TURKCE - sozcukte anlam (Bölüm 5)
TURKCE - sozcukte anlam (Bölüm 5)
Aşağıdaki cümle çiftlerinin hangisinde altı çizili sözcükler, birinde 'yan anlam' diğerinde ise 'mecaz anlam' taşımaktadır? (Yan anlam: sözcüğün temel anlamıyla somut bağlantısını koruyarak kazandığı ikincil anlam; Mecaz anlam: temel anlamla somut bağlantısı koparak yeni bir kavramı karşılaması)
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümle çiftlerinin hangisinde altı çizili sözcükler, birinde 'yan anlam' diğerinde ise 'mecaz anlam' taşımaktadır? (Yan anlam: sözcüğün temel anlamıyla somut bağlantısını koruyarak kazandığı ikincil anlam; Mecaz anlam: temel anlamla somut bağlantısı koparak yeni bir kavramı karşılaması)
- A) Bıçağın _sırtı_ körleşmiş. / Bu işin _sırtını_ dayadı duvara.
- B) Şişenin _ağzı_ açık kalmış. / Komşunun _ağzı_ kalabalık. ✓
- C) Dağın _başı_ karlıydı. / O toplantının _başı_ çok konuştu.
- D) Masanın _bacağı_ gevşedi. / Projenin _bacağı_ sağlam değil.
- E) Sandalyenin _kolu_ kırılmış. / Ona bir _kol_ uzatabilir misin?
Yan anlam, temel anlamla somut benzerlik ya da işlevsel ilgi yoluyla gelişen ikincil anlamdır. Mecaz anlam ise temel anlamla bağlantı tamamen kopmuş, soyut bir kavramı karşılayan anlamdır. C'de 'şişenin ağzı': Şişenin üst açıklık kısmı, insan ağzının işleviyle (açıklık, giriş-çıkış) benzerlik kurularak adlandırılmış → yan anlam (somut, biçimsel benzerlik devam ediyor). 'Ağzı kalabalık': 'Çok konuşan, gevezelik eden' anlamı tamamen soyut/davranışsal olup ağız organıyla yalnızca zayıf bir çağrışım ilgisi kalmıştır → mecaz anlam. A'da 'dağın başı' da 'toplantının başı (lideri)' da açıkça yan/mecaz ayrımındadır; ancak 'toplantının başı'nın lider anlamı da bir tür yan anlam sayılabilir. C, bu ayrımı en belirgin biçimde örnekleyen çifttir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kesmek' fiili 'bir şeyin devamını, işleyişini durdurmak' anlamında kullanılmıştır?
- A) Bakkala olan borcumu bir an önce keseyim.
- B) Elektrikler sabahtan beri kesildi. ✓
- C) Terzi kumaşı ölçüye göre kesti.
- D) Çocuk parmağını makasla kesti.
- E) Kasap, eti ince ince kesti.
'Elektrikler sabahtan beri kesildi' cümlesinde 'kesmek' fiili bir hizmetin, akışın durması anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde 'kesmek' fiili fiziksel olarak bir şeyi bölmek ya da parayı ödemek anlamlarında kullanılmıştır.
3. Aşağıdaki sözcüklerden hangisi hem ad hem de sıfat olarak kullanılmaya elverişlidir?
- A) sarı ✓
- B) yavaşça
- C) çabucak
- D) koşmak
- E) güzellik
'Sarı' sözcüğü 'Sarı bir araba aldı' cümlesinde sıfat, 'Sarı benim en sevdiğim renktir' cümlesinde ise ad olarak kullanılabilir. Diğer seçeneklerdeki sözcükler yalnızca tek bir sözcük türü olarak işlev görür.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'çıkmak' fiili 'bir yerden ayrılmak' anlamında kullanılmamıştır?
- A) Toplantıdan sıkılarak çıktım.
- B) Sınav sonuçları bugün çıktı. ✓
- C) Sabah erkenden evden çıktı.
- D) İşten erken çıkıp çocuğunu karşıladı.
- E) Tünelden geçtikten sonra ışığa çıktık.
'Sınav sonuçları bugün çıktı' cümlesinde 'çıkmak' fiili 'bir yerden ayrılmak' değil, 'açıklanmak, ortaya çıkmak' anlamında kullanılmıştır. Diğer cümlelerde ise bir yerden ayrılma, uzaklaşma anlamı söz konusudur.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir 'deyim' kullanılmıştır?
- A) Sabahleyin erken kalktı.
- B) Arkadaşım dün bana yardım etti.
- C) Marketten ekmek aldı.
- D) Ders çalışmaktan çok yoruldu.
- E) O konuşunca herkes kulak kesildi. ✓
'Kulak kesilmek' ifadesi, 'dikkatlice dinlemek' anlamında kullanılan bir deyimdir. Deyimler, sözcüklerin bir araya gelerek gerçek anlamlarının dışında yeni bir anlam oluşturduğu kalıplaşmış ifadelerdir. Diğer seçeneklerde böyle bir kalıplaşmış ifade yoktur.
6. Aşağıdaki sözcüklerin hangisi 'eş anlamlısı (anlamdaşı)' ile birlikte verilmemiştir?
- A) özgür – hür
- B) yurt – vatan
- C) yargıç – hâkim
- D) mektup –ektup
- E) doğru – yanlış ✓
'Doğru' ve 'yanlış' sözcükleri eş anlamlı değil, zıt anlamlıdır. Eş anlamlılık, farklı sözcüklerin aynı ya da çok yakın anlamı taşıması demektir. Diğer seçeneklerdeki çiftler gerçek eş anlamlılara örnektir.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük 'dolaylı anlatım (yan anlam)' taşımaktadır?
- A) Bu konu benim <u>başımı</u> çok ağrıttı. ✓
- B) Çocuk top <u>oynadı</u>.
- C) Masa <u>ahşap</u> malzemeden yapılmıştır.
- D) Kapıyı <u>kapat</u> lütfen.
- E) Dün <u>yağmur</u> yağdı.
'Başımı ağrıttı' ifadesinde 'baş' sözcüğü gerçek organı değil, 'beni çok yordu, bana sorun çıkardı' anlamını taşıdığından yan anlam (mecaz anlam) taşımaktadır. Diğer seçeneklerdeki altı çizili sözcükler gerçek anlamlarında kullanılmıştır.
8. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi 'sabırlı ve kararlı çalışmanın başarıya ulaştıracağını' anlatmaktadır?
- A) Üzüm üzüme baka baka kararır.
- B) Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
- C) Damlaya damlaya göl olur. ✓
- D) İt ürür kervan yürür.
- E) Taşıma su ile değirmen dönmez.
'Damlaya damlaya göl olur' atasözü, küçük küçük çabaların zamanla büyük sonuçlar doğuracağını, yani sabır ve kararlılıkla çalışmanın başarıya götüreceğini anlatır. Diğer seçenekler farklı anlamlara gelmektedir.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ad aktarması (mecazımürsel)' sanatı yapılmıştır?
- A) Rüzgar esmeye başladı.
- B) Ankara bu konuda henüz bir açıklama yapmadı. ✓
- C) Kitabı dikkatlice okudu.
- D) Gözleri yıldız gibi parlıyordu.
- E) Zaman çabuk geçti.
'Ankara bu konuda henüz açıklama yapmadı' cümlesinde 'Ankara' sözcüğüyle şehrin kendisi değil, orada bulunan hükümet ya da yetkililer kastedilmektedir. Bir şeyin adı yerine onunla ilgili başka bir sözcük kullanılması 'ad aktarması (mecazımürsel)' sanatının göstergesidir.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'geçmek' sözcüğü 'bir sınavı ya da engeli başarıyla aşmak' anlamında kullanılmıştır?
- A) Sınıfı geçince bize haber ver. ✓
- B) Yanımdan sessizce geçip gitti.
- C) Tren, köprüden hızla geçti.
- D) Orman içinden geçen yolu bulduk.
- E) Yıllar çabuk geçiyor.
'Sınıfı geçmek' ifadesinde 'geçmek' sözcüğü 'bir engeli ya da sınavı başarıyla aşmak' anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde 'geçmek' sözcüğü fiziksel bir hareketi, yer değiştirmeyi ya da zamanın akışını ifade etmektedir.
11. 'Uzun vadeli planlar yapmak yerine günü kurtarmayı tercih etti.' cümlesindeki altı çizili sözün anlamı aşağıdakilerden hangisiyle karşılanabilir?
- A) Günlük rutinlere sadık kalmayı
- B) O günün sorumluluklarını yerine getirmeyi
- C) Gününü verimli şekilde değerlendirmeyi
- D) Geçici çözümlerle o anı atlatmayı ✓
- E) Bugünkü işleri yarına bırakmayı
'Günü kurtarmak' deyimi, kalıcı ve gerçek bir çözüm üretmeksizin içinde bulunulan sorunu geçici bir yolla savuşturmak anlamını taşır. Bu anlam en doğru biçimde B seçeneğiyle karşılanmaktadır. A seçeneği 'sorumluluk yerine getirmek', C seçeneği 'verimli olmak', D seçeneği 'rutine bağlılık', E seçeneği ise 'erteleme' anlamlarını çağrıştırır; bunların hiçbiri deyimin gerçek anlamıyla örtüşmez.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük yanlış anlamda kullanılmıştır?
- A) Avukat, mahkemeye kapsamlı bir muhtıra sundu.
- B) Yeni yönetim, eski borçların tamamını teberru etti. ✓
- C) Müdür, toplantıda alınan kararları şerh düşerek imzaladı.
- D) Sözleşmenin feshi için ibraname imzalanması gerekir.
- E) Savcı, delilleri bizzat tahkik etti.
'Teberru' sözcüğü 'bağışlamak, hayır amacıyla bir şey vermek' anlamına gelir; borç ödemek ya da silmek anlamı taşımaz. Bu bağlamda 'eski borçların teberru edilmesi' ifadesi anlam bakımından hatalıdır; doğrusu 'ibra etmek' ya da 'terkin etmek' olmalıydı. Diğer seçeneklerde: şerh düşmek (açıklama notu eklemek), muhtıra (resmi bildirim belgesi), tahkik etmek (soruşturmak), ibraname (sorumluluktan kurtaran belge) doğru anlamlarıyla kullanılmıştır.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ağır' sözcüğü 'önemli, değerli' anlamında kullanılmıştır?
- A) Hasta gece ağır bir kriz geçirdi.
- B) Bu bavul oldukça ağır, taşıyamam.
- C) Toplumda ağır bir yere sahip olan bilim insanı konuştu. ✓
- D) Müzik o kadar ağır çalıyordu ki konsantre olamadım.
- E) Sözleri çok ağır kaçtı, özür dilemeliydi.
C seçeneğinde 'ağır bir yere sahip olmak' ifadesi 'saygın, değerli, önemli bir konuma sahip olmak' anlamını taşımaktadır. A seçeneğinde fiziksel ağırlık, B seçeneğinde 'sert, kırıcı' anlamı, D seçeneğinde 'şiddetli', E seçeneğinde 'gürültülü/yüksek sesli' anlamları söz konusudur. Sözcüğün çok anlamlılığını kavrayabilmek için bağlam dikkatle değerlendirilmelidir.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir 'dolaylı anlam aktarması (kinaye)' söz konusudur?
- A) Bu soru benim için ceviz kabuğunu doldurmaz.
- B) Elleri bomboş döndü toplantıdan. ✓
- C) Adam o kadar çok konuştu ki ağzından köpük geldi.
- D) Uzun yıllar bu köyde yaşadı, artık toprağa karıştı.
- E) Annesinin gözlerinde dünyaydı o çocuk.
Kinaye, bir ifadenin hem gerçek hem de mecaz anlamını aynı anda barındırması ve kastın mecaz anlamda olmasıdır. 'Elleri bomboş döndü' ifadesi gerçek anlamıyla (ellerin boş olması) ve mecaz anlamıyla (hiçbir kazanım ya da sonuç elde edememek) birlikte düşünülebilir; ancak kastedilen mecaz anlamdır. A seçeneğinde 'toprağa karışmak' ölüm anlamında deyim, B seçeneğinde abartma (mübalağa), D seçeneğinde istiare, E seçeneğinde ise deyim kullanılmıştır.
15. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin anlam özellikleri incelendiğinde hangisi diğerlerinden farklıdır?
- A) Sesi titreyerek konuşmaya devam etti.
- B) Yüzü asıktı bütün gün.
- C) Gözlerinde tuhaf bir ışık vardı.
- D) Soğuk bir bakışla kapıyı kapattı.
- E) Elindeki kâğıdı masaya bıraktı. ✓
A, B, C ve D seçeneklerindeki altı çizili sözcükler (ışık, titremek, soğuk, asık) duygu veya ruh hâlini dolaylı biçimde ifade eden, yan anlam ya da mecaz anlam taşıyan kullanımlardır. E seçeneğinde ise 'elindeki kâğıdı masaya bıraktı' ifadesindeki sözcükler tamamen somut, gerçek ve temel anlamda kullanılmıştır; herhangi bir mecaz ya da yan anlam içermez. Bu nedenle E, anlam özelliği bakımından diğerlerinden ayrılmaktadır.
16. 'Yazarın ilk eserinde henüz ham olan üslubu, ilerleyen yıllarda olgunlaşmış ve kendine özgü bir derinlik kazanmıştır.' cümlesinde 'ham' sözcüğü ne anlama gelmektedir?
- A) Kaba, görgüsüz
- B) İşlenmemiş, doğal hâlde
- C) Pişmemiş, çiğ
- D) Gelişmemiş, yeterince biçimlenmemiş ✓
- E) Yetersiz, eksik bilgili
Bu cümlede 'ham' sözcüğü bir yazarın üslubuna yönelik kullanılmıştır. Üslup bağlamında 'ham' sözcüğü, henüz olgunlaşmamış, biçimsel ve içeriksel açıdan tam anlamıyla gelişmemiş anlamı taşır. A seçeneği gıda bağlamındaki temel anlam, B seçeneği hammadde bağlamındaki kullanım, D seçeneği kişilik bağlamındaki anlam, E seçeneği ise bilgi yetersizliğine vurgu yapar. Cümlenin bağlamı ve 'olgunlaşmış' sözcüğüyle kurulan karşıtlık, C seçeneğinin doğru olduğunu göstermektedir.
17. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde sözcük, gerçek anlamı dışında kullanılmamıştır?
- A) Fırtına şehrin üstüne çöktü, her yer karanlığa büründü.
- B) Bu söz onun kalbine ok gibi saplandı.
- C) Küçük çocuğun masumiyeti herkesi eritti.
- D) Sabahın erken saatlerinde kar yağmaya başladı. ✓
- E) Haberler onu yıkmış, günlerce kendine gelememiş.
B seçeneğindeki 'sabahın erken saatlerinde kar yağmaya başladı' cümlesinde tüm sözcükler gerçek ve temel anlamlarında kullanılmıştır; herhangi bir mecaz, deyim ya da yan anlam söz konusu değildir. A seçeneğinde 'eritmek' (duygusal etkilemek), C seçeneğinde 'ok gibi saplanmak' (benzetme yoluyla mecaz), D seçeneğinde 'yıkmak' ve 'kendine gelememek' (mecaz/deyim), E seçeneğinde 'çökmek' ve 'bürünmek' (kişileştirme/mecaz) anlam aktarmaları kullanılmıştır.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'baş' sözcüğü eş sesli (sesteş) değil, çok anlamlı kullanılmıştır?
- A) Bu işin başı oldukça karmaşıktır.
- B) Nehrin başı ormanlık bölgede bulunuyor.
- C) Musluğun başı arızalı, su gelmiyor.
- D) Toplantının başında söz almak istedi.
- E) Saçlarını taramadan başı dağınık geziyordu. ✓
Çok anlamlılıkta sözcükler arasında anlam ilişkisi (benzerlik, yakınlık) bulunurken eş seslilikte iki farklı sözcük yalnızca yazılış ve okunuş bakımından aynıdır, anlam bağı yoktur. A seçeneğinde 'toplantının başı' (başlangıç), B seçeneğinde 'nehrin başı' (kaynağı), D seçeneğinde 'işin başı' (özü, en önemli kısmı) temel anlamdan uzaklaşmış ama ilişkili yan anlamlar taşır; bunlar çok anlamlılık kapsamında değerlendirilebilir. C seçeneğinde ise 'baş' insan bedeninin baş kısmı anlamında, yani temel anlamında kullanılmıştır ve anlam aktarması yoktur. E seçeneğinde 'musluğun başı' ise musluk mekanizmasının bir parçasını ifade eder; bu kullanım temel anlamla benzerlik ilgisi taşımayan eş seslilik örneğidir.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasındaki anlam ilişkisi, diğer cümlelerdekinden farklı bir türdedir?
- A) Neşeli müzik, kasvetli ortamı biraz olsun canlandırdı.
- B) Küçük bir çocuğa bu kadar ağır sorumluluk yüklenmez.
- C) Bu kadar sıcak havada buz gibi su içmek harika.
- D) Genç yaşta ihtiyar bir adam gibi konuşuyordu.
- E) Karanlık odada tek bir ışık noktası parlıyordu. ✓
A, B, C ve E seçeneklerinde zıt anlamlı sözcük çiftleri bir arada kullanılmıştır: sıcak/buz gibi (soğuk), küçük/ağır (büyük sorumluluk bağlamında zıtlık), genç/ihtiyar, neşeli/kasvetli. Bu cümlelerde anlam karşıtlığı (tezat) ilişkisi egemendir. D seçeneğinde ise 'karanlık' ve 'ışık' sözcükleri arasında her ne kadar zıtlık olsa da bu cümlede asıl kurulan ilişki bir bütün-parça ve bağlam ilişkisidir; 'tek bir ışık noktası' ifadesi, karanlığın içindeki istisnayı vurgulayan niteleyici bir kullanımdır ve diğer seçeneklerdeki gibi doğrudan eş yapılı tezat değil, niteleyici bir karşıtlık içermektedir.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, diğerlerinden farklı bir anlam özelliği taşımaktadır? A) Adamın sözleri beni derinden <u>sarstı</u>. B) Deprem, binaları şiddetle <u>sarstı</u>. C) Skandal, şirketin itibarını <u>sarstı</u>. D) Hastalık, onun sağlığını ciddi biçimde <u>sarstı</u>. E) Kaybettiği dava, avukatın özgüvenini <u>sarstı</u>.
- A) Hastalık, onun sağlığını ciddi biçimde sarstı.
- B) Skandal, şirketin itibarını sarstı.
- C) Adamın sözleri beni derinden sarstı.
- D) Deprem, binaları şiddetle sarstı. ✓
- E) Kaybettiği dava, avukatın özgüvenini sarstı.
'Sarsmak' fiili B seçeneğinde somut/gerçek anlamıyla (fiziksel titretme) kullanılmıştır. Diğer seçeneklerin tamamında ise sözcük, soyut bir etkiyi ifade eden mecaz anlamıyla kullanılmıştır. KPSS'de bu tür sorular, sözcüğün gerçek-mecaz anlam ayrımını tek cümle üzerinden değil, karşılaştırmalı olarak ölçer.
21. "Kırık" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem nesnel hem de öznel yargı içeren bir anlam taşımaktadır? A) Çocuğun kırık sesi, salonun sessizliğini bozdu. B) Müzisyen, kırık bir melodiyle sahneye çıktı. C) Kırık fiyatlarla satılan ürünler kapışıldı. D) Adam, kırık Türkçesiyle kendini ifade etmeye çalıştı. E) Yaşlı kadının kırık gözleri her şeyi anlatıyordu.
- A) Çocuğun kırık sesi, salonun sessizliğini bozdu.
- B) Kırık fiyatlarla satılan ürünler kapışıldı.
- C) Adam, kırık Türkçesiyle kendini ifade etmeye çalıştı.
- D) Müzisyen, kırık bir melodiyle sahneye çıktı.
- E) Yaşlı kadının kırık gözleri her şeyi anlatıyordu. ✓
E seçeneğinde 'kırık gözler' ifadesi hem gözlerin fiziksel durumuna (donuk, cansız görünüşüne) ilişkin nesnel bir gözlemi hem de kişinin ruhsal çöküntüsüne dair öznel bir yorumu aynı anda barındırmaktadır. Diğer seçeneklerde 'kırık' ya tamamen mecaz (A, E hariç), ya deyimleşmiş (C), ya da aktarmalı (D) bir anlam taşır; bu karmaşık çift katmanlı yapıyı yalnızca E sergiler.
22. Aşağıdaki dizelerde geçen altı çizili sözcüklerin anlam özellikleri incelendiğinde hangisinde "soyutlaştırma" yoluyla oluşmuş bir anlam genişlemesi söz konusudur? A) Söz, <u>ağır</u> bir yük gibi omuzlarımda durdu. B) Yıllar, <u>aktı</u> gitti durduramadım. C) Umutlarım, <u>soldu</u> geçen kışla birlikte. D) Sessizlik, odayı bir <u>battaniye</u> gibi sardı. E) Kalbim, hep aynı <u>kanalda</u> kaldı.
- A) Yıllar, aktı gitti durduramadım.
- B) Sessizlik, odayı bir battaniye gibi sardı.
- C) Kalbim, hep aynı kanalda kaldı.
- D) Umutlarım, soldu geçen kışla birlikte. ✓
- E) Söz, ağır bir yük gibi omuzlarımda durdu.
'Solmak' fiili özünde somut bir süreç ifade eder: rengin, çiçeğin canlılığını yitirmesi. C seçeneğinde ise bu somut anlam 'umut' gibi soyut bir kavrama aktarılarak genişletilmiştir. Bu, somuttan soyuta geçişle oluşan anlam genişlemesidir. A'da benzetme (teşbih), B'de zaman için kullanılan kalıplaşmış mecaz, D'de istiare, E'de deyimleşmiş kullanım söz konusudur; yalnızca C'de sistematik soyutlaştırma yoluyla anlam genişlemesi gerçekleşmiştir.
23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasındaki anlam ilişkisi, diğerlerinden farklı bir mantıksal bağa dayanmaktadır? A) Doktor, hastanın nabzını tuttu; durumun ciddiyetini hemen anladı. B) Mühendis, projenin nabzını tutuyordu; her gelişmeden haberdardı. C) Gazeteci, sokağın nabzını tutarak haberini yazdı. D) Yönetici, çalışanların nabzını tutmadan karar verdi. E) Analist, piyasanın nabzını tutarak yatırım tavsiyesinde bulundu.
- A) Doktor, hastanın nabzını tuttu; durumun ciddiyetini hemen anladı. ✓
- B) Yönetici, çalışanların nabzını tutmadan karar verdi.
- C) Mühendis, projenin nabzını tutuyordu; her gelişmeden haberdardı.
- D) Analist, piyasanın nabzını tutarak yatırım tavsiyesinde bulundu.
- E) Gazeteci, sokağın nabzını tutarak haberini yazdı.
A seçeneğinde 'nabzını tuttu' deyimi gerçek/somut anlamında kullanılmıştır; doktor gerçekten fiziksel olarak nabız ölçmektedir ve bu eylem ardından gelen anlama zemin hazırlar. B, C, D ve E'de ise 'nabzını tutmak' tamamen deyim anlamıyla (bir şeyin durumunu, gidişatını takip etmek) kullanılmıştır. Dolayısıyla A'daki anlam ilişkisi somut→somut iken diğerleri mecaz anlam taşır.
24. "Taşımak" fiilinin anlam özelliği bakımından aşağıdaki cümlelerin hangisi ötekilerden ayrılmaktadır? A) Bu karar, ülke için büyük riskler taşıyordu. B) Gözleri, yıllarca bastırılmış bir öfkeyi taşıyordu. C) Üstlendiği rol, derin bir trajedi taşıyordu. D) Hamal, yüklü çuvalları sırtında taşıdı. E) Şiir, Anadolu'nun acısını yüzyıllar boyu taşımıştır.
- A) Şiir, Anadolu'nun acısını yüzyıllar boyu taşımıştır.
- B) Bu karar, ülke için büyük riskler taşıyordu.
- C) Üstlendiği rol, derin bir trajedi taşıyordu.
- D) Hamal, yüklü çuvalları sırtında taşıdı. ✓
- E) Gözleri, yıllarca bastırılmış bir öfkeyi taşıyordu.
D seçeneğinde 'taşımak' fiili somut/temel anlamıyla kullanılmaktadır: fiziksel bir yükü bir yerden başka yere götürmek. A, B, C ve E seçeneklerinde ise 'taşımak' fiili soyut kavramlarla birlikte kullanılmış ve 'barındırmak, içinde bulundurmak' anlamına gelen mecaz değer kazanmıştır. Bu ayrım, temel anlam ile yan/mecaz anlam arasındaki farkı ölçmektedir.
25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, "ad aktarması (mecazı mürsel)" yoluyla kullanılmıştır? A) Koca <u>yürek</u>, küçük bir çocukta saklıydı. B) <u>Beşik</u>, bu milletin en eski destanını bilir. C) Onun <u>dili</u>, bal gibi tatlıydı. D) Hayat, insanı <u>eziyor</u> bazen. E) Gözlerin, benim için aydınlık bir <u>pencere</u>ydi.
- A) Hayat, insanı eziyor bazen.
- B) Gözlerin, benim için aydınlık bir pencereydi.
- C) Beşik, bu milletin en eski destanını bilir. ✓
- D) Onun dili, bal gibi tatlıydı.
- E) Koca yürek, küçük bir çocukta saklıydı.
B seçeneğinde 'beşik' sözcüğü ad aktarması (mecazımürsel) yoluyla kullanılmıştır: beşik, 'çocukluk/ilk dönem/doğum yeri' kavramının yerine geçmiştir. Burada benzetme ilgisi değil, yakınlık/parça-bütün ya da sembol ilgisi söz konusudur. A'da 'yürek' niteleme aktarması (cesaret yerine), C'de benzetmeye dayalı mecaz, D'de kişileştirme, E'de istiare (benzetme temelli mecaz) vardır. Yalnızca B'de sözcük, doğrudan benzetme olmaksızın ilgi yoluyla başka bir kavramın yerine kullanılmıştır.