menu
MemurOl
Vatandaşlık Testleri

VATANDASLIK - uluslararasi orgutler (Bölüm 4)

VATANDASLIK - uluslararasi orgutler (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

Avrupa Birliği'nde 'demokratik meşruiyet açığı' tartışmalarının odağındaki temel kurumsal sorun aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Avrupa Birliği'nde 'demokratik meşruiyet açığı' tartışmalarının odağındaki temel kurumsal sorun aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Üye devletlerin ulusal parlamentolarının AB müzakerelerine katılamaması
    • B) Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın üyelerinin hükümetler tarafından atanması
    • C) AB mevzuatını oluşturan Konsey ve Komisyon'un doğrudan seçilmiş organlar olmaması ve AB Parlamentosu'nun yasa yapımındaki sınırlı rolü
    • D) Avrupa Parlamentosu'nun doğrudan seçimle oluşturulmaması
    • E) Avrupa Merkez Bankası'nın üye devletler üzerindeki denetim yetkisinin geniş tutulması

    AB'de demokratik meşruiyet açığı tartışmaları esas olarak şu noktada yoğunlaşır: AB mevzuatını doğrudan hazırlayan Avrupa Komisyonu atanmış bir organdır ve Konsey'de bakanlar ulusal seçmenlerden değil hükümetlerden hesap verir. Avrupa Parlamentosu doğrudan seçilmekle birlikte uzun süre sınırlı yasama yetkisine sahip olmuştur. Lizbon Antlaşması bu açığı kısmen kapatmıştır; ancak tartışma devam etmektedir. Şık A yanlıştır; Parlamento 1979'dan beri doğrudan seçimle oluşturulmaktadır.

  2. 2. Aşağıda verilen uluslararası antlaşma ve düzenlemelerden hangisi Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) kurucu belgesi niteliğini taşımaktadır?

    • A) Cenevre Protokolü
    • B) Tokyo Turu Nihai Senedi
    • C) Bretton Woods Antlaşması
    • D) Havana Şartı
    • E) Marakeş Antlaşması

    DTÖ, 1994 yılında imzalanan Marakeş Antlaşması ile kurulmuş ve 1995'te faaliyete geçmiştir. Bretton Woods Antlaşması IMF ve Dünya Bankası'nı doğurmuştur. Havana Şartı hiçbir zaman yürürlüğe giremeyen ve DTÖ'nün öncülü olan Uluslararası Ticaret Örgütü'nü kurmayı hedefliyordu. Tokyo ve Uruguay turları ise GATT kapsamındaki çok taraflı ticaret müzakerelerini ifade eder. Uruguay Turu'nun ürünü olan Marakeş Antlaşması doğru cevaptır.

  3. 3. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Örgütün öncelikli gündem maddelerinden biri 'üç kötülük' olarak tanımlanan terör, ayrılıkçılık ve aşırılıkçılıkla mücadeledir.
    • B) Örgütün temelleri 'Şanghay Beşlisi' adıyla anılan yapılanmaya dayanmaktadır.
    • C) Hindistan ve Pakistan örgüte 2017 yılında tam üye olarak katılmıştır.
    • D) Türkiye örgüte diyalog ortağı statüsüyle katılmıştır.
    • E) Örgüt NATO'ya alternatif bir kolektif savunma sistemi oluşturmayı temel amaç olarak benimsemiştir.

    ŞİÖ, kolektif savunma ittifakı olarak kurulmamıştır. Örgütün kurucu belgeleri güvenlik, ekonomi ve kültürel işbirliğini öne çıkarmakta; 'üç kötülük' olarak adlandırılan terör, ayrılıkçılık ve aşırılıkçılıkla mücadeleyi ön plana almaktadır. NATO'ya alternatif bir askeri ittifak olma iddiası taşımaz. Diğer şıklar olgusal açıdan doğrudur: ŞİÖ Şanghay Beşlisi'nden evrilmiş, Hindistan ve Pakistan 2017'de tam üye olmuş, Türkiye diyalog ortağı statüsündedir.

  4. 4. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ile BM İnsan Hakları Konseyi arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Konsey bireylerin başvurularını kabul edebilirken Yüksek Komiserlik yalnızca devletlerarası şikâyetleri inceler.
    • B) Yüksek Komiserlik BM Sekreterliği'ne bağlı bir idari birimdir; Konsey ise hükümetlerden oluşan bir antlaşma organıdır.
    • C) Yüksek Komiserlik bağlayıcı kararlar alabilirken Konsey yalnızca tavsiye kararı yayımlayabilir.
    • D) Yüksek Komiserlik 47 üye devletten oluşurken Konsey tek bir yetkiliden oluşur.
    • E) Konsey Güvenlik Konseyi'ne doğrudan bağlıyken Yüksek Komiserlik Genel Kurul'a hesap verir.

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, BM Genel Sekreteri'ne bağlı ve BM Sekreteryası bünyesinde faaliyet gösteren bir idari birimdir. Başında atanmış bir Yüksek Komiser bulunur. BM İnsan Hakları Konseyi ise 47 seçilmiş üye devletten oluşan ve Genel Kurul'a bağlı hükümetlerarası bir organdır; Evrensel Periyodik İnceleme gibi mekanizmalar aracılığıyla tüm üye devletleri değerlendirir. Şık D rolleri tamamen ters çevirdiği için kolayca yanıltabilir, dikkat edilmelidir.

  5. 5. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını denetleyen BM organı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) BM Uluslararası Adalet Divanı
    • B) Avrupa Birliği Adalet Divanı
    • C) Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi
    • D) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi
    • E) BM İnsan Hakları Konseyi

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi bünyesinde yer alır ve BM ile doğrudan bağlantısı yoktur. AİHM kararlarının uygulanmasını denetleme görevi Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne aittir. Komite, devletlerin kararları nasıl uyguladığını izler ve gerektiğinde ihlal davası açabilir. Bu sorunun güçlü çeldiricisi, BM ve AB kurumlarının soru içine eklenmesidir; AİHM yapısının Avrupa Konseyi'ne bağlı olduğu bilinmezse yanıltıcı olabilir.

  6. 6. G20'nin G8'den temel yapısal farkı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) G20; Çin, Hindistan, Brezilya gibi yükselen ekonomileri kapsayarak küresel GSYİH'nin yaklaşık %85'ini temsil eden daha kapsayıcı bir yapıya sahiptir.
    • B) G20 yasal bağlayıcılığı olan kararlar alabilirken G8 yalnızca deklarasyon yayımlar.
    • C) G20'nin kalıcı bir sekreteryası ve sabit merkezi bulunmaktadır.
    • D) G20 yalnızca ticaret konularını ele alırken G8 kapsamlı bir gündem izler.
    • E) G8 üyeleri G20'ye otomatik olarak dahil değildir.

    G20, 1999'da Asya mali krizi sonrasında Çin, Hindistan, Brezilya, Endonezya, Güney Afrika gibi yükselen ekonomileri kapsayacak şekilde G7/G8 formatının genişletilmesiyle ortaya çıkmıştır. Küresel GSYİH'nin yaklaşık %85'ini ve dünya ticaretinin %75'ini temsil etmektedir. Her iki yapı da bağlayıcı karar almaz; G20'nin kalıcı bir sekreteryası yoktur, dönem başkanlığı üyeler arasında döner. G8 üyeleri G20'ye de dahildir.

  7. 7. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ile BM Uluslararası Adalet Divanı (UAD) arasındaki en temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) UCM soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları gibi bireysel cezai sorumluluğu yargılarken UAD devletler arasındaki hukuki uyuşmazlıkları çözer.
    • B) İkisi de aynı tür davalara bakmakta olup yalnızca yargı bölgesi bakımından ayrışır.
    • C) UAD kararları temyize götürülebilirken UCM kararları kesin hüküm niteliği taşır.
    • D) UCM BM'nin ana yargı organıyken UAD bağımsız bir antlaşma organıdır.
    • E) UAD yalnızca Avrupa devletlerinin davalarına bakarken UCM evrensel yargı yetkisine sahiptir.

    UAD (Uluslararası Adalet Divanı), BM'nin ana yargı organı olup yalnızca devletler arasındaki uyuşmazlıklara bakar; bireyleri yargılayamaz. UCM (Uluslararası Ceza Mahkemesi) ise 1998 Roma Statüsü ile kurulmuş bağımsız bir uluslararası kuruluştur ve soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçu işlediği iddia edilen bireyleri yargılar. UCM, BM'nin resmi organı değildir. Şık D bu ilişkiyi tam tersi biçimde ifade ettiğinden güçlü bir çeldirici oluşturmaktadır.

  8. 8. ASEAN'ın kuruluş felsefesini yansıtan 'ASEAN Yolu' (ASEAN Way) kavramı öncelikli olarak neyi ifade etmektedir?

    • A) İç işlere karışmama, konsensüs ve diyalog yoluyla sorunları çözme ilkelerine dayalı bölgesel işbirliği anlayışı
    • B) Dış tehditler karşısında kolektif savunma ve ortak askeri eylem mekanizması
    • C) Üye devletler arasında ortak bir para birimi ve gümrük birliği kurulması hedefi
    • D) Ekonomik entegrasyonun siyasi bütünleşmeden önce gelmesi ilkesi
    • E) Üye devletler arasındaki ticaret anlaşmazlıklarının bağlayıcı tahkim yoluyla çözülmesi

    ASEAN Yolu; egemenliğe saygı, iç işlere karışmama, konsensüse dayalı karar alma ve diyalog kültürünü kapsayan bir işbirliği felsefesini ifade eder. Bu yaklaşım ASEAN'ı Avrupa Birliği modelindeki supra-ulusal entegrasyondan belirgin biçimde ayırır. Eleştirmenler, bu ilkenin insan hakları ihlallerine etkin müdahaleyi engellediğini öne sürmektedir. Diğer seçenekler AB modeline daha yakın nitelikler taşıdığından dikkatli okuma gerektirmektedir.

  9. 9. Petrol ihraç eden ülkelerin oluşturduğu OPEC ile OPEC+'ı birbirinden ayıran temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) OPEC bir uluslararası örgütken OPEC+ gayri resmi bir koordinasyon platformudur ve herhangi bir tüzüğü yoktur.
    • B) OPEC+ üyeleri OPEC kararlarını veto edebilir.
    • C) OPEC yalnızca Ortadoğu ülkelerinden oluşurken OPEC+ Afrika ve Latin Amerika üyelerini de içerir.
    • D) OPEC+ Rusya başta olmak üzere OPEC üyesi olmayan büyük petrol üreticilerini de kapsamaktadır.
    • E) OPEC+ üretim kotası belirlerken OPEC yalnızca fiyat tavsiyesi yayımlar.

    OPEC+, 2016 yılında OPEC üyesi olmayan Rusya, Kazakistan, Azerbaycan, Meksika gibi büyük petrol üreticilerini de içine alacak şekilde oluşturulan daha geniş bir üretim koordinasyon yapısıdır. Her iki grup da üretim düzeyleri üzerinde koordineli kararlar alır. Şık C yanlıştır; OPEC'in Nigeria, Angola, Gabon gibi Afrika üyeleri halihazırda mevcuttur ve Venezuela da OPEC üyesidir. Şık E kısmen doğru görünse de asıl farkı tam olarak açıklamamaktadır.

  10. 10. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) üyelik kriterlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

    • A) Tüm BM üyesi devletler otomatik olarak OECD üyesidir.
    • B) OECD, üye devletlere bağlayıcı ekonomi politikaları dayatabilir.
    • C) Türkiye OECD'ye 1990'lı yıllarda katılmıştır.
    • D) OECD üyeliği pazar ekonomisi ve demokratik yönetim ilkelerine bağlılık gibi niteliksel kriterlerle değerlendirilir, yalnızca gelir düzeyi yeterli değildir.
    • E) OECD'ye üyelik için asgari bir kişi başı gelir eşiği zorunludur.

    OECD üyeliği, pazar ekonomisini benimseme, hukukun üstünlüğü, demokratik yönetim ve şeffaflık gibi niteliksel kriterlerle belirlenir; salt gelir düzeyi yeterli değildir. Nitekim Şili, Meksika ve Kolombiya gibi görece düşük gelirli ülkeler üyeyken bazı yüksek gelirli körfez ülkeleri üye değildir. Türkiye OECD'nin kurucu üyelerinden biridir ve 1961'de katılmıştır, dolayısıyla şık E yanlıştır. OECD kararları tavsiye niteliğinde olduğundan şık D de hatalıdır.

  11. 11. Aşağıdaki uluslararası örgütlerden hangisi diğerlerinden farklı olarak hem devlet hem de sivil toplum kuruluşlarının üye olabildiği 'karma üyelik' yapısına sahip olduğu bilinmektedir?

    • A) Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)
    • B) Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)
    • C) Uluslararası Para Fonu (IMF)
    • D) Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)
    • E) Atom Enerjisi Uluslararası Ajansı (IAEA)

    ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü), 1919'dan bu yana 'tripartizm' ilkesine dayanan özgün bir yapıya sahiptir. ILO'nun karar alma organlarında hükümetler, işveren örgütleri ve işçi sendikaları birlikte temsil edilir. Bu, ILO'yu devletlerin yanı sıra sivil toplum aktörlerinin de doğrudan oy hakkıyla katıldığı tek BM sistemi kuruluşu yapar. Diğer seçeneklerde yer alan kuruluşlar yalnızca devletlerden oluşan hükümetlerarası yapılardır. Bu özgün yapı KPSS'de sıkça sınanan bir bilgidir.

  12. 12. Aşağıdaki ifadelerden hangisi, BM Güvenlik Konseyi'nin işleyişine ilişkin yanlış bir değerlendirmeyi içermektedir?

    • A) Barışı tehdit eden durumlarda Güvenlik Konseyi, BM Şartı'nın VII. Bölümü kapsamında bağlayıcı kararlar alabilir.
    • B) Daimi üyelerden birinin çekimser oy kullanması, prosedürel olmayan konularda kararın alınmasını engellemez.
    • C) Geçici üyeler veto hakkına sahip olmamakla birlikte prosedürel konularda oy kullanabilirler.
    • D) Genel Kurul, Güvenlik Konseyi gündemdeki bir konuyla ilgilendiği sürece o konuyu tavsiye kararı olmaksızın tartışamaz.
    • E) Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeliği, BM'nin kurucu antlaşması olan San Francisco Şartı ile belirlenmiştir.

    BM Şartı'nın 12. maddesi, Güvenlik Konseyi bir anlaşmazlıkla ilgilendiği sürece Genel Kurul'un bu konuda tavsiye kararı alamayacağını düzenler; ancak Genel Kurul ilgili konuyu tartışabilir. Dolayısıyla 'tartışamaz' ifadesi yanlıştır. A şıkkı doğrudur; yerleşik Konsey uygulaması, çekimser oyun veto sayılmadığını kabul etmektedir. C ve D şıkları doğrudur. E şıkkı da doğrudur; 1945 San Francisco Konferansı'nda imzalanan BM Şartı daimi üyeleri belirlemiştir.

  13. 13. NATO'nun kolektif savunma ilkesini düzenleyen 5. Madde ile BM Şartı'nın 51. Maddesi arasındaki ilişki değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi en doğru sonucu ifade eder?

    • A) NATO'nun 5. Maddesi devreye girdiğinde üye devletler derhal askeri güç kullanmakla yükümlüdür.
    • B) BM Şartı'nın 51. Maddesi yalnızca bireysel meşru müdafaa hakkını güvence altına aldığından NATO'nun 5. Maddesi bu maddeye dayandırılamaz.
    • C) NATO'nun 5. Maddesi, BM Şartı'nın 51. Maddesinden bağımsız olarak oluşturulmuş özgün bir uluslararası hukuk normudur.
    • D) BM Şartı'nın 51. Maddesi, yalnızca BM üyesi devletlere müşterek meşru müdafaa hakkı tanıdığından NATO üyesi olup BM üyesi olmayan bir devlet bu haktan yararlanamaz.
    • E) BM Şartı'nın 51. Maddesi, müşterek meşru müdafaa hakkını tanıdığından NATO'nun 5. Maddesi bu hukuki zemine dayanmakta; ancak 5. Madde müdahaleyi zorunlu değil ihtiyari kılmaktadır.

    BM Şartı'nın 51. Maddesi hem bireysel hem müşterek meşru müdafaa hakkını tanır. NATO Antlaşması'nın 5. Maddesi, bu hukuki zemine dayanır; ancak üye devletlerin alacağı önlem konusunda takdir yetkisi bırakır; yani askeri güç kullanmak zorunlu değil ihtiyaridir ('such action as it deems necessary' ifadesi). A ve C şıkları yanılgı içerir. D şıkkı 5. Madde'nin metnini yanlış yorumlamaktadır. E şıkkı fiilen geçersizdir; zira NATO üyelerinin tamamı aynı zamanda BM üyesidir.

  14. 14. Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) Anlaşmazlık Çözüm Mekanizması ile eski GATT döneminin paneli arasındaki en kritik yapısal fark aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) DTÖ'nün anlaşmazlık çözüm süreci yalnızca gelişmekte olan ülkelere açık olup gelişmiş ülkeler ikili müzakere yolunu kullanmak zorundadır.
    • B) GATT panel kararlarının benimsenmesi oybirliği gerektirdiğinden davalı devlet tek başına kararı engelleyebilirken DTÖ'de 'ters uzlaşı' sistemiyle bu engel ortadan kaldırılmıştır.
    • C) GATT dönemi panelleri, sadece mal ticaretine ilişkin uyuşmazlıkları ele alabilirken DTÖ mekanizması yalnızca hizmet ticareti uyuşmazlıklarını kapsamaktadır.
    • D) GATT dönemi panelleri devletlere ek gümrük tarifeleri uygulama yetkisi tanırken DTÖ mekanizması bu yetkiyi kaldırmıştır.
    • E) DTÖ mekanizması, itiraz aşamasını tamamen kaldırarak birinci aşama panel kararlarını kesin ve bağlayıcı saymıştır.

    GATT döneminde panel kararları oybirliğiyle benimseneceğinden yenik düşen tarafın kararı bloke etmesi mümkündü. 1995'te kurulan DTÖ'nün Anlaşmazlık Çözüm Anlayışı (DSU), 'ters uzlaşı' (negative consensus / reverse consensus) sistemini getirdi: Karar ancak tüm üyeler oybirliğiyle reddederse benimsenmemiş sayılır; bu pratikte imkânsızdır. Böylece ülkeler kararları kolayca engelleyemez hale geldi. A, C, D ve E şıkları tamamen yanlış bilgiler içermektedir.

  15. 15. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Dünya Bankası'nın kuruluş amaçları ve işlevleri karşılaştırıldığında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

    • A) IMF üyeliği isteğe bağlı olmakla birlikte Dünya Bankası üyeliği otomatik olarak BM üyeliğine bağlıdır.
    • B) Dünya Bankası'nın oy gücü üye devletlerin nüfusuna göre belirlendiğinden gelişmekte olan ülkeler daha fazla söz hakkına sahiptir.
    • C) IMF, uzun vadeli kalkınma projelerini finanse ederken Dünya Bankası kısa vadeli ödemeler dengesi krizlerini yönetir.
    • D) Her iki kurum da 1944 Bretton Woods Konferansı'nda tasarlanmış olup IMF likidite ve ödemeler dengesi sorunlarına, Dünya Bankası ise kalkınma finansmanına odaklanır.
    • E) IMF'nin Özel Çekme Hakları (SDR), uluslararası arenada fiilen kullanılan ve serbest dolaşıma giren bir para birimidir.

    Bretton Woods Konferansı (1944) hem IMF'yi hem de Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası'nı (Dünya Bankası'nın çekirdeği) tasarlamıştır. IMF; döviz kuru istikrarı, ödemeler dengesi desteği ve kısa vadeli likidite sağlamaya odaklanır. Dünya Bankası ise uzun vadeli kalkınma projelerini finanse eder. A şıkkı görevleri tam tersine çevirdiğinden yanlıştır. C şıkkı yanlıştır; Dünya Bankası üyeliği IMF üyeliğine bağlıdır, BM üyeliğine değil. D şıkkı yanlıştır; oy gücü katkı paylarına (kota) göre belirlenir. E şıkkı yanlıştır; SDR bir para birimi değil, üye devletlerin merkez bankası rezervlerine eklenen uluslararası rezerv varlığıdır.

  16. 16. Aşağıdaki uluslararası antlaşma ve örgüt eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

    • A) Wassenaar Düzenlemesi – Konvansiyonel silahlar ve çift kullanımlı mal ve teknolojiler için ihracat kontrol rejimi
    • B) Palermo Konvansiyonu – Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (UNCITRAL) bünyesinde ticari tahkim kuralları
    • C) Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) – Nükleer silah devletleri ile nükleer silaha sahip olmayan devletler arasında asimetrik yükümlülükler
    • D) Maastricht Antlaşması – Avrupa Birliği'nin hukuki temelinin oluşturulması
    • E) Roma Statüsü – Uluslararası Ceza Mahkemesi

    Palermo Konvansiyonu'nun tam adı 'Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı BM Sözleşmesi'dir (2000). Bu sözleşme; insan ticareti, ateşli silah kaçakçılığı ve yolsuzlukla mücadeleye ilişkin protokolleriyle birlikte örgütlü suçla mücadeleyi düzenler. UNCITRAL tahkim kurallarıyla hiçbir doğrudan bağlantısı yoktur. Diğer şıklar doğrudur: Roma Statüsü UCM'yi kurmuştur; Maastricht Antlaşması AB'nin temelini atmıştır; Wassenaar ihracat kontrolü rejimidir; NPT asimetrik bir yapıya sahiptir.

  17. 17. Avrupa Birliği'nin karar alma sürecinde 'olağan yasama usulü' (ordinary legislative procedure) ile 'özel yasama usulü' arasındaki temel ayrımı doğru biçimde tanımlayan seçenek aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Olağan usulde Avrupa Komisyonu veto yetkisini kullanabilirken özel usulde bu yetki Konsey'e aittir.
    • B) Olağan usulde Konsey tek başına karar alırken özel usulde Avrupa Parlamentosu onay yetkisine sahiptir.
    • C) Olağan yasama usulünde nitelikli çoğunluk hiçbir aşamada uygulanmaz; kararlar her zaman oybirliğiyle alınır.
    • D) Özel yasama usulü yalnızca dış politika alanında uygulanmakta olup bu alanda Parlamento'nun herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır.
    • E) Olağan usulde Avrupa Parlamentosu ile Konsey eş yasama organı sıfatıyla hareket eder; özel usulde ise bir organ ağırlıklı rol üstlenir, diğeri danışma ya da onay konumuna gerilemektedir.

    AB Antlaşması çerçevesinde olağan yasama usulü (eski adıyla ortak karar alma), Avrupa Parlamentosu ile Konsey'i eşit ağırlıkta iki yasama organı olarak konumlandırır; bu usul AB mevzuatının büyük bölümünde uygulanır. Özel usullerde ise bağlama göre Konsey ya da Parlamento ön planda yer alır, diğeri ikincil konuma geçer. A şıkkı yanlıştır; olağan usulde Parlamento eş yasama organıdır. C şıkkı yanlıştır; Komisyon'un veto yetkisi yoktur. D şıkkı yanlıştır; özel usul farklı politika alanlarında uygulanır. E şıkkı yanlıştır; olağan usulün pek çok aşamasında nitelikli çoğunluk oylaması esastır.

  18. 18. Uluslararası hukukta 'erga omnes' yükümlülükler ile 'inter partes' yükümlülükler arasındaki ayrım bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) UAD, Nicaragua - ABD davasında erga omnes yükümlülük kavramını ilk kez tanımlamış ve bu kavramı ikili antlaşmalarla sınırlı tutmuştur.
    • B) Erga omnes yükümlülükler yalnızca ikili antlaşmalardan doğar ve ilgili taraflara karşı ileri sürülebilir.
    • C) BM Şartı kapsamındaki tüm yükümlülükler inter partes nitelik taşıdığından yalnızca doğrudan taraflar bu yükümlülüklere dayanabilir.
    • D) Erga omnes yükümlülükler, devletlerin uluslararası toplumun tamamına karşı üstlendiği yükümlülükler olup bu yükümlülüklerin ihlali halinde doğrudan zarar görmeyen devletler de dava açma ehliyetine sahip olabilir.
    • E) Inter partes yükümlülükler, jus cogens normlarla örtüşen ve hiçbir antlaşmayla bertaraf edilemeyen yükümlülüklerdir.

    UAD, erga omnes kavramını 1970 tarihli Barcelona Traction davasında tanımlamıştır: Bu yükümlülükler devletlerin uluslararası toplumun bütününe karşı üstlendiği yükümlülüklerdir (soykırım yasağı, köleciliğin yasaklanması, self-determinasyon hakkı gibi). Doğrudan zarar görmeyen devletler de bu yükümlülüklerin ihlalinde usul kuralları çerçevesinde dava açabilir. A şıkkı yanlıştır; erga omnes yükümlülükler antlaşmadan değil uluslararası toplumun tamamına yönelir. C şıkkı yanlıştır; inter partes yükümlülükler ikili veya çok taraflı antlaşmadan doğup yalnızca tarafları bağlar. D şıkkı yanlıştır; kavram Barcelona Traction davasında, Nicaragua davasında değil tanımlanmıştır. E şıkkı yanlıştır; BM Şartı'nın pek çok hükmü erga omnes nitelik taşıyabilir.

  19. 19. G20'nin yapısı ve işleyişi göz önünde bulundurulduğunda aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) G20, 1999 yılında Asya mali krizinin ardından küresel ekonomik koordinasyonu güçlendirmek amacıyla kurulmuş; 2008 krizi sonrasında devlet ve hükümet başkanları düzeyine yükseltilmiştir.
    • B) Avrupa Birliği, G20'de ayrı bir üye olarak yer almakta; bu nedenle AB'nin konsey dönem başkanlığını üstlenen ülke ile AB aynı anda iki farklı koltuğa sahip olabilmektedir.
    • C) G20 kararları BM Güvenlik Konseyi'nin veto mekanizmasına benzer biçimde büyük güçlerin onayına tabi olduğundan pratikte bağlayıcılık kazanır.
    • D) G20, uluslararası hukuki kişiliğe sahip olmayan, kararları bağlayıcı nitelik taşımayan gayri resmi bir forum niteliğindedir.
    • E) G20 üyeleri, dünya gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde seksenini ve küresel ticaretin büyük bölümünü temsil etmektedir.

    G20 hukuki kişiliğe sahip değildir ve aldığı kararlar uluslararası hukukta bağlayıcı sayılmaz. Üyeler arasında resmi bir veto mekanizması da bulunmamaktadır; D şıkkı tamamen yanlış bir nitelendirme yapmaktadır. A şıkkı doğrudur. B şıkkı doğrudur; G20 yaklaşık yüzde seksen küresel GSYİH'yi temsil eder. C şıkkı doğrudur; AB ayrı bir üyedir ancak dönem başkanlığını yürüten ülke de kendi adına katılır, bu teorik olarak çifte temsil görünümü yaratır. E şıkkı doğrudur.

  20. 20. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) NPT kapsamındaki denetim yetkisi ile Kapsamlı Güvenceler Anlaşması arasındaki ilişki değerlendirildiğinde hangisi doğrudur?

    • A) NPT'de tanınan beş nükleer silah devleti, Kapsamlı Güvenceler Anlaşması'nı imzalamak zorunda olduğundan UAEA denetimine tam olarak tabidir.
    • B) Ek Protokol, NPT'nin ayrılmaz bir parçasıdır ve tüm NPT tarafları için hukuki olarak bağlayıcıdır.
    • C) Kapsamlı Güvenceler Anlaşması, nükleer silaha sahip olmayan NPT taraflarının nükleer materyallerini UAEA denetimine tabi kılmasını zorunlu kılar; ancak Ek Protokol olmaksızın UAEA'nın beyan edilmemiş tesislere erişim yetkisi sınırlıdır.
    • D) UAEA'nın güvenceler sistemi kapsamında tespit ettiği ihlaller doğrudan UAD'a taşınır ve yaptırım kararı UAD tarafından verilir.
    • E) UAEA, nükleer silaha sahip olmayan her NPT tarafını, ilgili devletin onayı aranmaksızın denetleyebilir.

    Kapsamlı Güvenceler Anlaşması (Comprehensive Safeguards Agreement – CSA), nükleer silaha sahip olmayan NPT tarafları için zorunludur; beyan edilen nükleer materyaller UAEA tarafından denetlenir. Ancak yalnızca CSA kapsamında, UAEA'nın beyan edilmemiş gizli nükleer faaliyetlere erişimi sınırlıdır; Ek Protokol (1997 Model Ek Protokolü) bu erişimi önemli ölçüde genişletir. A şıkkı yanlıştır; her denetim devletin onayına dayanan antlaşma çerçevesinde gerçekleşir. C şıkkı yanlıştır; Ek Protokol NPT'nin zorunlu bir parçası değildir. D şıkkı yanlıştır; UAEA ihlalleri BM Güvenlik Konseyi'ne iletir, UAD'a değil. E şıkkı yanlıştır; beş nükleer silah devleti CSA'ya tabi değildir.

  21. 21. Aşağıdaki uluslararası örgütlere ilişkin ifadelerden hangisi doğrudur?

    • A) Arap Birliği, üye devletleri bağlayan nitelikli çoğunluk kararı mekanizmasına sahip olduğundan bölgesel çatışmaları etkin biçimde yönetebilmektedir.
    • B) Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), yalnızca ekonomik entegrasyon hedefleri doğrultusunda kurulmuş olup herhangi bir güvenlik boyutu taşımamaktadır.
    • C) MERCOSUR, ortak dış gümrük tarifesini tam anlamıyla uygulamaya koymuş ve ekonomik birliğin tüm aşamalarını tamamlamış bir örgüttür.
    • D) ASEAN'ın 'ASEAN Way' olarak bilinen müdahale etmeme ilkesi, örgütün iç anlaşmazlıklarda karar alma kapasitesini zaman zaman sınırlamaktadır.
    • E) Afrika Birliği (AB), Afrikalı devletlerin iç işlerine kesinlikle müdahale etmeme ilkesini benimsediğinden anayasal düzeni devirmeyi amaçlayan darbelere hiçbir yaptırım uygulayamamaktadır.

    ASEAN'ın temel çalışma yöntemi olan 'ASEAN Way', oybirliği ve iç işlere müdahale etmeme ilkelerine dayanır. Bu yaklaşım, üye devletler arasındaki farklılıkların müzakereyle aşılmasını kolaylaştırırken hızlı karar almayı güçleştirir ve kurumsal kapasiteyi sınırlar. A şıkkı yanlıştır; ŞİÖ'nün güvenlik boyutu (terörle mücadele, bölgesel istikrar) oldukça belirgindir. C şıkkı yanlıştır; Afrika Birliği, anayasal düzeni devirme yoluyla gerçekleşen darbeleri kınama ve askıya alma yetkisine sahiptir (kurucu belgesi bu müdahale hakkını açıkça tanır). D şıkkı yanlıştır; Arap Birliği oybirliği ilkesine dayanır. E şıkkı yanlıştır; MERCOSUR hâlâ çeşitli entegrasyon sorunlarıyla boğuşmaktadır.

  22. 22. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) üçlü yapısı ve normlar hiyerarşisi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) ILO tavsiye kararları (recommendations), sözleşmelerle aynı hukuki bağlayıcılığa sahip olmakla birlikte onay gerektirmez.
    • B) ILO sözleşmeleri, üye devlet parlamento onayı aranmaksızın otomatik olarak iç hukukun parçası haline gelir.
    • C) ILO, uluslararası çalışma standartlarını ihlal eden devletlere doğrudan ekonomik yaptırım uygulayabilir.
    • D) Temel ILO sözleşmeleri, onaylanmamış olsalar dahi üye devletlere doğrudan hukuki yükümlülük doğurur.
    • E) ILO'nun üçlü yapısı; hükümetler, işverenler ve işçileri eşit temsil esasına dayandırır; Uluslararası Çalışma Konferansı'nda bu üç grubun her biri oy kullanır.

    ILO'nun ayırt edici niteliği üçlü yapısıdır (tripartism): Her üye devlet Uluslararası Çalışma Konferansı'na 4 delege gönderir; 2'si hükümeti, 1'i işverenler, 1'i işçileri temsil eder ve bu delegelerin tamamı bağımsız oy kullanma hakkına sahiptir. A şıkkı yanlıştır; ILO sözleşmeleri iç hukuka dönüşmek için ulusal onay sürecini gerektirir. C şıkkı yanlıştır; tavsiye kararları bağlayıcı değildir, rehber niteliğindedir. D şıkkı yanlıştır; temel sözleşmeler de onay gerektirmekle birlikte ILO 1998 Bildirgesi üye devletlerden bu sözleşmelerin temel ilkelerine saygı göstermelerini bekler; bu yükümlülük tam hukuki bağlayıcılıkla özdeş değildir. E şıkkı yanlıştır; ILO'nun doğrudan yaptırım uygulama yetkisi yoktur.

  23. 23. BM Genel Kurulu'nun 'Birlik İçin Barış' (Uniting for Peace) Kararı'na (Res. 377) ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

    • A) Bu karar kapsamında alınan Genel Kurul kararları, BM Şartı'nın VII. Bölümü kapsamındaki Güvenlik Konseyi kararlarıyla eşdeğer hukuki bağlayıcılığa kavuşur.
    • B) Birlik İçin Barış Kararı, Soğuk Savaş sonrasında Güvenlik Konseyi'nin artan etkinliği karşısında işlevsiz kalmış ve hiç uygulanmamıştır.
    • C) Bu karar sayesinde Genel Kurul, Güvenlik Konseyi'nin veto nedeniyle harekete geçemediği durumlarda üçte iki çoğunlukla toplanarak üye devletlere barış ve güvenliği sağlayıcı tedbirleri tavsiye edebilir; ancak bu kararlar Güvenlik Konseyi kararları gibi bağlayıcı değildir.
    • D) Birlik İçin Barış Kararı yalnızca nükleer tehdit senaryolarını kapsamakta olup konvansiyonel çatışmalarda uygulanamaz.
    • E) Bu karar, BM Şartı'nda değişiklik niteliği taşıdığından beş daimi üyenin onayını gerektirir.

    Birlik İçin Barış Kararı (1950, Kore Savaşı döneminde kabul edilmiştir), Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerin veto hakkını kullanması nedeniyle görevini yerine getiremediği durumlarda Genel Kurul'un 24 saat içinde Olağanüstü Acil Özel Oturum'a toplanarak kolektif tedbirler önerebileceğini öngörür. Bu tavsiye niteliğindeki kararlar, VII. Bölüm kapsamında Güvenlik Konseyi'nce alınan bağlayıcı kararlardan farklıdır. A şıkkı yanlıştır; bu bir Genel Kurul kararıdır, Şart değişikliği değildir. C şıkkı yanlıştır; karar Süveyş Krizi (1956), Kongo ve daha sonraki durumlarda kullanılmıştır. D şıkkı yanlıştır; bağlayıcılık kazanmaz. E şıkkı tamamen yanlıştır.

  24. 24. Aşağıdaki ifadelerden hangisi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) yargı yetkisi ilkeleri bakımından yanlıştır?

    • A) UCM, devlet aktörlerini değil yalnızca şirketleri ve sivil toplum kuruluşlarını yargılayabilir; zira Roma Statüsü kişisel cezai sorumluluğu tanımamaktadır.
    • B) UCM, BM Güvenlik Konseyi'nin yönlendirmesiyle Roma Statüsü'ne taraf olmayan bir devletin vatandaşlarını yargılayabilir.
    • C) Saldırı suçu (aggression) için UCM'nin yargı yetkisini kullanabilmesi, 2017 yılında yürürlüğe giren Kampala değişikliklerine bağlı olup ek koşullara tabidir.
    • D) UCM'nin yargı yetkisi tamamlayıcılık ilkesine (complementarity) dayanır; ulusal mahkemeler gerçek anlamda soruşturma veya kovuşturma yürütüyorsa UCM devreye giremez.
    • E) UCM savcısı, taraf devletlerin sevki veya Güvenlik Konseyi'nin yönlendirmesi olmaksızın resen (proprio motu) soruşturma başlatabilir.

    C şıkkı tamamen yanlıştır. UCM, yalnızca gerçek kişileri yargılar; tüzel kişilerin (şirketler, örgütler) UCM'deki cezai sorumluluğu yoktur. Roma Statüsü'nün temel eksikliklerinden biri olarak da eleştirilen bu durum, C şıkkının tam aksine şirketleri değil bireyleri (devlet liderleri, komutanlar dahil) kapsadığını ortaya koyar. A şıkkı doğrudur; tamamlayıcılık ilkesi UCM'nin temel taşıdır. B şıkkı doğrudur; Güvenlik Konseyi Darfur (Sudan) ve Libya davalarında bu yola başvurmuştur. D şıkkı doğrudur; Kampala değişiklikleri saldırı suçu için özel koşullar getirmiştir. E şıkkı doğrudur; savcı resen soruşturma yetkisine sahiptir.

  25. 25. Türkiye'nin üye olduğu uluslararası örgütler ve bu örgütlere ilişkin bilgiler değerlendirildiğinde aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

    • A) Türkiye, NATO'ya 1952'de katılmış ve bu tarihten itibaren Madde 5 kapsamındaki kolektif savunma mekanizmasının fiilen parçası haline gelmiştir; ancak Türkiye NATO'nun entegre askeri komuta yapısından 1974-2009 yılları arasında belirli dönemlerde ayrılmıştır.
    • B) Türkiye, Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden biri olduğundan AİHM'e bireysel başvuru hakkı 1949'dan bu yana Türk vatandaşlarına tanınmıştır.
    • C) Türkiye, Ekonomik İşbirliği Örgütü'nün (ECO) kurucusu değildir; örgüte 1990'larda Orta Asya devletlerinin bağımsızlığının ardından katılmıştır.
    • D) Türkiye, DTÖ'nün kurucu üyesi olmakla birlikte GATT'a hiçbir zaman taraf olmamıştır.
    • E) Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nde hiçbir zaman geçici üyelik üstlenmemiştir.

    Türkiye, NATO'ya 1952 yılında İspanya ile aynı anda katılmıştır ve o tarihten bu yana Madde 5'in bağlayıcılığı altındadır. Öte yandan Türkiye, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın yarattığı gerginlik sonucunda NATO'nun entegre askeri komuta yapısından 1974'te ayrılmış ve 2009'da yeniden tam anlamıyla bu yapıya dahil olmuştur. A şıkkı yanlıştır; Türkiye Avrupa Konseyi'nin kurucu üyesidir ancak AİHM'e bireysel başvuru hakkı Türkiye tarafından 1987'de tanınmıştır. C şıkkı yanlıştır; Türkiye, İran ve Pakistan ECO'nun 1985'teki kurucu üyeleridir (RCD'nin devamı olarak). D şıkkı yanlıştır; Türkiye Güvenlik Konseyi'nde geçici üyelik üstlenmiştir (örneğin 1951-52, 1954-55, 1961, 2009-10). E şıkkı yanlıştır; Türkiye 1951'den itibaren GATT üyesidir.