menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - tanzimat mesrutiyet (Bölüm 3)

TARIH - tanzimat mesrutiyet (Bölüm 3)

Soru 1 / 25

II. Abdülhamit'in 1878'de Meclis-i Mebusan'ı tatil etmesinin resmi gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. II. Abdülhamit'in 1878'de Meclis-i Mebusan'ı tatil etmesinin resmi gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Avrupa devletlerinin meclisin kapatılması yönünde baskı uygulaması
    • B) İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin meclisi ele geçirmesi
    • C) Osmanlı-Rus Savaşı'nın yarattığı olağanüstü koşullar
    • D) Meclisin anayasaya aykırı kararlar alması
    • E) Mebusan meclisinin padişahı tahttan indirme girişimi

    II. Abdülhamit, Meclis-i Mebusan'ı 1878'de Osmanlı-Rus Savaşı'nın (93 Harbi) yarattığı savaş koşullarını gerekçe göstererek tatil etmiştir. Kanun-i Esasi, padişaha olağanüstü durumlarda meclisi tatil etme yetkisi tanımaktaydı. Bu tatil 30 yıl sürmüş ve II. Meşrutiyet'in ilanına (1908) kadar meclis toplanamamıştır.

  2. 2. Tanzimat döneminde kurulan Şura-yı Devlet (Danıştay) aşağıdaki işlevlerden hangisini üstlenmiştir?

    • A) Osmanlı topraklarına göç eden yabancıların işlemlerini yürütmek
    • B) Vilayetlerdeki yöneticileri atamak
    • C) Dini meselelerde fetva makamı olarak görev yapmak
    • D) Hazine gelirlerini denetlemek
    • E) Kanun taslaklarını hazırlamak ve devlet işlerinde danışma organı olarak hizmet etmek

    1868 yılında Ali Paşa döneminde kurulan Şura-yı Devlet (Danıştay), kanun taslaklarını incelemek, hazırlamak ve yürütme organına danışmanlık yapmak amacıyla oluşturulmuştur. Fransız Conseil d'État kurumundan esinlenerek tasarlanan bu kurum, idare hukuku alanında da önemli bir işlev üstlenmiştir. Fetva, dini meseleler veya taşra atamaları bu kurumun faaliyet alanı dışındadır.

  3. 3. Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin temel siyasi talebi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletleriyle tam bir entegrasyonu
    • B) Anayasal monarşi ve meşruti yönetim kurulması
    • C) Tanzimat bürokratlarının uyguladığı reform anlayışını sürdürmek
    • D) Ordu reformlarına öncelik tanıyarak devlet yapısını güçlendirmek
    • E) Hilafet makamının güçlendirilmesi ve İslam birliğinin sağlanması

    Namık Kemal, Ziya Paşa ve diğer Yeni Osmanlılar, Tanzimat döneminin tepeden inmeci bürokrasi anlayışına karşı çıkarak anayasal monarşi ve meşruti yönetim kurulmasını savunmuşlardır. Bu hareket, I. Meşrutiyet'in fikri zeminini hazırlamış; özgürlük, vatan ve anayasa kavramlarını Osmanlı siyasi söylemine taşımıştır. Diğer şıklar bu hareketin öncelikli talepleri arasında yer almamaktadır.

  4. 4. II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin uyguladığı 'baskı altında anayasal yönetim' anlayışı sonucunda aşağıdakilerden hangisi ortaya çıkmıştır?

    • A) Osmanlı Devleti'nde tam anlamıyla çok partili demokratik bir düzen kurulmuştur
    • B) Padişahlık makamı sembolik bir statüye indirgenmiştir
    • C) Fiilen tek parti hâkimiyetine dayalı, kısıtlayıcı bir siyasi ortam oluşmuştur
    • D) Azınlık grupları geniş özerklikler kazanmıştır
    • E) Osmanlı Devleti Avrupa devletleriyle eşit statüye kavuşmuştur

    1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet başlangıçta geniş bir özgürlük ortamı yaratmış gibi görünse de kısa süre içinde İttihat ve Terakki Cemiyeti, ülkede fiilen tek parti iktidarına dayalı ve baskıcı bir yönetim anlayışı yerleştirmiştir. 31 Mart Vakası'nın ardından güçlenen İTC, muhalefeti bastırmış; tam anlamıyla demokratik bir ortam hiçbir zaman kurulamamıştır.

  5. 5. Osmanlı Devleti'nde 1869 yılında çıkarılan Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'nin önemi aşağıdakilerden hangisiyle doğru biçimde açıklanmaktadır?

    • A) Dini eğitimi devlet kontrolüne alarak laikleştirme sürecini başlatması
    • B) Yalnızca gayrimüslimlere yönelik eğitim kurumlarını düzenlemesi
    • C) Osmanlı eğitim sistemi üzerindeki yabancı denetimi resmîleştirmesi
    • D) Osmanlı tarihinde ilk kez zorunlu ilköğretimi öngörmesi
    • E) Medreselerin tamamen kapatılarak modern okul sistemine geçilmesi

    1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi, Osmanlı tarihinin bu alandaki en kapsamlı eğitim düzenlemesidir ve ilk kez zorunlu ilköğretimi öngörmesi bakımından önemlidir. Bunun yanı sıra sıbyan okullarından yükseköğretime uzanan kademeli bir eğitim sistemi tasarlamış; laik devlet okullarını güçlendirmeyi hedeflemiştir. Medreselerin tamamen kapatılması ise bu nizamnameyle değil, Cumhuriyet dönemiyle ilgili bir gelişmedir.

  6. 6. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi Tanzimat döneminin toplumsal yapısını değiştirme açısından en sınırlı etkiye sahip olmuştur?

    • A) Vilayet meclislerinde farklı din ve etnik gruplardan temsilcilere yer açılması
    • B) Kıyafet ve semboller aracılığıyla dini kimliğe dayalı toplumsal ayrımların kaldırılması
    • C) Kapütülasyonlar çerçevesinde yabancı ülkelerin Osmanlı topraklarında kendi okullarını açması
    • D) Müslim-gayrimüslim ayrımı gözetilmeksizin aynı mahkemelerde yargılanmaya başlanması
    • E) Gayrimüslimlerin taşrada kendi topluluk meclislerini sürdürmesi

    Yabancı ülkelerin Osmanlı topraklarında okullar açması, Tanzimat reformlarının değil kapütülasyon düzeninin bir ürünüdür. Bu durum Osmanlı toplumsal yapısını dönüştürmek bir yana, onu daha da parçalamış ve yabancı nüfuzu artırmıştır. Diğer şıklardaki gelişmeler ise Tanzimat'ın farklı toplumsal katmanları birbirine yakınlaştırma hedefi doğrultusunda şekillenmiş, sınırlı da olsa bu amaca hizmet etmiştir.

  7. 7. 1876 Kanun-i Esasisi'ne göre aşağıdaki yetkilerden hangisi padişaha tanınmamıştır?

    • A) Meclisi tatil etmek
    • B) Doğrudan ve tek başına kanun çıkarmak
    • C) Meclisi feshetmek ve yeni seçim çağrısında bulunmak
    • D) Sadrazamı ve bakanları atamak
    • E) Kanunları onaylamak ya da geri göndermek

    1876 Kanun-i Esasisi, yasama yetkisini teorik düzeyde Meclis-i Umumi'ye (Ayan Meclisi ve Meclis-i Mebusan) bırakmıştır. Padişah tek başına ve doğrudan kanun çıkarma yetkisine sahip değildir. Ancak ferman ve irade yetkileri devam etmiştir. Meclisi tatil etmek, sadrazam atamak, kanunları onaylamak veya geri göndermek ile meclis feshini onaylamak padişahın anayasal yetkileri arasındadır.

  8. 8. Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, bu süreçlerin Osmanlı Devleti açısından ortak temel sorunu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Reformların Avrupa'nın dış baskısına yanıt olarak şekillenmesi, toplumsal tabandan kopuk kalması ve tutarlı bir uygulama zemini bulamaması
    • B) Azınlıkların kazandığı hakları reddetmesi ve uygulanan reformlara karşı koyması
    • C) Yapılan reformların İslam hukukuyla çatışması nedeniyle ulemanın her aşamada reformları engellemesi
    • D) Yabancı devletlerin Osmanlı reformlarını tanımaması ve yeni krizlere zemin hazırlaması
    • E) Ordu reformlarının gerçekleştirilememesi nedeniyle devletin askeri açıdan zayıf kalması

    Hem Tanzimat hem de Meşrutiyet dönemlerinin temel kısıtı, reformların büyük ölçüde Avrupa'nın baskısına ya da dış krizlere yanıt olarak yapılması, geniş toplum kesimlerinden yeterli destek görmemesi ve uygulamada ciddi tutarsızlıklar yaşanmasıdır. Taşra yönetiminde eski alışkanlıklar sürmüş, reformların ötesine geçen fiili dönüşümler oldukça sınırlı kalmıştır. Bu yapısal sorun, söz konusu dönemin reformcu potansiyelini önemli ölçüde zayıflatmıştır.

  9. 9. Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra Osmanlı yönetimi, gayrimüslim tebaanın haklarını güvence altına almak amacıyla çeşitli düzenlemeler yapmıştır. Ancak bu dönemde bazı Balkan toplulukları Osmanlı yönetimine karşı isyanlarını sürdürmüştür. Bu durum aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde açıklanabilir?

    • A) Tanzimat yöneticilerinin reformları yalnızca Müslüman ahali için tasarlamış olması
    • B) Tanzimat'ın yabancı devletlerin baskısıyla ilan edilmiş olmasının iç politikada geçerliliğini ortadan kaldırması
    • C) Balkan milletlerinin Osmanlı'nın ekonomik politikalarına değil yalnızca dini baskıya karşı çıkması
    • D) Islahat Fermanı'nın Tanzimat Fermanı'nın tüm hükümlerini hükümsüz kılması
    • E) Tanzimat reformlarının uygulamada tutarsız kalması ve milliyetçi hareketlerin yalnızca siyasi eşitlik değil bağımsızlık talep etmesi

    Tanzimat reformları hukuki eşitlik vaat etse de uygulamada yetersiz kalmış; bunun ötesinde Balkan milliyetçilikleri artık eşitlik değil ulusal bağımsızlık talep eder hâle gelmişti. Fransız Devrimi'nden beslenen milliyetçilik ideolojisi, 'iyi yönetilen bir imparatorluk' yerine 'kendi devletini kurmak' hedefini ön plana çıkarmıştır. Dolayısıyla reformların içeriği değil isyancıların nihai amacı farklıydı.

  10. 10. Mustafa Reşit Paşa, Tanzimat Fermanı'nı hazırlarken Batılı devletlerin garantörlüğünü de gözetmiştir. Buna karşın sonraki dönemde Batılı devletler Osmanlı iç işlerine müdahaleyi artırmıştır. Bu çelişkili durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Batılı devletlerin Tanzimat Fermanı'nı tanımaması ve onu yalnızca iç bir belge sayması
    • B) Reformların Batılı devletlere Osmanlı azınlıkları üzerinde meşru bir koruyuculuk zemini sunması
    • C) Tanzimat'ın Osmanlı maliyesini güçlendirerek Batılı devletlerin ekonomik çıkarlarını tehdit etmesi
    • D) Islahat Fermanı'nın Batılı devletlerin baskısıyla Tanzimat'ın yerini almasının Osmanlı egemenliğini fiilen bitirmesi
    • E) Mustafa Reşit Paşa'nın reformları samimi biçimde değil yalnızca dış baskıları savuşturmak için kaleme almış olması

    Tanzimat ve özellikle 1856 Islahat Fermanı, gayrimüslim hakları konusunda uluslararası hukukta bir emsal oluşturmuş; Avrupalı büyük devletler bu düzenlemeleri azınlıkları 'koruma' gerekçesiyle iç işlere müdahalelerinin meşru dayanağı olarak kullanmıştır. Reformları kalkan olarak sunan Osmanlı, paradoks biçimde daha fazla dış müdahaleye kapı aralamıştır.

  11. 11. 1876 Kanun-ı Esasi'sinin 113. maddesi, padişaha olağanüstü hâllerde kişileri sürgüne gönderme yetkisi tanımaktaydı. II. Abdülhamit bu maddeyi kullanarak Mithat Paşa'yı sürgüne göndermiş ve parlamentoyu kapatmıştır. Bu gelişme anayasal yönetim açısından hangi temel sorunu gözler önüne sermektedir?

    • A) Mithat Paşa'nın anayasayı hazırlarken kendi iktidarını güvence altına alan maddeler koymuş olması
    • B) Parlamentonun savaş döneminde toplanmak zorunda kalmasının işlevselliğini engellemiş olması
    • C) Kanun-ı Esasi'nin yalnızca Müslüman milletvekilleri temsil etmesi nedeniyle meşruiyetten yoksun olması
    • D) Kanun-ı Esasi'nin yabancı anayasalardan kopya edilmesi nedeniyle Osmanlı gerçekliğine uymaması
    • E) Anayasanın yürütme erkini kısıtlayan bir denge-denetim mekanizmasından yoksun olması

    Kanun-ı Esasi, padişaha geniş yetkiler tanımış; yargı bağımsızlığı ve meclisin yürütme üzerindeki denetimi kurumsal olarak güvence altına alınamamıştır. 113. madde gibi istisnai hükümler anayasanın kendi kendini sınırlayan maddelerini işlevsiz kılmış, böylece padişah anayasal bir kılıfla keyfi uygulamalara zemin bulmuştur. Bu durum liberal anayasacılıkta 'kâğıt üzerinde anayasa' sorununu örneklemektedir.

  12. 12. Tanzimat döneminde kurulan Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye ile Meşrutiyet döneminde oluşturulan Heyet-i Ayan ve Heyet-i Mebusan karşılaştırıldığında bu kurumlar arasındaki en belirleyici yapısal fark nedir?

    • A) Meclis-i Vâlâ'nın yalnızca gayrimüslim temsilcilerden oluşması, Meşrutiyet meclislerinin ise karma yapıda olması
    • B) Meşrutiyet meclislerinin yürütme organını denetleme yetkisine sahip olmaması, Meclis-i Vâlâ'nın ise bu yetkiyi kullanması
    • C) Meclis-i Vâlâ'nın üyelerinin padişah tarafından atanması, Heyet-i Mebusan'ın ise seçimle oluşturularak halk iradesine dayanması
    • D) Meclis-i Vâlâ'nın yalnızca yargı işlevine sahip olması, Meşrutiyet meclislerinin ise hem yasama hem yargı yetkisini elinde tutması
    • E) Meclis-i Vâlâ'nın doğrudan vergi belirleme yetkisine sahip olması, Meşrutiyet meclislerinin ise bütçe üzerinde söz hakkı bulunmaması

    Meclis-i Vâlâ, padişah tarafından atanan bürokratlardan oluşan danışma ve denetim organıydı; meşruiyetini halk iradesinden değil padişahtan alıyordu. Heyet-i Mebusan ise seçimle oluşturuluyor ve teorik düzeyde ulusal egemenliğe dayanıyordu. Bu fark, Tanzimat'taki 'yukarıdan reform' anlayışından Meşrutiyet'teki 'temsili yönetim' anlayışına geçişin simgesidir.

  13. 13. II. Meşrutiyet'in ilanının ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1909'da Kanun-ı Esasi'de köklü değişiklikler yapmıştır. Bu değişikliklerin en önemli siyasi sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Seçim sisteminin iki turlu yapıdan tek turlu yapıya dönüştürülerek İTC'nin oy tabanının genişletilmesi
    • B) Padişahın meclisi feshetme ve nazırları tek başına atama yetkilerinin kısıtlanarak parlamenter dengenin güçlendirilmesi
    • C) Gayrimüslim milletvekillerinin meclisten çıkarılarak saf Türk milliyetçiliğine dayalı bir parlamentonun oluşturulması
    • D) Şeyhülislamlık makamının anayasal güvenceden yoksun bırakılarak laikleşme sürecinin başlatılması
    • E) Padişahlık kurumunun tamamen kaldırılarak yerine cumhurbaşkanlığı sisteminin getirilmesi

    1909 anayasa değişiklikleriyle padişahın mutlak veto hakkı kaldırılmış, hükümeti meclis güvenine bağlayan düzenlemeler yapılmış ve padişahın nazırları tek başına azletme yetkisi sınırlandırılmıştır. Bu adımlar Osmanlı anayasal gelişiminde gerçek anlamda parlamenter monarşiye en yakın dönemi temsil etmektedir. Ancak İTC'nin fiilî hâkimiyeti parlamenter sistemin ruhunu zedelemiştir.

  14. 14. Tanzimat döneminde hazırlanan Mecelle, İslam hukukunu (fıkhı) kodifiye etmesi bakımından özgün bir girişimdir. Ancak Mecelle bazı tarihçiler tarafından 'yarım kalmış modernleşme' olarak nitelendirilmektedir. Bu değerlendirmenin dayandığı en güçlü argüman aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Mecelle'nin aile ve miras hukukunu kapsam dışı bırakması nedeniyle toplumsal ilişkilerin İslam hukukunun geleneksel yorumuna tabi olmayı sürdürmesi
    • B) Mecelle'nin yalnızca gayrimüslim mahkemelerde uygulanması nedeniyle Müslüman toplum üzerinde etkisiz kalması
    • C) Mecelle'nin ticaret hukukunu düzenlememiş olması nedeniyle ekonomik modernleşmeye katkı sağlayamaması
    • D) Mecelle'nin Tanzimat bürokratları tarafından değil yabancı hukuk danışmanları tarafından kaleme alınmış olması
    • E) Mecelle'nin Fransız Medeni Kanunu'ndan doğrudan çevrilmesi nedeniyle Osmanlı hukuk geleneğiyle çelişmesi

    Mecelle, muamelat (ticaret, mülkiyet, borçlar) alanını düzenlemiş; ancak aile hukuku, miras ve kişisel statü meseleleri geleneksel fıkha bırakılmıştır. Bu alan kadın hakları, çok eşlilik ve miras eşitsizliği gibi toplumsal dönüşümün kilit meselelerini içerdiğinden Mecelle'nin modernleşmesi sınırlı kalmış, köklü toplumsal dönüşüm Cumhuriyet dönemine ertelenmiştir.

  15. 15. Islahat Fermanı (1856), Tanzimat Fermanı'na (1839) kıyasla gayrimüslim hakları bakımından çok daha ayrıntılı düzenlemeler içermektedir. Bu farklılığın birincil dışsal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kırım Savaşı'nın ardından imzalanan Paris Antlaşması müzakerelerinde Batılı müttefiklerin azınlık haklarını ön koşul olarak dayatması
    • B) Osmanlı Hristiyan topluluklarının Islahat Fermanı'nın içeriğini bizzat belirlemek için başarılı bir lobi faaliyeti yürütmesi
    • C) II. Mahmut döneminde başlayan merkezi bürokratik reformların 1856'ya gelindiğinde tamamlanmış olması
    • D) Tanzimat'ın Balkan isyanlarını bastırmada başarısız kalması üzerine daha kapsamlı bir fermanın zorunlu hale gelmesi
    • E) 1839'da Osmanlı yönetiminin azınlık sorununu iç mesele olarak görmesi, 1856'da ise bu tutumun değişmiş olması

    Kırım Savaşı'nda Fransa ve İngiltere ile kurulan ittifak, bu devletlere Osmanlı iç işlerinde pazarlık gücü tanımıştır. Paris Konferansı'nda (1856) Batılı devletler, Hristiyan azınlıkların haklarının güvence altına alınmasını Osmanlı'nın Avrupa devletler sistemine kabul koşulu olarak öne sürmüş; Islahat Fermanı bu baskının doğrudan ürünü olmuştur.

  16. 16. Namık Kemal ve Ziya Paşa önderliğindeki Yeni Osmanlılar hareketi, hem Tanzimat bürokratlarını hem de Batı liberalizmini eleştirmiştir. Bu çift yönlü eleştirinin özünü en iyi yansıtan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Batılı kurumlar özgürlük değil sömürü getirir; Osmanlı yalnızca kendi askeri teknolojisini geliştirmelidir.
    • B) Tanzimat yukarıdan dayatılan bir despotizmdir; Batı kurumları ise İslam'ın şura ilkesiyle uzlaştırılarak özgün bir meşrutiyet inşa edilmelidir.
    • C) Tanzimat reformları toplumu İslam'dan uzaklaştırmıştır; kurtuluş yolu geleneksel halifelik sistemine dönüştür.
    • D) Osmanlı'nın kurtuluşu Türk milliyetçiliğinde yatmaktadır; Osmanlıcılık politikası yapay ve geçicidi.
    • E) Padişahlık kaldırılmalı, yerine İslam birliğine dayalı cumhuriyetçi bir yönetim sistemi kurulmalıdır.

    Yeni Osmanlılar, Tanzimat bürokratlarını halkın iradesini dışlayan otoriter modernleştirmeciler olarak eleştirirken Batı liberalizmini de birebir taklit değil özümseme gereken bir kaynak olarak görmüştür. İslam'daki şura (istişare) ilkesini parlamenter sisteme eşdeğer tutarak meşrutiyeti hem dini hem siyasi açıdan meşrulaştırmaya çalışmışlardır. Bu sentez Osmanlı siyasi düşüncesine özgü bir konuma işaret etmektedir.

  17. 17. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında II. Abdülhamit meclisi süresiz tatil etmiştir. Tarihçiler bu kararın salt bir savaş önlemi mi yoksa bilinçli bir siyasi tercih mi olduğunu tartışmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi bu kararın 'bilinçli siyasi tercih' tezini en güçlü biçimde desteklemektedir?

    • A) Meclisin savaş boyunca orduya lojistik destek için etkin kararlar almış olması
    • B) Meclisin kapatılmasının savaş bittikten sonra da 30 yıl sürmesi ve II. Abdülhamit'in bu süreçte otoriter yönetimini pekiştirmesi
    • C) Rusya'nın Osmanlı anayasal yönetimine karşı çıkarak bunu savaş nedeni olarak göstermesi
    • D) 1876 anayasasının yalnızca savaş döneminde parlamentonun faaliyetini askıya alan bir madde içermesi
    • E) Kanun-ı Esasi'nin meclisin savaş döneminde kapatılmasını mecburi kılan bir hüküm taşıması

    Eğer kapatma kararı yalnızca savaş zorunluluğundan kaynaklanıyorsa barışın ardından meclisin yeniden açılması beklenirdi. Oysa II. Abdülhamit, 1878'den 1908'e dek 30 yıl boyunca meclisi toplamamıştır. Bu uzun süre, kararın asıl amacının savaş yönetimi değil otokratik yönetimi sürekli kılmak olduğuna işaret etmekte ve 'bilinçli siyasi tercih' tezini güçlendirmektedir.

  18. 18. Tanzimat döneminde rüşdiye ve idadilerin yaygınlaştırılması ile ardından kurulan Darülfünun girişimleri değerlendirildiğinde, bu eğitim reformlarının ortak yapısal zaafiyeti aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Rüşdiyelerin ağırlıklı olarak askeri personel yetiştirmesi nedeniyle sivil bürokrasinin niteliksiz kalması
    • B) Reformların medrese sistemiyle paralel işlemesi nedeniyle iki ayrı zihinsel dünyanın aynı toplumda varlığını sürdürmesi
    • C) Eğitimin yalnızca İstanbul'da yoğunlaşması ve taşra nüfusuna hiçbir biçimde ulaşamaması
    • D) Yeni okulların yalnızca gayrimüslim öğrencilere açık tutulması nedeniyle Müslüman çoğunluğun eğitimden dışlanması
    • E) Devletin özel yabancı okulları kapatması nedeniyle modern eğitim müfredatına erişimin tamamen engellenmiş olması

    Tanzimat, medreseleri kapatmak yerine onlarla eş zamanlı yeni okullar açmıştır. Bu ikili yapı, toplumda din merkezli geleneksel eğitim alan bir kesimle pozitif bilimler ağırlıklı Batı tipi eğitim alan bir kesim arasında derin bir kültürel ve zihinsel kopuşa yol açmıştır. Bu 'ikili eğitim' sorunu, hem Tanzimat hem de II. Meşrutiyet aydınlarınca eleştirilmiş; çözümü Cumhuriyet dönemine kalmıştır.

  19. 19. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi Tanzimat-Meşrutiyet dönemi bağlamında tarihsel olarak yanlıştır?

    • A) Namık Kemal – Yeni Osmanlılar hareketinin öncüsü – 'Vatan' ve 'Hürriyet' kavramlarını siyasi literatüre kazandırması
    • B) Ali Paşa – Tanzimat Fermanı'nın ilanından önce sadarete gelerek reformların fikrî zeminini hazırlaması
    • C) Mithat Paşa – Kanun-ı Esasi'nin hazırlanmasında baş rol – Meclis-i Mebusan'ın ilk reisi
    • D) Mustafa Reşit Paşa – Tanzimat Fermanı'nın mimarı ve Hariciye Nazırı
    • E) Ziya Gökalp – II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki'nin ideologu – Türkçülük akımının teorisyeni

    Ali Paşa (Mehmet Emin Ali Paşa), Tanzimat Fermanı'nın ilanında değil sonrasındaki dönemde (1850'ler-1870'ler) sadrazam ve hariciye nazırı olarak Tanzimat politikalarının sürdürücüsü olmuştur. Tanzimat'ın 'fikrî zeminini hazırlayan' ve fermanı kaleme alan kişi Mustafa Reşit Paşa'dır; Ali Paşa ise onun öğrencisi ve halefidir. Dolayısıyla E seçeneğindeki eşleştirme tarihsel açıdan yanlıştır.

  20. 20. II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti önce 'perde arkası' yönetimi (1908-1912), ardından fiilî tek parti yönetimi (1913-1918) biçiminde iktidarda kalmıştır. Bu dönüşümün en kritik kırılma noktası aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) 1911'de kurulan Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın seçim hilesi nedeniyle kadrosuzlaşarak kendiliğinden dağılması
    • B) 1908 seçimlerinde İTC'nin büyük çoğunluk sağlaması ve muhalefeti parlamentoda etkisiz bırakması
    • C) Trablusgarp Savaşı'nın kaybedilmesinin İTC'nin muhalefet üzerindeki meşruiyetini pekiştirmesi
    • D) Balkan Savaşları'nın ardından Rumeli göçmenlerinin İTC'ye kitlesel üye kaydı yapması
    • E) 1913 Bâbıâli Baskını ile Kâmil Paşa hükümetinin zorla devrilerek İTC'nin doğrudan iktidarı ele geçirmesi

    Ocak 1913'teki Bâbıâli Baskını, Enver Paşa önderliğindeki İTC'nin silahlı güç kullanarak iktidarı doğrudan ele geçirdiği darbedir. Bu baskınla birlikte İTC 'perde arkası güç' olmaktan çıkmış, Talat-Enver-Cemal üçlüsünün fiilî diktatörlüğüne zemin hazırlanmıştır. Bu olay, Osmanlı'da parlamenter meşrutiyet deneyiminin fiilen sona erişini simgeleyen en keskin kırılma noktasıdır.

  21. 21. Tanzimat dönemi yazarları ile II. Meşrutiyet dönemi yazarları arasında edebiyatın siyasi işlevi bakımından belirgin bir farklılık gözlemlenmektedir. Bu farkı en doğru biçimde özetleyen yargı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tanzimat edebiyatı doğrudan siyasi manifestolar üretirken Meşrutiyet edebiyatı alegorik anlatıyla sansürden kaçınmıştır.
    • B) Meşrutiyet dönemi yazarları Türk kimliğini ön plana çıkarırken Tanzimat yazarları Osmanlı üst kimliğini edebiyat yoluyla pekiştirmiştir.
    • C) İki dönem arasında edebiyatın siyasi işlevi bakımından anlamlı bir fark yoktur; her iki dönem de Batı taklitçiliği çerçevesinde kalmıştır.
    • D) Tanzimat yazarları halk için yazmayı reddederken Meşrutiyet yazarları doğrudan halkçı bir çizgide ilerlemiştir.
    • E) Tanzimat yazarları özgürlük ve vatan temalarını işleyerek siyasi bilinç oluştururken Meşrutiyet yazarları siyasetten uzaklaşarak estetik sanat anlayışını benimsemiştir.

    Tanzimat yazarları (Namık Kemal, Ziya Paşa) ağırlıklı olarak Osmanlıcılık çerçevesinde vatan, hürriyet ve anayasal yönetim temalarını işlemiştir. II. Meşrutiyet döneminde ise Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin ve Türkçüler öne çıkmış; edebiyat Türk milli kimliğini inşa etme işlevine yönelmiştir. Bu geçiş, siyasi ideolojilerdeki Osmanlıcılık'tan Türkçülüğe kayışı doğrudan yansıtmaktadır.

  22. 22. Aşağıdaki tabloyu inceleyin: • 1839: Tanzimat Fermanı – can, mal ve namus güvencesi • 1856: Islahat Fermanı – azınlık eşitliği, kilise ve okul hakları • 1876: Kanun-ı Esasi – anayasal monarşi, iki meclisli yapı • 1909: Anayasa değişiklikleri – padişah yetkilerinin kısıtlanması Bu dönüşümün genel eğilimi değerlendirildiğinde, aşağıdaki yorumlardan hangisi tarihsel açıdan en sağlam çıkarımı sunmaktadır?

    • A) Her belge, Osmanlı'nın Batı'yı taklide dayalı saf bir modernleşme projesini izlediğini kanıtlamaktadır.
    • B) Söz konusu belgeler halkın siyasi katılım talebine verilen yanıtlar olduğundan aşağıdan yukarıya bir demokratikleşme sürecini ifade etmektedir.
    • C) Osmanlı modernleşmesi doğrusal bir ilerleme izlemiş; her yeni belge bir öncekinin eksikliklerini tamamlayarak Batı liberal demokrasisine yaklaşmıştır.
    • D) 1876'dan itibaren Osmanlı padişahlarının meşrutiyet yönetimini gönüllü benimsediği görülmekte; bu durum Türk siyasi kültürünün özgün demokratik eğilimini yansıtmaktadır.
    • E) Bu belgeler, reformların kurumsal güvenceden yoksun biçimde tepeden inme yürütüldüğünü ve dış baskı ile iç krizlere anlık yanıt niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır.

    Söz konusu belgeler incelendiğinde her birinin belirli bir dış baskı veya iç kriz ortamında üretildiği görülmektedir: 1839 Mısır krizi ve Avrupa desteği arayışı, 1856 Paris Antlaşması baskısı, 1876 Balkan bunalımı, 1909 31 Mart Vakası. Reformlar teorik bir ilerleme planından değil konjonktürel zorunluluklardan kaynaklanmış; kurumsal denge ve sivil toplum altyapısından yoksun olmaları kalıcılıklarını engellemiştir. Bu analiz 'tepeden inmeci ve krizden beslenen reform' paradigmasını en iyi özetlemektedir.

  23. 23. Tanzimat döneminde başlayan yargı reformları çerçevesinde nizamiye mahkemeleri kurulmuş, ancak şer'iye mahkemeleri varlığını sürdürmüştür. Bu ikili yargı yapısının Osmanlı modernleşmesi açısından yarattığı en derin çelişki aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Eşit yurttaşlık ilkesinin hayata geçirilememesi; zira aynı toplumda kişinin statüsüne ve davanın niteliğine göre farklı hukuk sistemlerinin uygulanması
    • B) Şer'iye mahkemelerinin yabancı uyruklu sanıklar üzerinde yargı yetkisi kullanması nedeniyle kapitülasyonların daha da genişlemesi
    • C) Nizamiye mahkemelerinde Fransız hukukunun doğrudan uygulanması nedeniyle Osmanlı hukuk geleneğinin tamamen silinmesi
    • D) İki mahkeme sisteminin aynı davaya çelişkili kararlar vermesi üzerine Danıştay'ın fiilen yasama organı işlevi üstlenmek zorunda kalması
    • E) Nizamiye mahkemelerinin yalnızca ticari davalara bakması nedeniyle ceza hukukunda kadıların belirleyiciliğini koruması

    Tanzimat'ın temel vaadi, din ve etnik köken ayrımı gözetmeksizin tüm Osmanlı vatandaşlarına eşit hukuki statü tanımaktı. Ancak şer'iye mahkemelerinin aile, miras ve kişisel statü konularında yargı yetkisini korumaya devam etmesi, Müslüman ve gayrimüslim vatandaşların farklı hukuk düzenlerine tabi kalması sonucunu doğurmuştur. Bu durum, ilan edilen eşit yurttaşlık ilkesiyle fiili hukuki çoğulculuk arasındaki yapısal çelişkiyi sürdürmüş ve modern hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmayan bir tablo ortaya çıkarmıştır.

  24. 24. Tanzimat Fermanı'nı hazırlayan ve Gülhane'de okuyan devlet adamı kimdir?

    • A) Mithat Paşa
    • B) Fuat Paşa
    • C) Ali Paşa
    • D) Koca Hüsrev Paşa
    • E) Mustafa Reşit Paşa

    Tanzimat Fermanı, dönemin Dışişleri Bakanı (Hariciye Nazırı) Mustafa Reşit Paşa tarafından kaleme alınmış ve bizzat okunmuştur. Mustafa Reşit Paşa, Tanzimat döneminin en önemli devlet adamı olarak kabul edilmektedir.

  25. 25. Islahat Fermanı hangi savaşın ardından, hangi antlaşmaya zemin hazırlamak amacıyla ilan edilmiştir?

    • A) Kırım Savaşı – Paris Antlaşması
    • B) Osmanlı-Rus Savaşı – Edirne Antlaşması
    • C) Osmanlı-Yunan Savaşı – Atina Antlaşması
    • D) I. Dünya Savaşı – Mondros Mütarekesi
    • E) 93 Harbi – Berlin Antlaşması

    Islahat Fermanı, 1856'da Kırım Savaşı'nın (1853-1856) bitmesinin ardından Paris Antlaşması öncesinde ilan edilmiştir. Osmanlı Devleti, Batılı devletlerin azınlık haklarına ilişkin baskılarını hafifletmek ve Paris Antlaşması'nda daha güçlü bir konumda yer almak amacıyla bu fermanı yayımlamıştır.