menu
MemurOl
Vatandaşlık Testleri

VATANDASLIK - temel haklar (Bölüm 4)

VATANDASLIK - temel haklar (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

Anayasa'ya göre temel hak ve özgürlüklerin kullanılması hangi koşulda tamamen durdurulabilir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Anayasa'ya göre temel hak ve özgürlüklerin kullanılması hangi koşulda tamamen durdurulabilir?

    • A) TBMM'nin üçte iki çoğunluğuyla aldığı kararla her zaman
    • B) Anayasa Mahkemesi kararıyla belirlenen kriz dönemlerinde
    • C) Cumhurbaşkanı kararnamesiyle ilan edilen olağan dönemlerde
    • D) Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla
    • E) Bakanlar Kurulunun salt çoğunlukla kabul ettiği acil tedbirler kapsamında

    Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla temel hak ve özgürlüklerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir ya da bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Bu madde, hak ve özgürlüklerin olağanüstü koşullarda sınırlandırılmasının çerçevesini belirler.

  2. 2. Aşağıdaki haklardan hangisi olağanüstü hal döneminde dahi hiçbir şekilde askıya alınamaz?

    • A) Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı
    • B) Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
    • C) Özel hayatın gizliliği hakkı
    • D) Kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi bütünlük hakkı
    • E) İşkence ve eziyet yasağı ile savaş hukukuna aykırı muamele yasağı

    Anayasa'nın 15. maddesinin 2. fıkrasında, olağanüstü dönemlerde dahi dokunulamayacak çekirdek haklar sayılmıştır. Bunlar arasında kişinin maddi ve manevi bütünlüğüne dokunulamayacağına ilişkin 17. maddenin birinci ve üçüncü fıkraları (işkence ve eziyet yasağı, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı) yer almaktadır. Toplantı hakkı, kişi özgürlüğü ve özel hayatın gizliliği ise olağanüstü hallerde sınırlandırılabilir.

  3. 3. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre temel hakların sınırlandırılmasında 'ölçülülük ilkesi' aşağıdakilerden hangisini kapsamaz?

    • A) Geri alınamazlık
    • B) Meşru amaç
    • C) Orantılılık
    • D) Elverişlilik
    • E) Gereklilik

    Ölçülülük ilkesi; elverişlilik (aracın amaca ulaşmaya elverişli olması), gereklilik (en az müdahale edici aracın seçilmesi) ve orantılılık (araç-amaç arasında makul denge) alt ilkelerinden oluşur. 'Meşru amaç' ise sınırlandırmanın ön koşullarından biridir. 'Geri alınamazlık' ölçülülük ilkesinin bir unsuru değildir; bu kavram bazı hakların özüyle ilişkilidir ancak ölçülülük testinin parçası değildir.

  4. 4. Anayasa'nın 19. maddesine göre hâkim kararı olmaksızın yakalanan bir kişi, toplu suç işlenmesi hâlinde en fazla kaç gün süreyle hâkim önüne çıkarılmaksızın tutulabilir?

    • A) 1 gün
    • B) 2 gün
    • C) 4 gün
    • D) 7 gün
    • E) 3 gün

    Anayasa'nın 19. maddesine göre yakalanan kişi, tutulma yerine en geç 24 saat içinde hâkim önüne çıkarılır. Ancak toplu olarak işlenen suçlarda bu süre en çok 4 gün olarak belirlenmiştir. Bu sürenin dolmasından sonra hâkim kararı olmaksızın kişi özgürlüğü kısıtlanamaz. Olağanüstü hal döneminde bu süre kanunla uzatılabilir.

  5. 5. Aşağıdaki ifadelerden hangisi 'negatif statü hakları' kavramını doğru biçimde açıklar?

    • A) Devletin bireyi diğer bireylere karşı koruması yükümlülüğünü doğuran haklardır.
    • B) Yalnızca vatandaşlara tanınan ve yabancılara uygulanmayan haklardır.
    • C) Bireyin devlete karşı korunmasını sağlayan, devletin müdahaleden kaçınmasını gerektiren haklardır.
    • D) Bireyin siyasi kararlara katılmasını güvence altına alan haklardır.
    • E) Devletin bireylere belirli hizmetler sunmasını gerektiren, pozitif edim yükümlülüğü doğuran haklardır.

    Klasik hak kuşağı teorisine göre 'negatif statü hakları' (kişi dokunulmazlığı, ifade özgürlüğü vb.), devletin bireyin özgürlük alanına müdahale etmemesini, yani olumsuz (negatif) edimde bulunmasını gerektirir. 'Pozitif statü hakları' ise devletten aktif bir edim, yani sosyal haklar gibi bir hizmet sunulmasını talep etme hakkını ifade eder. Siyasi katılım hakları ise 'aktif statü hakları' olarak ayrı bir kategori oluşturur.

  6. 6. Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü hangi gerekçeyle sınırlandırılamaz?

    • A) Suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla
    • B) Kamu düzeninin sağlanması amacıyla
    • C) Sırf belirli bir görüşe karşı olunması gerekçesiyle
    • D) Başkalarının şöhret ve haklarının korunması amacıyla
    • E) Milli güvenliğin korunması amacıyla

    Anayasa'nın 26. maddesine göre düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü; milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, cumhuriyetin temel nitelikleri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının şöhret veya haklarının korunması, özel ve aile hayatının gizliliğinin korunması veya yargı görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlandırılabilir. Ancak yalnızca bir görüşe karşı olunması, herhangi bir meşru amaca dayanmadığından tek başına sınırlandırma gerekçesi olamaz.

  7. 7. Bireysel başvuru yoluna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu 2010 anayasa değişiklikleriyle getirilmiştir.
    • B) Başvuru, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılmalıdır.
    • C) Tüm yargı yolları tüketilmeden bireysel başvuruda bulunulamaz.
    • D) Yasama işlemlerine karşı bireysel başvuru yolu kapalıdır.
    • E) Bireysel başvuru hakkı yalnızca Türk vatandaşlarına tanınmıştır.

    6216 sayılı Kanun'a göre bireysel başvuru hakkı yalnızca Türk vatandaşlarına değil, Türkiye'deki temel haklarının ihlal edildiğini öne süren herkese —yabancılar dahil— tanınmıştır; ancak yabancılar, niteliği itibarıyla yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanamazlar. Diğer şıklardaki bilgiler doğrudur: olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur; başvuru süresi ihlal kararının tebliğinden veya öğrenilmesinden itibaren 30 gündür; bu hak 2010 değişiklikleriyle anayasaya girmiştir; yasama dokunulmazlığı gibi saf yasama işlemleri bu yolun kapsamı dışındadır.

  8. 8. Aşağıdakilerden hangisi 'doğrudan etki' ve 'dolaylı etki' kavramları açısından temel hakların özel hukuk ilişkilerine yansımasını en doğru biçimde ifade eder?

    • A) Temel haklar, özel hukuk sözleşmelerine her zaman doğrudan ve tam olarak uygulanır; aksi kararlaştırılamaz.
    • B) Temel hakların özel hukuk ilişkilerine yansıması Anayasa Mahkemesi kararlarıyla tamamen engellenmiştir.
    • C) Özel kişiler, anayasal hakları birbirlerine karşı doğrudan ileri sürebilir ve mahkemeler bu başvuruları anayasa hükümleri çerçevesinde çözmek zorundadır.
    • D) Temel haklar, özel hukuk ilişkilerine yalnızca yargı kararları aracılığıyla ve genel hukuk ilkeleri yorumlanırken dolaylı biçimde yansır.
    • E) Temel haklar yalnızca devlet-birey ilişkisini düzenler; özel hukuk ilişkilerinde hiçbir şekilde uygulanamaz.

    Anayasa hukuku teorisinde 'dolaylı üçüncü kişi etkisi (mittelbarer Drittwirkung)' görüşü, Türk hukukunda da baskın yaklaşımdır. Buna göre temel haklar, doğrudan özel hukuk ilişkilerine uygulanmaz; ancak medeni kanun, borçlar kanunu gibi özel hukuk normlarındaki 'dürüstlük kuralı', 'kamu düzeni', 'genel ahlak' gibi muğlak kavramlar temel hak değerleri gözetilerek yorumlandığında, temel haklar özel hukuk ilişkilerini dolaylı olarak etkiler. Doğrudan etki teorisi ise azınlık görüşüdür.

  9. 9. Anayasa'nın 14. maddesinde düzenlenen 'hakkın kötüye kullanılması yasağı' kapsamında temel hak ve özgürlükler aşağıdaki amaçlardan hangisi için kullanılamaz?

    • A) Kamuoyunun bilgilendirilmesi ve şeffaflığın sağlanması
    • B) Kamu yararına yönelik sivil toplum faaliyetlerinin yürütülmesi
    • C) Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak
    • D) Farklı siyasi görüşlerin kamuoyunda tartışılması
    • E) Ekonomik hakların geliştirilmesi ve sosyal güvencenin artırılması

    Anayasa'nın 14. maddesi, temel hak ve özgürlüklerin Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye atmayı, temel hak ve özgürlükleri yok etmeyi ya da Anayasa'da belirtilenden daha geniş biçimde sınırlandırmayı amaçlayan faaliyetler için kullanılamayacağını hükme bağlar. Bu madde, hakların birbirini yok edecek şekilde kullanımını engellemektedir. Diğer şıklarda sayılan amaçlar ise temel hakların meşru kullanım alanına girmektedir.

  10. 10. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü kapsamında 'silahların eşitliği ilkesi' aşağıdakilerden hangisini ifade eder?

    • A) Davanın her iki tarafının da usul haklarını kullanmada makul ölçüde eşit imkâna sahip olmasını
    • B) Ceza davalarında sanığın her zaman savcıdan daha fazla delil sunma hakkına sahip olmasını
    • C) Hukuki yardım alabilen tarafların dava süreçlerinde üstün konuma getirilmesini
    • D) Tarafların mahkemede fiziksel olarak eşit konumda bulunması zorunluluğunu
    • E) Avukat tutma hakkının her koşulda devlet tarafından karşılanmasını

    Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'silahların eşitliği ilkesi', davanın her iki tarafının da iddia ve savunmalarını ileri sürerken makul ölçüde eşit olanaktan yararlanmasını gerektirir. Bu ilke AİHM içtihadında da belirleyici yer tutar ve taraflardan birinin diğeri karşısında önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürülmemesini güvence altına alır. Fiziksel eşitlik, zorunlu avukatlık ve delil asimetrisi bu ilkenin kapsamı dışındadır.

  11. 11. Mülkiyet hakkına ilişkin Anayasa'nın 35. maddesi ve kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Tarım arazilerinin ve küçük çiftçi arazilerinin kamulaştırılmasında bedel taksitle ödenebilir.
    • B) Kamulaştırma kararı yargısal denetim dışında tutulmuştur; idari kesinlikle bağlayıcıdır.
    • C) Kamulaştırılan taşınmazın değeri, varsa vergi beyanındaki değer de dikkate alınarak belirlenir.
    • D) Mülkiyet hakkı, kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabilir.
    • E) Kamulaştırma, ancak gerçek karşılığının peşin ödenmesi koşuluyla yapılabilir.

    Kamulaştırma işlemleri idari işlem niteliğinde olup idarenin tüm eylem ve işlemleri gibi yargısal denetime tabidir. Anayasa'nın 125. maddesi, 'idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır' ilkesini güvence altına almaktadır. Kamulaştırma kararına karşı hem bedelinin tespiti hem de kamulaştırmanın hukuka uygunluğu yönünden idare mahkemelerinde ve adli yargıda itiraz yolları mevcuttur. Diğer şıklardaki ifadeler Anayasa'nın ilgili maddelerine uygundur.

  12. 12. Anayasa'da öngörülen 'kanun önünde eşitlik' ilkesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi Anayasa Mahkemesi içtihadıyla örtüşmektedir?

    • A) Eşitlik ilkesi kamu hukuku ilişkilerinde değil, yalnızca özel hukuk ilişkilerinde geçerlidir.
    • B) Haklı ve nesnel bir nedene dayanan farklı muamele, eşitlik ilkesini ihlal etmez.
    • C) Pozitif ayrımcılık uygulamaları her durumda eşitlik ilkesini ihlal ettiğinden anayasaya aykırıdır.
    • D) Eşitlik ilkesi yalnızca kanun önündeki biçimsel eşitliği güvence altına alır; sosyal eşitlikle ilgisi yoktur.
    • E) Eşitlik ilkesi, herkese her durumda aynı muamele yapılmasını zorunlu kılar.

    Anayasa Mahkemesi, eşitlik ilkesini 'mutlak eşitlik' olarak değil, 'nispi eşitlik' olarak yorumlamaktadır. Buna göre aynı durumda olanlar arasında farklı, farklı durumda olanlar arasında aynı muamele yapılması eşitliği ihlal eder. Haklı, nesnel ve makul bir nedene dayanan farklı muamele ise eşitlik ilkesini ihlal etmez. Nitekim Anayasa'nın 10. maddesi, kadınlar ve erkekler için eşit haklar öngörürken, aynı madde pozitif ayrımcılık uygulamalarını da meşru kabul etmektedir.

  13. 13. Zorla çalıştırma ve angarya yasağını düzenleyen Anayasa'nın 18. maddesi kapsamında aşağıdaki durumların hangisi anayasal güvence altında olan meşru bir zorunlu çalışma sayılmaz?

    • A) Vatandaşlık ödevi niteliğindeki askerlik hizmetleri
    • B) Doğal afetlerde talep edilen acil katkılar
    • C) Hükümlülerin cezaevinde yaptırılan çalışmaları
    • D) Olağanüstü hal döneminde alınan tedbirler kapsamındaki zorunlu hizmet
    • E) Herhangi bir yasal dayanak olmaksızın özel işverene yaptırılan ücretsiz çalışma

    Anayasa'nın 18. maddesi, angarya ve zorla çalıştırmayı yasaklamakla birlikte bazı istisnalar öngörmüştür: şekil ve şartları kanunla düzenlenen hükümlülerin cezaevindeki çalışmaları, olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenen hizmetler, ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı vatandaşlık ödevi niteliğindeki bedeni ve fikri çalışmalar ile doğal afetlerde talep edilen acil katkılar bu istisnalar arasındadır. Herhangi bir yasal dayanak olmaksızın özel işverene ücretsiz çalışma yaptırmak ise angarya niteliğinde olduğundan Anayasa tarafından açıkça yasaklanmıştır.

  14. 14. İfade özgürlüğü ile özel hayatın gizliliği hakkı arasındaki çatışmada Anayasa Mahkemesi ve AİHM'in benimsediği dengeleme ölçütlerine göre aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

    • A) Siyasetçi ve üst düzey kamusal figürlerin göreviyle doğrudan ilgili eylemlerine yönelik eleştiri, ifade özgürlüğü kapsamında daha geniş koruma görür.
    • B) Bir kişinin suç geçmişi, o kişi kamuya mal olmasa dahi her zaman haberleştirilmesinde kamu yararı bulunduğu kabul edilir.
    • C) Basın özgürlüğü, özel hayatın gizliliği hakkının her durumda önünde tutulması gereken üstün bir haktır.
    • D) Kişinin özel yaşamına ilişkin bilgiler hiçbir koşulda kamuoyuyla paylaşılamaz; bu mutlak bir yasaktır.
    • E) Kamuya mal olmuş kişilerin özel yaşamlarının tamamı ifade özgürlüğü kapsamında serbestçe haberleştirilebilir.

    Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihadında, ifade özgürlüğü ile özel hayatın gizliliği çatıştığında şu ölçütler gözetilmektedir: haberin genel yarara katkısı, ilgili kişinin kamuya mal olup olmadığı ve bu kişinin kamusal göreviyle bilginin ilgisi, bilginin elde edilme yöntemi, haberin doğruluğu ve içeriğin yayımlanmasının yol açacağı zarar. Kamuya mal olmuş kişiler yalnızca kamusal rolleriyle ilgili konularda daha fazla ifade özgürlüğüne katlanmak zorundayken, tamamen özel yaşamları bu kapsamda değerlendirilemez. Hiyerarşik üstünlük veya mutlak yasak kabul edilmemektedir.

  15. 15. Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suç ve cezalara ilişkin esaslar arasında yer alan 'kanunilik ilkesi' kapsamında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Suç tarihinde yürürlükte olan kanun yerine sonradan yürürlüğe giren daha ağır ceza öngören kanun uygulanabilir.
    • B) Kanunilik ilkesi gereğince idari düzenleyici işlemlerle suç ve ceza tanımlanabilir; kanun yalnızca genel çerçeveyi çizer.
    • C) Birden fazla kişinin ortak kusurlu eylemi söz konusu olduğunda müşterek ceza uygulanması kanunilik ilkesinin bir gereğidir.
    • D) Ceza kanunlarının kıyasen uygulanması yasaklanmıştır; suç ve cezalar açıkça kanunda belirtilmelidir.
    • E) Aynı eylem hem idari yaptırım hem de cezai yaptırıma konu edilemez; bu durum 'çifte cezalandırma yasağı'nı oluşturur.

    Suçta ve cezada kanunilik ilkesi (nullum crimen, nulla poena sine lege), suç ve cezaların önceden kanunla açıkça belirlenmesini gerektirir. Bu ilkenin doğal sonucu olarak ceza kanunlarında kıyasen uygulama yasaktır; kanunda tanımlanmamış bir fiil, benzer bir suça kıyasla suç sayılamaz. İdari düzenleyici işlemlerle suç ihdası, daha ağır sonraki kanunun geriye yürütülmesi ve kişisellik ilkesine aykırı müşterek ceza uygulaması bu ilkeyle bağdaşmaz. Aynı eylemin hem idari hem cezai yaptırıma konu edilmesi ise Anayasa Mahkemesi içtihadına göre koşullar mevcut olduğunda mümkün olabilmektedir.

  16. 16. 1982 Anayasası'nda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz.
    • B) Olağanüstü hâl döneminde temel hakların tamamı askıya alınabilir.
    • C) Temel haklar yalnızca kanunla sınırlandırılabilir.
    • D) Sınırlamaların Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olması zorunludur.
    • E) Sınırlamalar hakkın özüne dokunamaz.

    Anayasa'nın 15. maddesine göre olağanüstü hâllerde bile bazı temel haklar hiçbir surette sınırlandırılamaz; yaşam hakkı, işkence yasağı, din ve vicdan özgürlüğünün çekirdeği, suç ve cezaların kanuniliği ile masumiyet karinesi bunlar arasındadır. Dolayısıyla 'tamamı askıya alınabilir' ifadesi açıkça yanlıştır. Diğer şıklar Anayasa m.13 ve m.15 çerçevesinde doğrudur.

  17. 17. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihadına göre 'hakkın özü' doktriniyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi en isabetlidir?

    • A) Hakkın özü, orantılılık ilkesiyle çeliştiği durumlarda orantılılık ilkesine göre arka planda kalır.
    • B) Hakkın özüne dokunulduğunun tespiti için hakkın tamamen ortadan kaldırılmış olması şarttır.
    • C) Hakkın özü yalnızca mutlak haklara uygulanır; nispi haklar bakımından böyle bir güvence yoktur.
    • D) Hakkın özü güvencesi kanun koyucuyu bağlar; yargı organları bu denetimi yapamaz.
    • E) Hakkın özü, söz konusu temel hakkı işlevsiz kılacak ölçüde sınırlandırılmasını yasaklar.

    AYM içtihadında 'hakkın özü', bir temel hakkı kullanılamaz ya da anlamsız kılacak biçimde sınırlamayı yasaklayan mutlak bir güvencedir. Hakkın tamamen ortadan kalkması gerekmez; işlevsiz hâle getirilmesi yeterlidir. Diğer seçenekler içtihatla bağdaşmayan hatalı çıkarımlar içermektedir.

  18. 18. Türk anayasa hukukunda 'pozitif statü hakları' ile 'negatif statü hakları' ayrımı bağlamında aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

    • A) Seçme ve seçilme hakkı – negatif statü hakkı; din ve vicdan özgürlüğü – pozitif statü hakkı
    • B) Konut dokunulmazlığı – pozitif statü hakkı; sosyal güvenlik hakkı – negatif statü hakkı
    • C) Eğitim hakkı – negatif statü hakkı; mülkiyet hakkı – pozitif statü hakkı
    • D) Çalışma hakkı – negatif statü hakkı; haberleşme özgürlüğü – pozitif statü hakkı
    • E) Sağlık hakkı – pozitif statü hakkı; kişi özgürlüğü ve güvenliği – negatif statü hakkı

    Negatif statü hakları devletin müdahale etmemesini gerektiren klasik özgürlüklerdir (kişi özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü vb.). Pozitif statü hakları ise devletin aktif edim yükümlülüğü doğuran sosyal-ekonomik haklardır (sağlık, eğitim, sosyal güvenlik vb.). Seçenekler arasında yalnızca C şıkkındaki eşleştirme bu ayrıma uygundur.

  19. 19. Aşağıdakilerden hangisi 1982 Anayasası çerçevesinde yabancılara da tanınan bir temel haktır?

    • A) Kişi dokunulmazlığı ve vücut bütünlüğü hakkı
    • B) Siyasi parti kurma hakkı
    • C) Dilekçe hakkının yalnızca Türkçe kullanımı zorunluluğu nedeniyle yabancılara tanınmaması
    • D) Kamu hizmetine girme hakkı
    • E) Seçme ve seçilme hakkı

    Anayasa, seçme-seçilme, siyasi parti kurma ve kamu hizmetine girme gibi aktif siyasi hakları yalnızca Türk vatandaşlarına tanımıştır. Buna karşılık yaşam hakkı, kişi dokunulmazlığı, işkence yasağı gibi insan onuruna dayanan temel haklar yabancılar dahil herkese uygulanır. D şıkkı bu evrensel nitelikli haklardan birini içermektedir.

  20. 20. Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile 1982 Anayasası arasında temel hak güvencesi bakımından çatışma olduğunda, 2004 yılında yapılan Anayasa değişikliğinin (m.90/5) yarattığı sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Her iki norm çatışırsa Anayasa hükmü her koşulda uygulanır.
    • B) Söz konusu değişiklik yalnızca AİHM kararlarını değil, tüm uluslararası antlaşmaları anayasal statüye taşımıştır.
    • C) Çatışma hâlinde uygulama önceliği ulusal kanuna tanınmıştır.
    • D) Temel haklara ilişkin usulünce yürürlüğe girmiş AİHM içtihadı doğrudan anayasal metin hükmündedir.
    • E) Temel haklara ilişkin usulünce yürürlüğe girmiş milletlerarası antlaşmalar kanunların üzerinde yer alır ve Anayasa'ya aykırılıkları öne sürülerek iptal davası açılamaz.

    Anayasa m.90/5 son cümlesiyle; temel haklara ilişkin usulünce yürürlüğe girmiş milletlerarası antlaşmalar ile kanunların çatışması hâlinde antlaşma hükmü esas alınır. Bu antlaşmalar kanun hiyerarşisinin üstünde kabul edilir; ancak anayasal metin düzeyinde değildir (B yanlış). Yalnızca temel haklara ilişkin antlaşmalar bu ayrıcalıktan yararlanır; tüm antlaşmalar değil (E yanlış).

  21. 21. Anayasa'nın 19. maddesi uyarınca tutukluluk süreleri bakımından aşağıdaki ifadelerin hangisi yanlıştır?

    • A) Tutuklanan kişinin durumu en geç kırk sekiz saat, toplu suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır.
    • B) Hâkim kararı olmaksızın yakalama, suçüstü hâli veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerle sınırlıdır.
    • C) Tutukluluk süreleri Anayasa'da belirtilen azami sınırlar olup kanunla kısaltılabilir ancak uzatılamaz.
    • D) Bireysel suçlarda tutukluluk süresi en fazla iki yıl olup bu süre uzatılabilir.
    • E) Toplu olarak işlenen suçlarda tutukluluk süresi dört yıla kadar uzatılabilir.

    Anayasa m.19'a göre bireysel suçlarda tutukluluk azami süresi hâkim kararıyla uzatılmak suretiyle toplam dört yıla kadar çıkabilir (her seferinde en fazla bir yıl uzatma, toplamda üç yıla kadar uzatma). 'En fazla iki yıl' ifadesi ve 'uzatılabilir' açıklamasının birleşimi yanıltıcıdır; Anayasa temel süreyi iki yıl değil, uzatma imkânlarıyla birlikte dört yıl olarak belirlemiştir. B şıkkı bu nedenle hatalıdır.

  22. 22. Ölçülülük ilkesinin alt unsurları olan 'elverişlilik', 'zorunluluk' ve 'orantılılık' bağlamında aşağıdaki senaryolardan hangisinde yalnızca 'zorunluluk' ilkesi ihlal edilmiştir?

    • A) Bir sınırlamanın yol açtığı bireysel külfet, elde edilen kamu yararıyla kıyaslandığında açıkça orantısızdır.
    • B) Devlet bir hakkı sınırlarken hiçbir meşru amaç öne sürmemektedir.
    • C) Kamu düzenini korumak amacıyla çıkarılan bir kanun, birbiriyle hiçbir nedensellik bağı bulunmayan farklı özgürlük alanlarını kısıtlamaktadır.
    • D) Bir tedbirin meşru amacı gerçekleştirmede hiçbir katkısının olmadığı bilimsel verilerle kanıtlanmıştır.
    • E) Gürültü kirliliğini önlemek amacıyla gece 22:00-07:00 saatleri arasında müzik yayınını tamamen yasaklayan bir düzenleme, aynı amacı sağlayabilecek ses sınırı belirleme gibi daha hafif tedbirler mevcutken uygulamaya konulmuştur.

    Zorunluluk (gereklilik) alt ilkesi, aynı meşru amaca daha az kısıtlayıcı bir araçla ulaşılabilecekken daha ağır bir tedbirin tercih edilmesini yasaklar. A şıkkında tedbirle amaç arasında nedensellik bağı vardır (elverişlilik ihlali yok), külfet-yarar dengesi sorgulanmamaktadır (orantılılık ihlali yok); sorun, amacı daha az müdahaleyle gerçekleştirme imkânı varken daha ağır tedbire başvurulmasıdır. C elverişliliği, D orantılılığı, E ise meşru amaç koşulunu ihlal eder.

  23. 23. Aşağıdakilerden hangisi Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceği meşru amaçlar arasında yer almaz?

    • A) Başkalarının şöhret veya haklarının korunması
    • B) Toprak bütünlüğünün korunması
    • C) Bilim ve sanatın geliştirilmesi
    • D) Kamu düzeni
    • E) Millî güvenlik

    Anayasa m.26/2, ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceği meşru amaçları sayarken millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlak, başkalarının şöhret ve haklarını koruma, gizli kalması gereken haberlerin yayılmasını önleme ve yargı bağımsızlığını korumayı saymaktadır. 'Bilim ve sanatın geliştirilmesi' bir sınırlandırma gerekçesi değil; aksine ifade ve akademik özgürlüğü pekiştiren bir değerdir. Bu nedenle D şıkkı meşru amaç kapsamında değildir.

  24. 24. Anayasa'nın 24. maddesiyle güvence altına alınan din ve vicdan özgürlüğü bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Kimse dini inançlarını açıklamaya zorlanamaz.
    • B) Dini inançlar her koşulda suç işlemeyi meşrulaştıran bir gerekçe olarak kullanılamaz; ancak vicdan özgürlüğü kapsamındaki bireysel redler cezai yaptırıma tabi tutulamaz.
    • C) Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya zorlanamaz.
    • D) Din eğitimi ve öğretimi devletin denetim ve gözetimi altında yapılır.
    • E) Anayasa'ya aykırı olmamak şartıyla dini kurumlar kurulabilir.

    Anayasa m.24/5, dini inançların suç işlemeyi meşrulaştıran bir gerekçe olarak kullanılamayacağını açıkça belirtir. Ancak 'vicdan özgürlüğü kapsamındaki bireysel redlerin cezai yaptırıma tabi tutulamayacağı' ifadesi Anayasa'da geçmez; askerlik gibi konularda vicdan reddi hakkı Anayasa'da düzenlenmemiştir. D şıkkı hem doğru hem yanlış önerme içerdiğinden bütünüyle hatalı bir çıkarım oluşturmakta, ÖSYM mantığında yanıltıcı birleşik önerme olarak D seçeneği yanlıştır.

  25. 25. Mülkiyet hakkının sosyal işlev boyutu çerçevesinde kamulaştırma ile müsadere arasındaki temel anayasal fark aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Müsadere Anayasa'da düzenlenmemiş olup yalnızca kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenir.
    • B) Kamulaştırmada bedel ödenmesi anayasal zorunluluktur; müsaderede ise kural olarak bedelsizdir.
    • C) Kamulaştırma mahkeme kararıyla yapılırken müsadere idari kararla gerçekleştirilir.
    • D) Kamulaştırma yalnızca kamu yararı amacıyla yapılabilirken müsadere hem kamu yararı hem de ceza amacıyla uygulanabilir; her iki işlem de bedel ödenmesini gerektirir.
    • E) Kamulaştırma yalnızca taşınmazlar için uygulanırken müsadere her türlü mal varlığı için geçerlidir.

    Anayasa m.35 ve m.46 uyarınca kamulaştırma; kamu yararı amacıyla, kanunla belirlenen usul ve esaslara göre ve gerçek karşılığı peşin ödenmek suretiyle yapılır. Müsadere ise genellikle suç konusu eşya veya suçtan elde edilen kazanım bakımından bedelsiz el koyma niteliği taşır. Anayasa m.38/9 da müsaderenin 'suç nedeniyle mahkûmiyete bağlı' olduğunu hüküm altına alır. Temel fark, kamulaştırmada bedel ödenmesinin zorunlu olmasıdır.