TURKCE - sozcukte anlam (Bölüm 8)
TURKCE - sozcukte anlam (Bölüm 8)
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasında 'eş anlamlılık' ilişkisi değil, 'yakın anlamlılık' ilişkisi vardır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasında 'eş anlamlılık' ilişkisi değil, 'yakın anlamlılık' ilişkisi vardır?
- A) Hız – sürat
- B) Korku – endişe
- C) Gülmek – gülümsemek ✓
- D) Yardım – destek
- E) Sevinç – neşe
E şıkkında 'gülmek' ve 'gülümsemek' arasında anlam farkı vardır: gülmek sesin de eşlik ettiği, daha belirgin bir mutluluk ifadesi iken gülümsemek dudakların hafifçe çekildiği, sessiz ve daha ölçülü bir ifadedir. Bu nedenle bu iki sözcük eş anlamlı değil, yakın anlamlıdır. Diğer çiftler bağlama göre büyük ölçüde birbirinin yerine kullanılabilen sözcüklerdir.
2. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde altı çizili sözcük yanlış anlamda kullanılmıştır?
- A) Müzisyen, notaları <u>veciz</u> bir ifadeyle yorumladı. ✓
- B) Yıllardır çevresine <u>cömert</u> davranması onu sevdirmişti.
- C) <u>Mütevazı</u> bir yaşam sürdürdüğünü herkese anlatırdı.
- D) Haberleri okurken <u>teyakkuz</u>a geçmesi gerekiyordu.
- E) Konuşması son derece <u>müphem</u> ve anlaşılmazdı.
'Veciz' sözcüğü 'az sözle çok şey anlatan, özlü' demektir ve dil/söz için kullanılır; nota yorumu için 'veciz ifade' kullanımı anlamca uygun değildir, yerine 'etkileyici, güçlü' gibi sözcükler kullanılmalıdır. B'de 'mütevazı' (alçakgönüllü), C'de 'müphem' (belirsiz, muğlak), D'de 'cömert' (eli açık), E'de 'teyakkuz' (uyanık olma, tetikte bekleme) doğru kullanılmıştır.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'tutmak' fiili 'kabul görmek, benimsenmek' anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Soğuk algınlığı onu bir haftadır tutmuştu.
- B) Muhasebeci, tüm kayıtları titizlikle tutuyordu.
- C) Kapıyı sert bir şekilde tutarak içeri kimseyi almadı.
- D) Yeni açılan restoran kısa sürede tuttu ve şube açtılar. ✓
- E) Hasta, ilaçları düzenli almayınca ateş onu tuttu.
B şıkkında 'tutmak' fiili 'kabul görmek, rağbet kazanmak, moda olmak' anlamında kullanılmıştır. Restoran örneğinde 'tutmak', işletmenin halk tarafından benimsenmesi ve başarı kazanmasını ifade etmektedir. A'da 'yakalamak/sarmak (hastalık)', C'de 'kavramak/engellemek', D'de 'etkisi altına almak', E'de 'kayıt altına almak' anlamları söz konusudur.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük, 'terim anlamı' ile kullanılmıştır?
- A) Müdahil sıfatıyla davaya katılmak istedi. ✓
- B) Hâkim, tarafları uzlaşmaya davet etti.
- C) Savcı, sanığın suç eylemini tek tek açıkladı.
- D) Mahkeme, davayı sonuca bağlamak için uzun süre çalıştı.
- E) Taraflar arasındaki anlaşmazlık büyüyerek sürdü.
C şıkkında 'müdahil' sözcüğü hukuki bir terim olarak kullanılmıştır. Hukukta 'müdahil', bir davada taraf olmayıp üçüncü kişi sıfatıyla davaya katılmak isteyen kişiyi ifade eden teknik bir terimdir. Diğer seçeneklerdeki sözcükler ('bağlamak', 'suç', 'anlaşmazlık', 'uzlaşma') genel dilde de aynı ya da benzer anlamda kullanıldığından terim niteliği taşımaz.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'dolaylı anlam' (yan anlam) değil 'mecaz anlam' kullanılmıştır?
- A) Gözü yükseklerde olan birinin ayağı yerden kesilir.
- B) Göz yaşlarını tutamayan çocuk hıçkıra hıçkıra ağladı.
- C) Komşunun gözü her zaman bizde olurdu. ✓
- D) Kapının gözünden içeriye baktı.
- E) Masanın gözünde aradığı evrak duruyordu.
D şıkkında 'gözü bizde olmak', 'bizi kıskanmak, bizimle ilgisini kesmemek' anlamında bir deyim içinde mecaz anlam taşır; 'göz' burada fiziksel organ anlamından tamamen kopmuştur. A'da göz yaşı (dolaylı ama organik bağ var), B'de kapı gözü (çevre benzerliğiyle yan anlam), C'de masa gözü (benzerlikle yan anlam), E'de ise 'gözü yükseklerde' mecaz, 'ayağı kesilmek' de mecazdır fakat D'deki mecaz en belirgin ve kökten kopuk olandır.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük 'olumlu' bir anlam çağrışımı taşımaktadır?
- A) Yaşlı adam komşularına <u>ukala</u> biri olarak tanınırdı.
- B) Gencin <u>küstah</u> tavrı herkesi rahatsız etti.
- C) Çocuklar bütün gün <u>avare</u> gezip durdu.
- D) Adam işlerini <u>kurnazca</u> yürütürdü.
- E) Kadın son derece <u>tutumlu</u> bir ev idaresi kurmuştu. ✓
B şıkkında 'tutumlu' sözcüğü 'israftan kaçınan, parayı yerli yerinde kullanan' anlamında olumlu bir çağrışım taşımaktadır. A'daki 'kurnaz' olumsuz (hilekâr), C'deki 'avare' olumsuz (başıboş, amaçsız), D'deki 'ukala' olumsuz (bilgiç, kendini beğenmiş), E'deki 'küstah' olumsuz (saygısız) çağrışım içerir.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasında 'zıt anlamlılık' ilişkisi tam olarak kurulamamaktadır?
- A) Savcı masum kişileri suçlu gibi göstermeye çalıştı.
- B) Konuşması zaman zaman açık zaman zaman muğlaktı.
- C) Bazen sert bazen yumuşak bir tutum sergiledi.
- D) Çocuk hem cömert hem de cimri davranabiliyordu.
- E) Çalışkan olmadığı kadar tembel de sayılmazdı. ✓
D şıkkında 'çalışkan' ve 'tembel' zıt anlamlı sözcükler olarak kullanılmaya çalışılmıştır; ancak cümlenin kuruluşu ('çalışkan olmadığı kadar tembel de sayılmazdı') çelişkili bir anlam yaratmaktadır. Bu yapıda kişi ne tam çalışkan ne de tam tembel olarak konumlandırılmakta, dolayısıyla sözcükler arasındaki zıtlık ilişkisi belirsizleşmektedir. Diğer seçeneklerde zıt anlam ilişkisi cümle içinde açıkça ve tutarlı biçimde kurulmuştur.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'vermek' fiili sözlükteki temel anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Ağaç bu yıl bol meyve verdi.
- B) Radyatörler oda ısısına yeterli sıcaklık vermiyordu.
- C) Yorgunluk onu teslim almış, vücudu artık cevap vermiyordu.
- D) Sınıfta öğrenciler not almak için büyük çaba verdi.
- E) Annesine bir paket verip oradan uzaklaştı. ✓
C şıkkında 'vermek' fiili 'bir şeyi elden ele iletmek, birinin eline geçmesini sağlamak' anlamında temel/gerçek anlamıyla kullanılmıştır. A'da 'cevap vermek' (tepki göstermek), B'de 'meyve vermek' (üretmek, oluşturmak), D'de 'çaba vermek' (harcamak, sarf etmek), E'de 'sıcaklık vermek' (yaymak, iletmek) biçiminde yan ya da mecaz anlamlarda kullanılmıştır.
9. 'Ağzından bal damlıyor' deyiminin cümle içindeki anlamına en yakın kullanımı aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- A) Konuşmacı saatlerce hiç durmadan anlattı.
- B) Adam her söylediğini büyük bir özgüvenle anlatıyordu.
- C) Satıcı müşterileri tatlı diliyle ikna ediyordu. ✓
- D) Öğretmen öğrencilere çok sert davranıyordu.
- E) Çocuk yediği şekerden sonra daha da canlandı.
'Ağzından bal damlıyor' deyimi, bir kimsenin çok tatlı, etkileyici ve güzel konuştuğunu; insanları sözleriyle büyülediğini anlatır. Bu tanıma en uygun olan B seçeneğidir: 'tatlı diliyle ikna etmek' ifadesi deyimin anlam karşılığını doğrudan yansıtmaktadır. Diğer seçeneklerde sertlik, fizyolojik etki, özgüven veya süre gibi farklı kavramlar ön plana çıkmaktadır.
10. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin hangisi cümlede 'somut' anlamda kullanılmıştır?
- A) Çocuğun gözlerindeki ışık söndü.
- B) Bu şehrin kendine özgü bir rengi var.
- C) Sözlerindeki ağırlık herkesi etkiledi.
- D) Duvarı sarı renge boyadılar. ✓
- E) Onun bu davranışı beni derin bir uykuya daldırdı.
A seçeneğinde 'renk' sözcüğü 'kimlik, atmosfer' gibi soyut bir anlam taşır. B'de 'ağırlık' etkileyicilik anlamında mecazidir. C'de 'ışık' umut ya da canlılık anlamında soyuttur. E'de 'derin uyku' zihinsel durumu betimleyen bir kalıptır. Yalnızca D seçeneğinde 'sarı renk' gözle görülebilen, fiziksel bir özellik olarak somut anlamda kullanılmıştır.
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözcük gerçek anlamının dışına çıkarak 'mecaz anlam' kazanmıştır?
- A) Çocuk bardaktaki suyu içti.
- B) Rüzgâr ağaçların yapraklarını savurdu.
- C) Yaşlı adam yavaş yavaş yürüdü.
- D) Öğrenci kitabını masaya bıraktı.
- E) Genç kadının sesi çok sert çıktı. ✓
A, B, C ve E seçeneklerindeki sözcükler gerçek, temel anlamlarında kullanılmıştır. D seçeneğinde 'sert' sözcüğü fiziksel bir özellik olan katılık veya sertliği değil, sesin tonu ve niteliğini betimlemek için kullanılmıştır. 'Sert' sözcüğünün sesle birlikte kullanımı mecaz anlam niteliği taşır; çünkü ses sert olamaz, bu niteleme aktarma yoluyla gerçekleşmektedir.
12. Aşağıdaki cümlelerde geçen 'taşımak' fiilinin anlamı ile ilgili hangisi yanlıştır?
- A) 'Bu davranış sorumluluk taşıyor' cümlesinde 'taşımak' eylemin gerçek anlamındadır. ✓
- B) 'Yükü sırtında taşıdı' cümlesinde 'taşımak' fiziksel anlamda kullanılmıştır.
- C) 'İçindeki acıyı yıllarca taşıdı' cümlesinde 'taşımak' mecazi anlamda kullanılmıştır.
- D) 'Nehir kumu denize taşıdı' cümlesinde 'taşımak' gerçek anlamda kullanılmıştır.
- E) 'Bu olay tarihsel önem taşıyor' cümlesinde 'taşımak' soyut anlamda kullanılmıştır.
'Bu davranış sorumluluk taşıyor' cümlesinde 'taşımak' fiili, herhangi bir nesneyi fiziksel olarak bir yerden bir yere götürmek anlamında değil; soyut bir kavram olan sorumluluğu içinde barındırmak, içermek anlamında kullanılmıştır. Bu nedenle sözcük burada gerçek değil, mecaz (soyut/yan) anlamda kullanılmıştır. E seçeneğindeki yargı yanlıştır.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük 'terim' anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Futbol maçında hakem faul kararı verdi.
- B) Yazarın üslubu oldukça yalın ve akıcıydı. ✓
- C) Adam hiçbir şeye aldırmadan yoluna devam etti.
- D) Yaşlı kadın her sabah erkenden kalktı.
- E) Çocuklar bahçede neşeyle oynadı.
Terim, belirli bir bilim, sanat veya meslek dalında özel ve kesin bir kavramı karşılamak için kullanılan sözcüktür. A seçeneğinde 'yalın' sözcüğü dilbilgisinde ek almamış, çekilmemiş sözcük biçimini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. B seçeneğindeki 'faul' de teknik bir terim olabilir; ancak bağlamda genel anlam öne çıkmaktadır. 'Yalın' ise doğrudan dilbilgisi terimi olarak kullanıldığından A seçeneği doğrudur.
14. Aşağıdaki atasözlerinden hangisinin anlamı diğerleriyle çelişmektedir?
- A) Bugünün işini yarına bırakma. ✓
- B) Acele giden ecele gider.
- C) Sabır acıdır, meyvesi tatlı.
- D) Damlaya damlaya göl olur.
- E) Ağırdan alan uzağa gider.
A, B, C ve E seçeneklerindeki atasözleri; sabırlı ve temkinli hareket etmenin, acele etmemenin önemini vurgular. A'da sabır övülür, B'de küçük çabaların birikimini anlatır, C'de acele etmenin tehlikesine değinilir, E'de ağır ilerleyişin uzağa ulaştırdığı söylenir. Ancak D seçeneğinde 'Bugünün işini yarına bırakma' ifadesiyle ertelememek, vakit kaybetmemek mesajı verilir. Bu, diğerlerinin aksine hız ve kararlılığı ön plana çıkarır; dolayısıyla anlam bakımından diğerleriyle çelişir.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'açık' sözcüğü diğerlerinden farklı bir anlam taşımaktadır?
- A) Kapı açık olduğu için içeri girdik.
- B) Hava bugün çok açık, güneş parlıyor.
- C) Pencere açık kalmış, odaya rüzgâr girdi.
- D) Bütçede ciddi bir açık oluştu. ✓
- E) Konuşmasında oldukça açık bir dil kullandı.
B ve E seçeneklerinde 'açık', engel veya örtü bulunmayan bir durumu (kapının, pencerenin açık olması) anlatır. A'da havanın bulutsuz ve berrak olduğunu ifade eder. C'de sade, anlaşılır, şeffaf bir anlatım biçimini tanımlar. Bu üç kullanım da kapalı olmama, engelsiz olma anlamıyla ilişkilidir. Ancak D seçeneğinde 'açık' sözcüğü 'bütçe açığı' bağlamında 'eksiklik, yetersizlik, gelir-gider farkı' anlamına gelir ve tamamen farklı bir anlam alanında kullanılmıştır.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasında anlam ilişkisi 'yakın anlamlılık' değil, 'eş anlamlılık' biçimindedir?
- A) Mutlu – sevinçli
- B) Hızlı – çabuk ✓
- C) Güzel – şirin
- D) Büyük – kocaman
- E) Cesur – yiğit
Eş anlamlı (anlamdaş) sözcükler, her bağlamda birbirinin yerine geçebilen sözcüklerdir. 'Hızlı' ve 'çabuk' sözcükleri Türkçede birbirinin yerine neredeyse her durumda kullanılabilir ve anlam bakımından tam örtüşme sağlar. Diğer seçeneklerde: 'cesur' ile 'yiğit' arasında (yiğit onur boyutu taşır), 'güzel' ile 'şirin' arasında (şirin sevimlilik vurgular), 'büyük' ile 'kocaman' arasında (kocaman abartı içerir), 'mutlu' ile 'sevinçli' arasında (sevinç anlık duyguyu, mutluluk kalıcı durumu anlatır) nüans farkları vardır.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'geçmek' fiili 'bir konuyu sona erdirmek, bırakmak' anlamında kullanılmıştır?
- A) Tren tam zamanında geçti.
- B) Zaman ne kadar hızlı geçiyor.
- C) Sınıfı geçince büyük bir sevinç yaşadı.
- D) Bu meseleyi geçelim, asıl konuya dönelim. ✓
- E) Köprüden geçerken manzarayı izledi.
A seçeneğinde 'geçmek' trenin bir noktadan hareketiyle ilgili fiziksel geçişi; C'de mekânsal hareketi; D'de sınıf atlamayı yani akademik ilerlemeyi; E'de zamanın akışını ifade eder. B seçeneğinde ise 'bu meseleyi geçelim' ifadesiyle konu ya da mesele bir kenara bırakılmakta, üzerinde konuşmaktan vazgeçilmektedir. Bu kullanım 'sona erdirmek, bırakmak, atlamak' anlamına karşılık gelir.
18. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen sözcük çifti 'zıt anlamlı' değildir?
- A) Sert – yumuşak
- B) Hızlı – yavaş
- C) İleri – geri
- D) Cömert – cimri
- E) Derin – uzun ✓
Zıt (karşıt) anlamlı sözcükler, aynı kavram alanında birbirinin karşısında yer alan sözcüklerdir. A'da cömertlik-cimrilik, B'de yön kavramı, C'de doku/tavır, D'de hız bakımından karşıt çiftler oluşturulmaktadır. E seçeneğinde ise 'derin' sözcüğü derinliği (dikey boyut), 'uzun' sözcüğü ise uzunluğu (yatay boyut) ifade eder. Bu ikisi farklı boyutları ölçen sözcüklerdir ve gerçek anlamda birbirinin zıddı değildir; 'derin'in zıddı 'sığ', 'uzun'un zıddı 'kısa'dır.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük 'ad aktarması (mecaz-ı mürsel)' yoluyla kullanılmıştır?
- A) Onun bakışları beni dondurdu.
- B) Deniz bugün çok öfkeliydi.
- C) Kitap onu bambaşka alemlere taşıdı.
- D) Hayat bazen çok acı oluyor.
- E) Ankara bu konuda henüz bir açıklama yapmadı. ✓
Ad aktarması (mecaz-ı mürsel), bir sözcüğün benzetme amacı gütmeksizin ilgili olduğu başka bir kavramın yerine kullanılmasıdır. C seçeneğinde 'Ankara' sözcüğü Türkiye'nin başkenti olduğu için Türk hükümetini ya da devlet yönetimini temsil etmek amacıyla kullanılmıştır. Yer ismi, orada bulunan kurumu ya da yönetimi temsil etmektedir. A'da kişileştirme (teşhis), B ve D'de mecaz anlam, E'de ise yine mecazi bir taşıma söz konusudur.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük 'dolaylı anlatım' işlevi görmektedir?
- A) Çocuk annesine bir şey sormak istedi.
- B) Adam yaşananları hiç hazmedemedi. ✓
- C) Yolcu otobüste pencereden dışarı baktı.
- D) Kadın çantasını masaya bıraktı.
- E) Öğrenci sınavda soruları hızla çözdü.
'Hazmetmek' sözcüğünün temel anlamı yenilen bir besinin sindirilmesidir. C seçeneğinde bu sözcük 'yaşananları kabullenemedi, içine sindiremedi' anlamında kullanılmıştır. Dolaylı anlatım ya da örtmeceli kullanım, bir kavramı doğrudan söylemek yerine başka bir sözcükle ifade etme biçimidir. Burada 'kabullenmemek, içselleştirememek' kavramı 'hazmedememek' sözcüğüyle dolaylı biçimde aktarılmaktadır. Diğer seçeneklerde sözcükler doğrudan ve gerçek anlamıyla kullanılmıştır.
21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'yüksek' sözcüğü nitelik bildiren bir sıfat olarak kullanılmamıştır?
- A) Yüksek düzeyde bir başarı elde etti.
- B) Yüksek sesle konuşmak rahatsız edici olabilir.
- C) Güneş yükseldikçe hava ısındı. ✓
- D) Bu bölgedeki dağlar oldukça yüksektir.
- E) Yüksek ateş tehlikeli bir belirti olabilir.
A, B, C ve D seçeneklerinde 'yüksek' sözcüğü bir ismi niteleyen sıfat görevinde kullanılmıştır: sesi, dağları, ateşi ve düzeyi nitelendirmektedir. E seçeneğinde ise 'yükseldi' sözcüğü 'yükselmek' fiilinin çekimli biçimidir ve hareket/değişim bildiren bir eylemdir; sıfat değil, yüklem işlevi görmektedir. Bu nedenle E seçeneğindeki kullanım nitelik bildiren sıfat değildir.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'vermek' fiili 'neden olmak, yol açmak' anlamında kullanılmıştır?
- A) Öğretmen öğrencilere ödev verdi.
- B) Bu ilaç bazen uyku verebilir. ✓
- C) Çocuk annesine çiçek verdi.
- D) Satıcı alıcıya makbuzu verdi.
- E) Annem bana harçlığımı verdi.
A, B, D ve E seçeneklerinde 'vermek' fiili bir şeyi birine iletmek, sunmak anlamında kullanılmaktadır; aktarma eylemi söz konusudur. C seçeneğinde ise 'Bu ilaç bazen uyku verebilir' cümlesinde 'vermek' fiili fiziksel bir aktarma değil, bir etki ya da sonuç doğurma anlamı taşımaktadır: ilaç uyku haline yol açabilir, uyku durumunu ortaya çıkarabilir. Bu kullanım 'neden olmak, yol açmak' anlamına karşılık gelir.
23. 'Yüzü tutmak' deyiminin cümlede kullanımı için aşağıdakilerden hangisi en uygundur?
- A) Yüzü tuttuğu için arkadaşına teşekkür etmedi.
- B) Sınavda başarısız olunca bir daha okula yüzü tuttu.
- C) Yıllarca sömürdüğü komşusundan borç istemeye yüzü tutmadı. ✓
- D) Bütün gün çalışmasına rağmen yüzü tutmadı, eve erken döndü.
- E) Hastalığı sebebiyle yüzü tutmuyordu, doktora gitmek zorunda kaldı.
'Yüzü tutmak' deyimi 'bir şeyi yapmaya cesaret edememek, utanmak, gönlü razı olmamak' anlamına gelir ve olumsuz yapıda kullanılır. B seçeneğinde 'yıllarca sömürdüğü birisinden borç istemeye cesaret edememek' bağlamında deyim doğru ve anlamlı biçimde kullanılmıştır. D seçeneğindeki olumlu kullanım anlam bozukluğu yaratmaktadır.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Onun sözleri benim <u>içime</u> işledi.
- B) Bu konuşma ikimizin arasında <u>köprü</u> kurdu.
- C) Sert rüzgar ağaçların <u>başını</u> eğdi.
- D) Teknisyen bozuk kabloyu <u>kesti</u>. ✓
- E) Çocuk <u>derin</u> bir uykuya daldı.
D seçeneğinde 'kesmek' fiili 'bıçak, makas gibi bir araçla bir şeyi bölmek' temel ve gerçek anlamında kullanılmıştır. A'da 'köprü' (iki taraf arasında bağ kurma), B'de 'baş' (tepe, uç anlamında), C'de 'derin' (yoğun, ağır anlamında mecaz) ve E'de 'içine işlemek' deyimsel anlamda kullanılmıştır.
25. I. Tartışmanın fitilini o ateşledi. II. Ateşböceği geceyi aydınlatıyordu. III. Çocuklar ateş böreği çok severdi. IV. Fırının ateşi sönmüştü. V. Gözlerinde bir ateş parladı. Yukarıdaki cümlelerin hangilerinde 'ateş' sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır?
- A) III ve V
- B) I ve II
- C) IV ve V
- D) I ve V ✓
- E) II ve IV
I. cümlede 'fitilini ateşlemek' deyimi içinde 'başlatmak' anlamıyla, V. cümlede 'gözlerde ateş parlamak' ifadesinde 'heyecan, öfke veya istek' anlamıyla mecaz kullanım söz konusudur. II'de ateşböceği bir hayvan adıdır (gerçek anlam). III'te ateş böreği yiyecek adıdır. IV'te fırının ısı kaynağı olan gerçek 'ateş' kastedilmektedir.