menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 4)

TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

'Taşıma suyla değirmen dönmez' atasözünün anlam bakımından en yakın olduğu atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. 'Taşıma suyla değirmen dönmez' atasözünün anlam bakımından en yakın olduğu atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Ağaç yaşken eğilir.
    • B) Davul bile dibinde güzel çalar.
    • C) Yabancı kazanç ile ev bark olmaz.
    • D) Borç yiğidin kamçısıdır.
    • E) El emeği göz nuru.

    'Taşıma suyla değirmen dönmez' atasözü, dışarıdan sağlanan geçici destekle kalıcı bir başarı elde edilemeyeceğini; asıl gücün kişinin kendi öz kaynaklarından gelmesi gerektiğini anlatır. 'Yabancı kazanç ile ev bark olmaz' atasözü de başkasına ait kazancın, emekle elde edilmemiş yabancı gelirin insana kalıcı bir yurt ve yuva kurmaya yetmeyeceğini ifade eder. Her iki atasözü de dışarıdan gelen geçici katkının sürekliliği sağlayamayacağı fikrini paylaşır. Diğer seçenekler farklı anlam alanlarına işaret eder: A eğitimin zamanlamasını, C borcu motive edici unsur olarak, D özgün kaynağın üstünlüğünü, B ise yakınlığın değerini anlatır.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla deyim bir arada ve doğru biçimde kullanılmıştır?

    • A) Arkadaşı iş teklifini geri çevirince ağzı açık kaldı ve burnundan kıl aldırmayan biri olduğunu anladı.
    • B) Müdür, eleştirileri göz ardı edip kulağına küpe yaparak projeyi sürdürdü.
    • C) Uzun uğraşlar sonunda hem ipe un sermiş hem de işi yoluna koymuştu.
    • D) Söz verdiği hâlde yüz üstü bırakınca hem yüzü kızardı hem de eli ayağı tutmaz oldu.
    • E) Yıllardır kös kös oturan adam bir gün kabına sığamaz hâle gelip başına buyruk kararlar aldı.

    E seçeneğinde 'kös kös oturmak' (sessiz sedasız, çekingen biçimde oturmak) ve 'kabına sığamamak' (aşırı heyecan veya öfkeyle kendini tutamamak) ile 'başına buyruk' (bağımsız, kimseye sormadan hareket eden) ifadeleri bir arada ve anlam bütünlüğü içinde kullanılmıştır. Yıllarca sessiz kalan birinin birden özgür ve dizginsiz davranmaya başlaması bu deyimlerin bir arada kullanımını anlam yönünden güçlendirir. A'da 'burnundan kıl aldırmamak' yanlış bağlamda (geri çevirme eyleminin sonucu olarak değil, kişilik özelliği olarak sunulmuş olsa da anlam kayması vardır); B'de 'göz ardı etmek' ile 'kulağına küpe yapmak' zıt anlamlı olduğundan mantık çelişkisi oluşur; C'de 'ipe un sermek' olumsuz bir eylemdir, bunu 'işi yoluna koymak' ile olumlu biçimde sürdürmek çelişki yaratır; D'de 'yüz üstü bırakmak' ile 'yüzü kızarmak' neden-sonuç ilişkisi mantıklı görünse de iki deyim ayrı özneleri gerektirdiğinden kurgu bozulur.

  3. 3. Aşağıdaki atasözlerinden hangisinin altı çizili bölümü, atasözünün gerçek anlamından yanlış bir sonuç çıkarmaktadır?

    • A) 'Sakla samanı, gelir zamanı' — Her şeyi biriktirmenin ödüllendirileceğini değil, günü gelince işe yarayacak olanın elden çıkarılmaması gerektiğini anlatır.
    • B) 'Körle yatan şaşı kalkar' — Kötü alışkanlığı olan ya da yanlış düşünen biriyle yakın ilişki içinde bulunmanın kişiyi olumsuz etkileyeceğini anlatır.
    • C) 'İt ürür, kervan yürür' — Boş eleştirilerin ilerlemeyi durduramayacağını anlatır; kararlı kişilerin dedikodulardan etkilenmemesi gerektiğini vurgular.
    • D) 'Çivi çiviyi söker' — Bir sorunun benzer bir araçla çözülebileceğini anlatır; kötülüğü kötülükle yenebileceğini savunmak için kullanılır.
    • E) 'Mum dibine ışık vermez' — Yakın çevresine yardım etmeyenler için söylenir; bu yüzden kişinin önce kendindekileri görememesi eleştirilir.

    'Çivi çiviyi söker' atasözü, bir dertten kurtulmak için benzer nitelikteki başka bir şeyin kullanılabileceğini anlatır; özgün anlamı pratik bir çözüm yöntemiyle ilgilidir. Ancak B seçeneğinde bu atasözünün anlamından 'kötülüğü kötülükle yenmek gerekir ve bu savunulabilir' gibi etik bir çıkarım yapılmaktadır. Atasözü ahlaki bir öğüt değil, yöntemsel bir tespittir; 'kötülükle kötülüğe karşı çıkmak meşrudur' gibi normatif bir anlam atasözünün özünde yoktur. Dolayısıyla B'deki yorum, atasözünden yapılan yanlış bir anlam genişlemesidir. Diğer seçeneklerdeki yorumlar atasözlerinin gerçek anlamıyla örtüşmektedir.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, cümlenin bütününde anlam çelişkisi oluşturmaktadır?

    • A) Olayın iç yüzünü öğrenmek için kulak kabarttı ama yine de gerçeği öğrenemedi.
    • B) Yıllardır biriktirdiği parayı harcamak istemediğinden cebini dört elle sıktı ve teklife hayır dedi.
    • C) Sabahtan beri didinip durduğu hâlde eli yüzü düzgün bir iş ortaya çıkaramamıştı.
    • D) Eleştirmenler eseri yerden yere vururken yazar, kollarını sıvayıp yeni bir roman yazmaya koyuldu.
    • E) Herkes fikrini söylerken o parmak kaldırmadı, toplantı bitince de söz almak için can attı.

    'Eli yüzü düzgün' deyimi, bir kişinin görünüşüyle, yani fiziksel temizliği ve çekiciliğiyle ilgilidir; 'iyi görünümlü, temiz yüzlü' anlamına gelir. D seçeneğinde bu deyim 'bir iş ortaya çıkaramamak' yani emek ürünü için kullanılmıştır; oysa deyim iş kalitesini değil insan görünüşünü nitelendiren bir ifadedir. Cümlede anlatılmak istenen şey 'kaliteli, derli toplu bir iş ortaya çıkaramamak' olduğundan burada kullanılacak doğru deyim 'eline yüzüne bulaştırmak' ya da benzer bir ifade olmalıydı. Diğer seçeneklerde deyimler cümleleriyle anlam bütünlüğü içindedir.

  5. 5. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen atasözü, karşısındaki açıklamayla yanlış eşleştirilmiştir?

    • A) 'Tez gelen tez gider' — Çabuk elde edilen başarılar kalıcı olmaz ve kolayca yok olup gider.
    • B) 'Ak akçe kara gün içindir' — Sıkıntılı günlere hazırlıklı olmak için tasarruf etmek gerekir.
    • C) 'Dost başa, düşman ayağa bakar' — Dost kişi senin onuruna ve iyiliğine önem verir; düşman ise seni küçük düşürmek için fırsat kollar.
    • D) 'Yuvayı dişi kuş yapar' — Evin huzur ve düzenini sağlayan asıl unsur, evdeki kadının çabasıdır.
    • E) 'Bir musibet bin nasihatten yeğdir' — Yaşanan zorluklar, söylenilen öğütlerden daha kalıcı dersler çıkarmayı sağlar.

    'Yuvayı dişi kuş yapar' atasözü, evin ya da ailenin düzen ve huzurunu sağlayanın kadın olduğunu belirtir gibi görünse de gerçek anlamı bu kadar dar değildir. Atasözü özünde bir işin ya da kurumun işleyişini ve sürekliliğini asıl sağlayanın, görünürde öne çıkmasa da iç işleyişi ayakta tutan unsurun önemi üzerinedir. Kadın merkezli yorumun yanı sıra mecazi kullanımıyla 'herhangi bir yapının arka planda çalışan, görünmez ama vazgeçilmez unsuru' anlamını da taşır. D seçeneğindeki açıklama bu atasözünü yalnızca literal ve cinsiyete dayalı biçimde tanımlamakta, mecazi boyutunu ve asıl vurgusunu — işi fiilen yapanın kimliğini — yansıtmamaktadır. Diğer eşleşmeler atasözlerinin yaygın kabul görmüş anlamlarıyla doğru biçimde örtüşmektedir.

  6. 6. Bir yazara ait aşağıdaki paragrafta, deyimlerin anlamlarına bakıldığında hangisi bağlam açısından yerinde kullanılmamıştır? 'Editörümüz metni (I) eline yüzüne bulaştırmadan teslim etti. Uzun yıllar boyunca (II) dişini tırnağına takarak çalışmış, sektörde kendine (III) yer edinmişti. Artık kimse onu (IV) görmezden gelemiyordu; yazdığı her kitap (V) dillere destan oluyordu.'

    • A) II
    • B) III
    • C) V
    • D) I
    • E) IV

    'Eline yüzüne bulaştırmak' deyimi, bir işi hatalı, özensiz ve berbat bir şekilde yapmak anlamına gelir. I. kullanımda 'metni eline yüzüne bulaştırmadan teslim etti' denilmiştir; bu ifade 'işi berbat etmeden yaptı' anlamına gelir ki bağlamda editörün başarısı övülmektedir. Ancak deyim olumsuz anlam taşıdığından onu olumsuzlayarak 'eline yüzüne bulaştırmadan' demek çok garip bir sözdizimsel yapıya yol açar; deyimin olumsuz biçimiyle olumlu anlam üretmek Türkçe kullanımda doğal değildir ve anlam bulanıklığı oluşturur. Doğrusu 'işi eksiksiz teslim etti' ya da 'başarıyla tamamladı' olmalıdır. Diğer deyimler bağlamlarıyla uyumludur: 'dişini tırnağına takmak' özveriyle çalışmak, 'yer edinmek' sektörde konum kazanmak, 'görmezden gelmek' fark etmemek gibi davranmak, 'dillere destan olmak' ise herkesin dilinde dolaşacak şekilde ün kazanmak anlamlarındadır.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, cümledeki öznenin gerçekleştirdiği eylemle mantıksal olarak bağdaşmamaktadır?

    • A) Çocuk, oyun oynamak yerine ders çalışmayı tercih edince babası göğsünü gere gere dolaştı.
    • B) Yönetim kurulu, zararın nedenini sormak için muhasebeciye hesap sordu.
    • C) Uzlaşmak istemeyen taraf, müzakere masasını altüst edip odadan çıktı.
    • D) Uzun süredir çözülemeyen sorun, yeni yönetimin kafasını bir hayli yormuştu.
    • E) Savcı, delilleri tek tek masaya yatırarak sanığı köşeye sıkıştırdı.

    'Müzakere masasını altüst etmek' tamlaması, burada deyimsel değil literal (gerçek anlamıyla fiziksel) bir eylem gibi görünse de mecazi kullanımda 'süreç veya düzeni bozmak' anlamı kazanır. Asıl sorun B seçeneğinde deyimin özneyle ilişkisinde değil, cümledeki eylem zincirindedir: Uzlaşmak istemeyen biri müzakere masasını altüst edip odadan çıkar — bu mantıksal olarak bağdaşır. Asıl mantıksal bağdaşmazlık E seçeneğinde 'yönetim kurulunun muhasebeciye hesap sorması' ve bu eylemin 'zararın nedenini sormak için' yapılmasıdır; 'hesap sormak' kişiyi sorumlu tutmak, hesabını vermesini istemek anlamındadır, bilgi edinmek ya da neden araştırmak için kullanılmaz. Dolayısıyla E'deki kullanım, deyimin anlamıyla öznenin eylemini bağdaştırmaz. Ancak en belirgin bağdaşmazlık B'dedir: uzlaşmak istemeyip masayı altüst etmek ardından çıkmak zinciri arka arkaya iki anlamsal çelişki doğurur.

  8. 8. Aşağıda verilen durum açıklamalarından hangisine karşılık gelen atasözü yanlış verilmiştir?

    • A) Durum: Bir kişi, aslında kendisi de bilmediği hâlde biliyormuş gibi davranarak başkalarına akıl verir. — Atasözü: 'Kör kör, körü götürmüş.'
    • B) Durum: Bir çocuk, yanlış arkadaşlarla düşüp kalktıkça kötü alışkanlıklar edinmeye başlar. — Atasözü: 'Üzüm üzüme baka baka kararır.'
    • C) Durum: Küçük bir ihmalin zamanla büyük hasara yol açacağını gören deneyimli bir usta uyarıda bulunur. — Atasözü: 'Bugünün işini yarına bırakma.'
    • D) Durum: İki kişi tartışırken ikisi de haklı noktalar ortaya koyar, suç yalnızca birine yüklenemez. — Atasözü: 'El ele verince dağ kalkar.'
    • E) Durum: Zengin biri, parasını başkalarına göstermek için harcasa da yoksullara yardım etmekten kaçınır. — Atasözü: 'Cömert lokması büyük olur.'

    B seçeneğindeki durum, iki tarafın da haklı olduğu ya da sorumluluğun paylaşılması gereken bir çatışmayı anlatmaktadır; bu durumla bağdaşacak atasözü 'El ele verince dağ kalkar' değildir. 'El ele verince dağ kalkar' atasözü, birlikte hareket edildiğinde büyük güçlüklerin de üstesinden gelinebileceğini, iş birliğinin gücünü anlatır; suç ya da sorumluluk paylaşımıyla ilgisi yoktur. Durumdaki anlam için 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var' veya 'Bir ciğer yer gider, iki ciğer toy olur' gibi atasözleri daha yakın olabilirse de gerçek anlamda uygun düşen 'Dövüşen iki kişiden birisi de suçludur' ya da 'Kavgada suç ikiye bölünür' gibi halk sözleridir. Diğer seçenekler: A'daki durum 'cömert' kavramıyla doğrudan örtüşmez zaten fakat en az çelişen seçenektir; D'deki durum ile atasözü anlamca örtüşür; E ile atasözü çevre etkisini doğru biçimde yansıtır.

  9. 9. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde 'ayak uydurmak' deyimi, diğerlerinden farklı bir anlam katmanında kullanılmıştır?

    • A) Şehrin hızlı değişimine ayak uyduramayan küçük esnaf, bir bir kepenk indirmek zorunda kaldı.
    • B) Gruba katılan yeni üye, çok geçmeden ekibin ritmine ayak uydurdu.
    • C) Yeni teknolojiyle tanışmayan öğretmenler, dijital dönüşüme ayak uydurmakta zorlanıyor.
    • D) Küresel rekabete ayak uydurmak için şirket yapısını kökten değiştirdiler.
    • E) Arkadaşları yanlış bir yola girince o da onlara ayak uydurdu.

    'Ayak uydurmak' deyimi genel kullanımda 'bir değişime, bir ritme veya bir ortama uyum sağlamak' anlamına gelir ve bu anlam olumlu ya da en azından tarafsız bir bağlamı ima eder. A, B, C ve E seçeneklerinde deyim 'uyum sağlamak, kendini adapte etmek' anlamında kullanılmıştır. Ancak D seçeneğinde deyim 'yanlış bir yola girmek, kötü bir örneği taklit etmek' bağlamında kullanılmıştır; burada deyim olumsuz bir eylemi onaylamak ya da onaya katılmak anlamı taşımakta, yani 'uyum' değil 'öykünme ve kötü yola sürüklenme' anlamı kazanmaktadır. Bu kullanım diğerlerinden anlam bakımından ayrışmakta, deyimin mecazi anlamını farklı bir boyuta taşımaktadır.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde birden fazla deyimin kullanılmasına karşın anlatımda anlam kargaşası oluşmamıştır?

    • A) Arkadaşına küçük düşürücü sözler söyleyince hem yüzü kızardı hem de suya düştü.
    • B) Hem ağzı sıkı hem de dili uzun biri olduğu için herkes ona güvenirdi.
    • C) İşini gözü gibi korurken bir yandan da elini çabuk tutarak fırsatları değerlendirdi.
    • D) Uzun soluklu tartışmada önce köşeye sıkıştı, ardından üst perdeden konuşmaya başladı.
    • E) Ne yaptıysa boşa gitti; sonunda hem ipe un serdi hem de gözü arkada kalmadan ayrıldı.

    D seçeneğinde 'gözü gibi korumak' (çok özen göstermek, titizlikle sahip çıkmak) ve 'elini çabuk tutmak' (hızlı davranmak, vakit kaybetmemek) deyimleri bir arada kullanılmış ve anlam bütünlüğü bozulmamıştır: İşini özenle korurken aynı zamanda çabuk hareket edip fırsatları değerlendiren birini anlatmak mantıksal bir çelişki doğurmaz. A'da 'ağzı sıkı' (sır saklayan) ile 'dili uzun' (çok konuşan, gevezelik yapan) birbiriyle çelişir. B'de 'köşeye sıkışmak' (çaresiz kalmak) ardından 'üst perdeden konuşmak' (küçümseyerek, kibirle konuşmak) geçişi psikolojik olarak tutarsızdır. C'de 'yüzü kızarmak' (utanmak) ile 'suya düşmek' (planın gerçekleşmemesi) aynı cümlede özneye bağlanmış ama 'suya düşmek' nesne gerektirdiğinden özne-deyim uyumsuzluğu oluşur. E'de 'ipe un sermek' (oyalamak, oyalayarak vakit geçirmek) olumsuz bir eylem iken 'gözü arkada kalmadan ayrılmak' (pişmanlıksız gitmek) olumlu bir sonucu ima eder; bu geçiş nedensellik bağı kurulmadan anlam kargaşası yaratır.

  11. 11. Aşağıdaki soruda verilen bağlamda hangi atasözü kullanılmamalıdır? Bağlam: Yıllarca emek vererek büyüttüğü şirketi sonunda karlı bir fiyata satan girişimci, parayı alınca şirketle ilgili tüm sorumluluklardan el etek çekti ve şirketin yeni dönemini umursamadı.

    • A) Bal tutan parmağını yalar.
    • B) İşi bitince torba yere.
    • C) Elden giden canın yeri olmaz.
    • D) Deveyi sattın, deveden de geçtin.
    • E) Parayı veren düdüğü çalar.

    'Elden giden canın yeri olmaz' atasözü, kaybedilen bir şeyin ardından duyulan acıyı, bir şeyi yitirmenin ne denli ağır hissettirdiğini anlatır; yani kişinin vazgeçtiği şeye içten içe bağlılığını sürdürdüğünü ima eder. Bağlamda ise girişimci şirketi sattıktan sonra tüm bağlarını kopararak sorumsuzca uzaklaşmıştır; dolayısıyla özlemle bağlı kalmayı çağrıştıran bu atasözü bağlamla çelişmektedir. Diğer seçenekler bağlama uygundur: A — işin bitişiyle birlikte sorumluluktan sıyrılmak; C — emek verdiği şeyden çıkar sağlamak; D — kontrolün artık alıcıda olduğunu ima etmek; E — tamamen uzaklaşmak, ilgisini kesmek anlamlarıyla bağlamla örtüşür.

  12. 12. Aşağıdaki parçada numaralanmış deyimlerden hangisi, parçanın anlam bütünlüğüne katkı sağlamaz ve metinden çıkarılması anlam kaybına neden olmaz? 'Yeni müdür göreve başlar başlamaz (I) ipleri eline aldı. Ekibine çok sert davranıyor, her şeyin kendi bildiği gibi gitmesi için (II) dört elle sarılıyordu. Çalışanlar başta (III) dikiş tutturamasa da zamanla ona (IV) alıştı. Müdür ise hiçbir zaman (V) yumuşamamış, sonunda ekip dağılmıştı.'

    • A) I
    • B) V
    • C) IV
    • D) II
    • E) III

    IV. kullanımdaki 'alıştı' ifadesi, bu bağlamda bir deyim değil sıradan bir fiildir; dolayısıyla deyim olarak değerlendirilemez ve anlam bütünlüğüne deyimsel bir katkısı yoktur. Öte yandan parçadan çıkarılması durumunda 'dikiş tutturamama' ile 'yumuşamamak' arasındaki geçiş anlam boşluğuna yol açmaz çünkü metinde zaten çalışanların müdüre uyum sağlamakla ilgili bir çizgi izlediği anlatılmaktadır. Diğer kullanımlar açık deyimsel işlevler üstlenmiştir: I — kontrolü ele geçirmek, II — istekle, azimle çalışmak, III — düzene girememek, uyum sağlayamamak, V — sertliğini korumak, yumuşamamak; bunlar çıkarılırsa anlatı zayıflar. IV ise parçanın anlam akışında işlevsel ama deyimsel değil sözlük anlamlı bir bağlantı üstlenmektedir.

  13. 13. Aşağıda verilen atasözü-anlam eşleştirmelerinde hangisi hem anlam hem de kullanım bağlamı açısından tamamen doğrudur?

    • A) 'Damlaya damlaya göl olur' — Biriken küçük iyilikler ya da biriken küçük kötülükler zamanla büyük sonuçlar doğurur; hem olumlu hem de olumsuz bağlamlarda kullanılır.
    • B) 'Komşu komşunun külüne muhtaçtır' — İnsanların birbirine ne kadar önemsiz görünen konularda bile ihtiyaç duyduğunu; küçük yardımlaşmanın topluluğu ayakta tuttuğunu anlatır.
    • C) 'Armut piş, ağzıma düş' — Hiç emek vermeden her şeyin kucağına gelmesini bekleyen tembelliği eleştirir; haksız kazanç peşinde koşanlar için de kullanılır.
    • D) 'Ağaç ne kadar uzasa da göğe yetişemez' — İnsanın ne kadar ilerlerse ilerlesin ulaşamayacağı sınırlar vardır; büyükler karşısında küçüklerin asla üste çıkamayacağını anlatır.
    • E) 'Kuzguna yavrusu şahin görünür' — Her insan sahip olduğu şeyi başkasından üstün görür; bu yüzden objektif değerlendirme yapmak güçtür.

    'Damlaya damlaya göl olur' atasözü, küçük şeylerin birikmesiyle büyük sonuçların ortaya çıktığını anlatır. D seçeneği bu atasözünün hem olumlu (küçük tasarruflar zamanla servet olur) hem de olumsuz (küçük hatalar zamanla büyük yıkıma yol açar) bağlamlarda kullanılabileceğini belirtmektedir; bu tamamen doğrudur. Diğer seçeneklerdeki sorunlar: A'da 'haksız kazanç' boyutu atasözünün özünde yoktur, atasözü yalnızca tembelliği eleştirir; B'deki açıklama 'kendi yavrusunu güzel görmek' olan özgün anlamın ötesine geçerek 'objektif değerlendirme' kavramına genişlemiş, bu genişleme doğru olmakla birlikte 'sahip olduğu şeyi üstün görmek' boyutu yanlış yoruma kapı aralar — atasözü ebeveynin kör sevgisini anlatır, genel mülkiyet övgüsünü değil; C'deki 'büyükler karşısında küçüklerin üste çıkamayacağı' yorumu atasözüne yüklenen bir çağrışımdır ama özgün anlam daha genel bir sınır kavramıyla ilgilidir; E doğru olmakla birlikte 'külü'nün somut kullanımına dair kültürel bağlam göz ardı edilmiştir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kılı kırk yarmak' deyimi, diğerlerinden farklı bir bağlamda kullanılmıştır?

    • A) Kılı kırk yararak düşünmeden verilen bu karar, şirketi zarara uğrattı.
    • B) Müfettiş, hesap cetvellerini kılı kırk yarak gözden geçirdi.
    • C) Avukat, sözleşmenin her maddesini kılı kırk yararcasına inceledi.
    • D) Kılı kırk yaran bu titiz çalışma, projenin başarısını garantiledi.
    • E) Bilim insanı, deneyin her aşamasını kılı kırk yararak kayıt altına aldı.

    'Kılı kırk yarmak' deyimi 'bir şeyi aşırı titizlikle, ince ince incelemek' anlamına gelir. A, B, C ve E seçeneklerinde deyim bu olumlu ya da nötr titizlik anlamıyla kullanılmıştır. D seçeneğinde ise deyim 'düşünmeden' ifadesiyle çelişen bir yapıda kullanılmış; cümlenin mantığı 'kılı kırk yarmadan' alınan kararı anlatmaktadır. Bu nedenle D seçeneğinde deyim anlam bütünlüğüne aykırı biçimde, yani yanlış ve farklı bir bağlamda kullanılmıştır.

  15. 15. 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' atasözüyle anlam bakımından en çok örtüşen atasözü hangisidir?

    • A) Taşıma su ile değirmen dönmez.
    • B) Söz gümüşse sükût altındır.
    • C) Rüzgâr esmeyince yaprak kımıldamaz.
    • D) Damlaya damlaya göl olur.
    • E) Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.

    'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' atasözü, her sonucun bir nedeni olduğunu, söylentilerin ya da belirtilerin arkasında mutlaka bir gerçeğin yattığını ifade eder. 'Rüzgâr esmeyince yaprak kımıldamaz' atasözü de bir hareketin ya da sonucun mutlaka bir etkene, bir nedene bağlı olduğunu vurgular. Her ikisi de 'sonuç-neden zorunluluğu' teması üzerine kuruludur. Diğer seçenekler ise sabır, birikim, tembellik ve söz-sessizlik gibi farklı temaları işlemektedir.

  16. 16. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde iki deyim arasındaki anlam ilişkisi, diğerlerinden farklıdır?

    • A) 'Baş koymak' – 'Canını ortaya atmak'
    • B) 'Etekleri zil çalmak' – 'Yüreği ağzına gelmek'
    • C) 'Göze girmek' – 'Gözden düşmek'
    • D) 'Kulak vermek' – 'Kulak kabartmak'
    • E) 'Ağzından kaçırmak' – 'Diline dolamak'

    A seçeneğinde iki deyim de 'söz, konuşma' temasıyla ilgilidir ancak anlamları farklıdır (istem dışı söylemek / söylemeye devam etmek). B seçeneğinde her iki deyim de 'dikkatlice dinlemek' anlamında eş anlamlıdır. C seçeneğinde deyimler zıt anlamlıdır (beğenilmek / beğenilmemek). D seçeneğinde deyimler eş anlamlıdır (bir uğurda hayatı göze almak). E seçeneğinde 'etekleri zil çalmak' aşırı sevinç, 'yüreği ağzına gelmek' ise aşırı korku/panik anlamı taşır; yani zıt duygusal durumları ifade eder. Bu seçenekte diğerlerinden farklı olarak iki deyim arasında duygu zıtlığı ilişkisi kurulmaktadır.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyimin anlam yükü, cümlenin bütününde ironik bir çelişki yaratmaktadır?

    • A) Söz verdiği her şeyi yerine getiren adam bugün de sözünün eri olduğunu kanıtladı.
    • B) Hesabını çok iyi bilen tüccar, bu kez de işi gücü bırakıp dost meclisinde vakit geçirdi.
    • C) Pek çok projeyi omuzlayan ekip, sonunda ellerini taşın altına koymaktan kaçınmadı.
    • D) Toplantıda herkesin gözü önünde günah keçisi ilan edilen müdür, görevinden istifa etti.
    • E) Yıllarca ihmal ettiği annesini hastanede görünce eli ayağına dolaştı.

    D seçeneğindeki 'işi gücü bırakıp dost meclisinde vakit geçirmek' ifadesi, cümlenin başında nitelendirilen 'hesabını çok iyi bilen tüccar' kimliğiyle çelişir; çünkü hesabını bilen bir tüccardan beklenen davranış, işini ihmal etmemektir. Bu çelişki, cümlede ironik bir anlam katmanı oluşturur. Diğer seçeneklerde deyimler cümlenin genel anlamını pekiştirecek ya da tamamlayacak biçimde kullanılmış, herhangi bir ironik çelişki yaratılmamıştır.

  18. 18. 'Ne ekmek yedin de buğday oldun?' sorusunun yöneltildiği kişi için en uygun atasözü hangisidir?

    • A) Üzüm üzüme baka baka kararır.
    • B) Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
    • C) Körle yatan şaşı kalkar.
    • D) Ağaç yaşken eğilir.
    • E) İt ürür, kervan yürür.

    'Ne ekmek yedin de buğday oldun?' sorusu, kötü çevrenin ya da kötü arkadaşın kişiyi olumsuz etkilemesi sonucu oluşan kötüye gidişi sorgular. 'Üzüm üzüme baka baka kararır' atasözü de tam olarak bu anlama gelir: insanın içinde bulunduğu ortamdan ve çevresinden etkilenerek değişmesi. Her iki ifade de 'çevrenin kişiyi dönüştürdüğü' ortak temasını işlemektedir. Diğer seçenekler ise yardımlaşma, erken eğitim, ısrar ve dayanma gibi farklı temaları kapsamaktadır.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde iki farklı deyim, anlam bütünlüğünü bozmadan birlikte doğru kullanılmıştır?

    • A) Ağzının payını alan müdür, bu işten elini eteğini çekmeye karar verdi.
    • B) Dili tutulmuş gibi davranan politikacı, aynı zamanda lafı dolandırarak konuyu kapattı.
    • C) Ayağını yorganına göre uzatan adam, her zaman gözü açık hareket ederek servetini korudu.
    • D) Kulağına küpe olan bu ders sayesinde, genç girişimci bir taşla iki kuş vurmayı öğrendi.
    • E) Gözü pek olan komutan, savaş meydanında dört elle sarılarak mevzii teslim etti.

    C seçeneğinde 'ağzının payını almak' (hak ettiği sert tepkiyi görmek) ve 'elini eteğini çekmek' (bir işle ilgilenmeyi bırakmak) deyimleri birlikte kullanılmış; sert bir uyarı ya da azarla karşılaşan birinin o işten vazgeçmesi anlatılarak iki deyim anlam bütünlüğü içinde verilmiştir. A'da 'ayağını yorganına göre uzatmak' ve 'gözü açık' bir arada anlamlıdır ancak ikincisi gerçek anlamıyla kullanılmıştır. D'de 'dili tutulmak' ve 'lafı dolandırmak' çelişkili bir tablodur. E'de 'gözü pek' ile 'dört elle sarılmak' bağlamı tutarsızdır.

  20. 20. 'Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur' atasözünün vurguladığı temel düşünceyle en çok çelişen cümle hangisidir?

    • A) İnsanlar ne kadar uzakta olursa olsun, zamanla yeniden bir araya gelmenin yolunu bulurlar.
    • B) Bir daha görüşmeyeceğini düşündüğü arkadaşıyla yıllar sonra aynı şehirde yaşadığını öğrendi.
    • C) İnsan ilişkileri hiçbir zaman tamir edilemez; kopar, bir daha birleşmez.
    • D) Yıllar sonra karşılaşan iki eski dost, bu buluşmanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hissetti.
    • E) Kaderin bir gün mutlaka yolları kesiştirecek olduğuna inanan adam, hiç umutsuzluğa kapılmadı.

    'Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur' atasözü, insanların ne kadar ayrı düşse de bir gün yeniden bir araya gelebileceği, insan ilişkilerinin kader tarafından yeniden kurulabileceği inancını ifade eder. E seçeneğinde ise 'insan ilişkileri hiçbir zaman tamir edilemez' ifadesiyle tam tersi bir görüş savunulmaktadır. Bu cümle, atasözünün mesajıyla doğrudan ve açıkça çelişmektedir. Diğer seçenekler ise atasözünün anlayışını destekler ya da somutlaştırır niteliktedir.

  21. 21. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde altı çizili deyim, cümlede yanlış anlamda kullanılmıştır?

    • A) Komşularla iyi geçinmek için her zaman iki yüzlü davranan adam, mahallenin sevgilisi oldu.
    • B) İki rakip şirket arasında yıllardır süren anlaşmazlık, masaya yatırılarak çözüme kavuşturuldu.
    • C) Patron, çalışanların tüm itirazlarını görmezden gelince herkes suya sabuna dokunmamayı tercih etti.
    • D) Tasarımcı, yıllarca üzerinde çalıştığı projeyi bir çırpıda bitirdi.
    • E) Mahkemede aleyhine dönen kanıtlar karşısında sanık, rengi attı.

    'İki yüzlü davranmak' deyimi, 'samimiyetsiz, riyakâr, kişiden kişiye göre değişen tutum sergilemek' anlamı taşır ve olumsuz bir niteleme içerir. E seçeneğinde ise bu deyim, olumlu bir sonuca ('mahallenin sevgilisi olmak') gerekçe olarak sunulmuş; sanki iyi geçinmenin yolu iki yüzlülükmiş gibi bir bağlamda yanlış kullanılmıştır. Gerçekte iki yüzlü davranan biri uzun vadede sevilmez, aksine güven kaybeder. Diğer seçeneklerde deyimler anlamlarına uygun bağlamlarda kullanılmıştır.

  22. 22. Aşağıdaki atasözlerinin hangisi, 'görünüşe aldanmamak gerekir' anlamını taşımaktadır?

    • A) Boş teneke çok ses çıkarır.
    • B) Taş yerinde ağırdır.
    • C) Sakla samanı, gelir zamanı.
    • D) Her gülen yüz dost değildir.
    • E) Mum dibine ışık vermez.

    'Her gülen yüz dost değildir' atasözü, yüz ifadesinin ya da dış görünüşün her zaman gerçeği yansıtmadığını, gülümseyen birinin mutlaka dost olmadığını vurgular; bu da 'görünüşe aldanmamak gerekir' mesajıyla tam örtüşür. A seçeneği yakın çevreyi ihmal etmeyi, C seçeneği bilgisiz ya da yetersiz kişilerin çok konuştuğunu, D seçeneği her şeyin kendi ortamında değerli olduğunu, E seçeneği ise tutumluluğu ve ilerisini görmeyi anlatır.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, mecaz anlamından sıyrılarak temel (gerçek) anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Yıllarca yok sayılan sanatçı, bu ödülle nihayet gün yüzüne çıktı.
    • B) Savcı, delilleri masaya yatırarak jüriye sundu.
    • C) Patronun bütün tenkitleri karşısında sessiz kalan yönetici, taşı gediğine koymasını biliyordu.
    • D) Uzun tartışmalar sonunda muhalefet, hükümete boyun eğdi.
    • E) Doktor, kırık bacağı alçıya aldı ve hastayı taburcu etti.

    B seçeneğindeki 'alçıya almak' ifadesi, kırık bir uzvun tıbbi tedavi sürecini anlatmaktadır ve bu cümlede tamamen gerçek, somut anlamıyla kullanılmıştır; deyimsel bir aktarma söz konusu değildir. A'da 'taşı gediğine koymak', uygun söz söylemek anlamıyla mecaz; C'de 'boyun eğmek' itaat etmek anlamıyla mecaz; D'de 'masaya yatırmak' enine boyuna ele almak anlamıyla mecaz; E'de 'gün yüzüne çıkmak' tanınmak anlamıyla mecaz kullanımdır.

  24. 24. 'Akıl yaşta değil, baştadır' atasözüyle çelişen anlayışı en iyi yansıtan cümle hangisidir?

    • A) Yeni mezun doktor, kıdemli meslektaşlarının yanlış gördüğü hastalığı ilk muayenede teşhis etti.
    • B) Tecrübesizliği nedeniyle ciddi hatalar yapan çırak, usta gözetiminde çalışmaya devam etti.
    • C) On yıllık tecrübeye sahip mühendis, o sorunu birkaç saatte çözdü.
    • D) Genç girişimcinin önerisi, deneyimli yöneticileri şaşkına çevirdi.
    • E) Küçük yaştaki mucit, yaptığı buluşla dünya gündemine girdi.

    'Akıl yaşta değil, baştadır' atasözü, zekanın ve muhakemenin yaşla değil kişinin doğasıyla ilgili olduğunu, gencin de yaşlı kadar akıllı olabileceğini savunur. D seçeneğinde ise başarı doğrudan 'on yıllık tecrübe'ye, yani yaşa ve deneyime bağlanmaktadır; bu da atasözüyle çelişen bir anlayışı yansıtır. A, C ve E seçeneklerinde genç ya da yeni birinin başarısı ön plana çıkarılarak atasözü desteklenmekte, B seçeneğinde ise tecrübesizliğin hataya yol açması anlatılmakta ama atasözüyle doğrudan çelişen bir vurgu bulunmamaktadır.

  25. 25. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde atasözü, verildiği bağlama anlam bakımından en az uymaktadır?

    • A) Küçük bir tasarruf alışkanlığı edinen ve zamanla büyük servet biriktiren kişi için 'Damlaya damlaya göl olur' denilebilir.
    • B) Yanlış kişiye güvenip sırlarını paylaşan ve zarar gören kadına 'Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır' denildi.
    • C) Dedikodu yaparak çevre edinen kişiye yakınları 'İt ürür, kervan yürür' diyerek onu uyardı.
    • D) Sürekli erteleyerek hiçbir işi bitiremeyen kardeşine, ablası 'Bugünün işini yarına bırakma' dedi.
    • E) Yıllarca zorlu koşullarda çalışıp emekli olan amcaya 'Emek olmadan yemek olmaz' atasözü yakışır.

    'Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır' atasözü, insanların her şeyi kendine özgü bir biçimde yaptığını, herkesin kendine has bir tarzı olduğunu ifade eder; bir şeyi yapmanın tek doğru yolu yoktur anlamını taşır. D seçeneğinde ise yanlış kişiye güvenerek zarar görmek anlatılmaktadır. Bu atasözü, güven ve zarar görme temasıyla örtüşmez; bağlama anlam bakımından en az uyan seçenek D'dir. Diğer seçeneklerdeki atasözleri kendi bağlamlarıyla tutarlı biçimde kullanılmıştır.