menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - sozcukte anlam (Bölüm 6)

TURKCE - sozcukte anlam (Bölüm 6)

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasında "çok anlamlılık" değil, "eş seslilik (sesteşlik)" ilişkisi bulunmaktadır? A) Gözünü budaktan sakınmayan biri olduğu için bu işi o yapmalıydı — budak, ağacın en sert yeriydi zaten. B) Çocuğun al yanakları herkesi büyüledi — kırmızı her zaman masumiyet taşır. C) Yaz aylarında buraya gelir, dağ havasını yazar gibi solurdu. D) Geçen yıl bu yoldan geçtim; yol bana eski günleri anlattı. E) Kara haber sabah geldi; kara kış da ardından bastırdı.

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasında "çok anlamlılık" değil, "eş seslilik (sesteşlik)" ilişkisi bulunmaktadır? A) Gözünü budaktan sakınmayan biri olduğu için bu işi o yapmalıydı — budak, ağacın en sert yeriydi zaten. B) Çocuğun al yanakları herkesi büyüledi — kırmızı her zaman masumiyet taşır. C) Yaz aylarında buraya gelir, dağ havasını yazar gibi solurdu. D) Geçen yıl bu yoldan geçtim; yol bana eski günleri anlattı. E) Kara haber sabah geldi; kara kış da ardından bastırdı.

    • A) Yaz aylarında buraya gelir, dağ havasını yazar gibi solurdu.
    • B) Geçen yıl bu yoldan geçtim; yol bana eski günleri anlattı.
    • C) Gözünü budaktan sakınmayan biri olduğu için bu işi o yapmalıydı — budak, ağacın en sert yeriydi zaten.
    • D) Çocuğun al yanakları herkesi büyüledi — kırmızı her zaman masumiyet taşır.
    • E) Kara haber sabah geldi; kara kış da ardından bastırdı.

    C seçeneğinde 'yaz' (mevsim) ve 'yazar' (bir şey yazmak eyleminin geniş zaman çekimi) sözcükleri aynı ses öbeğini paylaşır ancak köken ve anlam bakımından tamamen farklıdır; bu sesteşliktir (homofoni). A'da 'budak' deyim içinde ve gerçek anlamıyla kullanılmış olup iki anlam aynı köke dayanır (çok anlamlılık). B'de 'al' renk adıdır, eş seslilik yoktur. D'de 'yol' çok anlamlıdır. E'de 'kara' aynı sözcüğün farklı bağlamlarda kullanımıdır (kötü/siyah), bu da çok anlamlılıktır.

  2. 2. "Işık" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem somut hem soyut anlam katmanını eş zamanlı olarak taşımaktadır? A) Lambayı söndürünce odadaki ışık da söndü. B) Bilim, insanlığın ışığıdır. C) O çocuğun gözleri, evin ışığıydı. D) Işık hızı, saniyede yaklaşık 300.000 km'dir. E) Sabahın ilk ışığında yola çıktık; içimiz de aydınlanmıştı.

    • A) Sabahın ilk ışığında yola çıktık; içimiz de aydınlanmıştı.
    • B) O çocuğun gözleri, evin ışığıydı.
    • C) Bilim, insanlığın ışığıdır.
    • D) Lambayı söndürünce odadaki ışık da söndü.
    • E) Işık hızı, saniyede yaklaşık 300.000 km'dir.

    E seçeneğinde cümlenin ilk yarısında 'ışık' fiziksel/somut anlamıyla (sabahın ilk güneş ışığı) kullanılırken 'içimiz de aydınlanmıştı' ifadesiyle doğrudan soyut anlam katmanına geçilmekte ve iki katman çakışmaktadır. A ve D'de yalnızca somut/bilimsel anlam, B'de yalnızca soyut/mecaz anlam, C'de ise yalnızca mecaz anlam (istiare) söz konusudur. Yalnızca E, iki anlamı eş zamanlı barındıran cümle yapısına sahiptir.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, anlam daralması yoluyla özgün/genel anlamından uzaklaşarak özel bir anlam kazanmıştır? A) Uçak, pistlerden <u>kalktı</u>. B) Tüccar, malları <u>sattı</u>. C) Öğretmen, konuyu <u>geçti</u>. D) Doktor, hastayı <u>yatırdı</u>. E) Mühendis, projeyi <u>kapattı</u>.

    • A) Doktor, hastayı yatırdı.
    • B) Tüccar, malları sattı.
    • C) Uçak, pistlerden kalktı.
    • D) Öğretmen, konuyu geçti.
    • E) Mühendis, projeyi kapattı.

    'Yatırmak' fiili genel anlamda 'bir şeyi düşey konumdan yatay konuma getirmek' demektir. D seçeneğinde ise bu fiil, tıp dilinde yalnızca 'hastaneye kabul edip servis odasına almak' şeklinde özelleşmiş, yani anlam daralmasına uğramıştır. A'da 'kalkmak' havacılık terimi olmakla birlikte sözcük anlam genişlemesine uğramıştır (genel hareketten özel eyleme). B ve E'de sözcükler temel anlamlarındadır. C'de 'geçmek' bağlama bağlı bir anlam taşır ancak belirgin bir anlam daralması yoktur.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde söz sanatı ve sözcük anlam özelliği birlikte değerlendirildiğinde "kişileştirme (teşhis)" ile "soyut kavramın somutlaştırılması" aynı anda gerçekleşmektedir? A) Rüzgâr, yaprakları okşayarak geçti. B) Zaman, acımasız bir yargıç gibi herkesi yargılar. C) Sessizlik, odaya sessizce girdi ve yerleşti. D) Ölüm, kapımızı erken çaldı. E) Umut, son nefesine kadar savaştı.

    • A) Sessizlik, odaya sessizce girdi ve yerleşti.
    • B) Rüzgâr, yaprakları okşayarak geçti.
    • C) Zaman, acımasız bir yargıç gibi herkesi yargılar.
    • D) Ölüm, kapımızı erken çaldı.
    • E) Umut, son nefesine kadar savaştı.

    E seçeneğinde 'umut' soyut bir kavramdır. 'Son nefesine kadar savaştı' ifadesiyle bu soyut kavram hem kişileştirilmiş (insan gibi savaşıyor) hem de somutlaştırılmıştır (nefes alma eylemi, ölme gibi bedensel özellikler atfedilmiştir). A'da rüzgâr yarı-somut olduğundan tam soyutlaştırma yoktur. B'de kişileştirme vardır ancak benzetme sanatı öne çıkar. C'de kişileştirme var, soyuttan soyuta geçiş yapılmış somutlaştırma zayıftır. D'de 'ölüm' kişileştirilmiş ancak 'kapı çalmak' deyimleşmiş olduğundan özgün soyutlaştırma etkisi kısıtlıdır. Yalnızca E'de her iki özellik tam ve eş zamanlı gerçekleşmektedir.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'düşmek' fiili mecaz anlamda kullanılmıştır?

    • A) Merdivenden düşerek ayağını burktı.
    • B) Ağır yük taşıdığı için sırtından çantası düştü.
    • C) Çocuk koşarken yere düştü.
    • D) Kar sabahtan beri aralıksız düşüyor.
    • E) Bu iş bana düştü, başka çarem yok.

    'Bu iş bana düştü' cümlesinde 'düşmek' fiili 'nasip olmak, pay olarak çıkmak' anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde 'düşmek' fiili 'yukarıdan aşağıya inmek' anlamında gerçek/temel anlamda kullanılmıştır.

  6. 6. Aşağıdaki sözcüklerden hangisi hem nesne hem de sıfat olarak kullanılamaz?

    • A) Sivri
    • B) Tatlı
    • C) Acı
    • D) Sert
    • E) Soğuk

    'Sivri' sözcüğü 'sivri kalem' gibi sıfat olarak kullanılabilse de 'bir tabak sivri yedim' gibi nesne (yiyecek) anlamı taşımaz; yani nesne işlevi göremez. 'Tatlı', 'sert', 'soğuk', 'acı' sözcüklerinin hepsi hem sıfat hem de yiyecek/içecek anlamında nesne olarak kullanılabilir.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük yan anlamda kullanılmıştır? (Altı çizili sözcükler köşeli parantezle gösterilmiştir.)

    • A) Çocuğun [gözleri] bembeyazdı.
    • B) Masanın [ayağı] kırılmıştı.
    • C) Kışın [soğuk] havalar başladı.
    • D) Irmak [hızla] akıyordu.
    • E) Adam [uzun] boyluyla dikkat çekiyordu.

    'Masanın ayağı' ifadesinde 'ayak' sözcüğü, insanın yürüme organı olan gerçek anlamından uzaklaşarak masanın alt destek bölümünü ifade etmek için yan (mecazi) anlamda kullanılmıştır. Diğer seçeneklerdeki sözcükler temel anlamlarında kullanılmıştır.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kesmek' fiili 'sona erdirmek, durdurmak' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Kasap eti ince ince kesti.
    • B) Yolculuğu yarıda kesip eve döndü.
    • C) Bahçedeki ağacı kesmek için işçi tuttu.
    • D) Makas ile kağıdı kare kare kesti.
    • E) Saçını kısa kestirdi.

    'Yolculuğu yarıda kesip eve döndü' cümlesinde 'kesmek' fiili 'bir şeyi yarıda bırakmak, sona erdirmek, durdurmak' anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise 'kesici bir aletle bir şeyi ayırmak, parçalamak' anlamında temel anlamıyla kullanılmıştır.

  9. 9. Aşağıdaki sözcük çiftlerinden hangisi birbiriyle eş anlamlı (anlamdaş) değildir?

    • A) Ölçülü – Temkinli
    • B) Cesur – Yürekli
    • C) Cömert – Eli açık
    • D) Sabırsız – Aceleci
    • E) Açık sözlü – Dobra

    'Ölçülü' sözcüğü 'aşırıya kaçmayan, dengeli, tutumlu' anlamına gelirken 'temkinli' sözcüğü 'ihtiyatlı, tedbirli, dikkatli' anlamına gelir. Bu iki sözcük anlamdaş değil, yakın anlamlıdır ve birbirinin yerine her zaman kullanılamaz. Diğer çiftler ise birbirinin yerine rahatlıkla kullanılabilen gerçek eş anlamlılardır.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ince' sözcüğü 'narin, zarif' anlamında kullanılmıştır?

    • A) İnce sesli çocuk koro şefinin dikkatini çekti.
    • B) İnce buz tabakası güneşte erimeye başladı.
    • C) İnce bir yağmur çiselemeye başladı.
    • D) İnce belli kadın dikkat çekiyordu.
    • E) Kağıdı ince ince doğradı.

    'İnce belli kadın' ifadesinde 'ince' sözcüğü 'narin, zarif, kıvrımlı' anlamında kullanılmıştır. A'da 'hafif, yavaş', C'de 'küçük parçalar hâlinde', D'de 'tiz, yüksek perdeli', E'de ise 'kalınlığı az olan' anlamında kullanılmıştır.

  11. 11. Aşağıdakilerden hangisinde zıt anlamlı sözcükler bir arada kullanılmamıştır?

    • A) Onun hem iyi hem kötü yanları var.
    • B) Akıllı biri olduğu hâlde hata yaptı.
    • C) Sabah erkenden kalkıp geç yattı.
    • D) Az yer, çok içer.
    • E) Ne zengin ne de fakir biri arıyorum.

    E seçeneğindeki 'akıllı' ve 'hata' sözcükleri birbirinin zıt anlamlısı değildir; bu cümlede zıt anlamlı sözcük çifti bulunmamaktadır. A'da iyi-kötü, B'de erkenden-geç, C'de az-çok, D'de zengin-fakir zıt anlamlı çiftlerdir.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'sıcak' sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır?

    • A) Fırından yeni çıkmış sıcak ekmek aldı.
    • B) Sıcak çorba içmek istiyorum.
    • C) Güneş sıcak ışınlarını yaymaya başladı.
    • D) Yaz aylarında hava çok sıcak olur.
    • E) Sıcak kanlı biri olduğu için herkesle kolayca anlaşır.

    'Sıcak kanlı' ifadesinde 'sıcak' sözcüğü 'cana yakın, sevecen, içten, samimi' anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Diğer seçeneklerin tümünde 'sıcak' sözcüğü ısı ile ilgili temel anlamında kullanılmıştır.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük, temel anlamının dışında kullanılmamıştır?

    • A) Kar yağdı, sokaklar bembeyaz oldu.
    • B) Söyledikleri kulağıma ağır geldi.
    • C) Dağın eteğinde küçük bir köy var.
    • D) Kalbim sızladı bu haberi duyunca.
    • E) Kitabın başı çok sürükleyiciydi.

    D seçeneğinde 'kar' ve 'bembeyaz' sözcükleri temel (gerçek) anlamlarında kullanılmıştır. A'da 'kalp sızlamak' mecaz, B'de 'kitabın başı' yan anlam, C'de 'dağın eteği' yan anlam (teşhis), E'de 'kulağa ağır gelmek' deyimsel/mecaz anlamdır.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'baş' sözcüğü 'lider, önder' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Grubun başı olarak toplantıyı o yönetti.
    • B) Başını taşa vurdu, çok acıttı.
    • C) Sabah başından beri çalışıyor.
    • D) Başı dönen adam oturmak zorunda kaldı.
    • E) Başından geçen olayları anlattı.

    'Grubun başı olarak toplantıyı o yönetti' cümlesinde 'baş' sözcüğü 'lider, önder, yönetici' anlamında kullanılmıştır. A'da insan bedeninin üst bölümü, B'de beyin/denge merkezi, D'de 'başından beri' deyimsel (en başından, o zamandan beri), E'de ise 'başından geçmek' deyimi içinde kullanılmıştır.

  15. 15. Aşağıdaki sözcüklerden hangisi hem 'renk adı' hem de 'sıfat olarak bir duygu ya da niteliği' ifade etmek için kullanılabilir?

    • A) Kırmızı
    • B) Turuncu
    • C) Mavi
    • D) Sarı
    • E) Mor

    'Sarı' sözcüğü hem bir renk adı olarak ('sarı çiçek') hem de 'hastalıklı, solgun, benzi sararmış; kıskançlık' gibi duygu/nitelik ifadesi olarak ('sarı baht', 'sarılık hastalığı', 'sarı çizmeli Mehmet Ağa') kullanılabilir. Türkçede 'sarı' sözcüğünün mecaz ve deyimsel kullanımları diğerlerine kıyasla çok daha yaygın ve çeşitlidir.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'almak' fiili 'satın almak' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Arkadaşından haberi alır almaz koştu.
    • B) Derin bir nefes alarak konuşmaya başladı.
    • C) Marketten ekmek alıp eve döndü.
    • D) Çocuğu kollarına alıp sakinleştirdi.
    • E) Sözlerime çok alındı, küstü.

    'Marketten ekmek alıp eve döndü' cümlesinde 'almak' fiili 'para vererek edinmek, satın almak' anlamında kullanılmıştır. A'da 'haber almak' (öğrenmek), B'de 'kucağına almak' (kavramak, tutmak), D'de 'nefes almak' (solumak), E'de ise 'alınmak' (gücenmek, küsmek) anlamlarında kullanılmıştır.

  17. 17. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde 'geçmek' fiili diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?

    • A) Tren istasyondan geçti.
    • B) Araba önümden hızla geçti.
    • C) Köprüden geçerek karşıya ulaştı.
    • D) Sınavı birinci geçti.
    • E) Yoldan geçen adam bizi selamladı.

    'Sınavı birinci geçti' cümlesinde 'geçmek' fiili 'bir engeli aşmak, başarıyla tamamlamak' anlamında kullanılmıştır. A, B, C ve E seçeneklerinde ise 'geçmek' fiili 'bir yerden bir yere gitmek, ilerlemek, bir noktadan yol almak' anlamında temel anlamıyla kullanılmıştır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük (köşeli parantezle belirtilmiş) terim anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Müzisyen eserde [minör] bir ton kullandı.
    • B) Şiirin [tonu] oldukça hüzünlüydü.
    • C) Seninle aynı [tonda] düşünmüyorum.
    • D) Derinin [tonu] güneşten koyulaşmıştı.
    • E) Konuşmasının [tonu] giderek yükseldi.

    'Müzisyen eserde minör bir ton kullandı' cümlesinde 'ton' sözcüğü, müzikte belirli bir ses dizisini ve karakterini ifade eden teknik bir terim olarak kullanılmıştır. A'da 'sesin yüksekliği', C'de 'düşünce biçimi', D'de 'şiirin genel havası/ruh hâli', E'de 'renk koyuluğu' anlamlarında günlük/mecaz anlamda kullanılmıştır.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'açık' sözcüğü 'anlaşılır, sade' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Hesapta ciddi bir açık olduğu tespit edildi.
    • B) Dükkânın kapısı sabahtan beri açık duruyor.
    • C) Çocuk pencereyi açık bırakmış, içerisi üşümüş.
    • D) Konuşmasındaki açık ifadeler herkesi ikna etti.
    • E) Hava bugün çok açık, güneş pırıl pırıl parlıyor.

    'Açık ifadeler' derken sözcük 'anlaşılır, sade' anlamında kullanılmıştır. A'da hava durumu, C'de kapalı olmayan, D'de eksik/zarar, E'de kapalı olmayan anlamı taşımaktadır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kırmak' sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır?

    • A) Ustanın sözleri işçinin gururunu kırdı.
    • B) Kuvvetli darbe camı ikiye kırdı.
    • C) Dalgalar kayalıklara çarparak kıyıdaki taşları kırdı.
    • D) Çocuk koşarken elindeki bardağı kırdı.
    • E) Fırtına bahçedeki ağacın dallarını kırdı.

    C seçeneğinde 'gururunu kırmak' ifadesi somut bir kırılma değil, birinin onurunu incitmek anlamını taşıdığından mecaz anlamlıdır. Diğer seçeneklerde sözcük gerçek anlamıyla kullanılmıştır.

  21. 21. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde altı çizili sözcük yanlış anlamlandırılmıştır?

    • A) <u>Sert</u> rüzgâr çadırı devirdi. → Şiddetli
    • B) Adamın <u>keskin</u> bakışları herkesi rahatsız etti. → Derin, delici
    • C) Bu <u>tatlı</u> dil kimseyi kandıramaz. → Şekerli, şirin
    • D) Müdürün <u>soğuk</u> karşılaması beni üzdü. → İlgisiz, mesafeli
    • E) Çocuk çok <u>hareketli</u>ydi. → Durgun durmayan

    'Tatlı dil' ifadesinde 'tatlı' sözcüğü şekerli anlamında değil, 'yumuşak, okşayıcı, güzel' anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla 'şekerli, şirin' şeklindeki eşleştirme yanlıştır.

  22. 22. Aşağıdakilerden hangisi 'somut anlam – mecaz anlam' ilişkisine örnek değildir?

    • A) Gözünü kapadı – Umursamadı
    • B) Kapıyı açtı – Konuyu açtı
    • C) Taşı kaldırdı – Yasağı kaldırdı
    • D) Dağı aştı – Engeli aştı
    • E) Kitabı okudu – Gazeteyi okudu

    D seçeneğinde 'okudu' sözcüğü her iki cümlede de gerçek anlamında (yazılı bir metni okumak) kullanılmıştır. Somut-mecaz ilişkisi yoktur. Diğer seçeneklerde ilk kullanım somut, ikinci kullanım mecaz anlam taşımaktadır.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'vermek' sözcüğü 'teslim etmek' anlamından farklı bir anlamda kullanılmıştır?

    • A) Emaneti sahibine verdi.
    • B) Toplantıda söz verdi.
    • C) Ödevi öğretmenine verdi.
    • D) Çantasını arkadaşına verdi.
    • E) Mektubu postacıya verdi.

    C seçeneğinde 'söz vermek' ifadesinde 'vermek' sözcüğü fiziksel bir teslim etme değil, 'vaatte bulunmak, taahhüt etmek' anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde sözcük teslim etmek anlamını taşımaktadır.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerde geçen 'yanmak' sözcüğünün hangi cümlede diğerlerinden farklı bir anlamda kullanıldığı söylenebilir?

    • A) Yangında evin tamamı yandı.
    • B) Fırındaki ekmekler yandı, kararttı.
    • C) Güneş altında saatler geçiren çocuğun sırtı yandı.
    • D) Ocaktaki odunlar sabaha kadar yandı.
    • E) Sınavda çok çalışmasına rağmen yandı.

    D seçeneğinde 'yandı' sözcüğü ateşle ilgili gerçek bir yanmayı değil, 'başarısız olmak, zarara uğramak' anlamını taşıyan mecaz bir kullanımı ifade etmektedir. Diğer seçeneklerde sözcük ısı/ateşle ilgili gerçek anlamında kullanılmıştır.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'baş' sözcüğü 'en önemli, birinci' anlamında kullanılmıştır?

    • A) İşin başı çok zordu ama sonradan alıştı.
    • B) Düşerek başını masaya çarptı.
    • C) Köyün başında büyük bir çınar vardı.
    • D) Başını kaldırıp pencereden dışarı baktı.
    • E) Bu fabrikada baş mühendis olarak çalışıyor.

    C seçeneğinde 'baş mühendis' ifadesinde 'baş' sözcüğü 'en önemli, birinci sırada yer alan' anlamını taşımaktadır. A ve D'de vücudun üst kısmı, B'de bir yerin girişi/ucu, E'de başlangıç anlamında kullanılmıştır.