menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Altın Test 47

Altın Test 47

Soru 1 / 20

Konferansa katılan dinleyici sayısının kalabalık olması konuşmacının motivasyonunu artırdı. Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
  1. 1. Konferansa katılan dinleyici sayısının kalabalık olması konuşmacının motivasyonunu artırdı. Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?

    • A) "dinleyici" yerine "seyirci" sözcüğü kullanılmalıdır.
    • B) "kalabalık" yerine "fazla" sözcüğü getirilmelidir.
    • C) "motivasyonunu" yerine "heyecanını" sözcüğü yazılmalıdır.
    • D) "katılan" sözcüğü cümleden atılmalıdır.
    • E) "artırdı" yerine "yükseltti" eylemi getirilmelidir.

    Cümledeki 'sayısının kalabalık olması' ifadesi yanlıştır. Sayı nitelik olarak 'kalabalık' olamaz; 'fazla' veya 'yüksek' olabilir. Kalabalık olan dinleyicilerdir, dinleyici sayısı ise fazladır. Dolayısıyla 'kalabalık' yerine 'fazla' getirilmelidir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  2. 2. Kimi edebiyatçılar vardır ki adlarını İstanbul'dan, bu kadim kenti de onların isimlerinden ayrı düşünmek imkansızdır. Ortada somut hiçbir ---- gerekçe bulunmasa bile Asaf Halet Çelebi bu çehrelerden biridir. Yapıtlarını incelediğinizde öyle ---- bir İstanbul tablosuyla karşılaşmazsınız lakin kendisi, tüm zarafeti ve birikimiyle hakiki bir İstanbul beyefendisidir. Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?

    • A) bariz - gelişigüzel
    • B) ciddi - yapay
    • C) belirgin - yoğun
    • D) özel - sıradan
    • E) geçerli - gizli

    Parçadaki akışa göre Asaf Halet Çelebi'yi İstanbul'dan ayrı düşünmemek için 'belirgin' (açık, somut) bir neden olmasa da yazarın İstanbul'la bütünleştiği belirtilmiştir. Şiirlerinde ise 'yoğun' (fazla, göze çarpan) bir İstanbul motifi bulunmadığı halde İstanbul beyefendisi olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla boşluklara sırasıyla 'belirgin' ve 'yoğun' kelimeleri getirilmelidir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisi özne-yüklem ilişkisi yönüyle _farklıdır_?

    • A) Günler artık iyiden iyiye kısaldı.
    • B) Buraya gelenlerin sayısı her geçen gün azalıyor.
    • C) Bu hafta müfettişlerin okulumuza geleceği duyuldu.
    • D) Durumundan memnun olmayanlar gittikçe çoğalıyor.
    • E) Bilekleri, hastalıktan olacak, ne kadar incelmiş.

    'Bu hafta müfettişlerin okulumuza geleceği duyuldu' cümlesinin yüklemi edilgen çatılıdır. Diğer seçeneklerdeki yüklemler ise etken çatılıdır.

  4. 4. Aşağıdaki dizelerin hangisinde _edat da bağlaç da yoktur_?

    • A) Bu akşam rüyamda Leylâ’yı gördüm Derdini ağlarken yanan bir muma
    • B) Bir gökyüzü genişliğiyle ruhuma dolar Otların içine sırtüstü yatmanın tadı
    • C) Ben büyük şarkıları severim; büyük olsun Deniz gibi, gökyüzü gibi her şey ve mahzun.
    • D) Renk mi ki üzerimden akan bu nehir? Kork! Bahar seni bir al güle döndürebilir.
    • E) Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; iki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.

    A seçeneğinde edat ya da bağlaç olarak değerlendirilecek bir kullanım yoktur. Diğer seçeneklerde “ile, gibi, ve, ki” gibi edat veya bağlaç görevli sözcükler bulunur. Doğru cevap A seçeneğidir.

  5. 5. On bir ayın sultanı ramazan ayı, her yıl “Hoş geldin yâ şehr-i ramazan!” hitabıyla uhrevi duygular eşliğinde karşılanır. Ancak oruç ayının gelişiyle birlikte insanların bazı alışkanlıklarından vazgeçecek olması, birtakım endişeleri de beraberinde getirir. Bu durum divan şairlerini de derin bir düşünceye sevk etmiş, mübarek ayın gelişiyle birlikte verilecek tavizler üzerinden imalı beyitler yazılmıştır. Ramazan ve oruç etrafında gelişen “ramazaniye” ve “ramazanname” gibi türler, mağfiret ayının teşrifini sevinç dolu ifadelerle karşılıyor olsa da bu kutlu ayın düzenine ayak uydurmak rint şairler için öyle çok da kolay değildir. ---- Şairler bir yandan manevi düşünceler içinde tutacakları orucun sevincini yaşarlarken diğer yandan da kendilerini bekleyen oruçlu günlerin hesabını yaparlar. Divan şairlerinin oruçla nasıl bir imtihana girdiğini görme fırsatı sağlayan bu mısralar, aynı dertten muzdarip okuyucunun âdeta tercümanıdır. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A) Nitekim şairler, bu konuda kelime oyunları yapıp dinî hükümlerin emrettiği usul dairesinden çıkmaksızın ince serzenişlerde bulunur.
    • B) Öyle ki divan şairlerinin ramazan ayının coşkusunu hissettiren dizeleri yazarken âdeta vecde geldikleri düşünülür.
    • C) Bu yüzden şimdilerde “Nerede o eski ramazanlar!” diye hasretli göndermelerin yapıldığı eski ramazanlar, şairler tarafından methiye düzülerek karşılanırdı.
    • D) Mısraların anlattığına bakılırsa on bir ayın sultanı, birkaç keyfine düşkün divan şairi tarafından endişeyle karşılanmıştır.
    • E) Mesela divan şairlerinden Nedim’i ramazan ayında rahatsız eden hususlardan biri sevdiğiyle doyasıya vakit geçiremeyecek oluşudur.

    Boşluktan önce rint (keyfine düşkün) şairlerin ramazan düzenine ayak uydurmakta zorlandıkları belirtilmiş, boşluktan sonra ise 'oruçlu günlerin hesabını yaptıkları' eklenmiştir. A seçeneğindeki 'şairlerin dinî hükümlerin çizdiği sınırlardan çıkmadan tatlı/ince serzenişlerde (kelime oyunlarında) bulunması' ifadesi, bu iki düşünceyi birbirine bağlayan en akıcı ve anlamlı köprüdür. Doğru cevap A seçeneğidir.

  6. 6. “Anlam genişlemesi yoluyla somut anlamlı bir sözcük, soyut anlam kazanabilir.” Bu açıklamaya uygun bir kullanım aşağıdaki cümlelerin hangisinde vardır?

    • A) Ahmet, bu zor işi başarabilecek güçlü bir iradeye sahiptir.
    • B) Sınav sonuçları açıklanınca tüm sıkıntıları sona erdi.
    • C) Yeni müdürümüz gelen tüm misafirleri çok sıcak karşıladı.
    • D) Aynur, yıl sonu töreninde duygulu bir şiir okudu.
    • E) Dün gece rüyamda karmaşık şeyler gördüm.

    C seçeneğindeki 'sıcak' sözcüğü dokunma duyusuyla algılanabilen somut bir kavramken, bu cümlede mecazlaşarak 'içten, samimi' anlamında soyut bir nitelik kazanmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  7. 7. Bazı adıllar, kişi zamirlerinin yerini tutabildiği gibi onlarla birlikte de kullanılabilir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir zamir vardır?

    • A) Ayla kendi başının çaresine bakar, dedi.
    • B) Edep, toplum içinde kişilerin birbirlerine karşı takınmaları gereken takdir edilesi tavırları düzenler.
    • C) İnsanın kendisini tanımasının çeşitli yolları vardır.
    • D) Sen kendi işine bak aslanım, bizim işimize karışma.
    • E) Nazik davranışlar hareketlerimizde bizi ayıplanmaktan, küçük düşmekten, hata yapmaktan korur.

    Açıklamada bahsedilen durum dönüşlülük zamiri olan 'kendi' sözcüğünün kişi zamiriyle pekiştirme amaçlı bir arada kullanılmasıdır. 'Sen kendi işine...' cümlesinde 'Sen' (kişi zamiri) ve 'kendi' (dönüşlülük zamiri) birlikte kullanılarak pekiştirme yapılmıştır.

  8. 8. Konu başarılı olmak ve hedeflerimize hızlı ulaşmak olduğunda zihnimize hemen planlı çalışmak, istikrarlı olmak gibi alışkanlıklar gelir. Gelişimin en temel anahtarı olan odaklanmayı ise sıradan ve tamamen kendiliğinden gerçekleşecek bir eylemmiş gibi görür, çoğu zaman nasıl odaklandığımızın dahi farkında olmayız. Oysa günde saatlerce yaptığımız bir aktivitenin başarımızla doğrudan ilişkili olmayacağını düşünmek onu fazla hafife almak olmaz mı? Bu parçada aşağıdaki zarf çeşitlerinden hangisi _yoktur_?

    • A) Durum zarfı
    • B) Zaman zarfı
    • C) Soru zarfı
    • D) Miktar zarfı
    • E) Yer-yön zarfı

    Parçada 'hızlı, planlı' durum zarfı; 'hemen' zaman zarfı; 'tamamen, fazla' miktar zarfı; 'nasıl' ise soru zarfı olarak yer almaktadır. Ancak metinde yer-yön zarfı (aşağı, yukarı, içeri, dışarı vb.) bulunmamaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  9. 9. Genç bir şair olan Sezai, sohbet ederken ---- Bu cümle aşağıdakilerden hangisi ile tamamlanırsa cümlenin ögeleri sırasıyla özne, zarf tümleci, dolaylı tümleç, nesne ve yüklemden oluşur?

    • A) bize son şiirini nasıl yazdığını anlattı.
    • B) şiirlerinde yararlandığı imgelerden bahsetti.
    • C) en beğendiği şairlerin adlarını saydı.
    • D) lise yıllarında yazdığı şiirlerden parçalar okudu.
    • E) yeni bir şiir kitabı daha yayımlayacağını açıkladı.

    Cümlenin başındaki 'Genç bir şair olan Sezai' özne, 'sohbet ederken' zarf tümlecidir. A seçeneği getirildiğinde: 'bize' (dolaylı tümleç), 'son şiirini nasıl yazdığını' (belirtili nesne), 'anlattı' (yüklem) olur. Böylelikle sıralama Özne - Zarf Tümleci - Dolaylı Tümleç - Belirtili Nesne - Yüklem şeklinde tamamlanır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesne _yoktur_?

    • A) Kimse tahmin edemezdi onun böyle konuşacağını.
    • B) Kendine has o kararlı duruşuyla zoru başardı.
    • C) O küçük dağ evinde tek başına yıllarca oturmuştu.
    • D) Kış günlerinde bu şöminenin başında kahve içerdik.
    • E) Projeyi ne pahasına olursa olsun bitirmek isteği taşıyordu.

    C seçeneğindeki cümlenin yüklemi 'oturmuştu' geçişsiz fiilidir. Kim oturmuştu? 'O' (Gizli özne). Nerede oturmuştu? 'O küçük dağ evinde' (Yer tamlayıcısı). Nasıl oturmuştu? 'tek başına' (Zarf tümleci). Ne kadar oturmuştu? 'yıllarca' (Zarf tümleci). Bu cümlede nesne (belirtili veya belirtisiz) bulunmamaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  11. 11. Günümüzde okurlar artık çok daha bilinçli hareket ediyor, bir kitabı satın almadan önce birkaç defa düşünüyorlar. Eserin kendilerine gerçekten katma değer sağlayıp sağlamayacağını enine boyuna ölçüp tartıyorlar. Yerel sanatçıların nitelikli yapıtlarını basmak yerine sadece popüler olana sığınan yayıncıların da dönemi kapanıyor. Sektörde artık işini titizlikle yapan, edebi niteliği yüksek yazarlarla iş birliği kuran uzman yayınevleri ön plana çıkıyor. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

    • A) Yayınevlerinin yazarın, yazınsal kimliği üzerinde ne gibi etkileri olduğunu düşünüyorsunuz?
    • B) Sizce, bazı yazınsal türler niçin ilgi görmemeye başladı yazınımızda?
    • C) Günümüzün okurlarını ve yayıncılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
    • D) Bir yayıncı olarak, günümüzde yayıncıların ayakta kalmasını çok mu zor görüyorsunuz?
    • E) Sanatsal nitelikten yoksun yapıtların artık okunmamasını neye bağlıyorsunuz?

    Parçada hem günümüz kitap alıcılarının (okurların) seçiciliğinden hem de bu değişime paralel olarak yayıncılık sektöründeki uzmanlaşma ve yayınevlerinin nitelik değişiminden bahsedilmektedir. Bu iki yönlü tespit, doğrudan 'Günümüzün okurlarını ve yayıncılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna verilmiş kapsamlı bir yanıttır. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

  12. 12. I. Sanatı önemsemeyen bir toplumun farklı ve zengin bir düşünce kaynağına sahip olması imkânsızdır. II. Her insanın, yakaladığı başarının devamını istemesi doğal bir durumdur. III. Tekrar tekrar verilen öğütler, yanlışı doğru olarak kabullenmiş bir kişiyi kızdırır. IV. Yazarlığa başladığı yıllarda ortaya koyduğu düşünceleri artık o da kabul etmiyor. Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangileri, ögeleri ve ögelerinin sıralanışı yönüyle özdeştir?

    • A) I. ve II.
    • B) I. ve III.
    • C) II. ve III.
    • D) II. ve IV.
    • E) III. ve IV.

    I. cümlede 'imkânsızdır' yüklem, 'Sanatı önemsemeyen bir toplumun farklı ve zengin bir düşünce kaynağına sahip olması' öznedir (Özne - Yüklem). II. cümlede 'doğal bir durumdur' sıfat tamlaması yüklem, 'Her insanın, yakaladığı başarının devamını istemesi' öznedir (Özne - Yüklem). I ve II numaralı cümlelerin her ikisi de sadece Özne ve Yüklem'den oluştukları için sıralanış yönüyle özdeştir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  13. 13. İbn Battuta, Orta Çağ olarak bilinen ve Batı’da bilimin baskılanıp ayaklar altına alındığı karanlık dönemde, gezegen üzerinde en fazla yol kateden isimdir. Yaptığı bütün bu geziler sayesinde “İslam Gezgini” unvanına layık görülmüştür. Yolculuğu 1325 yılında, yirmi bir yaşındayken doğum yeri olan Fas’ta başlamıştır ve tam 5000 kilometre yol kat ederek Arap Yarımadası’ndaki Mekke’ye ulaşmıştır. Ömrünün yirmi dokuz yılını alan yolculuğu boyunca Asya, Avrupa ve Afrika’da sayısız bölgeye gitmiş, toplamda 121 bin kilometre yol katetmiştir. Bu parçadan İbn Battuta’yla ilgili aşağıdakilerin hangisine _ulaşılamaz_?

    • A) Yaşamının önemli bir kısmını gezgin olarak geçirdiğine
    • B) Farklı kıtalara seyahat ettiğine
    • C) Amacı için fedâkarlık yapan biri olduğuna
    • D) Batı’nın karanlık döneminde Batı’ya bilimi kazandırdığına
    • E) Yaptığı işin neticesinde önemli bir unvan aldığına

    Parçada İbn Battuta’nın uzun yolculukları, farklı kıtalara gidişi ve “İslam Gezgini” unvanı anlatılır. Batı’ya bilimi kazandırdığına dair bilgi yoktur. Doğru cevap D seçeneğidir.

  14. 14. Yetişkin bir insanın beyni yaklaşık 1,3-1,4 kilogramdır. Yeni doğmuş bir bebeğin beyni ise yaklaşık 350-400 gramdır. Bu bilgiden yola çıkarak büyük hayvanların beyinlerinin de büyük olacağını düşünebilirsiniz. Nitekim bazı hayvanların beyin ağırlıkları şöyledir: Fil 6 kilogram, Hint şebeği 97 gram, köpek 72 gram, kedi 30 gram, tavşan 10 gram, baykuş 2,2 gram... Ancak bu durum, büyük beyinli hayvanların küçük beyinli hayvanlardan daha zeki olduğu anlamına gelmez. Çünkü büyük beyinli hayvanların beyinleri daha büyük kasları kontrol etmek ve deriden gelen daha fazla algı bilgisini işlemek zorundadır. Kısacası beynin büyük olması zekâyla doğrudan ilişkili değildir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmamıştır?

    • A) Sayısal verilerden
    • B) Örneklemeden
    • C) Karşılaştırmadan
    • D) Benzetmeden
    • E) Açıklamadan

    Parçada beyin ağırlıkları sayısal verilerle verilmiş, hayvanlar örnek gösterilmiş, büyük ve küçük beyinler karşılaştırılmış ve konu açıklanmıştır. Benzetme yapılmamıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  15. 15. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde mecazlı bir söyleyiş _yoktur_?

    • A) Zararın neresinden dönülse kârdır.
    • B) Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.
    • C) Her yokuşun bir inişi vardır.
    • D) Denize düşen yılana sarılır.
    • E) Keskin sirke küpüne zarar.

    A, C, D ve E seçeneklerindeki atasözleri mecazi anlamlar taşımaktadır. B seçeneğindeki 'Zararın neresinden dönülse kârdır' atasözü ise hiçbir mecaz barındırmaz, tamamen gerçek anlamlıdır; kötü giden bir işten ne kadar erken vazgeçilirse o kadar kazançlı olunacağını doğrudan ifade eder. Doğru cevap A seçeneğidir.

  16. 16. Dili edinmede ilk öğreticimiz annemizdir. Zamanla genişleyen bir çerçeve içinde diğer öğreticiler aile, sokak, mahalle ve okuldur. Bu süreçte dilin kurallarını aile ve çevre ortamında tam olarak öğrenemeyiz. Dilin kuralları okullarda öğretilir. İşte temel hata da tam bu noktada başlar. Dil; kültürden, değer yargılarından, yaşam biçiminden asla soyutlanamaz. Dolayısıyla dili ek, kök, tür, öge gibi mekanik kavramlar çerçevesine sıkıştırmak; onu yaşayan bir varlık olmaktan çıkarmak, tuğlaları incelemek amacıyla binayı yıkmakla eş değerdir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisidir?

    • A) Dilin ancak aile ortamında öğrenebileceği
    • B) Dilin kurallarının okulda kavratılması gerektiği
    • C) Dil öğreniminin ailede başlayıp okulda tamamlandığı
    • D) Çocukların dil yeteneğinin küçük yaşlarda geliştiği
    • E) Dil kurallarının kültürden ayrı tutularak öğretilmesinin yanlış olduğu

    Parçada, okullarda dil öğretilirken dilin yaşayan, kültürel ve yaşamsal bir varlık olmaktan çıkarılıp sadece ek, kök, öge gibi mekanik kurallara sıkıştırılmasının büyük bir yanlış olduğu ifade edilmiştir. Dilin kurallarının onu var eden kültürden bağımsız olarak öğretilmesinin yanlışlığı ana düşüncedir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat tümleci eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Şairin eserlerinde sıradan insanların özlemlerini ve umutlarını samimi bir dille okuyoruz.
    • B) Düşünmeden hareket edersen bu zorlu sektörde kalıcı olamazsın.
    • C) Arkadaşının dertlerini dinliyor, başa çıkmak için çabalıyorduk.
    • D) Yoğun çabasına karşın hedeflerine ulaşmayı başaramadı bu dönem.
    • E) Hayatın anlamını küçük ayrıntılarda aramak insanı olgunlaştırır.

    C seçeneğindeki 'başa çıkmak için' ifadesinin başına kiminle veya neyle başa çıkılacağını belirten bir edat tümleci getirilmelidir ('onlarla / dertlerle başa çıkmak için'). Bu ögenin eksikliği anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  18. 18. Aşağıdaki dizelerin hangisinde “gibi” edatıyla kurulan öbek, diğerlerinden farklı görevde kullanılmıştır?

    • A) Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi
    • B) Durmadan çalkanan bir kızıl deniz Bir damla yaş gibi duruyor sessiz
    • C) Ardına bakmadan yollara düşen Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan
    • D) Bu vatan toprağın kara bağrında Sıradağlar gibi duranlarındır
    • E) Rengini dünyaya ilk defa sunan Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim

    A seçeneğinde “kutu gibi” öbeği “ev” adını niteleyerek sıfat görevindedir. Diğer seçeneklerde “gibi”li öbekler daha çok eylemi durum bakımından belirtir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  19. 19. Ne güzeldi o kış bahçesinde Güllerin derinlerde çalışan uykusu Sana bir bahar hazırlamak için. Bu dizelerde, I. Ünlü düşmesi II. Ünlü değişimi III. Ünsüz yumuşaması ses olaylarından hangileri vardır?

    • A) Yalnız III.
    • B) I ve II.
    • C) Yalnız I.
    • D) II ve III.
    • E) Yalnız II.

    Dizelerde “ne güzeldi” gibi kullanımlarda ünlü düşmesi ve “hazırlamak” yapısında ünlü değişimi değerlendirilebilir. Ünsüz yumuşaması yoktur. Bu nedenle I ve II vardır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  20. 20. “Kıtlık yıllarında elindekini avucundakini _yok pahasına_ elden çıkardı.” Bu cümledeki altı çizili söz öbeğinin cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?

    • A) Yangından geriye kalanları kurtarmaya çalıştı.
    • B) Kitaplarını çok ucuza bir dostuna verdi.
    • C) İstemeye istemeye eve kadar yürüdü.
    • D) Antika vazoyu açıkgöz bir alıcı kapmıştı.
    • E) Son yaptığına şimdi bin pişman olmuştur.

    'Yok pahasına' ifadesi, bir malın gerçek değerinin çok altında, son derece ucuz bir bedelle satılması anlamına gelir. D seçeneğinde geçen 'Kitaplarını çok ucuza bir dostuna verdi' cümlesindeki 'çok ucuza' sözü bu anlamı doğrudan karşılamaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.