VATANDASLIK - anayasa hukuku (Bölüm 4)
VATANDASLIK - anayasa hukuku (Bölüm 4)
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir kanun teklifine ilişkin aşağıdaki süreç izlenmiştir: (I) Teklif komisyona havale edilmiştir. (II) Komisyon, teklifi 45 günlük süre içinde sonuçlandıramamıştır. (III) Teklif sahibi milletvekili bu sürenin dolmasından sonra teklifin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını talep etmiştir. Bu durumda aşağıdaki hangi sonuç anayasal açıdan doğrudur?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir kanun teklifine ilişkin aşağıdaki süreç izlenmiştir: (I) Teklif komisyona havale edilmiştir. (II) Komisyon, teklifi 45 günlük süre içinde sonuçlandıramamıştır. (III) Teklif sahibi milletvekili bu sürenin dolmasından sonra teklifin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını talep etmiştir. Bu durumda aşağıdaki hangi sonuç anayasal açıdan doğrudur?
- A) Sürenin dolması üzerine Cumhurbaşkanı teklifin gündeme alınması için Meclis'e çağrıda bulunabilir.
- B) Komisyonun görüşü alınmadan Genel Kurul'da görüşülemez; teklif reddedilmiş sayılır.
- C) Teklif Genel Kurul gündemine otomatik olarak alınır.
- D) Milletvekili doğrudan Genel Kurul'a başvurabilir; Meclis bu talebi kabul edip etmemekte serbesttir. ✓
- E) Danışma Kurulu'nun talebi gündemin dışına alması halinde teklif bir yasama döneminde yeniden verilemez.
İç Tüzük hükümleri çerçevesinde komisyonun 45 günlük süreyi geçirmesi halinde teklif sahibi, teklifin Genel Kurul gündemine alınmasını talep edebilir. Ancak bu talep Genel Kurulu bağlamaz; Genel Kurul çoğunluğu söz konusu talebi kabul edip etmeme konusunda takdir yetkisine sahiptir. Teklif reddedilmiş sayılmaz, otomatik olarak da gündeme girmez. Bu soru sık karıştırılan bir usul meselesidir; 'otomatik geçiş' yanılgısı öğrencilerin çoğunlukla düştüğü tuzaktır.
2. Olağanüstü hal dönemlerinde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi anayasal düzenlemeyle çelişmektedir?
- A) Olağanüstü hal kararnamesi çıkarma yetkisi münhasıran yürütme organına aittir; TBMM bu yetkiyi devreden bir kanun çıkaramaz.
- B) Olağanüstü hal kapsamındaki kararnameler Anayasa Mahkemesi'nin şekil ve esas denetimine tabidir. ✓
- C) Olağanüstü hal kararnameleri TBMM tarafından onaylanmadığı takdirde yürürlükten kalkar.
- D) Olağanüstü hal kararnameleri ile temel haklar sınırlandırılabilir; ancak bu sınırlamalar olağanüstü halin gereklerine aykırı olamaz.
- E) Olağanüstü hal ilanı kararı Resmî Gazete'de yayımlanarak TBMM'nin onayına sunulur.
1982 Anayasası'nın 148. maddesine göre olağanüstü hal döneminde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri Anayasa Mahkemesi'nin denetim alanının dışındadır. Anayasa bu kararnamelerin yargısal denetimini açıkça kapsam dışında bırakmıştır. Bu durum, hukuk devleti ilkesi bakımından ciddi bir sorun teşkil ettiği için doktrinde uzun süredir tartışılmakta; ancak mevcut anayasal çerçeve söz konusu kararnamelerin denetiminin önünde bir engel oluşturmaktadır. B şıkkı bu nedenle anayasal düzenlemeyle çelişmektedir.
3. Türkiye Anayasası'nda 'kanunla düzenlenir' ile 'kanun hükmünde düzenlenir' ifadeleri arasındaki farka ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) 'Kanunla düzenlenir' ifadesi münhasır yasama yetkisini; 'kanun hükmünde düzenlenir' ifadesi ise Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin de bu alanda düzenleme yapabileceğini gösterir.
- B) İkisi arasındaki fark yalnızca biçimseldir; her ikisi de Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle düzenlenebilir.
- C) 'Kanunla düzenlenir' ifadesi Anayasa'da artık kullanılmamakta; yerini 'Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir' ifadesine bırakmaktadır.
- D) 'Kanunla düzenlenir' ifadesi yürütme organının bu alanda hiçbir düzenleme yapamayacağını gösterirken; 'kanun hükmünde düzenlenir' ifadesi yürütmenin kanunla sınırlı çerçevede düzenleme yapabileceğini ifade eder. ✓
- E) Her iki ifade de yalnızca TBMM'nin münhasır düzenleme yetkisini ifade eder; aralarında hukuki sonuç bakımından fark yoktur.
'Kanunla düzenlenir' ifadesi, söz konusu konunun yalnızca TBMM tarafından kanun biçiminde düzenleneceğini; yürütme organının bu alanda hiçbir özerk ve bağımsız düzenleme yapamayacağını ifade eder. 'Kanun hükmünde düzenlenir' ifadesi ise anayasa hukuku doktrininde farklı yorumlara açık olmakla birlikte, temel hakların düzenlenmesi bağlamında değerlendirildiğinde yürütmenin kanuna dayanmak ve kanun çerçevesinde kalmak kaydıyla ikincil düzenleme yapabileceğine işaret eder. 2017 anayasa değişiklikleriyle Cumhurbaşkanlığı kararnameleri belirli alanlarda özerk bir düzenleme aracı haline gelmiş; ancak temel haklar alanı bu yetkinin dışında tutulmuştur.
4. Cumhurbaşkanının tek başına yapabileceği işlemler (Cumhurbaşkanlığı kararnamesi) ile bakanların imzasını gerektiren işlemler arasındaki ayrıma ilişkin aşağıdaki hangi durum, 2017 sonrası Türkiye Anayasası çerçevesinde hukuka aykırı bir uygulama örneği oluşturmaktadır?
- A) Cumhurbaşkanlığı ofislerinin bütçesinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle belirlenmesi
- B) Cumhurbaşkanının yargı atamalarını tek başına yapması
- C) Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin anayasada münhasıran kanunla düzenleneceği belirtilen bir alanda çıkarılması ✓
- D) Cumhurbaşkanının Millî Güvenlik Kurulu toplantılarına başkanlık etmesi
- E) Cumhurbaşkanının üst düzey bürokratları bakan imzası olmaksızın ataması
2017 anayasa değişiklikleriyle Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yeni bir hukuki düzenleme aracı olarak anayasal sisteme dahil edilmiştir. Ancak bu yetkinin sınırları açıkça çizilmiştir: Anayasa'nın kanunla düzenleneceğini öngördüğü konular Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Bu yasak, Anayasa'nın 104. maddesinde açıkça belirtilmektedir. Temel haklar, kanun gerektiren mali konular ve münhasır yasama yetkisi kapsamındaki alanlar bu yasak kapsamındadır. Dolayısıyla anayasanın 'kanunla düzenlenir' dediği bir alanda çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, başlangıçtan itibaren anayasaya aykırıdır.
5. Aşağıdaki ifadelerden hangisi, Türkiye Anayasası'nda düzenlenen 'özel hayatın gizliliği' hakkının sınırlandırılma koşullarına ilişkin anayasal çerçeveyle çelişmektedir?
- A) Özel hayatın gizliliği mutlak nitelikte bir hak olmayıp kanunla sınırlandırılabilir.
- B) Sınırlama, ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır.
- C) Bu hakka getirilen sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz.
- D) Hakka yapılan müdahale, hakkın özüne dokunamaz.
- E) Millî güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle bu hak, kanun aranmaksızın yürütme kararıyla sınırlandırılabilir. ✓
Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında belirli güvenceleri zorunlu kılmaktadır: sınırlamanın kanunla yapılması, Anayasa'nın ilgili maddelerindeki özel sınırlama sebeplerine dayanması, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygunluk ve hakkın özüne dokunmama. Bu çerçevede millî güvenlik veya kamu düzeni gerekçesiyle dahi olsa yürütme organının tek başına, kanuna dayanmadan temel hakkı sınırlandırması anayasaya aykırıdır. D şıkkı bu nedenle anayasal çerçeveyle doğrudan çelişmektedir.
6. Türkiye'de hâkimler ve savcıların özlük hakları, atanmaları ve disiplin işlemleri HSYK (Hâkimler ve Savcılar Kurulu) tarafından yürütülmektedir. 2017 anayasa değişikliklerinin ardından bu yapıya ilişkin aşağıdaki hangi saptama doğrudur?
- A) Adalet Bakanı Kurul'un başkanlığını yürütmekte ve bu durum yargı bağımsızlığı tartışmalarının odağını oluşturmaktadır. ✓
- B) HSYK'nın adı değişmemiş; yalnızca üye sayısı artırılmıştır.
- C) Kurul, tamamı TBMM tarafından seçilen üyelerden oluşmakta; Cumhurbaşkanı'nın atama yetkisi kaldırılmıştır.
- D) Kurul kararları Danıştay denetimine tabi tutulmuş; böylece yargısal güvence güçlendirilmiştir.
- E) Kurulun oluşumunda Yargıtay ve Danıştay üyelerine tanınan seçim yetkisi 2017 sonrasında genişletilmiştir.
2017 anayasa değişiklikleriyle HSYK'nın adı Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) olarak değiştirilmiştir. Adalet Bakanı Kurul'un doğal başkanı olmaya devam etmektedir. Cumhurbaşkanı, Kurul'un dört üyesini doğrudan atama yetkisine sahipken TBMM yedi üyeyi seçmektedir. Adalet Bakanlığı Müsteşarı da tabii üye sıfatıyla Kurul'da yer almaktadır. Bu yapı, yargı bağımsızlığı açısından Avrupa Konseyi ve Venedik Komisyonu tarafından yoğun eleştiriye konu olmuştur. Adalet Bakanı'nın başkanlık rolü, yürütmenin yargı üzerindeki etkisi bakımından doktrinde en tartışmalı konulardan biri olmayı sürdürmektedir.
7. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetim yollarından biri olan 'meclis soruşturması' ile 'meclis araştırması' arasındaki temel farka ilişkin aşağıdaki hangi ifade doğrudur?
- A) Meclis araştırması yalnızca muhalefet partileri tarafından açılabilirken; meclis soruşturması iktidar partisinin talebiyle başlatılır.
- B) Meclis soruşturması Cumhurbaşkanı hakkında açılabilir ve Yüce Divan'a sevk kararı basit çoğunlukla alınır.
- C) Meclis araştırması Cumhurbaşkanlığı makamını da kapsayan geniş bir denetime imkân tanırken; meclis soruşturması yalnızca bakanlara yöneliktir.
- D) Her iki mekanizma da Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabi tutulabilir.
- E) Meclis soruşturması Cumhurbaşkanı ve bakanlar hakkında cezai sorumluluk doğurabilecek nitelikte; meclis araştırması ise belirli bir konuyu incelemek amacıyla açılan bir denetim mekanizmasıdır. ✓
Meclis soruşturması, Cumhurbaşkanı ve bakanların görevleriyle ilgili suç işleyip işlemediklerini araştırmak amacıyla açılan ve Yüce Divan'a sevke kadar uzanabilen özel bir denetim yoludur. Bu mekanizma cezai sorumluluk sonuçları doğurabilir; Yüce Divan'a sevk için beşte üç çoğunluk aranmaktadır. Meclis araştırması ise belirli bir konunun aydınlatılması amacıyla açılan, uzman incelemesine dayalı ve bağlayıcı hukuki sonuç doğurmayan genel bir araştırma mekanizmasıdır. E şıkkındaki 'basit çoğunluk' ifadesi yanlıştır; Yüce Divan'a sevk için nitelikli çoğunluk gerekmektedir.
8. Türkiye Anayasası'nda düzenlenen 'sosyal devlet' ilkesi kapsamında aşağıdaki yargılardan hangisi anayasa hukuku doktriniyle en az bağdaşmaktadır?
- A) Sosyal devlet ilkesi ekonomik ve sosyal hakların anayasal temelini oluşturur.
- B) Sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesi büyük ölçüde yasamanın tercihlerine ve mali kaynak mevcudiyetine bağlıdır.
- C) Bu ilke, salt serbest piyasa anlayışına dayanan bir anayasal düzenin oluşturulmasını anayasal açıdan sınırlandırır.
- D) Bu ilke, mahkemelerin önüne gelen davalarda doğrudan uygulanabilir sübjektif haklar doğurur. ✓
- E) Sosyal devlet ilkesi, devlete vatandaşların asgari geçim koşullarını sağlama yükümlülüğü yükler.
Anayasa hukuku doktrininde sosyal devlet ilkesi ve bu ilkeyle bağlantılı sosyal haklar, birinci kuşak haklardan (medeni ve siyasi haklar) farklı olarak genel itibarıyla doğrudan uygulanabilir sübjektif haklar yaratmaz. Bu haklar; yasama organının takdir yetkisini, bütçe olanaklarını ve kamu politikası tercihlerini önünde tutan 'programatik' ya da 'hedef' normlar olarak nitelendirilir. Sözleşme veya kanun gibi somut bir dayanaktan bağımsız biçimde mahkemelerde doğrudan ileri sürülebilecekleri iddiası, doktrinin büyük çoğunluğu tarafından kabul görmemektedir. B şıkkı bu nedenle anayasa hukuku doktriniyle en az bağdaşan ifadedir.
9. Türkiye Anayasası'nın 69. maddesi çerçevesinde siyasi partilerin kapatılması sürecine ilişkin aşağıdaki hangi ifade yanlıştır?
- A) Kapatma kararı Anayasa Mahkemesi'nin salt çoğunluğuyla alınır. ✓
- B) Anayasa Mahkemesi kapatma yerine partinin Hazine yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına hükmedebilir.
- C) Yabancı devletlerden ya da uluslararası kuruluşlardan mali yardım alan partiler kapatılabilir.
- D) Bir partinin kapatılabilmesi için o partinin söz konusu eylemlerin odağı haline gelmiş olması gerekir.
- E) Kapatma davası Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılır.
Anayasa'nın 69. maddesi, bir siyasi partinin kapatılabilmesi için Anayasa Mahkemesi üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun oyunu zorunlu kılmaktadır. Salt çoğunluk (yarıdan fazla) bu işlem için yeterli değildir. Üçte iki çoğunluk koşulu bilinçli biçimde yüksek tutulmuş; böylece siyasi partilerin kolayca kapatılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. B şıkkındaki 'salt çoğunluk' ifadesi bu nedenle hatalıdır. Kapatma davası Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılır; suç odağı koşulu ve Hazine yardımı yaptırımı ise Anayasa'nın 69. maddesinde açıkça düzenlenmektedir.
10. Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulmasına ilişkin Türk anayasal düzenlemesi incelendiğinde aşağıdaki hangi senaryo doğru bir anayasal uygulamayı yansıtmaktadır?
- A) TBMM bir anayasa değişikliğini 310 oyla kabul etmiştir; bu değişiklik zorunlu olarak halkoyuna sunulur.
- B) TBMM bir anayasa değişikliğini 367 oyla kabul etmiştir; Cumhurbaşkanı değişikliği doğrudan yayımlamak zorundadır.
- C) TBMM bir anayasa değişikliğini 340 oyla kabul etmiştir; Cumhurbaşkanı değişikliği geri gönderebilir ya da halkoyuna sunabilir. ✓
- D) Cumhurbaşkanı her anayasa değişikliğini halkoyuna sunma yetkisine sahiptir; TBMM bu kararı sınırlandıramaz.
- E) TBMM bir anayasa değişikliğini 400 oyla kabul etmiştir; Cumhurbaşkanı bu değişikliği halkoyuna sunmak zorundadır.
Anayasa değişikliklerinin oylanmasında belirleyici olan oy eşikleri şunlardır: 360 ila 400 arasında oy alan değişiklikler için Cumhurbaşkanı değişikliği halkoyuna sunabilir ya da geri gönderebilir; 400 ve üzeri oy alan değişiklikler için Cumhurbaşkanı halkoyuna sunma ya da yayımlama seçeneklerinden birini kullanabilir; 367 oy, ilk oylamada değişikliği geçerli kılan en düşük çoğunluk eşiği olduğu için bu senaryo doğrudan yayımlamayı zorunlu kılmaz. B şıkkında 340 oy, 360'ın altında kaldığından Cumhurbaşkanı'nın geri gönderme ya da halkoyuna sunma seçeneklerini değil; yalnızca 360-400 arasındaki değişiklikler için geçerli olan prosedürü doğru yansıtmaktadır. Bu eşiklerin birbiriyle karıştırılması son derece sık karşılaşılan bir hatadır.
11. Türkiye Anayasası'nda 'suç ve cezaların kanuniliği' ilkesine (nullum crimen sine lege) ilişkin aşağıdaki hangi uygulama bu ilkeyle doğrudan çelişmektedir?
- A) Kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında hâkimin takdir yetkisi kullanması
- B) Ceza kanununun suçlunun aleyhine olduğu durumlarda geriye yürümemesi
- C) Kanunun açıkça tanımladığı filler için mahkeme tarafından ceza takdir edilmesi
- D) Suç tanımının kapsamının kıyas yoluyla genişletilmesi ✓
- E) Suçun oluşması için kastın aranmasına ilişkin kanun hükmünün uygulanması
Kanunilik ilkesi; suç ve cezaların kanunla önceden açıkça belirlenmesini, ceza kanununun kıyas yoluyla genişletilememesini ve failin aleyhine olduğu durumlarda geriye yürümemesini zorunlu kılar. Kıyas yoluyla suç tanımının genişletilmesi bu ilkeyi açıkça ihlal eder; zira kişi, işlediği sırada açıkça suç olarak tanımlanmamış bir eylem nedeniyle cezalandırılamaz. Anayasa'nın 38. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7. maddesi bu güvenceyi açıkça düzenlemektedir. Diğer seçenekler ilkenin çeşitli görünümleri ya da meşru uygulamalarıdır.
12. Türkiye'de olağanüstü hal ilan edilmesinin usulüne ilişkin aşağıdaki hangi senaryo anayasal çerçeveyle bağdaşmamaktadır?
- A) TBMM'nin olağanüstü hal süresini uzatma, kısaltma veya sona erdirme yetkisine sahip olması
- B) Olağanüstü hal süresinin her uzatmada altı ayı aşmaması gerektiği ✓
- C) Olağanüstü halin Cumhurbaşkanı tarafından Millî Güvenlik Kurulu'na danışılarak ilan edilmesi
- D) Olağanüstü hal ilanının TBMM'ye bildiriminin, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 48 saat içinde meclisten onay alınmasını zorunlu kılması
- E) Olağanüstü hal kararının Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi
Anayasa'nın 119. maddesi uyarınca olağanüstü hal en fazla altı ay süreyle ilan edilebilir. İlk ilan süresi en fazla altı aydır; ancak her uzatma kararı ile bu süre en fazla dört ay uzatılabilir. 'Her uzatmada altı ayı aşmaması' ifadesi doğru değildir; zira uzatma süresi dört ayla sınırlıdır. Olağanüstü hal TBMM'nin onayına sunulur; TBMM süreyi kısaltabilir, uzatabilir veya sona erdirebilir. Bu ayrımlar sınavlarda sıklıkla karşılaşılan ve yoğun dikkat gerektiren teknik konulardır.
13. Türkiye Anayasası'nın 10. maddesinde düzenlenen 'eşitlik ilkesi' bağlamında pozitif ayrımcılık uygulamalarına ilişkin aşağıdaki hangi saptama doğrudur?
- A) Pozitif ayrımcılık uygulamaları ancak Anayasa Mahkemesi kararıyla oluşturulabilir; yasama organı bu konuda herhangi bir düzenleme yapamaz.
- B) Anayasa pozitif ayrımcılığa yalnızca eğitim alanında izin vermektedir.
- C) Eşitlik ilkesi salt biçimsel eşitliği emrettiğinden pozitif ayrımcılık uygulamalarının tamamı anayasaya aykırıdır.
- D) Anayasa pozitif ayrımcılığı yalnızca engellilik durumunda kabul etmekte; diğer kategoriler için kesinlikle yasaklamaktadır.
- E) Anayasa, kadınlar ve çocuklar ile yaşlılar ve engelliler lehine pozitif ayrımcılık öngören düzenlemelere açıkça izin vermektedir. ✓
Anayasa'nın 10. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; kadınlar ve erkekler arasında eşitliği sağlamaya yönelik tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağını ve çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin de bu ilkeye aykırılık oluşturmayacağını açıkça hükme bağlamaktadır. Dolayısıyla Türk anayasal düzeni belirli koruma amaçlı ayrımcılık kategorilerine açıkça cevaz vermektedir. Salt biçimsel eşitlik anlayışı Anayasa'nın mevcut düzenlemesiyle bağdaşmamaktadır.
14. Türkiye Anayasası'nın 148. maddesinde Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerine ilişkin aşağıdaki hangi özellik, bu mahkemenin diğer yüksek mahkemelerden ayrıldığı en temel noktayı doğru biçimde yansıtmaktadır?
- A) Anayasa Mahkemesi hem somut norm denetimi hem de bireysel başvuru yoluyla yargısal denetim işlevi görmekte; bu yönüyle olağan yargı mercilerinden işlevsel olarak ayrışmaktadır. ✓
- B) Anayasa Mahkemesi'nin kararları hem bireysel başvuru hem de norm denetimi açısından ilk derece mahkemesi kararları niteliğinde olup temyiz denetimine tabidir.
- C) Anayasa Mahkemesi yasama ve yürütme organlarının her türlü işlemi üzerinde tam bir denetim yetkisine sahip olup bu yetki herhangi bir kısıtlamaya tabi değildir.
- D) Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları incelerken Danıştay ve Yargıtay kararlarının tümünü etkisiz kılma yetkisine sahiptir.
- E) Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini re'sen ve kendiğinden harekete geçerek denetleme yetkisini haizdir.
Anayasa Mahkemesi, olağan yargı mercilerinden işlevsel niteliği itibarıyla ayrışan kendine özgü bir anayasa yargısı organıdır. Hem soyut ve somut norm denetimi hem de bireysel başvuru yoluyla temel haklar güvencesini pekiştirici bir işlev üstlenmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin kararları kesin olup temyiz denetimine tabi değildir. Bu mahkeme Danıştay ve Yargıtay kararlarını doğrudan bozma yetkisine sahip değildir; bireysel başvuruda ihlal tespit ettiğinde dosyanın yeniden yargılama için ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini re'sen denetleme yetkisi ise olağanüstü hal kararnameleri bakımından anayasal güvence dışında tutulmuştur.
15. Anayasa Mahkemesi, bir kanunun Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verdiğinde bu karar hangi tarihten itibaren hüküm ve sonuç doğurur? Aşağıdaki durumlardan hangisi bu kurala ilişkin bir istisna teşkil eder?
- A) Kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren iptal kararının yürürlüğe girmesi
- B) Bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesi'nin ihlal tespiti ile birlikte kanun hükmünü iptal edebilmesi
- C) İptal edilen kanun hükmünün geriye yürüyerek uygulandığı dönemdeki işlemlerin kendiliğinden hükümsüz sayılması ✓
- D) Norm denetiminde verilen iptal kararlarının kesin nitelik taşıması ve temyiz yoluna başvurulamaması
- E) Mahkemenin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca belirleyebilmesi
Anayasa m.153/5 uyarınca iptal kararları geriye yürümez (geçmişe etkili olmaz). Bu nedenle, iptal edilen kanun hükmünün uygulandığı dönemdeki bireysel işlemler kendiliğinden geçersiz sayılmaz; aksine söz konusu işlemler kazanılmış hak kapsamında korunabilir. B şıkkındaki yürürlüğü erteleme yetkisi ise m.153/3'te açıkça düzenlenmiş meşru bir yetkidir ve istisna değil kurala eklenen bir imkândır. Sorudaki 'istisna' kavramı yanıltıcı bir unsur içermekte olup C şıkkı, geriye yürümezlik ilkesini doğrudan çiğnediğinden anayasal sisteme aykırı ve dolayısıyla yanlış bir ifadedir; bu nedenle doğru yanıt C'dir.
16. Olağan dönemde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (CBK) ile kanunun çatışması halinde hangi kural uygulanır ve bu kuralın anayasal dayanağı nedir?
- A) Çatışma halinde Danıştay'ın içtihadına göre konu esastan çözülür.
- B) CBK, yürütme organının düzenleyici işlemi olduğundan kanuna karşı hiyerarşik üstünlüğe sahiptir.
- C) Sonraki tarihli olan hüküm uygulanır; bu durum lex posterior ilkesinin CBK için de geçerliliğini gösterir.
- D) Anayasa Mahkemesi her somut olayda hangi normun uygulanacağını ayrıca belirler.
- E) Kanun hükümleri esas alınır; zira Anayasa m.104/17 gereği CBK kanunlara aykırı olamaz. ✓
Anayasa m.104/17'nin 4. cümlesi açıkça 'Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde kanun hükümleri uygulanır' demektedir. CBK'lar kanunun altında konumlanan, yürütme organına özgü bir düzenleyici işlem türüdür. Sonraki tarihli CBK'nın önceki kanunu zımnen ilga etmesi mümkün değildir; bu nedenle lex posterior ilkesi CBK-kanun çatışmasında işletilmez. Dolayısıyla doğru yanıt B'dir.
17. Aşağıdakilerden hangisi 1982 Anayasası'nın 'değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez' hükümleri arasında yer ALMAZ?
- A) Devlet dilinin Türkçe olduğuna ilişkin hüküm
- B) Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiğine ilişkin hüküm ✓
- C) Türk milletinin egemenliğini Anayasa'nın koyduğu esaslara göre kullanacağına ilişkin hüküm
- D) Devletin başkentinin Ankara olduğuna ilişkin hüküm
- E) Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğuna ilişkin hüküm
Anayasa m.1, m.2 ve m.3 değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümler arasındadır. m.1: Devletin adı, m.2: Cumhuriyetin nitelikleri (demokratik, laik, sosyal hukuk devleti), m.3: Devletin bütünlüğü, resmi dil (Türkçe), bayrak, milli marş ve başkent (Ankara). Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin düzenleme m.101'de yer almakta olup bu madde değiştirilemez hükümler arasında sayılmamıştır; nitekim 2017 anayasa değişikliğiyle söz konusu madde zaten köklü biçimde değiştirilmiştir. Doğru yanıt D'dir.
18. Türkiye Büyük Millet Meclisi, olağanüstü hal (OHAL) döneminde çıkarılan ve temel haklara kısıtlama getiren Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini hangi süre içinde onaylamak zorundadır ve süre aşımının hukuki sonucu nedir?
- A) 1 ay; süre aşımında kararname askıya alınır ve Anayasa Mahkemesi denetimini bekler.
- B) 3 ay; süre aşımında kararname kendiliğinden yürürlükten kalkar.
- C) 3 ay; süre aşımında kararname yürürlükte kalmaya devam eder, onay zorunluluğu ortadan kalkar.
- D) 1 ay; süre aşımında kararname kendiliğinden yürürlükten kalkar. ✓
- E) 6 ay; süre aşımında Meclis'in ret kararı verilmiş sayılır ve kararname iptal edilir.
Anayasa m.119/6 uyarınca olağanüstü hal kapsamında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri Resmî Gazete'de yayımlandıkları gün TBMM'ye sunulur. Meclis, bu kararnameleri 1 ay içinde görüşmek ve karara bağlamak zorundadır. 1 aylık süre içinde Meclis tarafından kabul edilmeyen kararname kendiliğinden yürürlükten kalkar. Dikkat edilmesi gereken nokta, OHAL CBK'larının olağan CBK'lardan farklı bir rejime tabi olduğudur. Doğru yanıt D'dir.
19. Aşağıda verilen temel hak ve özgürlük kısıtlama koşullarından hangisi 1982 Anayasası'nın 13. maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesi kapsamında değerlendirilemez?
- A) Kısıtlamanın yalnızca kanunla yapılabilmesi (kanuni düzenleme şartı) ✓
- B) Kısıtlayıcı tedbirin amaca ulaşmaya elverişli olması (elverişlilik alt ilkesi)
- C) Kısıtlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantının bulunması (orantılılık alt ilkesi)
- D) Kısıtlamanın Anayasa'nın ilgili maddesinde belirtilen sebeplere dayanması
- E) Kısıtlayıcı tedbirin amaca ulaşmak için zorunlu olması (zorunluluk alt ilkesi)
Ölçülülük ilkesi, Anayasa m.13'te temel hak kısıtlamalarının özüne dokunmama ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama koşullarıyla birlikte yer almaktadır. Ölçülülük; elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşur. 'Kısıtlamanın yalnızca kanunla yapılabilmesi' ise ayrı ve bağımsız bir şart olan kanuni düzenleme/kanunilik ilkesini ifade eder; ölçülülük ilkesinin bir alt unsuru değildir. Bu nedenle doğru yanıt E'dir.
20. Bireysel başvuru yoluna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi YANLIŞTIR?
- A) Tüzel kişiler, yalnızca tüzel kişiliğe özgü haklar bakımından bireysel başvuruda bulunabilir.
- B) Bireysel başvuruda kural olarak önce olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir.
- C) Anayasa Mahkemesi, ihlali tespit ettiğinde yeniden yargılama yapılmasına hükmedebilir.
- D) Bireysel başvuru, ihlale yol açan işlem veya kararın öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde yapılmalıdır. ✓
- E) Yabancılar, yalnızca vatandaşlara tanınan haklar dışındaki haklara yönelik ihlaller için bireysel başvuruda bulunabilir.
Bireysel başvuru süresi, 6216 sayılı Kanun m.47/5 uyarınca ihlale yol açan işlem veya kararın tebliği ya da öğrenilmesinden itibaren 30 gün değil, 30 gün olarak düzenlenmiştir — bu şıkta süre doğru görünse de asıl sorun şudur: İhlale yol açan işlem veya kararın kesinleşmesinden itibaren otuz gün başvuru süresi öngörülmüştür. Kararın öğrenilmesi değil, kesinleşmesi esas alınır; öğrenme tarihi ancak tebligat yapılamamış durumlarda gündeme gelir. Bununla birlikte şıklar arasında en belirgin ve doğrudan yanlış olan ifade D şıkkıdır çünkü başvuru süresi 'öğrenilmesinden itibaren' değil 'kesinleşmesinden/tebliğinden itibaren 30 gün' olarak düzenlenmiştir. Doğru yanıt D'dir.
21. Türkiye'de Anayasa değişikliği sürecine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Cumhurbaşkanı, Anayasa değişikliğini doğrudan halkoyuna sunmak yerine TBMM'ye iade edebilir; iade üzerine Meclis salt çoğunlukla yeniden kabul ederse değişiklik kesinleşir.
- B) TBMM üye tam sayısının 2/3'ü ile kabul edilen Anayasa değişikliklerini Cumhurbaşkanı halkoyuna sunabilir; sunmadığı takdirde değişiklik yayımlanarak yürürlüğe girer. ✓
- C) TBMM üye tam sayısının 3/5'i ile kabul edilen Anayasa değişikliklerini Cumhurbaşkanı zorunlu olarak halkoyuna sunmak zorundadır.
- D) Anayasa değişikliği tekliflerinin Anayasa Mahkemesi tarafından esas yönünden denetlenmesi zorunludur.
- E) Halkoylamasında geçerli oyların salt çoğunluğunun 'evet' oyu vermesi halinde Anayasa değişikliği kabul edilmiş sayılır.
Anayasa m.175 uyarınca: 3/5 ila 2/3 arasında (yani 360-400 oy) kabul edilen değişikliklerde Cumhurbaşkanı halkoyuna sunabilir ya da Resmî Gazete'de yayımlayabilir; 2/3 ve üzeri (400+) oyla kabul edilen değişikliklerde ise Cumhurbaşkanı değişikliği iade edebilir ya da halkoyuna sunabilir; iade halinde Meclis 2/3 çoğunlukla kabul ederse Cumhurbaşkanı ya yayımlar ya da tekrar halkoyuna sunar. A şıkkı: iade sonrası salt çoğunluk yeterli değildir, 2/3 gerekir — YANLIŞ. B şıkkı: 3/5'lik kabulde halkoylaması zorunlu değil, ihtiyaridir — YANLIŞ. C şıkkı DOĞRUDUR. D şıkkı: halkoylaması bu soruyla ilgisiz biçimde yanıltıcı kurgulanmıştır. E şıkkı: AYM Anayasa değişikliklerini yalnızca şekil yönünden denetler — YANLIŞ. Doğru yanıt C'dir.
22. Yasama dokunulmazlığına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlinde dokunulmazlık, özel prosedür gerekmeksizin kendiliğinden kalkar.
- B) Dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yoluyla ihlal iddiasında bulunabilir.
- C) Yasama dokunulmazlığından milletvekili bireysel olarak vazgeçemez; ancak Meclis kaldırabilir. ✓
- D) Meclis, üyenin dokunulmazlığını üye tam sayısının salt çoğunluğuyla kaldırabilir.
- E) Dokunulmazlık, seçimden önce işlenen suçları da kapsar.
Yasama dokunulmazlığı bireysel bir hak olmayıp kurumsal bir güvencedir; bu nedenle milletvekili tek başına dokunulmazlığından vazgeçemez. Dokunulmazlığı yalnızca TBMM kaldırabilir. Ancak A şıkkında 'Meclis kaldırabilir' ifadesi doğrudur. Yanıltıcı olan kısım 'kaldırma yöntemi'dir: Anayasa m.83/2'ye göre Meclis, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla (301 oy) değil, gizli oyla ve salt çoğunlukla karar verir — bu açıdan A şıkkı teknik olarak tartışmalı olmakla birlikte soruda en belirgin yanlış E şıkkıdır. Anayasa m.83/3 gereği 'ağır cezayı gerektiren suçüstü' halinde dokunulmazlık kendiliğinden kalkmaz; özel usul uygulanır ve Meclis'e bilgi verilmesi zorunludur. Doğru yanıt (yanlış ifade) E'dir. (Soru, 'yanlış olan' ifadeyi sormaktadır.)
23. Hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkına ilişkin aşağıdaki durumların hangisinde Anayasa m.36 kapsamında bir ihlal söz konusu olmaz?
- A) Tarafların tümünün aynı avukata yönlendirildiği bir uyuşmazlıkta avukatın çıkar çatışmasına düşmesi
- B) Mahkemenin taraflardan birinin delillerini hiç değerlendirmeksizin karar vermesi
- C) Kanun yoluna başvuru harcının maddi imkânı bulunmayan kişi açısından dahi zorunlu tutulması
- D) Yargılamanın makul süreyi aşması nedeniyle sanığın lehe delil toplayamaması
- E) Hâkimin bağlı olduğu kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine vararak davayı bekletmesi ve Anayasa Mahkemesi'ne başvurması ✓
E şıkkında tanımlanan durum, Anayasa m.152'de düzenlenen 'itiraz yolu' mekanizmasıdır. Hâkimin, bakmakta olduğu davada uygulanacak kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varması halinde Anayasa Mahkemesi'ne başvurması ve davayı bekletmesi hem anayasal bir hak hem de bir görevdir. Bu durum adil yargılanma hakkını ihlal etmez; aksine Anayasa'nın öngördüğü bir usul güvencesini hayata geçirir. Diğer şıklarda (A, B, C, D) ise sırasıyla silahların eşitliği, makul süre, bağımsız temsil hakkı ve mahkemeye erişim hakkı yönünden m.36 ihlali gündeme gelebilir. Doğru yanıt E'dir.
24. Aşağıdakilerden hangisi Anayasa Mahkemesi'nin şekil denetimi kapsamında inceleyebileceği bir unsur değildir?
- A) Cumhurbaşkanı'nın Anayasa değişikliğini iade etme süresine uyup uymadığı
- B) Oylamanın gizli mi açık mı yapıldığına ilişkin usul kurallarına uyulup uyulmadığı
- C) Anayasa değişikliği teklifinin teklif çoğunluğuna uygun şekilde verilip verilmediği
- D) Kanun değişikliğinin TBMM İç Tüzüğü'ne aykırı biçimde gündeme alınıp alınmadığı ✓
- E) Anayasa değişikliğinin öngörülen çoğunluklarla görüşülüp görüşülmediği
Anayasa Mahkemesi, kanunları şekil yönünden denetlerken yalnızca son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığını ve teklif şartlarını inceler. Anayasa m.148/2'ye göre kanunların şekil denetimi yalnızca 'son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı' ile sınırlıdır; İç Tüzük'e aykırılık bu denetime dahil değildir. Anayasa değişikliklerinin şekil denetimi ise teklif ve oylama çoğunlukları ile ivedilik şartını kapsar. C şıkkında belirtilen 'İç Tüzük'e aykırılık' iddiası, şekil denetiminin kapsamı dışında olup bu konuda AYM inceleme yapamaz. Doğru yanıt C'dir.
25. Olağanüstü hal ilan edilebilmesi için Anayasa'nın öngördüğü usul aşağıdakilerden hangisinde eksiksiz ve doğru olarak gösterilmiştir?
- A) Cumhurbaşkanı ilan eder → Bakanlar Kurulu onaylar → TBMM denetler
- B) Cumhurbaşkanı ilan eder → TBMM 3/5 çoğunlukla onaylar → Anayasa Mahkemesi şekil denetimi yapar
- C) Cumhurbaşkanı ilan eder → Resmî Gazete'de yayımlanır → TBMM'nin onayına sunulur → Meclis salt çoğunlukla onaylar
- D) TBMM karar alır → Cumhurbaşkanı onaylar → Resmî Gazete'de yayımlanır
- E) Cumhurbaşkanı ilan eder → Resmî Gazete'de yayımlanır → Aynı gün TBMM'ye sunulur → TBMM salt çoğunlukla onaylar veya süreyi kısaltır/uzatır ✓
Anayasa m.119'a göre olağanüstü hal ilan yetkisi Cumhurbaşkanı'na aittir. Cumhurbaşkanı, Millî Güvenlik Kurulu'nun görüşünü aldıktan sonra olağanüstü hal ilan edebilir. İlan, Resmî Gazete'de yayımlanır ve aynı gün TBMM'nin onayına sunulur. TBMM gerektiğinde toplanarak olağanüstü hali onaylar, süresini kısaltır veya uzatır (her defasında en fazla dört ay). Onay için salt çoğunluk yeterlidir. 2017 değişikliğiyle Bakanlar Kurulu kaldırılmış, yetki Cumhurbaşkanı'nda toplanmıştır. D şıkkı bu süreci doğru özetlemektedir. Doğru yanıt D'dir.