menu
MemurOl
Coğrafya Testleri

Altın Test 12

Altın Test 12

Soru 1 / 20

Limanların iç kesimlerle olan ulaşım bağlantısında demir yolunun bulunması (hinterlandının geniş olması), yük taşımacılığında o limana büyük avantaj sağlar. Buna göre, Türkiye'de yer alan aşağıdaki liman çiftlerinden hangilerinin demir yolu bağlantısı bulunmaktadır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
  1. 1. Limanların iç kesimlerle olan ulaşım bağlantısında demir yolunun bulunması (hinterlandının geniş olması), yük taşımacılığında o limana büyük avantaj sağlar. Buna göre, Türkiye'de yer alan aşağıdaki liman çiftlerinden hangilerinin demir yolu bağlantısı bulunmaktadır?

    • A) Sinop Limanı - Giresun Limanı
    • B) Rize Limanı - Fethiye Limanı
    • C) Trabzon Limanı - Antalya Limanı
    • D) Çanakkale Limanı - Amasra Limanı
    • E) Bandırma Limanı - Zonguldak Limanı

    Türkiye'de Trabzon, Antalya, Sinop, Rize, Giresun, Ordu, Çanakkale gibi limanların demir yolu bağlantısı bulunmaz (hinterlandları dardır). Ancak Bandırma (Balıkesir) ve Zonguldak limanlarının demir yolu ağları ile iç kesimlere bağlantısı mevcuttur (Zonguldak kömür, Bandırma ise sanayi ürünleri için kullanılır). Doğru cevap E seçeneğidir.

  2. 2. Türkiye'de 1950'li yıllardan itibaren tarımda makineleşmenin artması ve sanayileşmenin hızlanmasıyla kırsal alanlardan kentlere doğru büyük bir göç hareketi başlamıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kırdan kente yapılan bu göç hareketinin nedenleri (itici ve çekici faktörleri) arasında _gösterilemez_?

    • A) Göç alan büyük kentlerde zamanla nüfusun kozmopolit hale gelmesi ve kültürel çeşitliliğin artması
    • B) Kentlerde sanayi ve ticaretin gelişmesine bağlı olarak iş (istihdam) olanaklarının fazla olması
    • C) Kentlerdeki yaşam standartlarının ve sosyal olanakların cazibesinin bulunması
    • D) Büyük şehirlerde eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerin kırsal alanlara göre çok daha gelişmiş olması
    • E) Tarım yardımlarının ve traktör kullanımının (makineleşme) artmasıyla kırsal alanda iş gücü fazlasının ortaya çıkması

    Büyük şehirlerde kültürel çeşitliliğin artması ve nüfusun kozmopolit bir yapı kazanması, göçlerin bir nedeni değil, göç hareketlerinin sonucudur. İş imkanları, eğitim-sağlık hizmetleri ve tarımdaki makineleşme ise göçü tetikleyen nedenler arasındadır.

  3. 3. Orman yangınları riski üzerinde yaz kuraklığı, yüksek sıcaklık, nem oranının düşüklüğü ve orman zenginliği gibi faktörler belirleyicidir. Buna göre, Türkiye'nin iklim özellikleri ve orman varlığı düşünüldüğünde, aşağıdaki yöre çiftlerinin hangilerinde orman yangını çıkma riski diğerlerine göre daha düşüktür?

    • A) Teke Yarımadası - Ege kıyı kuşağı
    • B) Güney Marmara - Antalya Körfezi çevresi
    • C) Muğla ve çevresi - Kıyı Ege ovaları
    • D) Doğu Karadeniz kıyı kuşağı - Güneydoğu Anadolu Bölgesi
    • E) Menteşe Yöresi - Çukurova ve çevresi

    Akdeniz, Ege ve Güney Marmara'da yaz kuraklığı ve sıcaklığı nedeniyle yangın riski çok yüksektir. Ancak Doğu Karadeniz'de her mevsim yağış ve yüksek nem olması; Güneydoğu Anadolu'da ise orman örtüsünün çok seyrek ve yok denecek kadar az olmasından ötürü orman yangını olasılığı ve riski çok düşüktür. Doğru cevap D'dir.

  4. 4. Türkiye'de akarsular üzerine inşa edilen baraj gölleri tarımsal sulama ve enerji üretiminde büyük fayda sağlasa da havzada bulunan bazı tarihi ve arkeolojik sit alanlarının sular altında kalmasına neden olmuştur. Buna göre, Gaziantep sınırlarında yer alan ünlü Zeugma (Belkıs) Antik Kenti, aşağıdaki barajlardan hangisinin su tutmaya başlamasıyla kısmen sular altında kalmıştır?

    • A) Yusufeli Barajı
    • B) Seyhan Barajı
    • C) Ilısu Barajı
    • D) Birecik Barajı
    • E) Yortanlı Barajı

    Fırat Nehri üzerinde kurulan Birecik Barajı suları altında kalan antik kent Gaziantep'teki Zeugma Antik Kenti'dir. Ilısu Barajı Batman'daki Hasankeyf'i; Yortanlı Barajı İzmir'deki Allianoi'yi; Seyhan Barajı ise Adana'daki Augusta antik kentini sular altında bırakmıştır.

  5. 5. Türkiye, jeolojik süreçler bakımından genel olarak III. ve IV. jeolojik zamanlarda (Senozoik) şekillenmiş genç oluşumlu bir arazi yapısına sahiptir. Buna göre; I. Alp-Himalaya kıvrım kuşağında yer alan Toros Dağları'nın bulunması II. Akarsu biriktirmesiyle oluşan aktif delta ovalarının varlığı III. Sıcak su kaynakları (jeotermal/kaplıcalar) yönünden zengin olması IV. Birinci zaman yaşlı arazilerinde oluşan taş kömürü yataklarının bulunması V. Aktif fay hatlarına bağlı olarak tektonik deprem riskinin yüksek olması gelişmelerinden hangisi, Türkiye arazisinin genç oluşumlu (yakın jeolojik zamanda şekillenmiş) olmasının bir kanıtı olarak _gösterilemez_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    Taş kömürü yatakları Paleozoik (I. Jeolojik Zaman) dönemine ait yaşlı karasal arazilerde (masiflerde) oluşur. Bu yatakların bulunması genç oluşuma değil, aksine yaşlı temel arazilerin de ülkede var olduğuna kanıttır. Linyit, jeotermal, deprem ve genç kıvrım dağları ise genç oluşumun kanıtlarıdır.

  6. 6. Organize Sanayi Bölgeleri (OSB); sanayinin planlı alanlarda konumlandırılması, çarpık kentleşmenin önlenmesi ve sanayi kollarının verimli çalışması amacıyla kurulur. Buna göre, Türkiye'de aktif olarak faaliyet gösteren en fazla sayıda Organize Sanayi Bölgesi (OSB) barındıran ilimiz aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kocaeli
    • B) Bursa
    • C) İstanbul
    • D) İzmir
    • E) Tekirdağ

    Türkiye genelinde planlı sanayileşmeyi yaygınlaştırmak, altyapıyı tek elden yönetmek ve çevre kirliliğini önlemek amacıyla kurulan Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısal bazda en fazla olduğu şehir Bursa'dır. Bursa, Türkiye'nin ilk OSB'sinin kurulduğu (1961) ve tekstil, otomotiv, makine sanayisiyle gelişen sanayi merkezlerinden biri olup, günümüzde aktif olarak faaliyet gösteren en yüksek OSB sayısına (yaklaşık 17 aktif OSB) sahiptir. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

  7. 7. Türkiye'de yer alan bazı akarsuların karakteristik özellikleri verilmiştir: • Türkiye'nin bir saniyede akıttığı ortalama su miktarı (debi) en yüksek olan akarsuyudur. • Yatak uzunluğu boyunca Türkiye'de en fazla coğrafi bölgeyi kat ederek denize ulaşan akarsudur. • Yatak eğiminin az olması ve ani yağışlar nedeniyle sularının taşarak çevresini en sık su altında bıraktığı akarsudur. • Türkiye topraklarından doğup komşu ülke sınırlarından geçerek Karadeniz'e dökülen akarsudur. Bu özelliklerle eşleştirildiğinde, aşağıdaki akarsulardan hangisine ait bir bilgiye yer _verilmemiştir_?

    • A) Göksu Nehri
    • B) Sakarya Nehri
    • C) Çoruh Nehri
    • D) Fırat Nehri
    • E) Ergene Nehri

    Özellikler sırasıyla Fırat (en yüksek debi), Sakarya (en çok bölge kat eden), Ergene (en sık taşkın yapan) ve Çoruh (Türkiye'den doğup dışarıda denize dökülen) akarsuları ile eşleşmektedir. Akdeniz'e dökülen Göksu Nehri hakkında ise yukarıda bilgi verilmemiştir.

  8. 8. Türkiye'nin yer şekillerinin oluşumunda iç kuvvetler ile dış kuvvetler birlikte rol oynamıştır. Buna göre, aşağıda verilen yeryüzü şekillerinden hangisinin oluşumunda dış kuvvetlerin herhangi bir etkisi _olmamıştır_?

    • A) Bafra Ovası
    • B) Terkos Gölü
    • C) Karain Mağarası
    • D) Kapıdağ Yarımadası
    • E) Meke Tuzlası (Maar Gölü)

    Kapıdağ Yarımadası (tombolo) ve Terkos Gölü (lagün) dalga biriktirmesiyle; Bafra Ovası akarsu biriktirmesiyle; Karain Mağarası ise yeraltı sularının karstik aşındırmasıyla (tamamı dış kuvvet) oluşmuştur. Konya'daki Meke Maar Gölü ise gaz patlaması sonucu oluşmuş volkanik bir şekildir (iç kuvvet/volkanizma) ve dış kuvvetlerin etkisi yoktur.

  9. 9. Kongre turizmi; uluslararası toplantı, sempozyum, çalıştay gibi organizasyonlara katılan ve yüksek gelir grubuna sahip turistlerin katıldığı bir turizm dalıdır. Bu turizmin gelişmesinde yüksek kapasiteli modern konaklama tesisleri, uluslararası ulaşım kolaylığı ve marka şehir niteliği aranır. Buna göre, Türkiye'nin coğrafi ve turistik özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdaki şehirlerin hangisinde kongre turizminin en fazla gelişmesi beklenir?

    • A) Sinop
    • B) Artvin
    • C) Antalya
    • D) Hakkâri
    • E) Kırklareli

    Kongre turizmi için lüks oteller, kolay havayolu ulaşımı ve kongre salonları gerekir. Antalya ve İstanbul, bu potansiyeliyle Türkiye'de kongre turizminin en çok geliştiği illerdir. Hakkâri, Artvin, Sinop ve Kırklareli gibi illerde bu altyapı yetersizdir. Doğru cevap Antalya'dır.

  10. 10. Türkiye'deki çöküntü ovaları (tektonik ovalar), genel olarak aktif fay hatlarının uzanış doğrultusuna paralellik göstermektedir. Buna göre, aşağıda verilen ova ve üzerinde yer aldığı fay sistemi eşleştirmelerinden hangileri _yanlıştır_? I. Nazilli Ovası -> Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) II. Kahramanmaraş Ovası -> Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF) III. Akhisar Ovası -> Batı Anadolu Fay Sistemi (BAF) IV. Adapazarı (Sakarya) Ovası -> Batı Anadolu Fay Sistemi (BAF)

    • A) I ve II
    • B) I ve III
    • C) I ve IV
    • D) II ve III
    • E) II ve IV

    Nazilli Ovası, Ege Bölgesi'ndeki kırıklı yapıda yer alıp Batı Anadolu Fay (BAF) hattındadır (I yanlış). Adapazarı (Sakarya) Ovası ise Kuzey Anadolu Fay (KAF) hattı üzerindedir (IV yanlış). Kahramanmaraş (DAF) ve Akhisar (BAF) eşleştirmeleri ise doğrudur. Dolayısıyla I ve IV. eşleştirmeler yanlıştır.

  11. 11. Türkiye'nin fiziki coğrafyası, yer şekilleri çeşitliliği ve jeolojik oluşumlar yönünden oldukça zengindir. Buna göre, Türkiye'deki yer şekillerinin oluşum süreçleri ve özellikleri hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi _yanlıştır_?

    • A) Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki Karacadağ, yan basınçlarla sıkışıp yükselmiş kıvrımlı dağ kuşağında bulunur.
    • B) Uludağ kütlesi, yer kabuğunun derinliklerinde yavaşça soğuyan magmanın oluşturduğu bir iç püskürük batolit örneğidir.
    • C) Hatay sınırlarında bulunan Nur (Amanos) Dağları, graben-horst kırılma sisteminin bir parçasını oluşturur.
    • D) Taşeli Platosu, kireç taşlarının yaygın olduğu çözünebilen kayaç yapısıyla karstik aşınım şekillerini barındırır.
    • E) Hakkâri'deki Cilo Dağları'nda buzul aşındırma ve biriktirmesiyle oluşmuş sirk gölleri ve morenler yer alır.

    Cilo Dağları buzul şekillerinin en yaygın olduğu alanlardandır. Taşeli karstik aşınım yüzeyidir. Uludağ iç püskürük batolittir. Amanoslar ise kırıklı dağ sistemine (horst) örnektir. Ancak Güneydoğu Anadolu'daki Karacadağ kıvrım dağı değil, çok akıcı lavların yayılmasıyla oluşmuş kalkan biçimli bir volkanik dağdır.

  12. 12. Türkiye, jeopolitik önemi ve bölgesel-küresel iş birlikleri doğrultusunda birçok uluslararası örgüte üye veya kurucu ortak olmuştur. Buna göre, aşağıda verilen uluslararası kuruluşlardan hangisinde Türkiye'nin üyeliği _bulunmamaktadır_?

    • A) Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)
    • B) Economik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)
    • C) Birleşmiş Milletler (BM)
    • D) Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)
    • E) İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)

    Türkiye, NATO (D), BM (C), OECD (B) ve İslam İşbirliği Teşkilatı'na (E) üyedir. Ancak Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra eski Sovyet cumhuriyetleri arasında kurulan Bağımsız Devletler Topluluğu'na (BDT) Türkiye üye değildir.

  13. 13. Sel ve taşkınlar; ani ve şiddetli sağanak yağışlar ile hızlı kar erimelerinin akarsu yataklarından taşması sonucu oluşan, Türkiye'de sıkça görülen doğal afetlerdir. Yağış miktarının yüksek olduğu kıyı bölgelerinde ve engebeli akarsu havzalarında sel riski yüksektir. Ancak yıllık toplam yağış miktarının az olduğu ve kar erimelerinin akarsu debilerini aşırı yükseltmediği düzlük alanlarda sel/taşkın riski diğer yerlere göre daha düşüktür. Buna göre, iklim ve yer şekilleri özellikleri düşünüldüğünde, aşağıdaki alanların hangisinde sel ve taşkın afetinin yaşanma sıklığı ve riskinin en az olması beklenir?

    • A) Batı Anadolu (Ege) graben ovaları
    • B) Doğu Karadeniz kıyı havzaları
    • C) İç Anadolu'nun güneyindeki Konya kapalı havzası
    • D) Ergene Havzası akarsu yatakları
    • E) Doğu Anadolu Bölgesi dağlık vadileri

    İç Anadolu'nun güneyindeki Konya kapalı havzası gibi kurak, düz ve akarsu ağının zayıf olduğu sahalarda sel ve taşkın riski en azdır. Karadeniz'de bol yağışlar, Ege ve Marmara'da (Ergene) düzlük tabanlı akarsuların taşması, Doğu Anadolu'da ise ani kar erimeleri nedeniyle sel ve taşkın olayları çok daha sık ve şiddetli yaşanmaktadır.

  14. 14. İnanç turizmi; insanların inançları gereği kutsal kabul ettikleri dini mekanları ziyaret etmeleriyle oluşan bir turizm dalıdır. Türkiye bu yönüyle zengin bir potansiyele sahiptir. Buna göre, aşağıda verilen turizm değerlerinden hangisi inanç turizmi kapsamında değerlendirilemez?

    • A) Sümela Manastırı
    • B) Akdamar Adası Kilisesi
    • C) Deyrulzafaran Manastırı
    • D) Meryem Ana Evi ve Kilisesi
    • E) Çatalhöyük Neolitik Yerleşimi

    Sümela Manastırı, Meryem Ana Evi, Deyrulzafaran Manastırı ve Akdamar Kilisesi farklı semavi dinlere ait kutsal ibadet ve ziyaret mekanları olduklarından inanç turizmi kapsamındadır. Çatalhöyük ise insanlık tarihinin ilk yerleşik hayata geçiş evrelerini gösteren neolitik bir arkeolojik sit alanı olup inanç turizmi değil, tarih/kültür turizmi kapsamındadır.

  15. 15. Türkiye'de 1985 sonrasında nüfus artış hızını yükseltmeye dönük teşvik edici politikalar uygulanmasına rağmen, artış hızı düşüş trendini sürdürmüştür. Bu süreçte doğurganlık oranlarının azalması ve artış hızının düşmeye devam etmesinde; I. Kadın nüfusun çalışma hayatına katılımının yaygınlaşması II. Eğitim öğretim sürelerinin uzaması ve okullaşma oranlarının yükselmesi III. Kentleşme hareketlerinin hızlanması ve kentsel yaşam koşullarının benimsenmesi durumlarından hangileri doğrudan etkili olmuştur?

    • A) Yalnız II
    • B) Yalnız III
    • C) I ve II
    • D) II ve III
    • E) I, II ve III

    1985 sonrasında nüfus artış hızının düşmesinde birincil ve en doğrudan etkili faktörler; kadınların iş hayatına girmesi (I) ve eğitim sürelerinin uzamasıyla evlilik yaşının gecikmesidir (II). Bu iki durum doğum oranlarında doğrudan düşüş yaratmıştır. Kentsel nüfus artışı da etkili olmakla birlikte, doğrudan ve ana etkenler I ve II. öncüller olarak kabul edilmektedir.

  16. 16. Türkiye'de farklı jeolojik dönemlerde meydana gelmiş olaylara ait izler bulunmaktadır. Buna göre, aşağıda belirtilen gelişmelerden hangisinin meydana geldiği jeolojik zaman diğerlerinden daha eskidir (farklıdır)?

    • A) Egeid karasının çökmesiyle Ege Denizi'nin ortaya çıkması
    • B) Linyit kömürü yataklarının oluşması
    • C) Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) gelişim göstermesi
    • D) Anadolu karasının aşınarak peneplen düzlüklerine dönüşmesi
    • E) Bor ve kaya tuzu yataklarının birikmesi

    Anadolu yarımadasının dış kuvvetlerce aşındırılarak deniz seviyesine yakın hafif dalgalı düzlük (peneplen) haline gelmesi II. Jeolojik Zaman'da (Mezozoik) gerçekleşmiştir. Linyit, bor, tuz yataklarının oluşması ile fay hatlarının aktifleşmesi ve Egeid karasının çöküşü ise III. ve IV. jeolojik zamanları kapsayan Senozoik dönemine ait daha genç gelişmelerdir.

  17. 17. Türkiye'de arıcılık faaliyetlerinin yoğunlaştığı alanların ortak özellikleri; engebeli dağlık yapılar, zengin ve çeşitli doğal bitki örtüsü ile ormanlık varlığıdır. Buna göre, fiziki şartları ve bitki örtüsü (bozkır) düşünüldüğünde, aşağıdaki alanların hangisinde arıcılık faaliyetlerinin diğerlerine göre daha az geliştiği söylenebilir?

    • A) Hakkâri Yöresi
    • B) Doğu Karadeniz'in yüksek kesimleri
    • C) Ardahan Platosu
    • D) Konya Ovası ve çevresi
    • E) Muğla ve Menteşe Yöresi

    Arıcılık flora zenginliği ve engebeli dağ yamaçlarında yaygın yapılır. Muğla, Doğu Karadeniz, Hakkâri ve Ardahan zengin kır çiçekleri, ormanlar ve engebeyle arıcılığa uygundur. Ancak Konya Havzası düz yapısı ve cılız, tek düze bozkır örtüsü nedeniyle arıcılığın en az geliştiği yerlerdendir.

  18. 18. Fiziksel (mekanik) çözülme; nem oranının az, günlük ve yıllık sıcaklık farklarının yüksek olduğu kurak ve karasal iklim bölgelerinde taşların sıcaklık değişimleriyle genleşip büzülerek parçalanması olayıdır. Karasallığın derecesi arttıkça fiziksel çözülmenin şiddeti de artar. Buna göre, coğrafi özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki alanların hangisinde fiziksel (mekanik) çözülmenin en şiddetli olması beklenir?

    • A) Marmara yarımadası
    • B) Doğu Anadolu Bölgesi
    • C) Yıldız Dağları yöresi
    • D) Doğu Karadeniz kıyı kuşağı
    • E) Kıyı Akdeniz kuşağı

    Doğu Anadolu Bölgesi deniz etkisinden uzak, yükseltisi fazla ve karasallığın en şiddetli yaşandığı bölgedir. Sıcaklık farkları çok yüksek olduğundan kayalar üzerinde fiziksel (mekanik) parçalanma en şiddetlidir. Kıyı kuşağı olan Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Marmara'da ise yüksek nem oranı nedeniyle kimyasal çözünme etkindir.

  19. 19. Örtü altı tarımı (seracılık); kış sıcaklıklarının yüksek olduğu (kış ılıklığı yaşanan) ve güneşli gün sayısının fazla olduğu kıyı bölgelerinde ekonomik olarak gelişmiştir. Güneşli gün sayısının az, bulutluluğun fazla olduğu nemli Karadeniz ikliminde ise seracılık maliyetli olduğu için _gelişmemiştir_. Buna göre, iklim koşulları dikkate alındığında aşağıdaki coğrafi alanların hangisinde örtü altı tarımının (seracılığın) en az gelişmesi beklenir?

    • A) Güney Marmara kıyıları
    • B) Doğu Karadeniz kıyı kuşağı (Rize-Giresun arası)
    • C) Çukurova Deltası (Adana)
    • D) Antalya kıyı şeridi
    • E) Kıyı Ege (Muğla ve İzmir ovaları)

    Seracılık kış sıcaklığı ve bol güneş ışığı ister. Doğu Karadeniz kıyıları her mevsim yağışlı ve bulutlu olduğundan güneşli gün sayısı çok azdır ve kış ılıklığına rağmen örtü altı tarımı için elverişsizdir. En az geliştiği yer burasıdır. Doğru cevap B'dir.

  20. 20. Kırsal kesimde köye bağlı, köyden daha küçük ve genellikle tek bir mesken veya sınırlı konuttan oluşan yerleşmelere 'köy altı yerleşmeleri' denir. Köy altı yerleşmelerinin (yayla, mezra, çiftlik vb.) ortaya çıkmasında; I. Aileler arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve toprak bölünmeleri II. Kırsal alandaki tarım topraklarının miras yoluyla parçalanıp yetersiz hale gelmesi III. Kamuya ait veya hazine arazilerini işleyerek mülkiyet edinme isteği faktörlerinden hangileri etkilidir?

    • A) Yalnız I
    • B) Yalnız II
    • C) I ve II
    • D) II ve III
    • E) I, II ve III

    Köy altı yerleşmelerinin kurulmasında sosyal nedenler (aile içi geçimsizlikler - I), ekonomik nedenler (tarım arazilerinin yetersizleşip parçalanması - II) ve mülk edinme arzusu (hazine arazilerini çevirme - III) gibi etkenlerin tümü bir arada rol oynamıştır.