme, özellikle İtalya'nın Etiyopya'yı işgali (1935) ve Avrupa'da Hitler Almanyası'nın yayılmacı politikalarıyla artan güvenlik kaygıları ortamında imzalandı. Türkiye, güvenlik kaygılarını öne sürerek Boğazlar statüsünün revizyonunu talep etti ve İngiltere başta olmak üzere büyük güçler bu talebi kabul etti. Montrö ile Boğazlar Komisyonu kaldırılarak yetki Türkiye'ye devredildi.

  17. 17. Lozan Antlaşması'nın bir maddesi, Türkiye'deki gayrimüslim azınlıklara (Rum, Ermeni, Yahudi) belirli haklar tanımakta; buna karşılık Türkiye de Yunanistan'daki Müslüman azınlıkların haklarının güvence altına alınmasını talep etmektedir. Bu karşılıklı azınlık hakları sistemiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Antlaşma, azınlıklara kendi dillerinde eğitim alma hakkı tanımaktadır.
    • B) Antlaşma, azınlıklara siyasi temsil kotası ve parlamentoda ayrılmış sandalye hakkı tanımaktadır.
    • C) Azınlıklar, kendi topluluk mahkemelerini kurma ve kişisel statü davalarını kendi hukuklarına göre çözme hakkına sahiptir.
    • D) Azınlıklara yönelik taahhütlerin denetimi Milletler Cemiyeti'ne bırakılmıştır.
    • E) Azınlıkların dini ve hayır kurumları kurma hakkı antlaşmayla güvence altına alınmıştır.

    Lozan Antlaşması'nın azınlık hakları bölümü (madde 38-44), gayrimüslim azınlıklara din, eğitim, dil ve vakıf kurma alanlarında çeşitli haklar tanımaktadır. Ancak antlaşma, azınlıklara parlamento ya da herhangi bir siyasi organda ayrılmış sandalye (kota) hakkı tanımamaktadır. Yani 'siyasi temsil kotası' şeklinde bir düzenleme antlaşmada yer almaz. Diğer şıklar (kendi dilinde eğitim, dini kurumlar, denetimin Milletler Cemiyeti'nde olması) antlaşmanın gerçek hükümlerine uymaktadır.

  18. 18. Mudanya Mütarekesi müzakerelerinde İngiltere, Fransa ve İtalya'nın tutumları arasındaki temel farklılık değerlendirildiğinde, aşağıdaki yorumlardan hangisi tarihsel açıdan en doğrudur?

    • A) Fransa, Mütarekede Boğazlar meselesinde Türkiye'nin tam egemenliğini tanımak için ısrar eden tek Batılı güçtü.
    • B) İngiltere, Çanakkale Bölgesi'nde Türk kuvvetleriyle silahlı çatışmaya en yakın noktaya gelen devlet olduğundan barışa daha istekli görünmekteydi.
    • C) İtalya ve Fransa, Türkiye ile çıkar çatışması yaşadığından müzakerelere katılmak istememiştir.
    • D) İtalya ve Fransa, Anadolu'daki çıkarlarını Türk zaferi karşısında zaten yeniden düzenlemiş olduklarından mütareke sürecini İngiltere'ye kıyasla daha elverişli bir tutumla yönetmiştir.
    • E) İngiltere, Mudanya'da Türkiye'nin tüm taleplerini kabul etmiş ve mütareke şartlarını Türkiye lehine belirlemiştir.

    Fransa ve İtalya, Anadolu'daki işgal bölgelerinden daha önce çekilerek Ankara Hükümeti ile ayrı anlaşmalar yapmış ve çıkarlarını güvence altına almıştı (İtalya-Ankara, Franklin-Bouillon Anlaşması). Bu nedenle Sakarya ve Büyük Taarruz sürecinde Türkiye karşısında daha uzlaşmacı bir tutum benimsediler. İngiltere ise Boğazlar bölgesinde (Çanakkale/Harrington krizinde) Türk kuvvetlerine karşı doğrudan savaş riskini en yüksek düzeyde yaşayan taraf olarak hem en dirençli hem de son anda müzakereye yönelen güçtü. Mudanya'da Türkiye'nin kazanımlarını İngiltere'nin kabullenmek zorunda kalması bu bağlamda anlaşılmalıdır.

  19. 19. Mudanya Mütarekesi'nde (11 Ekim 1922) Doğu Trakya'nın Türkiye'ye bırakılması kararlaştırılmış; ancak bölgedeki fiilî tahliye süreci Yunan yönetiminden Türk yönetimine geçişi gerektiriyordu. Bu durumun ortaya koyduğu temel paradoks aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Türkiye, savaş sona ermeden Doğu Trakya'yı askeri güçle ele geçirmiş ve mütareke gerçekleşmiş gibi gösterilmiştir.
    • B) Doğu Trakya'nın iadesi Lozan'a bırakılmış, Mudanya'da yalnızca Anadolu'daki ateşkes düzenlenmiştir.
    • C) Türk kuvvetleri Doğu Trakya'ya giremeyecekti; bölge Yunan kuvvetlerinden Müttefik kuvvetlerine, oradan da Türk jandarmasına devredilecekti; Türkiye, kazandığı toprakları askerle değil, jandarmayla teslim aldı.
    • D) Doğu Trakya'nın iadesi için Türkiye'nin önce İstanbul'u Müttefiklerden devralması şart koşulmuştur.
    • E) Yunanistan Mudanya'yı imzalamayı reddettiği için Doğu Trakya transferi ancak İngiltere'nin baskısıyla Lozan'da mümkün olabilmiştir.

    Mudanya'nın en ilginç diplomatik boyutu budur: Türk ordusu Doğu Trakya'ya geçemeyecekti. Yunan kuvvetleri bölgeden çekilecek, yönetim Müttefik kuvvetlerine devredilecek, sonra Türk jandarması bölgeye girecek ve ancak Lozan barışının ardından düzenli Türk ordu birlikleri bölgeye konuşlanabilecekti. Yunanistan ayrıca Mudanya'yı resmen imzalamamış (imzalayan Batılı müttefiklerdi), bu da süreci daha da paradoksal kılmıştır. Türkiye savaşarak kazandığı Trakya'yı, asker değil, jandarmayla aldı.

  20. 20. Lozan Konferansı'nda (1922-1923) Türk heyetinin karşılaştığı en kapsamlı yapısal sorun aşağıdakilerden hangisiyle özetlenebilir?

    • A) Türkiye'nin konferansa yalnızca gözlemci sıfatıyla katılabilmesi
    • B) İsmet Paşa'nın Fransızcayı yeterince bilmemesi nedeniyle müzakerelerin yavaş ilerlemesi
    • C) Türk heyetinin Lozan'a ulaşmakta güçlük çekmesi ve konferansa gecikmeli katılması
    • D) Osmanlı döneminden miras kalan dış borçların tamamının Türkiye tarafından üstlenilmesinin diğer devletler tarafından ön koşul olarak dayatılması
    • E) Türkiye'nin konferansa tek başına katılmak zorunda kalması ve diğer devletlerin ortak bloğuna karşı birden fazla cephede müzakere yürütmesi

    Lozan'daki yapısal sorun Türkiye'nin tek taraf, karşısındakilerin ise aslında çok aktörlü bir blok oluşturmasıydı: İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Romanya, Sırbistan, Japonya ve ABD (gözlemci) aynı masadaydı. Türkiye hem toprak, hem kapitülasyonlar, hem azınlıklar, hem Boğazlar, hem de Osmanlı borçları gibi birbirinden ayrı ama birbiriyle bağlantılı konularda eş zamanlı baskıya maruz kaldı. Bu yapısal eşitsizliğe rağmen Türk heyetinin tutumunu koruyabilmesi ve konferansın ikinci oturumunda büyük ölçüde Türkiye lehine kapanması tarihsel açıdan dikkat çekicidir.

  21. 21. Lozan Antlaşması'nda Boğazlar meselesine ilişkin varılan uzlaşı, Türk tezinin tam olarak kabul edilmediğini ortaya koymaktadır. Aşağıdaki hangi düzenleme bu tespiti en güçlü biçimde destekler?

    • A) Boğazlar üzerinde tam Türk egemenliğinin Lozan ile kurulmuş olması
    • B) Boğazlar üzerindeki denetimin yalnızca İngiltere ve Fransa arasında paylaştırılması
    • C) Türkiye'nin Boğazlar'dan geçiş ücretlerini belirleme yetkisini Lozan'da elde etmesi
    • D) Lozan'da Boğazlar meselesinin çözümsüz bırakılarak 1936 Montrö Sözleşmesi'ne ertelenmesi
    • E) Boğazlar'ın uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılması ve Türkiye'nin Boğazlar kıyısındaki bölgelerde asker bulunduramaması

    Lozan'da Boğazlar tam anlamıyla Türk egemenliğine bırakılmadı. Bir Uluslararası Boğazlar Komisyonu kuruldu; hem savaş hem barış zamanında belirli kurallara tabi serbest geçiş esası benimsendi ve Türkiye, Boğazlar bölgesini askerden arındırmak zorunda kaldı. Bu durum Türk tarafının tam egemenlik talebinin karşılanmadığını açıkça göstermektedir. Söz konusu eksiklik ancak 1936 Montrö Sözleşmesi ile giderilmiş; Türkiye Boğazlar üzerinde gerçek egemenliğini o tarihte kazanmıştır. Bu nedenle Lozan, Boğazlar konusunda tam bir zafer değil, kısmi bir uzlaşıdır.

  22. 22. Lozan Antlaşması'nda Musul meselesinin çözümsüz bırakılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir ve bu durumun uzun vadeli sonucu ne olmuştur?

    • A) Musul sorunu Lozan'da Türkiye lehine çözülmüş; ancak 1926'daki iç siyasi gelişmeler nedeniyle Türkiye bölgeden çekilmek zorunda kalmıştır.
    • B) Türkiye, Musul karşılığında İskenderun Sancağı'nı almayı kabul etmiş ve bu takas Lozan'da resmîleştirilmiştir.
    • C) İngiltere ile Türkiye arasında uzlaşı sağlanamadığından konu dokuz aylık ikili müzakereye bırakılmış; bu süreçte de anlaşma sağlanamayınca mesele Milletler Cemiyeti'ne taşınmış ve 1926'da Musul İngiliz mandası Irak'a bırakılmıştır.
    • D) Türkiye Musul'u zaten İngiliz mandası altında bırakmayı kabul etmiş; sorun biçimsel bir düzenlemeyle kapanmıştır.
    • E) Musul'un petrol potansiyeli henüz bilinmediğinden konu müzakere gündemine alınmamıştır.

    Lozan'da Musul üzerinde Türkiye ile İngiltere arasında anlaşma sağlanamadı ve konu 9 aylık ikili müzakereye havale edildi. Belirlenen sürede de çözüm üretilemeyince mesele Milletler Cemiyeti'ne götürüldü. MC, 1925'te Musul'un İngiliz mandası altındaki Irak'ta kalmasını tavsiye etti ve Türkiye bu kararı 5 Haziran 1926'da imzalanan Ankara Antlaşması ile kabul etmek zorunda kaldı. Petrol zengini Musul'un kaybı, Türk dış politikası ve ekonomisi açısından ağır bir sonuç doğurdu; Lozan'ın bu boyutu antlaşmanın en tartışmalı mirası olmaya devam etmektedir.

  23. 23. Lozan Konferansı'nın birinci oturumu (Kasım 1922 - Şubat 1923) başarısızlıkla kapanmış ve müzakereler kesilmiştir. Bu kesintinin en temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) ABD'nin konferansa tam üye olarak katılmak istemesi ve bunun diğer devletler tarafından reddedilmesi
    • B) Yunanistan'ın nüfus mübadelesi konusunda müzakereyi tek taraflı olarak askıya alması
    • C) Fransa ile İtalya'nın konferansa yönelik tutumlarını değiştirerek İngiltere ile ortak cephe oluşturması
    • D) Türk heyetinin konferansı terk etmesi ve Ankara'ya dönmesi
    • E) Özellikle kapitülasyonlar ve yabancı şirketlerin haklarına ilişkin İngiliz tasarısının Türk heyetince kabul edilemez bulunması ve uzlaşının sağlanamaması

    Birinci oturumun çökmesinin temelinde, Lord Curzon'un sunduğu ve kapitülasyonların özünü farklı biçimlerde sürdürmeyi öngören taslak metin yatmaktadır. İsmet Paşa, özellikle yabancı şirketlerin imtiyazları, yargı ayrıcalıkları ve ekonomik bağımsızlığı kısıtlayan maddeler konusunda uzlaşmayı reddetti. Bu tutum, 'ekonomik kapitülasyonlar' olarak nitelendirilebilecek yeni formüllere karşı Türkiye'nin temel egemenlik anlayışından ödün vermeyeceğini ortaya koydu. Konferans Şubat 1923'te dağıldı; ikinci oturum Nisan 1923'te başladı ve Temmuz 1923'te antlaşma imzalandı.

  24. 24. Türk-Yunan nüfus mübadelesi (1923), zorunlu ve kitlesel bir nüfus hareketini uluslararası hukuk çerçevesine oturtması bakımından emsal niteliği taşımaktadır. Aşağıdaki hangi değerlendirme bu sürecin özüne en doğru biçimde işaret etmektedir?

    • A) Mübadele tamamen gönüllülük esasına dayandırılmış; hiçbir kimse zorunlu olarak yerinden edilmemiştir.
    • B) Mübadele yalnızca Ege adalarındaki nüfusları kapsayan sınırlı bir uygulama olarak hayata geçirilmiştir.
    • C) İstanbul Rumları ve Batı Trakya Müslümanları mübadele kapsamına alınmış, yalnızca İzmir Rumları muaf tutulmuştur.
    • D) Mübadelede din temel kriter olarak belirlenmiş; bu yüzden Türkçe konuşan Ortodoks Hristiyanlar (Karamanlılar) Türkiye'den, Rumca konuşan Müslümanlar ise Yunanistan'dan göçe tabi tutulmuştur.
    • E) Mübadelede din değil, etnisite (dil/köken) esas kriter olarak kullanılmış; bu nedenle Türkçe konuşan Ortodokslar mübadeleden muaf tutulmuştur.

    Lozan Sözleşmesi'nde nüfus mübadelesinin kriteri etnisite değil, din olarak belirlendi. Bu tercih son derece önemli ve tartışmalı sonuçlar doğurdu: Türkçeyi ana dil olarak kullanan ve kendini Türk olarak hisseden Ortodoks Hristiyanlar (Karamanlılar), Türkiye'den Yunanistan'a gönderildi. Öte yandan Rumca konuşan Müslümanlar (Giritliler gibi) Yunanistan'dan Türkiye'ye kabul edildi. İstanbul Rumları ve Heybeliada-Büyükada sakinleri ile Batı Trakya Müslümanları ise mübadeleden muaf tutuldu. Dinin etnik kimliğin önüne geçirilmesi, mübadeleyi hem insani hem de kimlik tartışmaları açısından son derece karmaşık bir süreç haline getirdi.

  25. 25. Lozan Antlaşması'nın kapitülasyonların kaldırılmasına ilişkin hükmü, yalnızca hukuki bir düzenleme değil, aynı zamanda derin bir ekonomik dönüşümü de temsil etmektedir. Bu dönüşümün kavranmasında aşağıdaki hangi analiz en bütünlüklü yaklaşımı sergiler?

    • A) Kapitülasyonların kaldırılması yalnızca yabancı mahkemelerin Türkiye'deki yetkisini sona erdirmiş; ekonomik boyutu bulunmamaktadır.
    • B) Lozan'da kapitülasyonlar kaldırılmış; ancak Osmanlı borçlarına ilişkin hükümler nedeniyle fiilî ekonomik bağımsızlık ancak 1954'te mümkün olabilmiştir.
    • C) Kapitülasyonlar zaten Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı tarafından tek taraflı olarak ilga edilmişti; Lozan bu durumu yalnızca uluslararası alanda tescil etmiştir. Ne var ki gümrük özerkliğinin yeniden kazanılması ve demiryolu imtiyazları gibi meseleler ekonomik bağımsızlık açısından Lozan'ın asıl kazanımını oluşturmaktadır.
    • D) Lozan kapitülasyonları kalıcı olarak kaldırmış; ancak Düyun-u Umumiye benzeri bir yapı yeni adlarla varlığını sürdürmüştür.
    • E) Kapitülasyonların kaldırılması Türkiye'nin yabancı yatırımcılara kapılarını tamamen kapatması anlamına gelmiş ve bu durum ekonomik bir çöküşe yol açmıştır.

    Bu seçenek tarihsel sürecin katmanlarını doğru biçimde yansıtmaktadır. Osmanlı, 1914'te Birinci Dünya Savaşı'na girerken kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırmıştı; ancak bu karar Batılı devletlerce tanınmamış ve antlaşmayla resmileştirilmemişti. Lozan, bu ilgayı uluslararası alanda hukuken tescil etti. Asıl önemlisi: Türkiye'nin gümrük tarifelerini bağımsız olarak belirleyebilmesi (1916'dan itibaren kısmi esneklik kazanılmış olsa da Lozan bunu tam olarak sağladı), demiryolu ve liman imtiyazlarının yeniden düzenlenmesi ve yabancı yargı yetkisinin kaldırılması, Lozan'ın gerçek ekonomik dönüşümünü simgeliyordu.