menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - anlatim bozukluklari (Bölüm 5)

TURKCE - anlatim bozukluklari (Bölüm 5)

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklemin birden fazla nesneyle kurduğu anlam ilişkisi, nesnelerden yalnızca biriyle uyumlu olup diğeriyle çelişki yaratmaktadır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklemin birden fazla nesneyle kurduğu anlam ilişkisi, nesnelerden yalnızca biriyle uyumlu olup diğeriyle çelişki yaratmaktadır?

    • A) Müzisyen, şarkıyı hem besteledi hem de seslendirdi.
    • B) Yönetim kurulu, projeyi onaylayıp uygulamaya koydu.
    • C) Yazar, makalesini ve sunumunu titizlikle hazırladı.
    • D) Ekip, sorunu tespit edip çözüme kavuşturdu.
    • E) Ressam, tabloyu ve heykeli bizzat restore etti ve sattı.

    'Restore etti ve sattı' yüklemi iki nesneyle ('tablo' ve 'heykel') kurulmaktadır. Tablonun restore edilip satılması olağan bir ilişkiyken heykelin restore edilip satılması da anlam taşır; asıl sorun 'bizzat' zarfının her iki nesneye eşit uygulanmasından değil, 'restore etti' eyleminin tabloya ve heykele ayrı teknikler gerektirmesi nedeniyle birleşik kullanımın profesyonel bağlamda anlatım yetersizliği yaratmasındandır. Ancak soru bağlamında esas bozukluk şudur: 'restore etti ve sattı' yapısında yüklemler sıralı verilmiş olup bu iki eylemin her iki nesneyle kurduğu ilişki yanlış bir çapraz bağlantı ('zeugma') oluşturur; zira bir sanatçının kendi eserini restore etmesi ile satması aynı özne-nesne ilişkisi içinde verildiğinde anlam tutarsızlığı doğar.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gibi' edatının yanlış kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Konuşması, sanki bir bilge gibi derinlik taşıyordu.
    • B) Onun sesi, tatlı bir melodi gibi kulaklarda yankılanıyordu.
    • C) Bu olay, daha önce yaşanmış gibi hissettiriyor.
    • D) Çocuk, korku filmi izlemiş gibi titriyordu.
    • E) Rüzgar, fırtına gibi eserek ağaçları devirdi.

    'Sanki' ve 'gibi' sözcükleri eş görevli bağlaçlardır; ikisi birlikte kullanıldığında anlam yinelenmesi (sözcük yığılması/tekrarı) yoluyla anlatım bozukluğu oluşur. 'Sanki bir bilge gibi' ifadesinde 'sanki' ve 'gibi' aynı karşılaştırma işlevini üstlendiğinden biri fazladır. Doğrusu 'sanki bir bilge konuşuyor gibi' ya da yalnızca 'bir bilge gibi' olmalıdır.

  3. 3. Aşağıdaki cümleler anlatım bozukluğu bakımından incelendiğinde hangisinin diğerlerinden farklı türde bir bozukluk içerdiği tespit edilir?

    • A) Rapor, uzmanlar tarafından incelendi ve onaylandı.
    • B) Teklif, yöneticiler tarafından değerlendirildi ve reddedildi.
    • C) Sunum, katılımcılar tarafından dinlendi ve beğenildi.
    • D) Bu kitap, hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından ilgiyle okunabilir ve zevk alınabilir.
    • E) Proje, ekip üyeleri tarafından hazırlandı ve teslim edildi.

    B, C, D ve E seçeneklerinde edilgen çatılı iki yüklem art arda sıralanmış olup bu yapı dilbilgisel açıdan kabul edilebilirdir. A seçeneğinde ise sorun farklıdır: 'okunabilir ve zevk alınabilir' ifadesinde 'okunmak' geçişli bir eylemden türetilmiş edilgen yapı iken 'zevk alınmak' dönüşlü-edilgen bir yapıdır. Asıl bozukluk 'bu kitaptan zevk alınabilir' olması gerekirken 'zevk alınabilir' ifadesinin 'bu kitap' öznesine bağlanmasıdır; yani öznenin her iki yüklemle kurduğu sözdizimsel ilişki tutarsızdır. Bu, mantık yanlışlığı/eylem uyumsuzluğu türünde bir bozukluktur; diğerleri ise böyle bir sorun taşımaz.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfatın niteleyen-nitelenen ilişkisi bakımından bağdaşmazlık (anlam uyumsuzluğu) söz konusudur?

    • A) Sessiz, mütevazı ve çalışkan bu genç kısa sürede yükseldi.
    • B) Soluk yüzlü, yorgun görünümlü adam köşeye ilerledi.
    • C) Keskin zekâlı, derin düşünceli bu araştırmacı önemli buluşlar yaptı.
    • D) Yoğun ve bereketli bir sonbahar hasadı bekliyoruz.
    • E) Derin ve karanlık bir sessizlik odaya çöktü.

    'Yoğun hasad' ve 'bereketli hasad' ifadelerinin her ikisi de anlam taşır; ancak 'yoğun' sıfatı hasad için geleneksel kullanımda bağdaşmazlık yaratır çünkü 'yoğun' somut bir yoğunluk/kıvam bildirir ve tarımsal bir bağlamda 'hasad' ile doğrudan değil dolaylı bir ilişki kurar. Daha önemlisi 'yoğun ve bereketli' sıfatlarının iki farklı nitelik boyutunu (nicelik ve kalite) aynı sözdizimsel konumda birleştirmesi anlam belirsizliği doğurur. Gerçek bozukluk şudur: 'yoğun hasad' ifadesinde 'yoğun' sıfatı 'çalışma temposu' veya 'süreç' için kullanılabilecekken doğrudan 'hasad' ile bağdaşması dilsel alışkanlığa aykırıdır; bu anlatım bozukluğu diğer seçeneklerde görülmez.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde art arda gelen iki eylem arasındaki mantıksal sıra (zaman ya da neden-sonuç ilişkisi) bozukluğu anlatım yanlışı oluşturmaktadır?

    • A) Kapıyı kilitleyip anahtarı çantasına koydu.
    • B) Formu doldurup imzaladı ve postaya verdi.
    • C) Hastaneye kaldırılıp ameliyat edildi.
    • D) Yangını fark edip itfaiyeyi aradı.
    • E) Kitabı okuyup rafına yerleştirdi.

    'Hastaneye kaldırılıp ameliyat edildi' cümlesinde mantıksal sıra doğrudur; önce kaldırılır, sonra ameliyat edilir. Ancak bu cümlede anlatım bozukluğu şuradan kaynaklanır: 'kaldırılmak' eylemi bir dış etken tarafından gerçekleştirilen bir edimi ifade ederken, 'ameliyat edilmek' de edilgen bir yapıdır ve her iki yüklem aynı özneye (hasta) atfedilmektedir. Bozukluk, her iki eylemin de edilgen çatıyla sıralanmasında değil; 'kaldırılıp' zarf-fiilinin öznesinin belirsiz kalmasından doğan anlatım eksikliğindedir. Esas sorun şudur: Cümle özneyi gizlemekte ve edilgenlik yığılması anlatımı çarpık kılmaktadır. Bu tür bir yapı, öznenin iki farklı edilgen eylemin nesnesi konumuna düşürülmesiyle oluşan sözdizimsel bozukluktur.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'dolayı', 'nedeniyle', 'yüzünden' gibi sebep bildiren sözcüklerin birlikte kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu yoktur?

    • A) Trafik yoğunluğu nedeniyle işe geç kaldı.
    • B) Şiddetli yağış nedeniyle dolayı etkinlik iptal edildi.
    • C) Sağlık sorunlarından dolayı nedeniyle toplantıya katılamadı.
    • D) Deprem yüzünden dolayı binalar hasar gördü.
    • E) Ekonomik kriz sebebiyle yüzünden halk zor günler geçirdi.

    A seçeneğinde 'dolayı' ve 'nedeniyle', B seçeneğinde 'yüzünden' ve 'dolayı', D seçeneğinde 'sebebiyle' ve 'yüzünden', E seçeneğinde 'nedeniyle' ve 'dolayı' bir arada kullanılmış; bu durum anlam yinelenmesi yoluyla anlatım bozukluğu oluşturmuştur. Yalnızca C seçeneğinde tek bir sebep bildiren sözcük ('nedeniyle') kullanılmış olup anlatım bozukluğu yoktur.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belirtme durumu ekinin (-ı/-i/-u/-ü) gereksiz kullanımı ya da eksikliği anlatım bozukluğu yaratmaktadır?

    • A) Bu olayı duyan herkes şaşkınlığa uğradı.
    • B) Müdür, raporu masaya bıraktı.
    • C) Toplantıda alınan kararı herkes benimsedi.
    • D) Çocuklar, bahçede oynayan köpeği kovaladı.
    • E) Sanatçı konser verdi ve büyük beğeni topladı.

    'Konser verdi' ifadesinde 'konser' sözcüğü belirtme eki almadan kullanılmıştır; bu yapı deyimleşmiş bir kullanım olarak kabul görmektedir. Asıl bozukluk 'büyük beğeni topladı' kısmındadır: 'beğeni' sözcüğü belgisiz bir nesne olarak belirtme eki almaksızın kullanılmış, bu durum 'beğeni topladı' ifadesinin 'büyük beğeni topladı' içinde nesnellik ilişkisini bulanıklaştırmaktadır. Cümle özelinde ise iki yüklemin ('verdi' ve 'topladı') özneyle kurduğu belirtme durumu ilişkisi tutarsızdır: 'konser' nesne iken 'büyük beğeni' nesnesi belirtme eki almamıştır; bu asimetri anlatım bozukluğudur.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öznenin cümledeki konumu, yükleme olan anlam uzaklığı nedeniyle yanlış anlamaya yol açmaktadır?

    • A) Bahçede oynayan çocuğun annesi dışarı çıktı.
    • B) Toplantıda konuşan uzmanın hazırladığı rapor yöneticileri etkiledi.
    • C) Ahmet, dün akşam kitabını kaybeden arkadaşını aradı.
    • D) Öğrencilerin çoğu, geç saate kadar ders çalışan hocayla görüştü.
    • E) Pencerenin önünde duran adam eski komşusunu gördü.

    'Toplantıda konuşan uzmanın hazırladığı rapor yöneticileri etkiledi' cümlesinde iç içe geçmiş üç ayrı önerme katmanı bulunmaktadır: (1) uzman toplantıda konuştu, (2) uzman raporu hazırladı, (3) rapor yöneticileri etkiledi. Özne ('rapor'), içine gömülü iki sıfat-fiil öbeği nedeniyle yüklemden ('etkiledi') çok uzaklaşmış; bu durum okuyucunun özneyi belirlemesini güçleştirerek anlam karmaşasına yol açmaktadır. Diğer seçeneklerde bu derinlikte bir gömülü yapı ve anlam uzaklığı yoktur.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde olumsuzluk ekinin yanlış konumlandırılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu, cümlenin kastedilenin tam tersini ifade etmesine neden olmaktadır?

    • A) Bu sorunu çözmeden gidemezsin.
    • B) Kimse bu haberi duymadı değil mi?
    • C) Bu projeyi bitirmeden çıkmayacağım.
    • D) Hiçbir zaman yalan söylememeye çalışırım.
    • E) Seni buraya getirmeden önce düşünmedim.

    'Seni buraya getirmeden önce düşünmedim' cümlesi şu anlama gelir: Konuşmacı, seni getirmeden önce hiç düşünmemiştir. Ancak kast edilen anlam muhtemelen 'seni buraya getirip getirmemeyi önceden düşündüm (ama yanlış karar verdim)' ya da 'seni getirmeden önce düşünseydim iyi olurdu' biçimindedir. Olumsuzluk eki hem '-meden' hem '-me-dim' olarak çift konumda kullanılmış; bu çift olumsuzluk cümleye olumlu bir anlam yükleyerek 'düşündüm' anlamı çıkarmalıyken sözdizimsel yapı 'düşünmedim' yargısını öne çıkarmaktadır. Bu anlam karmaşası olumsuzluk ekinin yanlış konumlandırılmasından kaynaklanır.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin anlatım bozukluğu, diğerlerindeki bozukluklarla aynı türden değildir?

    • A) Hem yorgun hem de aç olduğu için uyuyamadı ve yiyemedi.
    • B) Hem kitap okudu hem müzik dinledi hem de film izledi.
    • C) Ne kadar çalışırsan o kadar başarılı olursun.
    • D) Gerek sen gerekse arkadaşın bu toplantıya katılmalısın.
    • E) Ya bu işi yaparsın ya da seni burada istemiyoruz.

    A seçeneğinde 'hem...hem de' bağlacının her iki öğesiyle ('yorgun', 'aç') uyumlu yüklemler kurulmuş; bu bağlaç yapısı içinde anlam yinelenmesi değil yüklem yığılması vardır. C seçeneğinde bağlaç uyumu tamdır. D seçeneğinde üçlü 'hem...hem...hem de' kullanımı anlatım bozukluğu içermez. E seçeneğinde 'gerek...gerekse' bağlacı çoğul özne gerektirirken yüklem tekil kullanılmıştır ('katılmalısın' yerine 'katılmalısınız' olmalıdır); bu özne-yüklem uyumsuzluğudur. B seçeneğinde ise 'ya...ya da' bağlacı şart-sonuç yapısıyla kullanılmış; 'ya bu işi yaparsın' şart önergesiyken 'ya da seni istemiyoruz' bir yargı cümlesidir. Bağlacın birbirine dilbilgisel olarak denk olmayan iki yapıyı bağlaması, yani bağlaç öğeleri arasında yapı eşitsizliği (paralel olmayan yapı) bozukluğu, diğerlerinden farklı türde bir anlatım sorunudur.

  11. 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zarf-fiil (ulaç) ile temel yüklemin öznesinin farklı olmasından kaynaklanan 'sarkan öbek' (dangling modifier) bozukluğu söz konusudur?

    • A) Pencereyi açarak odayı havalandırdı.
    • B) Kapıdan çıkarken şemsiyesini unuttu.
    • C) Koşarak gelince nefes nefese kaldı.
    • D) Müzik dinleyerek ders çalışmak verimliliği artırır.
    • E) Kitabı bitirince rafına koydu.

    'Müzik dinleyerek ders çalışmak verimliliği artırır' cümlesinde zarf-fiil öbeğinin ('müzik dinleyerek') öznesinin temel yüklemin öznesiyle aynı olması beklenir. Ancak burada temel yüklemin öznesi 'ders çalışmak' (eylem ismi/mastar) olup müzik dinleme eylemini gerçekleştiren özne belirsizdir. Zarf-fiil ('dinleyerek'), gizli bir insan öznesini gerektirirken temel özne soyut bir eylem adıdır. Bu durum 'sarkan öbek' bozukluğuna yol açar: Verimliliği artıran özne 'ders çalışmak' iken müzik dinleyen özne bu değildir; iki eylem farklı öznelere aittir ama cümle bunları aynı özneye bağlıyormuş gibi kurmaktadır.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlam yinelenmesi (sözcük israfı/gereksiz sözcük kullanımı) bozukluğu en gizli/örtük biçimde yer almaktadır?

    • A) Sabahleyin erken saatlerde işe gitti.
    • B) Hukuk mahkemesinde dava açıldı.
    • C) Kendi öz kardeşi onu aramadı.
    • D) En başından itibaren bu konuyu biliyordu.
    • E) İlerleyen süreçte bu kararı gözden geçireceğiz.

    A seçeneğinde 'sabahleyin' ve 'erken saatlerde' birbiriyle örtüşür. B'de 'hukuk mahkemesi' fazlalık içerir (mahkeme zaten hukuki bir kurumdur). C'de 'kendi' ve 'öz' aynı vurguyu tekrar eder. D'de 'en başından' ve 'itibaren' örtüşür. E seçeneğindeki 'ilerleyen süreçte' ifadesinde ise bozukluk en örtüktür: 'Süreç' zaten ilerleyen/akan bir kavramdır; 'ilerleyen' sıfatının 'süreç'e eklenmesi anlam yinelenmesidir. Ancak bu yineleme dilde o kadar yerleşmiş bir klişe haline gelmiştir ki fark edilmesi diğer seçeneklere kıyasla çok daha güçtür. ÖSYM bu tür yerleşik ama yanlış kullanımları sıklıkla sınar.

  13. 13. Aşağıdaki paragrafta numaralandırılmış cümlelerden hangisi, bağlam içinde önceki cümleyle çelişen ya da anlam kopukluğuna yol açan bir anlatım bozukluğu taşımaktadır? (I) Araştırmalar, düzenli egzersizin yalnızca fiziksel değil zihinsel sağlığa da katkı sağladığını ortaya koymaktadır. (II) Haftada en az üç gün yapılan orta yoğunluklu egzersiz, stres düzeyini belirgin biçimde düşürür. (III) Ne var ki egzersiz yapmak, her bireyin yaşam tarzına kolayca entegre edilemeyen bir alışkanlıktır. (IV) Bununla birlikte, araştırmalara katılan bireylerin tamamı düzenli egzersizi sürdürebildiklerini belirtmiştir. (V) Bu nedenle egzersiz alışkanlığı kazandırmaya yönelik programların yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır.

    • A) II. cümle
    • B) V. cümle
    • C) III. cümle
    • D) I. cümle
    • E) IV. cümle

    III. cümle 'egzersizin her bireye kolayca entegre edilemediğini' ifade ederken IV. cümle 'araştırmaya katılan bireylerin tamamının düzenli egzersizi sürdürebildiğini' öne sürmektedir. Bu iki önerme birbiriyle çelişmektedir: Eğer egzersiz kolayca sürdürülemeyen bir alışkanlıksa araştırma katılımcılarının tamamının bunu başarması mantıksal olarak tutarsızdır. Ayrıca 'bununla birlikte' bağlacı karşıtlık değil ekleme/pekiştirme bildirdiğinden IV. cümledeki iddia III. cümleyi çürütmesi gerekirken destekler gibi sunulmuştur. Bu durum hem mantık hatası hem de bağlaç yanlışlığı içeren bileşik bir anlatım bozukluğudur. V. cümledeki 'bu nedenle' bağlacı da IV. değil III. cümleden beslenmesi gerekeceğinden bağlam zinciri tamamen kopmaktadır.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'anlatım bozukluğu' yoktur?

    • A) Kitabı okuyup bitirince arkadaşıma verdim.
    • B) Dün akşam eve geç döndüm ve uyudum.
    • C) Bütün öğrenciler sınava girdi ve başarılı oldu.
    • D) Toplantıya katılan herkes görüşlerini belirttiler.
    • E) Bu konuyu senden daha iyi bilen yoktur.

    D seçeneğinde 'Kitabı okuyup bitirince arkadaşıma verdim.' cümlesi dilbilgisi açısından doğrudur; özne tutarlı ve eylem zinciri mantıklıdır. B seçeneğinde 'herkes' tekil özne olduğu hâlde yüklem 'belirttiler' şeklinde çoğul kullanılmış, özne-yüklem uyumsuzluğu vardır. E seçeneğinde ise iki yükleme tek özne bağlanmış gibi görünse de 'başarılı oldu' ifadesi tüm öğrencileri kapsamaz, anlam belirsizdir.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Hepsi yukarıdaki cümlelerde var.
    • B) Sessizce bağırdı adını.
    • C) Hiçbirinde anlatım bozukluğu yoktur.
    • D) Küçük bir dev gibi duruyordu karşımda.
    • E) Koşa koşa yavaşça ilerledi.

    A, B ve C seçeneklerinin her birinde anlamca çelişen (oksimoron oluşturan ya da mantık çelişkisi barındıran) sözcük çiftleri bulunmaktadır: 'küçük-dev', 'koşa koşa-yavaşça', 'sessizce-bağırdı'. Bu durum anlatım bozukluğunun üç seçeneğin tamamında yer aldığını gösterir, dolayısıyla doğru yanıt D'dir: 'Hepsi yukarıdaki cümlelerde var.'

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eksik öğeden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Kapıyı açtım, içeri girdim.
    • B) Ali, kitabı masanın üzerine bıraktı.
    • C) Annem beni her sabah uyandırır.
    • D) Müdür, öğretmenleri toplantıya çağırdı.
    • E) Bu ilacı doktor önermeden kullanmayın.

    'Bu ilacı doktor önermeden kullanmayın.' cümlesinde 'doktor' sözcüğü yalın hâlde kullanılmış, oysa cümle yapısına göre 'doktorun önermesi' gereklidir; yani tamlayan eki (-ın) eksiktir. Doğru kullanım 'Bu ilacı doktorun önermesi olmadan kullanmayın.' ya da 'Bu ilacı doktor önermeden (siz) kullanmayın.' biçiminde olabilir; ancak mevcut yapıda 'doktor' sözü cümleye anlam bulanıklığı katmakta, özne mi yoksa tamlayan mı olduğu belirsizleşmektedir.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yanlış sözcük seçiminden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Soruyu cevapladım fakat doğru gidemedi.
    • B) Arkadaşım benden özür diledi.
    • C) Toplantıya iştirak ettim.
    • D) Bu haberi duyunca çok sevindim.
    • E) Sınav sonuçları bugün açıklandı.

    'Soruyu cevapladım fakat doğru gidemedi.' cümlesinde 'gidemedi' eylemi burada anlamsız kullanılmıştır; 'gitmek' sözcüğü 'cevap' ile doğru bir anlam bütünü oluşturmaz. Doğru sözcük 'çıkamadı' ya da 'doğru olmadı' olmalıdır: 'Soruyu cevapladım fakat doğru çıkamadı/doğru olmadı.' Bu tür bozukluklar 'deyim ve kalıp yanlışlıkları' başlığı altında da değerlendirilir.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tamlama yanlışlığından kaynaklanan anlatım bozukluğu yoktur?

    • A) Türkiye'nin ihracat rakamları artmıştır.
    • B) Ahmet'in kitabı çok beğenildi.
    • C) Öğrencinin başarısı herkesi sevindirdi.
    • D) Türkiye ihracat rakamları artmıştır.
    • E) Ahmet kitabı çok beğenildi.

    A ve C ve E seçeneklerinde tamlayan eki (-ın/-in) doğru biçimde kullanılmıştır. B seçeneğinde 'Türkiye ihracat rakamları' tamlamasında tamlayan eki düşmüş, bu da belirsizliğe yol açmıştır. D seçeneğinde 'Ahmet kitabı çok beğenildi.' cümlesinde özne belirsizliği vardır: Ahmet mı beğendi, yoksa Ahmet'in kitabı mı beğenildi? Anlatım bozukluğu içermeyen, yani doğru olan seçenek A'dır.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla anlama gelen (çok anlamlılıktan kaynaklanan belirsizlik içeren) bir anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Güzel bir şehirde yaşıyorum.
    • B) Kitabı rafın üstüne koydu.
    • C) Hava çok soğuk bugün.
    • D) Arkadaşım erken kalktı.
    • E) Güzel kız kardeşini getirdi.

    'Güzel kız kardeşini getirdi.' cümlesinde 'güzel' sıfatı hem 'kız' hem de 'kız kardeş' sözcüğünü niteleyebilir: (1) güzel olan kız kardeşini getirdi, (2) güzel kız olan kardeşini getirdi. Bu çok anlamlılık, anlatım bozukluğu oluşturur. Belirsizliği gidermek için 'güzel olan kız kardeşini getirdi' ya da 'kız kardeşinin güzelini getirdi' gibi bir yapı tercih edilmelidir.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemsinin (fiilimsinin) öznesiz kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Koşarak gelince yoruldu.
    • B) Erken kalkıp okula gitti.
    • C) Müzik dinleyerek çalışırım.
    • D) Sınavı kazanmak için çok çalıştı.
    • E) Uyumadan önce kitap okurum.

    'Koşarak gelince yoruldu.' cümlesinde 'koşarak gelen' kişi ile 'yorulan' kişinin aynı özneye ait olduğu açık görünmektedir; ancak özne belirtilmediği için cümle anlam belirsizliği taşır: Kim koştu, kim yoruldu? Başka bir öznenin söz konusu olabileceği bağlamlarda bu yapı anlatım bozukluğu oluşturur. Doğru kullanım 'O koşarak gelince yoruldu.' ya da 'Koşarak geldiğinde yoruldu.' biçiminde olmalıdır.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?

    • A) Kitabı okuduktan sonra, yazarın anlatmak istediği mesajı kavramak güçleşti.
    • B) Komşularımız, tatile çıkmadan önce evlerini bize emanet etti ve anahtarı kapıya bıraktılar.
    • C) Öğrencilerin büyük çoğunluğu sınavdan başarıyla geçti ve sonuçlardan memnun kaldılar.
    • D) Müdür, çalışanlarına bu projeyi tamamlamaları için yeterli süre tanımadığını söyledi.
    • E) Bu olaylar, yaşadıklarımın beni ne denli etkilediğini bir kez daha hatırlattı.

    A) seçeneğinde 'beni etkilediğini hatırlattı' yapısı sözdizimsel olarak doğrudur; özne-nesne-yüklem uyumu eksiksizdir. B) 'geçti ve kaldılar' çoğul-tekil yüklem çelişkisi içerir; 'geçtiler ve kaldılar' olmalıdır. C) 'çalışanlarına... tamamlamaları için' ifadesinde dolaylı anlatımda özne kargaşası vardır; müdürün mi yoksa çalışanların mı tamamlamadığı belirsizdir. D) 'okuduktan sonra kavramak güçleşti' tümcesinde özne belirsizliği vardır; okuyan kişiyle kavramakta güçlük çeken kişi net değildir. E) 'bıraktılar' eylemi 'komşularımız' öznesine uygun görünse de 'emanet etti' tekil çekimiyle çelişir; 'ettiler' olmalıdır.

  22. 22. "Gazeteci, röportaj yaptığı sanatçının söylediklerini okuyucularına aktarırken bazı bölümleri değiştirmiş ve sanatçı bu durumdan haberdar edilmedi." cümlesindeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Özne belirsizliği
    • B) Yüklem-özne uyumsuzluğu
    • C) Gereksiz sözcük kullanımı
    • D) Zaman uyumsuzluğu
    • E) Anlam kayması

    Cümlede 'haberdar edilmedi' edilgen çatılı yükleminin öznesi belirsizdir: sanatçı mı haberdar edilmedi yoksa okuyucular mı? Bağlamdan sanatçının kastedildiği anlaşılsa da dil bilgisi açısından özne belirsizliği söz konusudur. Bu tür belirsizlik, cümlede iki farklı anlama yol açtığından özne belirsizliği kategorisine girer. Diğer seçeneklerdeki bozukluklar bu cümlede bulunmamaktadır.

  23. 23. "Yetkililerin aldığı kararlar, halkın büyük tepkisine yol açtı ve kamuoyu bu gelişmeleri yakından takip etti." cümlesiyle anlatım bozukluğu bakımından aynı hatayı içeren cümle aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Çocuklar parkta oynarken hava karardı ve eve döndüler.
    • B) Kasaba sakinleri, fabrikadan çıkan dumanın sağlıklarını tehdit ettiğini düşünüyor.
    • C) Proje ekibi raporu hazırladı ve sunum için gerekli materyalleri topladılar.
    • D) Öğretmen sınavı hazırladı ve öğrenciler başarıyla geçtiler.
    • E) Yönetim kurulu kararı açıkladı ve basın toplantısı düzenledi.

    Sorudaki örnek cümlede özne birliği bozulmuştur: birinci yargıda özne 'kararlar', ikinci yargıda ise 'kamuoyu'dur; iki yargı 've' bağlacıyla bağlandığında farklı öznelerin ortak yüklem altına girmesi anlatım bozukluğu doğurur. A) seçeneğinde de aynı hata vardır: 'proje ekibi raporu hazırladı' derken tekil özne kullanılmış, ikinci yargıda ise 'topladılar' denerek çoğul yüklem kullanılmıştır. Özne-yüklem uyumsuzluğu ile birlikte özne belirsizliği iç içe geçmektedir. Diğer seçeneklerde bu hata yoktur ya da farklı bozukluklar mevcuttur.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlam belirsizliğine yol açan bir anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Araştırmacılar, deneyin sonuçlarını meslektaşlarıyla paylaştı.
    • B) Sınıfın en başarılı öğrencisi ödülünü aldı ve herkes onu tebrik etti.
    • C) Şirketteki çalışanlar, bu yıl maaşlarının artacağını umuyorlar.
    • D) Yazar, on yıl önce kaleme aldığı romanını yeniden gözden geçirdi.
    • E) Müdür, asistanına projeyi bitirmesi için üç gün süre tanıdığını hatırlattı.

    'Müdür, asistanına projeyi bitirmesi için üç gün süre tanıdığını hatırlattı' cümlesinde 'projeyi bitirmesi' ifadesi iki anlama gelebilir: müdürün projeyi bitirmesi mi gerekiyor, yoksa asistanın mı? Dolaylı anlatımda öznenin belirsizleşmesi anlam karmaşasına yol açar. 'Müdür, asistanına onun projeyi bitirmesi için...' ya da 'Müdür, asistanına kendi projesini bitirmesi için...' biçiminde düzeltilmesi gerekir. Diğer seçeneklerde anlam açık ve belirgindir.

  25. 25. "Bu romanı okumak, insana hem derin bir hüzün hem de umut vermektedir." cümlesindeki anlatım bozukluğu hangi seçenekte doğru açıklanmıştır?

    • A) 'İnsana' sözcüğü cümlede gereksiz yere kullanılmıştır.
    • B) Cümlede zaman kipi yanlış kullanılmıştır.
    • C) 'Okumak' mastarı özne görevini üstlenemez.
    • D) Yüklem olan 'vermektedir' sözcüğü yalnızca 'umut' nesnesine uygun olup 'hüzün' ile bağdaşmamaktadır.
    • E) 'Hem... hem de' bağlacı olumsuz anlamları birbirine bağlayamaz.

    Cümlede 'hem derin bir hüzün hem de umut vermektedir' yapısı yanlıştır çünkü 'vermek' fiili 'umut' nesnesiyle uyum sağlarken 'hüzün' ile uyum sağlamamaktadır. 'Hüzün vermek' deyim olarak kabul görmez; bunun yerine 'hüzündendirmek, hüzün yaşatmak, hüzünlendirmek' gibi yapılar kullanılmalıdır. Bu, yüklemi paylaşan nesnelerden birinin yüklemle anlam bağdaşmazlığı içermesinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğudur. Doğrusu 'hem derin bir hüzün yaşatmakta hem de umut vermektedir' biçiminde olmalıdır.