menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - tanzimat mesrutiyet (Bölüm 6)

TARIH - tanzimat mesrutiyet (Bölüm 6)

Soru 1 / 25

Aşağıdakilerden hangisi II. Meşrutiyet döneminin (1908-1918) belirgin özelliklerinden biridir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdakilerden hangisi II. Meşrutiyet döneminin (1908-1918) belirgin özelliklerinden biridir?

    • A) Osmanlı topraklarının en geniş sınırlarına ulaşması
    • B) Padişahın mutlak otoritesinin güçlenmesi
    • C) Meclis-i Mebusan'ın ilk kez açılması
    • D) İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin siyasi hayata egemen olması
    • E) Yabancılara verilen kapitülasyonların genişletilmesi

    II. Meşrutiyet dönemi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin (İTC) siyasi, askeri ve idari alanda belirleyici bir güç haline geldiği dönemdir. İTC, başlangıçta anayasal düzeni desteklemiş; ancak zamanla 1913 Bab-ı Ali Baskını'nın ardından fiilen tek parti iktidarına dönüşmüş ve I. Dünya Savaşı kararlarını büyük ölçüde o vermiştir.

  2. 2. Tanzimat Fermanı'nın (1839) ilanında aşağıdaki gelişmelerin hangisi doğrudan belirleyici rol oynamıştır?

    • A) Rusya ile yapılan Hünkâr İskelesi Antlaşması'nın sona ermek üzere olması
    • B) Osmanlı'nın Kırım Savaşı'na girmesiyle artan dış borç yükü
    • C) Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın yarattığı tehdidin Batı desteğini zorunlu kılması
    • D) Yunan bağımsızlığının Osmanlı iç politikasını istikrarsızlaştırması
    • E) Sened-i İttifak'la sınırlanan padişah otoritesinin yeniden kurulmak istenmesi

    Tanzimat Fermanı'nın ilanında Mısır meselesi belirleyici etkendir. Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın orduları Anadolu'ya kadar ilerlemiş, Osmanlı varlığı tehlike altına girmişti. Mustafa Reşit Paşa, Batılı devletlerin —özellikle İngiltere'nin— desteğini sağlamak amacıyla reform taahhüdünü içeren fermanı ilan ettirdi. Hünkâr İskelesi Antlaşması (1833) fermanın ilanından öncedir ve sona ermesi doğrudan belirleyici değildir. Kırım Savaşı ise 1853'te başlamıştır, dolayısıyla E seçeneği kronolojik olarak yanlıştır.

  3. 3. Islahat Fermanı (1856) ile Tanzimat Fermanı (1839) karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi Islahat Fermanı'nı diğerinden farklı kılan temel özelliğidir?

    • A) Yargılama usullerinde köklü değişiklikler öngörmesi
    • B) Hukuk önünde eşitlik ilkesini ilk defa dile getirmesi
    • C) Eyalet yönetiminde yeni bir idari yapı kurulmasını emretmesi
    • D) Can, mal ve ırz güvencesini ilk kez düzenlemesi
    • E) Gayrimüslimlere tanınan hakları ayrıntılı biçimde düzenleyerek uluslararası baskı sonucu ilan edilmesi

    Islahat Fermanı, Kırım Savaşı'nın ardından imzalanan Paris Antlaşması (1856) öncesinde Batılı devletlerin baskısıyla ilan edilmiştir. Tanzimat Fermanı'nda genel ifadeler halinde yer alan Müslüman-gayrimüslim eşitliği, Islahat Fermanı'nda çok daha somut ve ayrıntılı biçimde —vergi muafiyeti, askerlik, cemaat okulları, karma mahkemeler gibi konularda— düzenlenmiştir. Can, mal, ırz güvencesi Tanzimat Fermanı'nın özüdür; bu bakımdan A ve B seçenekleri Islahat Fermanı'nı ayırt eden özellikler değildir.

  4. 4. Osmanlı'da 'Kanun-ı Esasi'nin ilan edildiği 1876 yılında aşağıdaki gelişmelerin hangisi yaşanmamıştır?

    • A) V. Murat'ın kısa süreliğine padişah olması
    • B) Mithat Paşa'nın Sadrazam sıfatıyla anayasanın hazırlanmasında etkin rol üstlenmesi
    • C) Abdülaziz'in tahttan indirilmesi
    • D) Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlaması
    • E) İstanbul Konferansı'nın toplanması

    Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) Nisan 1877'de başlamıştır, 1876'da değil. 1876'da yaşanan gelişmeler şunlardır: Abdülaziz tahtan indirildi (Mayıs 1876), V. Murat birkaç ay padişahlık yaptı, ardından II. Abdülhamit tahta çıktı, Kanun-ı Esasi Aralık 1876'da ilan edildi, İstanbul Konferansı Aralık 1876'da toplandı ve Mithat Paşa bu süreçte sadrazam olarak etkin rol oynadı. Rusya ile savaş ise bir yıl sonra patlak verdi.

  5. 5. II. Abdülhamit'in 1878'de Meclis-i Mebusan'ı süresiz tatil etmesinin hukuki dayanağı nedir?

    • A) Mebusanın güvensizlik oyu vererek hükümeti düşürmesi üzerine oluşan siyasi kriz
    • B) Osmanlı-Rus Savaşı nedeniyle çıkarılan geçici sıkıyönetim kanunu
    • C) Heyet-i Ayan'ın meclisi fesih kararı alması
    • D) Kanun-ı Esasi'nin padişaha olağanüstü dönemlerde meclisi feshedebilme yetkisi tanıyan 113. maddesi
    • E) Kanun-ı Esasi'nin meclisin yetkilerini kısıtlayan 7. maddesi

    Kanun-ı Esasi'nin 113. maddesi, padişaha devletin güvenliğini tehdit eden kişileri sürgüne gönderme ve gerektiğinde meclisi tatil etme yetkisi tanıyordu. II. Abdülhamit bu maddeye dayanarak 14 Şubat 1878'de meclisi kapattı ve 1908'e kadar bir daha toplamadı. Böylece anayasa fiilen askıya alındı; ancak hukuken yürürlükte kaldı. Heyet-i Ayan'ın böyle bir kararı söz konusu değildir. Güvensizlik oyu meselesi ise tarihsel gerçeklikle örtüşmemektedir.

  6. 6. Tanzimat döneminde kurulan Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye'nin temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Yabancı devletlerle yapılacak ticaret antlaşmalarını müzakere etmek
    • B) Taşra yönetimini denetleyerek valileri atamak ve görevden almak
    • C) Yeni kanunları hazırlayarak padişaha sunmak ve yüksek yargı organı olarak işlev görmek
    • D) Şer'iye mahkemelerinin kararlarını denetlemek ve temyiz mercii olarak görev yapmak
    • E) Osmanlı bütçesini hazırlamak ve harcamaları onaylamak

    Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye 1838'de kurulmuş, Tanzimat sonrasında ise işlevi genişlemiştir. Bu meclisin iki temel görevi, yasa tasarılarını hazırlayarak onay için padişaha sunmak ve yüksek mahkeme sıfatıyla önemli davalara bakmaktı. Tanzimat döneminin kurumsal dönüşümünde kritik bir köprü işlevi üstlendi. Sonraki yıllarda Şûrâ-yı Devlet ve Divan-ı Ahkâm-ı Adliye şeklinde ikiye ayrıldı. Taşra atamaları ve bütçe işlemleri bu kurumun görev alanı dışındadır.

  7. 7. Aşağıdakilerden hangisi Birinci Meşrutiyet (1876–1878) dönemine ait doğru bir değerlendirmedir?

    • A) Meclis, iki yıllık süre zarfında yürütme organını iki kez düşürmüştür.
    • B) Mebusan Meclisi bütçe üzerinde tam denetim yetkisine sahipti.
    • C) Kanun-ı Esasi, padişahın yetkilerini belirgin biçimde kısıtlayan parlamenter bir sistem kurmuştur.
    • D) Meclis çalışmaları kısa sürmüş olmakla birlikte Osmanlı tarihinde ilk defa seçimle oluşan bir yasama organı toplantı yapmıştır.
    • E) Birinci Meşrutiyet anayasası yalnızca Müslümanları temsil eden bir meclis öngörmüştür.

    Birinci Meşrutiyet, Osmanlı tarihinde seçimle oluşan ilk yasama organını —Meclis-i Mebusan'ı— fiilen çalıştırması bakımından önemlidir. Ancak anayasa, padişaha geniş yetkiler tanıyan yarı-otoriter bir nitelik taşıyordu; parlamenter sistem kurulmamıştı. Mecliste Müslümanların yanı sıra gayrimüslim milletvekilleri de yer aldı. Yürütmeyi iki kez düşürmek ya da bütçe üzerinde tam denetim gibi güçlü yetkiler söz konusu değildi; öngörülen sistem padişah egemenliğini sınırlamaktan uzaktı.

  8. 8. İkinci Meşrutiyet'in (1908) ilanında belirleyici olan 'Rumeli hareketi' ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Hareket, başarılı bir askeri darbe aracılığıyla II. Abdülhamit'i tahttan indirmiş ve yerine V. Mehmet'i geçirmiştir.
    • B) Yönetime el koymak için Makedonya'daki askeri birlikler İstanbul'a yürümüş; bu tehdit üzerine II. Abdülhamit anayasayı yeniden yürürlüğe koymuştur.
    • C) İngiliz ve Fransız baskısı doğrudan İkinci Meşrutiyet'in ilanına yol açmıştır.
    • D) Hareket, İstanbul merkezli bir saray darbesiyle başlamıştır.
    • E) Reval görüşmelerinde İngiltere ve Rusya'nın Makedonya'yı paylaşacağı haberi üzerine İttihat ve Terakki hareketi harekete geçmiş, padişah dış müdahaleyi önlemek için anayasayı ilan etmiştir.

    İkinci Meşrutiyet'in ilanındaki kritik tetikleyici, İngiliz Kralı VII. Edward ile Rus Çarı II. Nikola'nın Haziran 1908'de Reval'de (Tallinn) buluşmasıdır. Bu görüşmede iki gücün Makedonya için bir reform planı üzerinde anlaştığı —dolayısıyla bölgenin elden çıkabileceği— haberi İTC'yi harekete geçirdi. Makedonya'daki subaylar dağa çıktı; ardından II. Abdülhamit, oluşan baskıyla Temmuz 1908'de anayasayı yeniden yürürlüğe koydu. II. Abdülhamit bu aşamada tahttan indirilmedi; tahttan indirilmesi ancak 1909'da Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girmesinin ardından gerçekleşti.

  9. 9. Tanzimat döneminde yürürlüğe giren 1858 tarihli Arazi Kanunnamesi'nin temel yeniliği nedir?

    • A) Özel mülkiyeti anayasal güvence altına alması
    • B) Devlet arazilerini (miri toprakları) fiilen özel mülkiyete yaklaştıran tasarruf haklarını yasal çerçeveye kavuşturması
    • C) Yabancıların Osmanlı topraklarında mülk edinmesine imkân tanıması
    • D) Vakıf arazilerini devlet mülkiyetine geçirerek merkezi kontrolü güçlendirmesi
    • E) Tımar sistemini resmen lağvedip toprakları köylülere dağıtması

    1858 Arazi Kanunnamesi, Osmanlı arazi hukukunu sistematize etti ve miri araziler üzerindeki tasarruf haklarını kayıt altına alarak belgeledi. Kanunname, köylülerin kuşaklar boyu işledikleri devlet arazileri üzerindeki fiili kullanım haklarını hukuken güvence altına aldı; bu durum söz konusu arazileri işlevsel açıdan özel mülkiyete yaklaştırdı. Ancak tımar sistemi bu tarihten çok önce fiilen çökmüştü; kanunname tımarı resmen lağvetmedi. Yabancılara mülk edinme hakkı ise 1867'de ayrı bir düzenlemeyle tanındı.

  10. 10. Tanzimat döneminde kurulan Nizamiye mahkemeleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Nizamiye mahkemeleri şer'iye mahkemelerini tamamen ortadan kaldırmıştır.
    • B) Bu mahkemeler yalnızca gayrimüslimlerin davalarına bakmak amacıyla kurulmuştur.
    • C) Fransız hukukundan esinlenerek oluşturulan laik mahkemeler olup şer'iye mahkemeleriyle birlikte paralel bir yargı sistemi oluşturmuştur.
    • D) Nizamiye mahkemelerinde yargılama münhasıran Müslüman hâkimler tarafından yürütülürdü.
    • E) Bu mahkemeler yalnızca ticaret davalarına bakmakla yetkiliydi.

    Tanzimat döneminde Fransız hukuk modelinden esinlenerek kurulan Nizamiye mahkemeleri laik bir yargı düzeni oluşturdu. Şer'iye mahkemeleriyle birlikte var olmayı sürdürerek ikili —ve çoğu zaman çelişkili— bir yargı yapısına zemin hazırladı. Şer'iye mahkemeleri kişi ve aile hukuku alanındaki varlığını korurken Nizamiye mahkemeleri ticari, cezai ve idari davalara baktı. Hem Müslümanlar hem gayrimüslimler bu mahkemelere başvurabilirdi. Osmanlı toplumundaki bu yargı ikiliği ancak Türkiye Cumhuriyeti döneminde sona erdi.

  11. 11. İkinci Meşrutiyet döneminde (1908–1918) İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin siyasi niteliği için aşağıdakilerden hangisi en doğru tanımlamadır?

    • A) Pan-İslâmcı ideolojiyi esas alarak hilafet kurumunu öne çıkaran bir hareket
    • B) Osmanlı topraklarının tamamında federal yönetim kurmayı amaçlayan merkezkaç bir örgüt
    • C) Sosyalist ilkeler temelinde örgütlenmiş, işçi sınıfının desteğine dayanan bir kitle partisi
    • D) Sultanın denetiminde işlev gören ve geleneksel kurumları koruyan bir muhafazakâr hareket
    • E) Başlangıçta liberal ve anayasacı görünümünde olup zamanla Enver, Talat ve Cemal Paşaların önderliğinde tek parti iktidarına yönelen bir yapı

    İTC, 1908'de meşrutiyetin ilanında belirleyici rol oynadı; bu süreçte liberal ve anayasacı bir görünüm sergiledi. Ancak 1913'teki Bab-ı Âli baskınının ardından Enver, Talat ve Cemal Paşaların oluşturduğu üçlü önderlik altında fiilî bir tek parti diktatörlüğüne dönüştü. Pan-İslâmcılıktan çok Türk milliyetçiliğini ön plana çıkardı; İslamcı politikayı savunan II. Abdülhamit'le zaten çatışma halindeydi. Federalizmi ya da işçi hareketini değil, güçlü merkezi otorite anlayışını benimsedi.

  12. 12. Osmanlı'da 'Genç Osmanlılar' (Yeni Osmanlılar) ile 'İttihat ve Terakki Cemiyeti' karşılaştırıldığında aralarındaki temel fark nedir?

    • A) Genç Osmanlılar askeri çevrelerden oluşurken İTC sivil bürokratları kapsıyordu.
    • B) İTC iktidara geldikten sonra anayasal hükümet anlayışını terk etmesi bakımından Genç Osmanlılardan ayrışıyordu.
    • C) Genç Osmanlılar Fransız Devrimi'nden, İTC ise Alman milliyetçiliğinden besleniyordu.
    • D) İTC'nin aksine Genç Osmanlılar, Osmanlıcılık yerine Türk milliyetçiliğini savunuyordu.
    • E) Genç Osmanlılar anayasal monarşiyi İslami temellere dayandırarak savunurken İTC daha laik ve milliyetçi bir çizgide konumlandı.

    Genç Osmanlılar (Namık Kemal, Ziya Paşa vd.) anayasal yönetimi İslami meşveret geleneğiyle —şura kavramıyla— bağdaştırmaya çalıştı; milliyetçilik yerine Osmanlıcılık fikrini benimsedi. İTC ise zamanla Türk milliyetçiliğine yöneldi, laikleşme politikalarını destekledi ve dini meşruiyet kaygısından giderek uzaklaştı. Genç Osmanlılar ağırlıklı olarak sivil bürokratlardan oluşuyordu; İTC içinde ise askeri kanat çok daha belirleyici bir ağırlık taşıyordu. Ancak iki hareket arasındaki en keskin ayrımı ortaya koyan fark ideolojik eksendeki bu dönüşümdür.

  13. 13. 1876 Kanun-ı Esasi'nin millet egemenliğini temel alan gerçek bir anayasacılıktan uzak olduğu aşağıdakilerin hangisiyle en iyi açıklanır?

    • A) Anayasanın yalnızca Müslümanlara uygulanması
    • B) Siyasi partilerin kurulmasını açıkça yasaklaması
    • C) Yabancıları Osmanlı topraklarından sınır dışı etme yetkisini padişaha tanıyan 113. madde ve genel olarak yürütme üzerindeki denetim eksikliği
    • D) Meclis-i Ayan üyelerinin doğrudan halk oyuyla seçilmesi
    • E) Bütçe hakkını münhasıran yürütme organına bırakması

    Kanun-ı Esasi, gerçek anlamda parlamenter bir denge-denetleme mekanizması kurmaktan uzaktı; 113. madde bunu somutlaştıran en çarpıcı örnektir. Bu madde, padişaha devlet güvenliği gerekçesiyle kişileri sınır dışı etme ve meclisi tatil etme yetkisi tanıyordu; nitekim II. Abdülhamit bu maddeye dayanarak 1878'de meclisi kapattı. Bakanlar padişaha karşı sorumlu olup meclis onları fiilen denetleyemiyordu. Anayasa Müslümanlara özgü değildi; farklı dinlerden milletvekilleri mecliste yer aldı. Meclis-i Ayan üyeleri ise padişah tarafından atanıyordu, seçimle gelinmiyordu.

  14. 14. 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanının ardından gerçekleşen 31 Mart Vakası (Nisan 1909) için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Alman askeri danışmanların kışkırttığı, İTC'nin iktidarını pekiştiren bir karşı darbedir.
    • B) İTC'yi iktidardan uzaklaştırmayı amaçlayan, Rumeli'den getirilen Hareket Ordusu tarafından bastırılan bir isyandır.
    • C) İkinci Meşrutiyet anayasasının iptalini ve I. Meşrutiyet koşullarına dönüşü talep eden bir harekettir.
    • D) Makedonya'daki İTC subaylarının İstanbul'daki yönetime karşı başlattığı askeri darbedir.
    • E) Erken seçim yapılması talebiyle patlak veren bir parlamento krizi olup şiddet olaylarına yol açmamıştır.

    31 Mart Vakası, Nisan 1909'da İTC yönetimine ve laik politikalara karşı patlak veren bir isyandır; şeriat yanlısı unsurlar ile İTC'den hoşnut olmayan askerler bu harekette bir araya geldi. Ancak isyan kısa sürede bastırıldı: Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu Makedonya'dan İstanbul'a yürüyerek denetimi yeniden ele geçirdi. Bunun üzerine II. Abdülhamit tahttan indirildi, yerine V. Mehmet geçirildi; aynı zamanda anayasada köklü değişiklikler yapılarak padişahın yetkileri kısıtlandı. Bu gelişme, İTC'nin ülke yönetiminde belirleyici konuma yerleşmesinde dönüm noktası oldu.

  15. 15. Tanzimat döneminde Osmanlı Devleti'nin Avrupa'dan ilk dış borcunu almasının (1854) temel gerekçesi neydi?

    • A) Kırım Savaşı'nın askeri harcamalarını karşılamak
    • B) Tanzimat reformlarının gerektirdiği altyapı yatırımlarını finanse etmek
    • C) İflasın ardından yeniden yapılandırılan Osmanlı bankacılık sistemini ayakta tutmak
    • D) Mısır'ın ödemediği vergi borçlarını telafi etmek
    • E) Kaybedilen toprakların geri alınması için öngörülen genişleme politikasını desteklemek

    Osmanlı Devleti'nin Avrupa'dan aldığı ilk dış borç (1854), Kırım Savaşı'nın (1853–1856) ağır mali yükünü karşılamak amacıyla İngiltere ve Fransa'dan temin edildi. Bu borçlanma, Osmanlı'yı Batılı kredi piyasalarına bağımlı kılan ve 1881'de Düyun-u Umumiye İdaresi'nin kurulmasıyla sonuçlanan borç sarmalının başlangıcını oluşturur. Tanzimat reformlarının finansmanı ya da bankacılık krizi borçlanmanın gerekçesi değildir. Kırım Savaşı'nın getirdiği ani ve büyük harcamalar, dış borçlanmayı kaçınılmaz kılan asıl etkendir.

  16. 16. Kanun-ı Esasi'nin 1909'da değiştirilmesiyle getirilen düzenlemeler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaktadır?

    • A) Osmanlı topraklarında yaşayan tüm dinlerden bireylere eşit oy hakkı tanınması
    • B) Padişahın meclisi feshetme yetkisinin tamamen kaldırılması
    • C) Bakanların padişaha değil, meclise karşı sorumlu tutulması ve padişahın sürgün yetkisini ortadan kaldıran 113. maddenin yürürlükten kaldırılması
    • D) Meclis-i Ayan'ın halk oyuyla seçilir hale getirilmesi
    • E) Seçimlerin iki yılda bir yapılmasının anayasal güvenceye kavuşturulması

    1909 anayasa değişiklikleri, İkinci Meşrutiyet'e gerçek bir parlamenter nitelik kazandırmaya yönelik önemli düzenlemeler içeriyordu: Bakanlar artık meclise karşı sorumlu tutuldu; padişahın kişileri sınır dışı etme yetkisini düzenleyen 113. madde kaldırıldı; meclis üzerindeki padişah denetimi önemli ölçüde kısıtlandı; toplantı ve dernek kurma özgürlükleri genişletildi. Bununla birlikte padişahın meclisi feshetme yetkisi tamamen ortadan kalkmadı, yalnızca sınırlandırıldı. Meclis-i Ayan üyeleri yine padişah tarafından atanmaya devam etti.

  17. 17. Tanzimat Fermanı'nın (1839) ilanında aşağıdaki gelişmelerin hangisi doğrudan belirleyici bir etken olmuştur?

    • A) Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanması üzerine Rum azınlığın haklarını güvence altına alma zorunluluğu
    • B) Osmanlı'nın Londra Konferansı'nda imzaladığı antlaşmanın bir gereği olarak reformları hayata geçirme yükümlülüğü
    • C) Osmanlı'nın Rusya ile yaşadığı 1828-1829 Savaşı'nı kaybetmesi
    • D) Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasının ardından doğan siyasi boşluğun doldurulması
    • E) Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın yarattığı tehdit karşısında Batılı devletlerin desteğini sağlama ihtiyacı

    Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın ordusu Nizip'te Osmanlı kuvvetlerini ağır bir yenilgiye uğratmış (1839), Osmanlı'nın varlığı tehlikeye girmiştir. Bu ortamda İngiltere ve Fransa'nın desteğini kazanmak için onların beklentilerine yanıt verecek reformları ilan etmek zorunlu görülmüştür. Tanzimat Fermanı bu diplomatik baskı altında hazırlanmış ve Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından ilan edilmiştir. Diğer şıklar tarihsel gerçeklikle örtüşse de Fermanın ilanında belirleyici olmayan unsurlardır.

  18. 18. Islahat Fermanı (1856) ile Tanzimat Fermanı (1839) karşılaştırıldığında, Islahat Fermanı'nı diğerinden ayıran en temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Müsadere uygulamasının kaldırılarak mülkiyet hakkının tanınması
    • B) Devlet kademelerinde liyakat ilkesinin esas alınacağının taahhüt edilmesi
    • C) Gayrimüslim tebaanın haklarının Müslümanlarla eşit düzeye getirilmesinin öngörülmesi
    • D) Osmanlı vatandaşlığı kavramının ilk kez hukuki bir zeminde tanımlanması
    • E) İlk kez can ve mal güvenliğinin devlet güvencesi altına alınmış olması

    Tanzimat Fermanı can, mal ve namus güvenliğini tüm tebaaya vadetmiş; ancak Müslim-gayrimüslim ayrımını kaldırmamıştır. Islahat Fermanı ise doğrudan gayrimüslim tebaanın haklarını güçlendirmeyi hedeflemiş; askerlik, devlet memuriyeti ve yargı alanlarında Müslümanlarla eşit hak tanımıştır. Bu ferman Kırım Savaşı sonrası Paris Antlaşması (1856) çerçevesinde Batılı devletlerin baskısıyla hazırlanmıştır. A ve B şıkları Tanzimat Fermanı'nın içeriğine, D ve E şıkları ise herhangi bir fermana özgü ayırt edici nitelik taşımayan unsurlara karşılık geldiğinden yanıltıcıdır.

  19. 19. Osmanlı Devleti'nde 1876'da ilan edilen Kanun-i Esasi'ye göre kurulan Meclis-i Umumi'nin yapısı incelendiğinde aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

    • A) Heyet-i Ayan üyeleri bölgeden bölgeye farklılık gösteren seçim usulleriyle belirleniyordu.
    • B) Meclis, biri seçimle biri padişahın atamasıyla oluşturulan iki kanatlı bir yapıya sahipti.
    • C) Meclis tamamen seçimle oluşturulan tek bir meclisten ibaretti.
    • D) Padişah her iki meclisin kararlarını onaylamak zorundaydı, veto yetkisi yoktu.
    • E) Heyet-i Mebusan üyeleri halk tarafından doğrudan seçiliyordu.

    Kanun-i Esasi ile kurulan Meclis-i Umumi iki kanattan oluşmaktaydı: Heyet-i Mebusan (halk tarafından dolaylı seçimle oluşturulan alt meclis) ve Heyet-i Ayan (padişah tarafından atanan üst meclis). Padişahın güçlü veto ve fesih yetkileri bulunduğundan D şıkkı yanlıştır. Seçimler doğrudan değil iki dereceli (dolaylı) usule göre yapıldığından C şıkkı yanıltıcıdır. Heyet-i Ayan üyeleri ise seçimle değil atamayla belirlendiğinden E şıkkı da hatalıdır.

  20. 20. II. Abdülhamid 1878'de Meclis-i Mebusan'ı kapatarak I. Meşrutiyet'e fiilen son vermiştir. Bu kararın gerekçesi olarak öne sürdüğü resmi neden aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin mecliste çoğunluğu ele geçirme girişimi
    • B) Azınlık milletvekillerinin bağımsızlık taleplerini meclise taşıması
    • C) Kanun-i Esasi'nin padişaha olağanüstü hâllerde meclisi feshetme yetkisi vermesi
    • D) 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı'nın yarattığı olağanüstü koşullar
    • E) Mebusan'ın bütçe görüşmelerinde hükümeti sürekli engellemesi

    II. Abdülhamid, Osmanlı-Rus Savaşı'nın (1877-78) sürdüğü olağanüstü koşulları gerekçe göstererek Kanun-i Esasi'nin kendisine tanıdığı yetkiyi kullanmış ve Meclis-i Mebusan'ı tatil etmiştir. Ferman teknik olarak meclisi 'tatil' (erteleme) biçiminde ifade etmiş, doğrudan bir fesih kararı değildir. İttihat ve Terakki Cemiyeti bu dönemde henüz örgütsel güce kavuşmamıştı, dolayısıyla C yanıltıcıdır. D şıkkı ise fesih yetkisiyle tatil yetkisini birbirine karıştırdığından dikkatli değerlendirme gerektirir.

  21. 21. Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat döneminde hukuk alanında gerçekleştirilen düzenlemelerin bir sonucudur?

    • A) Şer'iye mahkemelerinin tamamen lağvedilerek nizamiye mahkemelerinin kurulması
    • B) Kapitülasyonların kaldırılarak yabancı uyrukluların Osmanlı mahkemelerinde yargılanmaya başlaması
    • C) Mecelle'nin hazırlanarak tüm hukuk alanlarında şer'i hukuku yeniden kodifiye etmesi
    • D) Medeni Kanun'un Fransız Medeni Kanunu'ndan iktibas edilerek yürürlüğe girmesi
    • E) Karma ticaret ve ceza mahkemelerinin kurularak yabancıların yargılanabileceği laik bir zemin oluşturulması

    Tanzimat döneminde yabancı tüccarlara yönelik olarak karma ticaret mahkemeleri (1847) kurulmuş; böylece Müslim, gayrimüslim ve yabancıları bir arada yargılayabilen laik nitelikli mahkemeler oluşturulmuştur. Şer'iye mahkemeleri Tanzimat döneminde kaldırılmamış, Cumhuriyet dönemine dek varlığını sürdürmüştür; bu nedenle A yanlıştır. Mecelle (D şıkkı) Tanzimat döneminde hazırlanmış olmakla birlikte tüm hukuk alanlarını değil yalnızca medeni hukuku kapsayan bir derleme niteliğindedir. Fransız Medeni Kanunu'ndan doğrudan iktibas ise Cumhuriyet dönemine aittir.

  22. 22. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanını sağlamasından sonra izlediği yönetim anlayışı için aşağıdakilerden hangisi en doğru değerlendirmedir?

    • A) Cemiyet, tüm yönetim sürecinde padişaha bağlı kalmış ve reformları yalnızca saray onayıyla hayata geçirmiştir.
    • B) Cemiyet, iktidarı doğrudan ele geçirerek sultanı tahttan indirmiş ve cumhuriyetçi bir yönetim kurmuştur.
    • C) Cemiyet özellikle Balkan Savaşları'ndan sonra milliyetçilik yerine Osmanlıcılık ideolojisini ön plana çıkarmıştır.
    • D) Cemiyet, Balkanlardaki toprak kayıplarını durdurmak amacıyla Rusya ile ittifak kurmuştur.
    • E) Cemiyet başlangıçta anayasal monarşiyi desteklemiş; ancak zamanla sivil hükümeti baskı altına alan fiilî bir askerî-siyasi güce dönüşmüştür.
    • ) Cemiyet 1908'den itibaren seçimlerden uzak durarak meşruiyetini ordu desteğinden almıştır.

    İttihat ve Terakki 1908'de anayasal monarşiyi yeniden tesis etmiş ve başlangıçta sahnede görünmeden hükümetleri etkilemeyi tercih etmiştir. Ancak 1913 Bâbıâli Baskını'ndan itibaren fiilen tek parti iktidarı kurmuş; Enver, Talat ve Cemal Paşalar üçlüsünün yönlendirdiği askerî-siyasi bir yapıya dönüşmüştür. 1909'da II. Abdülhamid tahttan indirilmiş; ancak bu adım cumhuriyet ilanıyla değil V. Mehmed Reşad'ın tahta çıkarılmasıyla sonuçlanmıştır. Balkan Savaşları'nın ardından Osmanlıcılık gerilemiş, Türkçülük ve milliyetçilik ön plana çıkmıştır; bu yüzden E şıkkı yanıltıcıdır.

  23. 23. Tanzimat dönemi aydınlarından Namık Kemal ile Şinasi'nin düşünsel tutumları karşılaştırıldığında aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

    • A) Her ikisi de Osmanlı Devleti'nin yıkılarak yeni bir ulusal devlet kurulması gerektiğini savunmuştur.
    • B) Her ikisi de Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer alarak aynı siyasi çizgide buluşmuştur.
    • C) Namık Kemal İslamcılığı, Şinasi ise Türkçülüğü temel ideoloji olarak benimsemiştir.
    • D) Şinasi daha çok dil ve edebiyat yenileşmesine odaklanırken, Namık Kemal siyasi özgürlük ve anayasal düzen taleplerini ön plana çıkarmıştır.
    • E) İkisi de Batı'nın tüm kurumlarını olduğu gibi Osmanlı'ya aktarılması gerektiğini savunmuştur.

    Şinasi, Türkçe gazeteciliğin (Tercüman-ı Ahval, Tasvir-i Efkâr) öncüsü olarak dil sadeleşmesi ve edebiyat yenileşmesine ağırlık vermiştir. Namık Kemal ise anayasal yönetim, hürriyet ve vatan kavramları üzerine yoğunlaşmış; kaleme aldığı oyun ve makaleler nedeniyle sürgüne gönderilmiştir. Şinasi Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin kuruluşunu tamamlamadan Paris'e gitmiş, cemiyet daha çok Namık Kemal ve arkadaşlarıyla özdeşleşmiştir; bu yüzden E şıkkı kısmen yanıltıcıdır. Her iki isim de Batı'nın kurumlarını körü körüne taklit yerine seçici bir uyarlamadan yana olduklarından D yanlıştır.

  24. 24. 1876 Kanun-i Esasi'sine göre aşağıdaki haklardan hangisi tüm Osmanlı vatandaşlarına güvence altına alınmamıştır?

    • A) Kişi dokunulmazlığı ve konut güvencesi
    • B) Dilekçe hakkı ve yargılanmadan tutuklanmama güvencesi
    • C) Padişahı ve hükümeti mecliste yazılı ya da sözlü olarak eleştirme serbestisi
    • D) Eğitim hakkı ve basın özgürlüğü
    • E) Mal ve mülkiyet güvencesi ile müsadereye karşı koruma

    Kanun-i Esasi bireysel haklar bakımından dönemine göre önemli güvenceler içermiş olmakla birlikte padişahın şahsını ve dolayısıyla hükümetin temel politikalarını açıkça eleştirme hakkını tanımamıştır. Padişah, hükümeti baskı altına aldığı ya da devletin güvenliğine tehdit oluşturduğu değerlendirilen kişileri sürgüne gönderme yetkisini elinde tutmuştur. Basın özgürlüğü Kanun-i Esasi'de belirtilmiş olmakla birlikte bu özgürlük devletin bütünlüğüne aykırı yayınlara karşı kısıtlanabilirdi. Diğer şıklarda belirtilen haklar metinde düzenlenmiştir.

  25. 25. Osmanlı'da Tanzimat döneminde kurulan Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye'nin işlevi bakımından önemi aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde ifade edilir?

    • A) Sadece gayrimüslim tebaanın şikâyetlerini değerlendirmek üzere oluşturulan bir arabuluculuk kurumu olması
    • B) Yasama ve yargı işlevlerini üstlenerek kanun hazırlama ve yargı denetimi görevini yerine getiren merkezi bir organ olması
    • C) Taşra yönetimini denetlemek amacıyla kurulan ve valileri doğrudan yargılayan özel bir mahkeme niteliği taşıması
    • D) Yürütme ve yargı erklerini kesin biçimde birbirinden ayıran ilk anayasal kurum olması
    • E) Batılı devletlerin baskısıyla kurulan ve üyelerinin büyük çoğunluğunu Avrupalı hukukçuların oluşturduğu danışma organı olması

    1838'de kurulan Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye Tanzimat reformlarının hazırlanması ve uygulanmasında merkezi bir rol üstlenmiştir. Bu kurul hem yeni kanunları tasarlamış hem de üst yargı işlevlerini yerine getirmiştir; bu bakımdan yasama ile yargının birleştiği karma bir yapı olarak değerlendirilebilir. Batılı anlamdaki kuvvetler ayrılığı ilkesini tam olarak uygulamadığı için A şıkkı hatalıdır. Yalnızca gayrimüslimlere yönelik bir kurum olmadığından D de yanlıştır. Üyelerin tamamı Osmanlı'dan oluştuğundan E şıkkı da geçersizdir.