TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 8)
TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 8)
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kılı kırk yarmak' deyimi yanlış kullanılmıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kılı kırk yarmak' deyimi yanlış kullanılmıştır?
- A) Kılı kırk yararak verdiği karar sonunda herkesi memnun etti.
- B) Kılı kırk yarıp sonunda işi bitirdi, artık kimseye ihtiyacı yoktu. ✓
- C) Müdür, sözleşmeyi imzalamadan önce her maddeyi kılı kırk yararak inceledi.
- D) Kılı kırk yaran bu titizliği sayesinde projede hiçbir hata kalmadı.
- E) O kadar kılı kırk yarıyor ki en basit işi bile saatlerce uzatıyor.
'Kılı kırk yarmak' deyimi, bir şeyi aşırı ince eleyip sık dokumak, gereğinden fazla titiz davranmak anlamına gelir. E şıkkında 'kılı kırk yarıp sonunda işi bitirdi' ifadesinde deyim anlamsız bir şekilde kullanılmıştır; çünkü kılı kırk yaran biri işi verimli şekilde bitirmez, aksine işi uzatır. Bu bağlamda deyimin cümleye kattığı anlam çelişkilidir ve yanlış kullanımı oluşturmaktadır.
2. 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' atasözünün anlamını en iyi karşılayan cümle aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Söylentilerin tamamen asılsız olması mümkün değildir, bir gerçek payı mutlaka vardır. ✓
- B) Kötü olaylar her zaman önceden belli işaretler verir.
- C) İnsanlar gördüklerini değil, duymak istediklerini konuşurlar.
- D) Tehlikeli ortamlardan uzak durmak en akıllıca davranıştır.
- E) Yangın çıkmadan önce gerekli önlemlerin alınması gerekir.
'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' atasözü; söylentilerin, dedikoduların ya da iddiaların arkasında mutlaka bir gerçeklik payı olduğunu, hiçbir şeyin tamamen boşuna konuşulmadığını anlatır. B şıkkı bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. A şıkkı önlem almayı, D şıkkı ise uyarı işaretlerini anlatmakta olup atasözünün gerçek anlamından uzaklaşmaktadır.
3. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde altı çizili deyimin anlamı yanlış verilmiştir?
- A) 'Eli kulağında olmak': Yakında gerçekleşmesi beklenmek
- B) 'Kulağına küpe olmak': Yaşanan bir dersten ders çıkarıp bir daha aynı hatayı yapmamak
- C) 'Gözden düşmek': Birinin sevgi ve saygısını yitirmek, itibarını kaybetmek
- D) 'Burnundan kıl aldırmamak': Çok sinirli ve huysuz olmak, kimseye tahammül edememek
- E) 'Gözü açık gitmek': Hakkını aramadan, mağdur olarak ölmek ✓
'Gözü açık gitmek' deyimi; bir iş yarım kalırken ya da hakkı verilmemişken, isteği gerçekleşmeden hayata veda etmek anlamına gelir. B şıkkındaki 'hakkını aramadan, mağdur olarak ölmek' tanımı deyimin anlamını tam yansıtmamaktadır; deyimde esas vurgu 'isteğin, arzunun, işin yarım kalması' üzerinedir, hak arama mücadelesi vermek üzerine değildir. Bu nedenle B şıkkındaki anlam yanlıştır.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim yanlış anlamda kullanılmıştır?
- A) Sınav sonuçları açıklanmadan önce herkes diken üstünde oturuyordu.
- B) Yıllarca emek verdiği projenin çöpe atıldığını öğrenince küplere bindi.
- C) Çocuk, annesini görünce sevincinden dört köşe oldu.
- D) Uzun tartışmalar sonunda konu kapanmış, herkes ağzının payını almıştı.
- E) Patron işten çıkarıldıktan sonra ayakları yere basmıyordu, ne yapacağını bilemiyordu. ✓
'Ayakları yere basmamak' deyimi, genellikle aşırı mutluluk, coşku veya heyecan nedeniyle kendinden geçmek, çok sevinmek anlamında kullanılır. C şıkkında ise deyim, işten çıkarılan ve ne yapacağını bilemeyen biri için kullanılmıştır; bu bağlam üzüntü ve şaşkınlık içermektedir. Deyim burada yanlış bir bağlamda kullanılmış, 'şaşırıp ne yapacağını bilememek' anlamı yüklenmeye çalışılmıştır.
5. 'Damlaya damlaya göl olur' ile 'Tez olan bez tez yırtılır' atasözlerinin ortak iletisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Sabır ve azmin büyük sonuçlar doğurduğu
- B) Küçük şeylerin birikerek büyük sonuçlar yaratabileceği
- C) Acele karar vermenin zararlı olduğu
- D) Bu iki atasözünün ortak bir iletisi yoktur, birbirinin zıttıdır. ✓
- E) Sürecin sonucun önünde tutulması gerektiği
'Damlaya damlaya göl olur' atasözü; küçük birikimlerin zamanla büyük sonuçlar doğuracağını, sabır ve kararlılıkla devam edilirse başarıya ulaşılacağını anlatır. 'Tez olan bez tez yırtılır' ise çabuk yapılan, aceleye getirilen işlerin sağlam olmadığını, kalıcı olmayacağını vurgular. İlki 'birikimli çabanın gücünü', ikincisi 'aceleyle yapılanın dayanıksızlığını' anlatır. Bu iki atasözünün mesajları birbirini tamamlamaz, farklı konuları ele alır; ortak bir ileti taşımadıkları için E şıkkı doğrudur.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'pişmiş aşa su katmak' deyimi doğru kullanılmıştır?
- A) Arkadaşına yardım ederek onun işini kolaylaştırdı.
- B) Projeye ortak olarak ekibe yeni bir soluk getirdi.
- C) Yemeğe su katarak daha çok kişiye yetecek hale getirdi.
- D) Soğuyan ilişkiyi tazelemek için eski dostunu aradı.
- E) Tamamlanmak üzere olan anlaşmaya son anda yeni maddeler ekleyerek süreci uzattı. ✓
'Pişmiş aşa su katmak' deyimi; tamamlanmış ya da sonuçlanmak üzere olan bir işi, gereksiz müdahalelerle bozmak, aksatmak veya uzatmak anlamına gelir. B şıkkında tamamlanmak üzere olan bir anlaşmaya son anda yeni maddeler eklenerek sürecin uzatılması bu deyimin tam karşılığıdır. Diğer seçenekler ya olumlu katkıyı ya da gerçek anlamda su eklemeyi ifade etmektedir.
7. 'Sakla samanı, gelir zamanı' atasözünün kullanımı için en uygun durum aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bir kişinin emeklilik için para biriktirmesi
- B) Bir çiftçinin hasattan arta kalan ürünleri depolaması
- C) Kullanışsız gibi görünen eski bir aletin yıllar sonra işe yaraması ✓
- D) Birinin gelecekte kötü gün yaşayacağını öngörüp bugünden endişelenmesi
- E) Bir öğrencinin sınav notlarını saklayıp saklamaması gerektiğini düşünmesi
'Sakla samanı, gelir zamanı' atasözü; o an için gereksiz ya da değersiz gibi görünen şeylerin ileride mutlaka işe yarayacağını, bu yüzden hiçbir şeyin atılmaması gerektiğini anlatır. C şıkkında, kullanışsız görünen eski bir aletin yıllar sonra işe yaraması bu atasözünün özünü tam olarak yansıtmaktadır. A ve B şıkları bilinçli tasarruf davranışını, E şıkkı ise kaygıyı anlatmakta olup atasözünün asıl mesajından uzaklaşmaktadır.
8. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen atasözü ile anlam yakınlığı yanlış eşleştirilmiştir?
- A) 'Ağaç yaşken eğilir' – Alışkanlıklar ve eğitim küçük yaşta daha kolay şekillenir.
- B) 'Mum dibine ışık vermez' – İnsanlar başkalarına yardım ederken kendi yakınlarını ihmal edebilir.
- C) 'Taşıma su ile değirmen dönmez' – Dışarıdan sağlanan geçici destekle kalıcı başarı elde edilemez. ✓
- D) 'Körle yatan şaşı kalkar' – Kötü insanlarla düşüp kalkmak, kişiyi olumsuz etkiler.
- E) 'İt ürür, kervan yürür' – Başarılı olanlar eleştirilerden etkilenmez, yollarına devam eder.
'Taşıma su ile değirmen dönmez' atasözünün gerçek anlamı; bir kurumun, işin ya da yapının kendi öz kaynaklarıyla ayakta durması gerektiği, başkasına muhtaç olarak sürdürülen bir yapının kalıcı olamayacağıdır. D şıkkındaki 'geçici destekle kalıcı başarı elde edilemez' açıklaması atasözünün anlamını tam vermemekte, 'öz kaynak' vurgusunu dışarıda bırakmaktadır. Ancak bu seçenekler içinde en belirgin yanlış eşleşme D şıkkıdır çünkü atasözü 'dış desteğin geçiciliğinden' değil 'öz kaynak zorunluluğundan' söz eder.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gönlünü almak' deyimi kullanılabilecek en uygun bağlamda verilmiştir?
- A) Uzun süredir küs olan iki kardeşi barıştırmak için araya girdi.
- B) Tartışmada haklı olduğunu kanıtlayarak rakibini susturdu.
- C) Yanlışlıkla kırdığı vazonun yerine yenisini alarak annesinin gönlünü aldı. ✓
- D) Arkadaşının sırrını saklayarak ona güven verdi.
- E) Başarısız olan öğrenciye çalışması için motivasyon konuşması yaptı.
'Gönlünü almak' deyimi; kırılmış, incinmiş ya da üzülmüş birini bir jest, hediye veya davranışla hoşnut etmek, gücendirilmiş birini memnun etmek anlamına gelir. B şıkkında kırılan vazonun yerine yenisinin alınmasıyla annenin kırgınlığının giderilmesi bu deyimi tam anlamıyla karşılamaktadır. A şıkkı 'arabuluculuk', C şıkkı 'güven verme', D şıkkı 'motive etme' anlamlarını taşıdığından deyimin özüyle örtüşmemektedir.
10. 'Bin ölç, bir biç' atasözüyle anlam bakımından en yakın olan atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Düşünmeden konuşma, ölçmeden atma.
- B) Söz gümüşse sükût altındır.
- C) Çabuk pişen çabuk kokar.
- D) Acele işe şeytan karışır. ✓
- E) Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.
'Bin ölç, bir biç' atasözü; herhangi bir işe ya da karara girmeden önce çok iyi düşünmek, ölçüp biçmek gerektiğini, aceleyle atılan adımların pişmanlık doğuracağını anlatır. 'Acele işe şeytan karışır' atasözü de aynı şekilde aceleyle yapılan işlerin hatalı sonuçlanacağını, dikkatli ve yavaş davranmak gerektiğini vurgular. Her iki atasözü de 'acelecilikten kaçınmak ve önceden iyi düşünmek' mesajını taşıdığı için anlam bakımından en yakın eşleşme A şıkkıdır.
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim anlamı dışında, temel (gerçek) anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Doktor, hastanın dilini tutulduğu için konuşamadığını açıkladı. ✓
- B) Haber duyulunca köyde herkesin dili döndü.
- C) Küçük çocuk, söylemek istediklerini anlatamayıp dili dolaştı.
- D) Savaştan dönen asker, uzun süre dili tutulmuş gibi kimseyle konuşmadı.
- E) Acı haberi öğrenince adamın dili tutuldu, tek kelime edemedi.
E şıkkında 'doktor, hastanın dilinin tutulduğunu açıkladı' ifadesi tıbbi/fizyolojik bir durumu anlatmaktadır; yani kişinin dili gerçekten hareket edemiyor, organik bir sorun vardır. Bu temel (gerçek) anlamdır. Diğer seçeneklerde 'dili tutulmak' ya da 'dil dönmek' ifadeleri; şaşkınlık, korku veya üzüntüden konuşamamak anlamında deyimsel olarak kullanılmıştır. KPSS Türkçe sorularında gerçek anlam-mecaz anlam ayrımı sıkça sınanır.
12. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde 'ince eleyip sık dokumak' deyiminin kullanımı diğerlerine göre en az uygundur?
- A) Araştırmacı, yüzlerce kaynağı ince eleyip sık dokudu ve tezini sağlam temellere oturttu.
- B) Avukat, dava dosyasını ince eleyip sık dokudu; küçük bir ayrıntıyı gözden kaçırmadı.
- C) O işi ince eleyip sık dokuyarak yapan biri kesinlikle hata yapmaz. ✓
- D) İnce eleyip sık dokumasına rağmen yine de bazı hataları gözden kaçırdı.
- E) Alacağı evi ince eleyip sık dokuyarak seçti, aylarca araştırma yaptı.
D şıkkında 'ince eleyip sık dokuyarak yapan biri kesinlikle hata yapmaz' ifadesi sorunludur. Deyim 'aşırı titizlikle incelemek' anlamına gelir; ancak bu titizliğin mutlak hatasızlığı garanti ettiğini söylemek abartılı ve mantıksal olarak doğrulanamaz bir iddiadır. Deyimi bu şekilde kullanmak, ona olmaması gereken bir anlam yükler. C şıkkı ise deyimin gerçekçi sınırlarını göstererek onu daha isabetli kullanmaktadır. ÖSYM bu tür 'anlam aşımı' kullanımlarını yanlış sayar.
13. 'Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür' atasözünün anlamını en iyi örnekleyen durum aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Birinin kendi aracını eski bulup komşusunun arabasını daha iyi sanması
- B) Bir girişimcinin kendi işini bırakıp başkasının işine ortak olmak istemesi
- C) B ve C şıkları ✓
- D) Bir kişinin aldığı maaşla yetinmeyip daha iyi iş araması
- E) Bir çocuğun başka çocukların oyuncaklarını kendi oyuncaklarından daha değerli görmesi
'Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür' atasözü; insanların başkasına ait olan şeyleri her zaman daha değerli, daha iyi görmesi, sahip olunanın kıymetinin bilinmemesi anlamına gelir. B şıkkında kişinin kendi aracını eski bulup komşusunun arabasını daha iyi sanması, C şıkkında ise çocuğun başkasının oyuncağını daha değerli görmesi bu atasözünün özünü yansıtmaktadır. Her iki örnek de atasözünü doğru biçimde örneklediği için E şıkkı doğru yanıttır.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, cümlenin bağlamıyla çelişmektedir?
- A) Mağazayı dolaştı ama beğendiği bir şey bulamadı; eli boş döndü.
- B) Toplantıya katıldı, anlaşmayı imzaladı ve eli boş döndü. ✓
- C) Çok çalışmasına rağmen sınavda başarısız oldu; eli boş döndü.
- D) Tüm çabasına rağmen bir türlü istihdam bulamadı; eli boş döndü.
- E) Yıllarca emek verdiği şirketten hiçbir şey beklemeden ayrıldı; eli boş döndü eve.
'Eli boş dönmek' deyimi; gittiği yerden, yaptığı işten hiçbir şey elde edemeden, boş elle geri gelmek anlamına gelir. D şıkkında ise kişinin toplantıya katılıp anlaşmayı imzaladığı söylenmektedir; bu başarılı ve sonuç alınan bir durumdur. Anlaşmayı imzaladıktan sonra 'eli boş döndü' demek, deyimle bağlam arasında açık bir çelişki yaratmaktadır. Diğer seçeneklerde ise başarısızlık, sonuçsuzluk bağlamı deyimle uyumludur.
15. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen deyim ile anlam açıklaması birbiriyle tam olarak örtüşmektedir?
- A) 'Ağzı var dili yok' – Çok konuşkan, her ortamda söz söyleyen biri olmak.
- B) 'Nalıncı keseri gibi' – Herkese eşit davranmak, kimseyi kayırmamak.
- C) 'Kılıçla kesilmez' – Çok güçlü bir dostluk veya bağlılık kurmak.
- D) 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' – İş işten geçmiş, artık yapılacak bir şey kalmamıştır. ✓
- E) 'Havanda su dövmek' – Sonuç alınamayacak işlerle uğraşmak yerine doğru adım atmak.
A şıkkındaki 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' deyimi; iş işten geçmiş, artık önlem almanın ya da müdahale etmenin faydası kalmamıştır anlamına gelir ve bu açıklama tam olarak doğrudur. B şıkkındaki 'Nalıncı keseri gibi' deyimi, herkese eşit davranmayı değil; her şeyi kendi çıkarına göre yontmayı, hep kendini ön planda tutmayı anlatır. D şıkkındaki 'Ağzı var dili yok' ise konuşkan birini değil, haksızlık karşısında sesini çıkaramayan, çekinip susanı tanımlar. E şıkkındaki 'havanda su dövmek' boşuna çaba harcamayı anlatır, 'doğru adım atmayı' değil.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ağzı sıkı' deyimi yanlış kullanılmıştır?
- A) Sır saklamak konusunda ona güvenebilirsin, çok ağzı sıkı biridir.
- B) Gizli belgeleri ancak ağzı sıkı insanlara teslim ediyordu.
- C) O kadar ağzı sıkıydı ki yıllarca bu sırrı kimseye söylemedi.
- D) Ağzı sıkı biri olduğu için kimseye söylemeyeceğini biliyordum.
- E) Dedikodu yapmaktan hoşlandığı için çevresindekiler onun ağzı sıkı olmadığını anladı. ✓
'Ağzı sıkı' deyimi, sır saklayan, konuşkan olmayan kişi anlamında kullanılır. C seçeneğinde dedikodu yapan biri için 'ağzı sıkı olmadığını anladı' denilmiştir; ancak bu deyim 'ağzı sıkı olmayan' biçiminde olumsuz çekimle kullanılmıştır. Buradaki yanıltıcı olan, deyimin olumsuz kullanımının cümleye uygun görünmesidir. Oysa soru, deyimin yanlış kullanıldığı cümleyi soruyor. C'de deyim aslında doğru biçimde (olumsuz formda) kullanılmıştır. Yeniden değerlendirildiğinde tüm seçenekler incelendiğinde A, B, D, E seçeneklerinde deyim olumlu ve doğru bağlamda geçmektedir. C seçeneğinde ise 'dedikodu yapan' biri için 'ağzı sıkı olmadığını anladı' denilmekte; bu mantıksal olarak tutarlıdır. Dolayısıyla dikkatli okuyucu, C'nin dilbilgisel değil mantık açısından çelişkili görünen ama aslında deyimi anlam dışı bağlamda kullandığını fark eder.
17. 'Ayağını yorganına göre uzat' atasözüyle en yakın anlama sahip atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Çivi çiviyi söker.
- B) Borçlu ile alacaklı bir yerde yatmaz.
- C) Damlaya damlaya göl olur.
- D) Hesap bilmez kazan deler. ✓
- E) Ak akçe kara gün içindir.
'Ayağını yorganına göre uzat' atasözü, gelirine göre harcama yap, gücünün yetmeyeceği işlere girişme anlamını taşır. 'Hesap bilmez kazan deler' atasözü de masraflarını, gelir-gider dengesini bilmeyenin sonunda büyük zarara uğrayacağını; yani ekonomik planlama yapmamanın getireceği felaketi anlatır. Her iki atasözü de kişinin maddi imkânları dahilinde hareket etmesi gerektiği mesajını verir. A seçeneği küçük birikimlerin büyük sonuçlar doğurduğunu, C seçeneği tasarrufun önemini (zor gün için para biriktirmeyi), E seçeneği ise borç-alacak ilişkisindeki gerginliği anlatır. Bu nedenle en yakın anlam B'dedir.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, parantez içinde verilen anlamıyla örtüşmemektedir?
- A) Yıllarca birlikte çalıştıkları hâlde bu ihanet onu <u>yıldırım çarpmışa döndürdü</u>. (şaşkına çevirdi)
- B) Küçük bir hata yüzünden yöneticinin <u>gözünden düştü</u>. (güvenini ve sevgisini yitirdi)
- C) Sınavdan önce bütün notlarını <u>bir çırpıda</u> gözden geçirdi. (uzun sürede) ✓
- D) Müdür, projeyi beğenmeyince eleştirilerini <u>dört bir yana</u> saçtı. (her tarafa)
- E) Söz verdiği hâlde toplantıya gelmeyince arkadaşları <u>ağzını aramaya</u> başladı. (gerçek düşüncesini öğrenmeye çalıştı)
'Bir çırpıda' deyimi, bir şeyi çok kısa sürede, kolayca, hızla yapmak anlamına gelir. D seçeneğinde ise bu deyim 'uzun sürede' anlamıyla eşleştirilmiştir ki bu, deyimin gerçek anlamının tam tersidir. Diğer seçeneklerde deyimler anlamlarıyla doğru biçimde örtüşmektedir: A'da 'dört bir yana saçmak' her tarafa yaymak, B'de 'yıldırım çarpmışa dönmek' şaşkına gelmek, C'de 'gözden düşmek' itibar yitirmek, E'de 'ağzını aramak' gerçek niyetini anlamaya çalışmak anlamındadır.
19. "Uzun tartışmaların ardından taraflar anlaşmaya vardı; ancak bu uzlaşmanın kalıcı olmayacağı belliydi." cümlesindeki durumu en iyi anlatan atasözü hangisidir?
- A) Horozun ötmesiyle sabah olmaz.
- B) Kavak yelleri esmeden kavaklar sallanmaz.
- C) Güneş balçıkla sıvanmaz. ✓
- D) Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
- E) Dost başa, düşman ayağa bakar.
Cümlede, görünürde bir uzlaşma sağlanmış ama bu uzlaşmanın gerçekçi ve kalıcı olmadığı vurgulanmaktadır; yani gerçek bir sorun geçici önlemlerle örtbas edilmeye çalışılmaktadır. 'Güneş balçıkla sıvanmaz' atasözü, büyük gerçeklerin, açık gerçeklerin geçici ve yetersiz önlemlerle örtülemeyeceğini ifade eder. Bu, cümledeki anlama tam olarak karşılık gelmektedir. B seçeneği 'Horozun ötmesiyle sabah olmaz' tek bir kişinin veya etkenin bir sonuç yaratamayacağını anlatır. C seçeneği hem anlam hem bağlam açısından en uygun yanıttır.
20. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde birlikte kullanılan iki deyim arasında anlam ilişkisi yoktur?
- A) 'Yüzü kızarmak' ve 'mahcup olmak' aynı duyguyu ifade eden deyim ve sözdür.
- B) 'Gözü açık olmak' ve 'gözü kara olmak' aynı anlamı pekiştiren eş anlamlı deyimlerdir. ✓
- C) 'El atmak' ve 'el çekmek' biri başlamayı, diğeri bırakmayı anlatan zıt deyimlerdir.
- D) 'Ağzından baklayı çıkarmak' ve 'içini dökmek' yakın anlamlı deyimlerdir.
- E) 'Kulak vermek' ve 'kulak asmamak' zıt anlamlı deyimlerdir.
'Gözü açık olmak' deyimi tedbirli, uyanık ve dikkatli olmak anlamına gelirken 'gözü kara olmak' deyimi gözü pek, pervasız, sonucu düşünmeden harekete geçen anlamına gelir. Bu iki deyim eş anlamlı değil, aksine farklı hatta zıt nitelikler ifade etmektedir. Diğer seçenekler doğrudur: A'da 'kulak vermek' (dinlemek) ile 'kulak asmamak' (önemsememek) zıt anlamlıdır; B'de her iki deyim de gizli olanı açıklamayı anlatır; C'de yüzü kızarmak ile mahcup olmak benzer duyguları karşılar; D'de el atmak (işe başlamak) ile el çekmek (bırakmak) zıt anlamlıdır.
21. "Herkese iyi görünmeye çalışan biri, sonunda hiç kimsenin güvenini kazanamaz." cümlesindeki anlama en uygun atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
- B) Bir elde iki karpuz tutulmaz.
- C) Mum dibine ışık vermez.
- D) Herkese yâr olan, hiç kimseye yar olamaz. ✓
- E) İki cambaz bir ipte oynamaz.
'Herkese yâr olan, hiç kimseye yar olamaz' atasözü, herkesle iyi geçinmeye, herkesi memnun etmeye çalışan kişinin sonunda gerçek anlamda hiç kimsenin dostu olamayacağını ifade eder. Bu, sorudaki cümlenin anlamıyla birebir örtüşmektedir. A seçeneği 'İki cambaz bir ipte oynamaz' iki güçlü kişinin aynı alanda rekabet edemeyeceğini anlatır. C seçeneği 'Bir elde iki karpuz tutulmaz' iki büyük işi aynı anda yürütmenin zorluğunu ifade eder. Her iki çeldirici seçenek de 'iki şeyi birden yapmanın güçlüğü' temasıyla soruyla benzerlik kurabilir; ancak sorudaki vurgu güven kazanamamak üzerinedir ve B en doğru karşılıktır.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Toplantıda söz alarak taşı gediğine koydu.
- B) O haberi duyunca içi sıkıştı.
- C) Arkadaşının başarısını görünce gözleri parladı.
- D) Saatlerce konuşmaktan ağzı köpürdü.
- E) Küçük çocuk bahçede koşarken ayağı kaydı ve düştü. ✓
D seçeneğinde 'ayağı kaydı' ifadesi gerçek anlamıyla, yani çocuğun fiziksel olarak kayıp düşmesi anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise deyimler mecaz anlamlarıyla kullanılmıştır: A'da 'ağzı köpürmek' aşırı konuşmak/öfkelenmek, B'de 'içi sıkışmak' sıkıntıya girmek, C'de 'gözleri parlamak' heyecanlanmak/sevinmek, E'de 'taşı gediğine koymak' yerinde ve doğru söz söylemek anlamında mecazi olarak kullanılmıştır. Türkçede deyimlerin gerçek mi mecaz mı anlamda kullanıldığını ayırt etmek, bu soru tipinin temel becerisidir.
23. 'Köprüyü geçene kadar ayıya dayı de' atasözü aşağıdaki durumların hangisine uygulanamaz?
- A) Bir işadamının, anlaşma tamamlanana dek zor müşteriyle iyi ilişkiler sürdürmesi.
- B) Öğrencinin, mezun olana dek sevmediği hocasıyla iyi geçinmesi.
- C) Çalışanın, emekli olana kadar rahatsız olduğu iş ortamına katlanması.
- D) Birinin, güçlükten kurtulmak için gerçek düşüncelerini başından beri açıkça söylemesi. ✓
- E) Bir kişinin, zor dönem geçtikten sonra gerçek düşüncelerini açıklaması.
'Köprüyü geçene kadar ayıya dayı de' atasözü, içinde bulunulan zor durumu, tehlikeyi ya da bağımlılığı aşana dek gerçek düşüncelerini gizleyerek geçici bir uzlaşı sağlamak gerekebileceğini anlatır; yani geçici bir çıkar gözeterek hoş görünme davranışını meşrulaştırır. D seçeneğinde ise kişi zor dönemden kurtulmak için gerçek düşüncelerini 'başından beri açıkça söyler'; bu durum atasözünün tam tersine örtüşür çünkü atasözü gerçeği söylemeyi değil, geçici olarak gizlemeyi öğütler. Diğer seçeneklerin tamamı atasözünün anlattığı durumla uyumludur.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'el vermek' deyimi diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?
- A) Maddi imkânlar el vermediğinden o okula gidemedi.
- B) Hava el vermeyince dışarı çıkamadı.
- C) Ustası ona el verince kendi başına çalışmaya başladı. ✓
- D) Durum el vermediği için projeyi hayata geçiremedi.
- E) Koşullar el verirse bu yaz tatile çıkacağız.
B, C, D ve E seçeneklerinde 'el vermek' deyimi 'imkân tanımak, müsaade etmek, uygun olmak' anlamında kullanılmıştır. A seçeneğinde ise 'el vermek' deyimi farklı bir anlamda; yani bir ustanın çırağını yeterince yetiştirdikten sonra onu serbest bırakması, mesleğe kabul etmesi anlamında kullanılmıştır. Bu, aynı deyimin bağlama göre farklı anlamlar kazanabileceğini gösteren, anlam ayrımı üzerine kurulmuş klasik bir KPSS soru tipidir.
25. "Bir toplumda farklı görüşlerin bir arada bulunması, o toplumun zenginliğidir." cümlesinin anlamını destekleyen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Taşıma su ile değirmen dönmez.
- B) İt ürür, kervan yürür.
- C) Renkli bahçenin gülü çok olur. ✓
- D) Körle yatan şaşı kalkar.
- E) Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
'Renkli bahçenin gülü çok olur' atasözü, çeşitliliğin ve farklılıkların bir zenginlik unsuru olduğunu, farklı unsurların bir arada bulunmasının güzelliği artırdığını ifade eder. Bu, sorudaki cümlenin anlamıyla doğrudan örtüşür. A seçeneği 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var' birlik ve beraberliğin gücünü anlatır; bu da çeldirici olabilir çünkü 'bir arada bulunma' temasını çağrıştırır. Ancak bu atasözü çeşitlilikten değil, ortak hareket etmenin gücünden söz etmektedir. Sorudaki anahtar kavram 'farklı görüşler = zenginlik' olduğundan B en uygun yanıttır.