menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Altın Test 1

Altın Test 1

Soru 1 / 20

Varoluşçu filozof Sartre'ın 'Bireyin hürriyeti, maruz kaldığı durumlara karşı gösterdiği duruşta ve aldığı kararlarda saklıdır.' tespiti son derece ufuk açıcıdır. İnsanlar hayatın getirdiği zorluklar karşısında çoğunlukla dürüst ve cesur bir tavır sergilemekten kaçınırlar. Çünkü bağımsız bir duruş sergilemek ciddi bir bedel ödemeyi beraberinde getirir. Çoğu insan bu sorumluluğu üstlenmemek için hürriyetini feda edip konforlu bir boyun eğişi seçer. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada savunulan düşünceye anlamca en yakındır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
  1. 1. Varoluşçu filozof Sartre'ın 'Bireyin hürriyeti, maruz kaldığı durumlara karşı gösterdiği duruşta ve aldığı kararlarda saklıdır.' tespiti son derece ufuk açıcıdır. İnsanlar hayatın getirdiği zorluklar karşısında çoğunlukla dürüst ve cesur bir tavır sergilemekten kaçınırlar. Çünkü bağımsız bir duruş sergilemek ciddi bir bedel ödemeyi beraberinde getirir. Çoğu insan bu sorumluluğu üstlenmemek için hürriyetini feda edip konforlu bir boyun eğişi seçer. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada savunulan düşünceye anlamca en yakındır?

    • A) Kişinin kendi iradesi dışında gelişen zoraki ilişkilerden samimi bir dostluk doğması imkansızdır.
    • B) Kendi kararlarını alamayan, bedel ödemekten korkarak teslimiyeti seçen bireyler özgürlüklerini yitirirler.
    • C) İnsanın özgür tercihler yaptığını sanması, geçmiş yaşantılarının dayattığı bir illüzyondan ibarettir.
    • D) Hayat boyu mutlak bir hürriyet içinde yaşayacağını düşünenler kendi kendilerini aldatmaktadırlar.
    • E) Gerçek bağımsızlık, sınırsızca hareket etmek değil; sorumluluklarının bilincinde olup ona göre eyleme geçmektir.

    Parçada dürüst ve özgür davranmanın bir bedel gerektirdiği, insanların bu bedelden korkarak teslim olmayı/özgürlüklerinden vazgeçmeyi tercih ettikleri anlatılmaktadır. Bu ana fikir, B seçeneğindeki 'korkarak teslimiyeti seçen bireylerin özgürlüklerini yitirmesi' teziyle birebir örtüşür. Doğru cevap B seçeneğidir.

  2. 2. İlk haftanın sonunda bir gece beklenmedik bir olay gerçekleşti. Tuhaf sıkıntılar içindeydi o gece; kahvede oturmuş, tek sözcük anlamadığı hâlde televizyonda eski bir filmi sonuna kadar izlemişti. Kahveden çıkıp yürümeye başladı. Ay ışığında gündüz gibi aydınlanmış daracık sokaklardan, yüksek bir köprüden geçti. Bu küçük kasabada kendisine çekici gelen şeyin ne olduğunu bilmiyordu. Bu parçada kaç ad tamlaması kullanılmıştır?

    • A) 7
    • B) 3
    • C) 4
    • D) 5
    • E) 6

    Parçada geçen isim tamlamaları şunlardır: 1) 'haftanın sonunda' (belirtili), 2) 'sıkıntılar içinde' (belirtisiz), 3) 'ay ışığında' (belirtisiz). Toplam 3 isim tamlaması kullanılmıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  3. 3. Ülkemizde sanat eleştirisinde gelenekselleşmiş kalıplar ve yaklaşımlar hâlâ etkindir. Klasik Türk şiiri söz konusu edildiğinde konuyu bunun köklü bir geçmişi olmasından başlatıp Tanzimat ve modern döneme kadar uzatmak yaygın bir eğilimdir. Bu yaygın yaklaşıma paralel olarak tek tek şairler üzerinden ilerleyen, eserleri belirli tarihsel bağlamlara yerleştiren incelemeler sunan edebiyat araştırmacılarımız da yok değildir elbet. Bu parçada aşağıdaki cümle türlerinden hangisinin _örneği yoktur_?

    • A) Birleşik cümle
    • B) Biçimce olumsuz, anlamca olumlu cümle
    • C) İsim cümlesi
    • D) Devrik cümle
    • E) Sıralı cümle

    Parçada yer alan tüm cümleler tek yüklemlidir ve içinde fiilimsiler barındırdığı için birleşik cümledir. Cümleler arasında virgül veya noktalı virgülle ayrılmış iki bağımsız yüklemli 'sıralı cümle' bulunmamaktadır. 'yok değildir elbet' biçimce olumsuz anlamca olumludur (vardır) ve devriktir. 'etkindir' ve 'eğilimdir' yüklemleriyle isim cümleleri kurulmuştur. Doğru cevap E seçeneğidir.

  4. 4. (I) Kaşgarlı Mahmut'un meşhur eseri Divan-ı Lügati't-Türk'te 'tepük' adlı sporu tarif ederken aktardığı detaylar oldukça merak uyandırıcıdır. (II) Eritilen kurşunun kalıba dökülmesiyle yapılan yuvarlak cismin etrafı keçi kılıyla sıkıca sarılmaktadır. (III) Büyük dil bilgini, o dönemdeki çocukların bu keçi kılıyla sarılı yuvarlak topa ayaklarıyla vurarak eğlenceli bir oyun oynadıklarını belirtir. (IV) Kaşgarlı Mahmut; 'tepmek, hızlıca vurmak, ayakla itmek' anlamındaki kökten türediği net şekilde anlaşılan 'tepük' oyunundan etraflıca bahsetmemiştir. (V) Bu sınırlı açıklamadan yola çıkılarak tepük oyununun modern futbolun en eski atalarından biri olduğu varsayılabilir. Numaralandırılmış cümlelerin hangisinin öge sıralanışı 'özne - dolaylı tümleç - zarf tümleci - yüklem' şeklindedir?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    IV. cümleyi ögelerine ayırdığımızda: 'Kaşgarlı Mahmut' (Özne) / 'tepmek, hızlıca vurmak, ayakla itmek anlamındaki kökten türediği net şekilde anlaşılan tepük oyunundan' (Dolaylı Tümleç) / 'etraflıca' (Zarf Tümleci) / 'bahsetmemiştir' (Yüklem) sıralaması elde edilir. Bu öge dizilişi tam olarak istenen şablonla uyuşmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.

  5. 5. Sanatçılar, yapıtlarını üretirken doğrudan insanı ve toplumsal gerçekliği temel aldıklarından, eserlerinde yaşadıkları çağın kültürel kodlarına, toplumsal yapısına ve insan ilişkilerine geniş yer verirler. Bu durum, edebî ürünlerin sadece estetik birer nesne değil, aynı zamanda geçmiş dönemlerin zihniyetini ve yaşanan kültürel değişimleri yansıtan değerli birer belge olmasını sağlar. Bu yüzden ----. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangileri getirilebilir? I. Kurtuluş Savaşı yıllarının toplumsal psikolojisini ve köylü-aydın çatışmasını kavramak için Yakup Kadri’nin Yaban romanını incelemenin son derece isabetli bir yöntem olduğunu belirtebiliriz II. günümüz okurları, kendi tarihlerini araştırırken akademik kaynakların kuru dilindense kurgusal eserlerin sürükleyiciliğini tercih etme eğilimindedir III. Viktorya Dönemi İngiltere'sinin sınıf ilişkilerini ve ahlak anlayışını işleyen Charles Dickens'ın romanlarını okuduğunuzda, yazarın sosyolojik gözlem gücüne hayran kalmamak elde değildir

    • A) Yalnız I
    • B) Yalnız III
    • C) I ve III
    • D) II ve III
    • E) I, II ve III

    Parçada edebî eserlerin yazıldıkları dönemin kültürünü, değerlerini ve sosyolojik yapısını yansıtan birer aktarıcı/belge olduğu savunulmaktadır. I. öncüldeki Yakup Kadri'nin Yaban romanının Kurtuluş Savaşı yıllarının sosyolojisini anlamak için okunması ve III. öncüldeki Charles Dickens'ın romanlarının Viktorya dönemi sınıf ilişkilerini ve sosyolojisini yansıtması bu düşünceyi doğrudan desteklemektedir. II. öncül ise okurların okuma alışkanlıkları ve eğilimleriyle ilgili olup metnin ana düşüncesiyle uyumsuzdur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  6. 6. _Çok_ (I) zaman babamla birlikte bu eski, yıpranmış fotoğrafları elimize alır, inceler ve susardık. Paylaşacağımız _herhangi bir_ (II) kelimemiz olmazdı. Sayfaları çevirir, sonra albümü çekmeceye koyar, aylarca kapağını açmazdık. Bu hususta _kimseye_ (III) _hiçbir_ (IV) şey söylemezdik. Sadece o karelerin mahzun duruşları ile konuşur, söze dökülmeyen _nice_ (V) duyguları sessizce paylaşırdık. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi belgisiz sıfat _değildir_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    I numaralı 'Çok' (çok zaman), II numaralı 'herhangi bir' (herhangi bir kelime), IV numaralı 'hiçbir' (hiçbir şey) ve V numaralı 'nice' (nice duygular) sözcükleri isimleri belirten belgisiz sıfatlardır. III numaralı 'kimseye' sözcüğü ise ismin yerini tuttan bir belgisiz zamirdir (sıfat değildir). Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

  7. 7. Kökü iki heceli olan kimi kelimeler, ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerinde bulunan dar ünlüyü düşürürler. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala _aykırı_ bir kullanım mevcuttur?

    • A) Odamda oturmuş, en güzel hayallerime sarılıp mışıl mışıl uyumayı bekliyordum.
    • B) Küresel ısınmanın etkisiyle Antarktika'dan devasa bir buzul kütlesi koptu.
    • C) Ağızdan ağıza yayılan bu efsaneyi çocukluğumda dedemden dinlemiştim.
    • D) Karşısında soluk benizli, yıpranmış kıyafetli bir ihtiyar duruyordu.
    • E) Kedi bizi görünce arkasını döndü, kuyruğunu kıvırarak bahçe duvarından atladı.

    C seçeneğindeki 'Ağızdan ağıza' ikilemesinde yer alan 'ağıza' sözcüğü ünlüyle başlayan yönelme durumu ekini almıştır. Kelimenin aslı 'ağız'dır ve normal şartlarda 'ağza' şeklinde ünlü düşmesine uğraması gerekir. Ancak dil bilgisi kurallarına göre ikilemeler oluşturulurken ünlü düşmesi yapılmaz. Bu durum kurala aykırı bir istisnadır. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

  8. 8. 2016 itibarıyla Avrupa Birliği ülkelerinde 6.300 kişiye, Türkiye’de ise 7.000 kişiye bir halk kütüphanesi düşüyor. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 1 millî kütüphane, 1.137 halk kütüphanesi, 552 üniversite kütüphanesi ve 27.280 örgün ve yaygın eğitim kurumu kütüphanesi olmak üzere toplam 28.970 kütüphane bulunuyor. Bizim 1.137 halk kütüphanemize karşın Fransa’da 16.100, Almanya’da 5.021, Polonya’da 8.050, Çekya’da 6.245 halk kütüphanesi bulunuyor. Bu kütüphanelerin üye sayıları karşılaştırıldığında da durum hiç iç açıcı değil. Türkiye’de kütüphanelere kayıtlı sadece 1 milyon 700 bin üye varken bu sayı Almanya’da 6 milyonu, Polonya’da 8 milyonu, Fransa’da 30 milyonu buluyor. Halk kütüphanelerinin sayısının yetersizliği, kütüphane ve kütüphanecilerin başka sorunlarıyla birleştiğinde sorunun ciddiyeti ortaya çıkıyor. Kütüphanecilerimizin bu duruma rağmen gösterdikleri özverili çalışmaya, küçümsenmeyecek başarılarına karşın halk kütüphanelerinin sayısının artırılması, kütüphane ve kütüphanecilerimizin sorunlarının ivedilikle çözümlenmesi gerekmekte. Bu parçanın anlatımında I. Örnekleme II. Karşılaştırma III. Sayısal verilerden yararlanma düşünceyi geliştirme yollarının hangileri kullanılmıştır?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) I, II ve III.

    Parçada Fransa, Almanya, Polonya gibi ülkeler örneklenmiş; Türkiye ile bu ülkeler karşılaştırılmış ve pek çok sayısal veri kullanılmıştır. Üç düşünceyi geliştirme yolu da vardır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  9. 9. Herhangi bir üniversitenin tarih bölümünden mezun olmadığını iyi biliyorum. Ama tarihe merak duyuyor. Özellikle de şehirlerin tarihleri ile ilgili araştırmalar yapıyor. Bunları değişik dergilerde yayımlıyor. Nice zamandır yaptığı çalışmaları, kitaba dönüştürdüğü de oldu. Onun ki, bir tür gönüllü tarihçilik. Yerel tarihçi tanımı da ona uyuyor. Şehirlerin tarihi ile ilgili yayımlanmış yazılarının sayısı az denmeyecek kadar. Kendine özgü bir teknik de geliştirmiş. Son kitabını, anlattığı yöreyi çok iyi bilen kişilerle yapılmış röportajlarla zenginleştirerek yazmış. Anlattığı yöreyle ilgili yazıya geçmemiş öyküleride yapıtına almış. Halkbiliminin verilerinden yararlanmış. Yukarıdaki paragrafta kaç tane yazım yanlışı yapılmıştır?

    • A) 1
    • B) 2
    • C) 4
    • D) 5
    • E) 3

    Paragraftaki yazım yanlışları şunlardır: 1) 'Onun ki' -> 'Onunki' (ki ilgi zamiri olduğu için birleşik yazılmalıdır). 2) 'öyküleride' -> 'öyküleri de' (de bağlaç olduğu için ayrı yazılmalıdır). 3) 'Halkbiliminin' -> 'Halk biliminin' (bilim ve bilgi kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır). Paragrafta toplam 3 yazım hatası yapılmıştır.

  10. 10. – Bunu duyduğunda için acıyacak ama söylemek zorundayım. – Onun, memleketine için için hasret duyduğunu biliyorduk. – Bu meseleyi konuşmak için çok erken. Bu cümlelerde “için” sözcüğü, I. İsim II. Edat III. Zarf türlerinden hangileriyle kullanılmıştır?

    • A) I, II ve III.
    • B) Yalnız III.
    • C) I ve II.
    • D) Yalnız II.
    • E) Yalnız I.

    Birinci cümlede “için” ad, ikinci cümlede “için için” ikilemesi zarf, üçüncü cümlede “konuşmak için” sözünde edat olarak kullanılmıştır. Bu nedenle I, II ve III vardır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  11. 11. I. Ne söylersen söyle, hepsi boş artık. II. Üst kattaki sınıfların tamamı boştu. III. Üniversiteden mezun olan ablası aylardır boş geziyordu. IV. Bana neden öyle boş gözlerle bakıyorsun? V. Evdeki dolapta hiçbir şey kalmamış, dolap boştu. Yukarıdaki cümlelerin hangilerinde “boş” sözcüğü aynı anlamda kullanılmıştır?

    • A) III. ve IV.
    • B) IV. ve V.
    • C) II. ve V.
    • D) I. ve II.
    • E) II. ve III.

    II numaralı cümlede 'boş sınıf' (içinde kimse bulunmayan) ve V numaralı cümlede 'boş dolap' (içinde yiyecek/nesne bulunmayan) ifadelerindeki 'boş' kelimesi somut olarak 'içinde hiçbir şey barındırmayan' gerçek anlamıyla kullanılmıştır. Diğer cümlelerde ise soyut veya mecazi anlamlar (yararsız, işsiz, anlamsız) söz konusudur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  12. 12. (I) Şiir, kadim sanat dallarının en eskilerinden kabul edildiği için hislerin aktarılması noktasında hep lirik bir çerçeveye hapsedilmiştir. (II) Halbuki ister klasik ister çağdaş kulvarda olsun mantık ve rasyonel düşünce de şiir sanatının bir unsuru olagelmiştir. (III) Şiirde aklın ön planda tutulması, eseri kuru bir nutuk ya da rehber metin haline getirmez. (IV) On dokuzuncu asır şiirinde hitabet yönü ağır bassa da modern Türk şiirinde zihni hakim güç olarak kullanan özgün eserler de kaleme alınmıştır. (V) Çağdaş Batı edebiyatında sanayi hamlesi sonrasında şehir hayatının yarattığı bunalımı yansıtan, sorgulayıcı şiirlerin yazıldığı bilinmektedir. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde fiilimsi _yoktur_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    I. cümlede 'edildiği' (sıfat-fiil), III. cümlede 'tutulması' (isim-fiil), IV. cümlede 'kullanan' (sıfat-fiil), V. cümlede 'yansıtan' ve 'yazıldığı' (sıfat-fiiller) kullanılmıştır. II. cümlede ise çekimli fiil ve isim soylu kelimeler yer almakla birlikte herhangi bir fiilimsi (isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil) bulunmamaktadır. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.

  13. 13. I. O, şiirin bilgiyle çok da alışverişi olmadığı düşüncesindedir - - - - bilgiye dayanmayan bir şiir yazmak da işine gelmez. II. Öğrenimini Paris’te tamamlamayı - - - - bu kadar çok istiyorsun, işte sana iyi bir fırsat. III. Sözün duygusal değil mantıklı olanını tercih ettiğini söylerdi her fırsatta - - - - kalpten gelmeyen sözün etkisi suya yazılan yazı gibidir. Bu cümlelerde boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdaki bağlaçlardan hangileri getirilmelidir?

    • A) mademki – oysaki – çünkü
    • B) ama – mademki – ne var ki
    • C) ne var ki – hâlbuki – mademki
    • D) zira – ne var ki – hâlbuki
    • E) ne yazık ki – illaki – lakin

    I. cümlede karşıtlık için “ama”, II. cümlede koşul/gerekçe ilgisi için “mademki”, III. cümlede karşıt açıklama için “ne var ki” uygundur. Doğru cevap B seçeneğidir.

  14. 14. (I) Bal arıları, insanlar gibi çok karmaşık bir iletişim yöntemi kullanıyor ve birbirlerine suyun, yiyeceğin ve barınağın nerede olduğunu “sallanma dansı” denen fiziksel bir dille söyleyebiliyorlar. (II) Dansçı arı “8” rakamı şeklinde bir yol çizerek koşma-durma-koşma ve karın sallama şeklinde gerçekleştirdiği hareketlerle kaynakların yönünü, miktarını, çeşidini ve uzaklığını diğer arıya bildirebiliyor. (III) Yeni yetişen, acemi bir arı dansçı arı olarak kabul edilmez. (IV) Acemi bir arının yaptığı danslarla yanlış bilgi verebileceği bilindiği için diğer arılarca onun dansları dikkate alınmaz. (V) Doğal olarak sahip olunan dans etme dilinin deneyimli arılar izlenerek geliştirilmemesi, yerel koşullara dönük deneyim kazanılmaması yanlış mesafe bildirimlerine yol açabiliyor. (VI) Farklı ortamlarda yiyeceklerin farklı mesafede bulunması sebebiyle farklı bal arısı türleri, besin kaynağıyla ilgili mesafeyi belirleyen farklı dans lehçeleri geliştiriyor. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

    • A) II
    • B) III
    • C) IV
    • D) V
    • E) VI

    Parçanın I ve II. cümlelerinde arıların 'sallanma dansı' ile nasıl iletişim kurdukları anlatılmaktadır. III. cümleden itibaren ise 'acemi' arıların danslarının toplulukta nasıl karşılandığı, deneyimsiz dansların yanlış bilgi verme olasılığı ve arıların bu beceriyi nasıl geliştirdikleri konusuna geçilerek yeni bir paragraf başlatılmıştır. Dolayısıyla ikinci paragraf III. cümleyle (B seçeneği) başlar.

  15. 15. Türkçede sık karşılaşılan anlatım bozukluklarından biri, yabancı kökenli bir sözcüğün Türkçe karşılığı veya eş anlamlısıyla birlikte aynı cümlede gereksiz yere kullanılmasıdır. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu duruma örnek bir anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Yazarın düşünceleri ve fikirleri edebiyat dünyasında geniş yankı uyandırdı.
    • B) Projenin aksamadan yürümesi için her türlü tedbiri zamanında aldık.
    • C) Zorlu yollardan geçerek nihayet hedeflediğimiz zirveye ulaştık.
    • D) Çocuklara sevgi göstererek onların gelişimine destek olmalıyız.
    • E) Denizlerin karalara oranla daha geç ısınıp soğuduğunu hepimiz biliyoruz.

    A seçeneğinde 'düşünce' (Türkçe kökenli) ve 'fikir' (Arapça kökenli) sözcükleri eş anlamlıdır. Bu iki sözcüğün aynı cümlede bir arada kullanılması gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  16. 16. _Ne_ (I) düşündüklerini, niçin kaygılandıklarını _kendileri_ (II) de açıklayamazlar. Tüm itirazlarına rağmen insanların tamamı kesinlikle _birbirlerine_ (III) benzerler. Örneğin, akla ziyan tüm _bu_ (IV) kuruntuları kafasından atamayan _ben_ (V) bile, şu saniyede, bu çay ocağının kırık taburesinde niçin beklediğimi bilmiyorum. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi zamir _değildir_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    I numaralı 'Ne' soru zamiri, II numaralı 'kendileri' dönüşlülük zamiri, III numaralı 'birbirlerine' belgisiz zamir, V numaralı 'ben' ise kişi zamiridir. IV numaralı 'bu' sözcüğü ise 'kuruntular' isminin önüne gelerek onu işaret yoluyla belirten bir işaret sıfatıdır (zamir değildir). Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.

  17. 17. Gözlerin gözlerime değince Felaketim olurdu, ağlardım Beni sevmiyordun, bilirdim Bir sevdiğin vardı, duyardım Çöp gibi bir oğlan, ipince Hayırsızın biriydi fikrimce Bu dizelerde, I. Hâl II. Miktar III. Zaman belirteçlerinden hangileri vardır?

    • A) Yalnız III.
    • B) I ve II.
    • C) I ve III.
    • D) Yalnız I.
    • E) Yalnız II.

    Dizelerde “değince” sözcüğü zaman zarfı (III), “fikrimce” (bence / bana göre) sözcüğü ise durum/görelik zarfıdır (I). “ipince” sözcüğü ise “oğlan” ismini niteleyen bir sıfattır. Bu nedenle dizelerde hem durum hem de zaman belirteci (I ve III) vardır.

  18. 18. Bozkırın ortasında olur ya yeşil bir yaprak görürüz diyerek caddelerde gezinmekten yorulduysanız yapılacak en güzel eylem okumak ( ) ardından da öğrendiklerini başkalarına aktarmaktır azizim ( ) Ne mutlu hayal kuran ve hayallerini paylaşana ( ) Ben de bu heyecanla kütüphaneye girip okuyacak yeni bir soluk aramak için rafları incelemeye başladım. Son günlerde edebiyatımızın güçlü kalemlerine merak salmıştım. Oğuz Atay, Yusuf Atılgan, Bilge Karasu derken rafın köşesinde bana tebessüm eden o tanıdık çehreye takıldı gözüm ( ) Peyami Safa ( ) Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla getirilmesi gereken noktalama işaretleri aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) (,) (!) (!..) (:) (.)
    • B) (,) (!) (…) (;) (…)
    • C) (;) (!) (…) (;) (.)
    • D) (;) (…) (!..) (:) (…)
    • E) (,) (…) (!..) (:) (…)

    İlk ayraç, benzer eş görevli eylemleri ayırdığı için (,) almalıdır. İkinci ayraç seslenme/hitap unsuru barındıran cümlenin sonu olduğu için (!) almalıdır. Üçüncü ayraç eksiltili ve coşkulu bir ifadeyi sonlandırdığı için (!..) almalıdır. Dördüncü ayraç açıklama yapılacağını gösterdiği için (:) almalıdır. Beşinci ayraç ise örnek bittiği ve tek bir isim verildiği için (.) almalıdır. Dolayısıyla doğru sıralama A seçeneğidir.

  19. 19. Manavgat Şelalesi’nin karşısında bir parkta oturuyoruz. Kaç gündür seyrine doyamadığım, o güzelim dağlar karşımızda… Âdeta doğanın tablolaştırılmış hâli… Günün her saatinde başka başka hâlleri var bu dağların. Eski liman altımızda… Tekneler uyukluyor. Eylülün bu son demlerinde, ağustos böcekleri konserlerine hâlâ devam etmekte. Kaleiçi denen eski mahalleler; ağaçlar, serviler arasında eski bir kabartma gibi duruyor. Eski sur parçaları, eski duvarlar… Masmavi, uçsuz bucaksız ve durgun bir deniz… Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?

    • A) İkileme ve pekiştirilmiş sözcük kullanılmıştır.
    • B) İnsana özgü nitelikler doğaya yansıtılmıştır.
    • C) Gözlemler, kişisel yargılarla aktarılmıştır.
    • D) Bitirilmemiş cümlelere yer verilmiştir.
    • E) Kanıtlayıcı bir anlatım yolu izlenmiştir.

    Parça, yazarın Manavgat ve çevresine dair izlenimlerini, kişisel beğeni ve duygu dünyasını yansıtan öznel bir betimlemedir. Bilimsel bir tezi ispatlama, veriler sunma gibi kanıtlayıcı bir anlatım yolu izlenmemiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  20. 20. Zaman üzerine ne kadar çok kafa yorarız değil mi? Hayatımızın değerini onun üzerinden ölçmeye çalışırız. Hızla akıp _gideceğini_ (I) bilsek de ne zaman tükeneceğine dair _belirsizlik_ (II) bizi _yaşama_ (III) sevincine ortak eder. Ona pek çok anlam yükleriz. Geçmişi _aramaya_ (IV), geleceği görmeye karşı açlık duyarız ve felsefede, sanatta, edebiyatta... İnsanın _ürettiği_ (V) her alanda zamana bir yön vermeye çalışırız. Bu parçada numaralanmış altı çizili sözcüklerden hangisi hem yapım hem çekim eki _almamıştır_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    II numaralı altı çizili 'belirsizlik' sözcüğü 'belir-siz-lik' şeklinde türetilmiştir ve sadece yapım ekleri almıştır, çekim eki almamıştır. Diğer kelimelerin tamamı hem yapım (sıfat-fiil/isim-fiil ekleri vb.) hem de çekim eklerini (hâl/iyelik ekleri vb.) bir arada almıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.