Sözcükte Anlam 9
Sözcükte Anlam 9
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “çare” sözcüğü, “yol, yöntem” anlamında **kullanılmamıştır**?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “çare” sözcüğü, “yol, yöntem” anlamında **kullanılmamıştır**?
- A) Onun hastalığına bir çare bulunamadı. ✓
- B) Hangi çareye başvuracağını bilemiyor.
- C) Her çareyi denemiş, yine başaramamış.
- D) Kaçmaktan başka çaresi yoktu.
A seçeneğindeki 'çare' sözcüğü 'ilaç, şifa, deva' (remedy) anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise karşılaşılan bir sorunu çözmek için izlenecek 'yol, metod, çıkış yolu' anlamlarını taşımaktadır.
2. Çok genel bir değerlendirmeyle söyleyebilirim ki, artık tiyatro yazarlarımız merceğini toplumun sorunlarına odaklamıştır. Bunun sonucunda kendi sorunlarının sahnede sergilendiğini gören halk, salonları doldurmaya başlamıştır. Bu parçada geçen” merceğini toplumun sorunlarına odaklamak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yaşamdaki çelişkileri yansıtmak
- B) Ulusal özelliklerden yola çıkmak
- C) İnsanımızın bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarmak
- D) Sosyal problemler üzerine yoğunlaşmak ✓
“Merceğini odaklamak” ifadesi bir noktaya dikkati ve çalışmayı yoğunlaştırmak demektir. Bu cümlede odak noktasının 'toplumun sorunları' olduğu belirtilerek sosyal problemlere öncelik verildiği anlatılmaktadır.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “kapalı” sözcüğü “O kadar dolaştım açık bir dükkan bulamadım.” cümlesindeki “açık” kelimesinin anlamca karşıtıdır?
- A) Bana düşüncelerini üstü kapalı bir şekilde anlatıvermişti.
- B) Pencereyi kapalı tutarsan oda yeterince havalanmaz.
- C) Şimdi bütün resmi daireler kapalıdır, yarın gidelim. ✓
- D) Yiyeceklerin üzeri daima kapalı olmalıdır.
Öncül cümlede 'açık' sözcüğü 'çalışır durumda olan, hizmet veren' anlamında kullanılmıştır. Bu anlamın tam karşıtı (zıttı) 'kapalı' sözcüğünün 'hizmete ara vermiş, tatil edilmiş' anlamıdır. C seçeneğinde resmi dairelerin çalışma durumuna son vermesi anlamında kullanılarak bu zıtlığı karşılamıştır.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “kendi” sözü deyim içinde kullanılmamıştır?
- A) O yaşlandıkça kendini bıraktı, ne giydiğine bakmaz oldu.
- B) Karşıdaki evden gelen müzik sesine kendimi kaptırıp yaptığım işi unuttum.
- C) Haberi duyunca bayılan kardeşim ancak gece yarısı kendine geldi.
- D) Her mecliste kendinden söz ediyor, başkalarını hiç mi beğenmez o? ✓
D seçeneğindeki 'kendinden söz etmek' ifadesinde 'kendi' kelimesi dönüşlülük zamiri görevinde ve temel anlamında kullanılmıştır, bu nedenle bir deyim değildir. C seçeneğindeki 'kendine gelmek' sözü ise fiziksel bir hareketi değil 'ayılmak, bilincini yeniden kazanmak' durumunu ifade eden, gerçek anlamından uzaklaşarak mecazlaşmış bir deyimdir. Diğer şıklardaki 'kendini bırakmak' (bakımsızlaşmak) ve 'kendimi kaptırmak' (dikkati bir şeye yoğunlaştırıp çevreyi unutmak) da birer deyimdir.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “darılmak, gücenmek” anlamında bir deyim kullanılmıştır?
- A) Onu kızdırmaya gelmez, ağzına geleni sayar.
- B) Ne o, yüzünden düşen bir parça, kime kızdın yine.
- C) Bu kadarcık söz yüzünden bana gönül koyacağını nereden bilebilirdim? ✓
- D) Senden çekindiğimi sanıyorsan aldanıyorsun.
“Gönül koymak” deyimi, birine haksız veya kırıcı davranışı nedeniyle kırılmak, darılmak ve gücenmek anlamlarına gelir.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “koku” kelimesi “belirti” anlamında kullanılmıştır?
- A) Güzel kokuya kim bayılmaz ki!
- B) Körfezin pis kokusu civarda oturanları rahatsız ediyor.
- C) Demedi deme, senin oğlan bir şeyler çeviriyor, yakında kokusu çıkar.
- D) Ortalıkta bir savaş kokusu var, iki devletin arası iyice gerildi. ✓
D seçeneğinde 'savaş kokusu' ifadesi, savaşın gerçekleşeceğine dair işaretlerin, belirtilerin somutlaştığı anlamında kullanılmıştır.
7. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisinin eşseslisi (sesteş) vardır?
- A) Okuldaki turnuvada bizim _sınıf _başarılı oldu.
- B) Bu _çay _yazın kuruyor, baharda tekrar canlanıyordu. ✓
- C) Adam, eve gelen konuklara_ sıcak_ davrandı.
- D) Yapıtlar hep belli _yönlerden_ değerlendiriliyor.
“Çay” sözcüğü hem 'içilen bitki/içecek' hem de 'dere, küçük akarsu' anlamlarına gelen eş sesli (sesteş) bir kelimedir.
8. Kimi zaman bir varlığın adı, o varlıkla biçimsel ya da işlevsel benzerliğinden dolayı, yakıştırma yoluyla başka bir varlığa verilebilir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu yolla oluşturulmuş bir sözcük görülmektedir?
- A) Odasında yalnız kaldığı zamanlar hep kuyruğu metrelerce uzayan bir gelinliğin hayalini kurardı. ✓
- B) Yaşlı adam arabasına birkaç kürek kum atmıştı ki aniden yere yığıldı.
- C) Gemicinin resmini bakır levha üzerine oya gibi işlemişlerdi.
- D) Çocukların müsamerede giydikleri kıyafetin püskülleri vardı.
A seçeneğindeki 'kuyruk' sözcüğü, temel anlamda hayvanların bir organıdır. Gelinliğin arkasından sarkan uzun parçanın hayvandaki kuyruğa şekilsel benzerliği nedeniyle bu isimle anılması bir yakıştırma (yan anlam) örneğidir.
9. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili kelimelerden hangisi gerçek anlamlıdır?
- A) Söze iyi başlayın, iyi bitirin, arasını neyle _doldurursanız_ doldurun.
- B) _Verilmesi_ en kolay şey nasihattir.
- C) _Yaldızlı_ sözlerle erdem bağdaşmaz.
- D) Bıldırcın kuşunun _tadına_ baktın mı hiç? ✓
Gerçek anlam, bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk ve temel anlamdır. E seçeneğindeki 'tat' sözcüğü, bir besinin dil ile algılanan aroması anlamında (temel anlam) kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise sözcükler mecaz anlam kazanmıştır: Sertlik (kırıcılık), doldurmak (vakit geçirmek), verilmek (iletilmek), yaldızlı (süslü/aldatıcı).
10. “Neydi o günler …” cümlesinin sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilirse “yaşanan günlerin kötü olduğu” anlaşılır?
- A) keşke bir daha dönebilsem o günlere.
- B) her anına ömrümü veresim geliyor.
- C) rüya alemlerinde yaşar gibiydim.
- D) kabus diye buna derler herhalde. ✓
D seçeneğindeki 'kabus' kelimesi korkutucu, kötü ve istenmeyen durumları simgeler. Cümlenin sonuna eklendiğinde geçmişteki günlerin acı verici ve kötü olduğu anlamı netleşir.
11. “Kişiye isnat edilen haksız suçlama” anlamına gelen deyim aşağıdakilerden hangisinde vardır?
- A) Ona böyle bir yafta yapıştırmandan dolayı sana kızgınım. ✓
- B) Etrafı melek kisvesine bürünmüş şeytanlarla dolu.
- C) Senon bu gömleğin de iyi kir götürüyor.
- D) Biz kimseye kin tutmayız, kamu âlem birdir bize.
“Yafta yapıştırmak” deyimi, bir kimseyi gerçekte olmayan bir sıfatla veya suçla haksız yere nitelendirmek, onu suçlamak anlamına gelir. Tanımda verilen 'haksız suçlama' anlamını tam olarak karşılar.
12. Somut anlamlı bir sözcük, anlam genişlemesi yoluyla soyut anlam kazanabilir. Böyle bir anlam değişmesini örneklendiren sözcük aşağıdaki cümlelerin hangisinde vardır?
- A) Yazılarında duygularını çok güzel ifade edebiliyor.
- B) Hayatın zorlukları karşısında hiçbir zaman yılmamalısınız.
- C) Elinizdeki kitapçıkta makineyi nasıl kullanacağınız yazılıdır.
- D) Küçük çocuktaki kafa hiçbirimizde yok. ✓
D seçeneğinde geçen 'kafa' sözcüğü normalde vücudun bir parçası (somut) olmasına rağmen bu cümlede 'akıl, zeka, kavrayış' (soyut) anlamında kullanılarak anlam genişlemesine uğramıştır.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde insandan doğaya aktarma vardır?
- A) Bindiğim vapurda çantamdan çıkarıp karıştırmaya başladım.
- B) Sulamadığın için çiçekler sana kırgın. ✓
- C) Eskici aslında acıklı bir hikayedir, insanın içini kavurur.
- D) Hasan, dilini büsbütün işitemediği bir ortamda susar.
İnsana özgü olan 'kırgınlık' duygusu, doğadaki bir varlığa (çiçeklere) aktarılmıştır. Bu tür sanatlı kullanımlara teşhis (kişileştirme) de denir ve bu bir 'insandan doğaya aktarma' örneğidir.
14. O, çağdaş şiirimizin en çok sevilen, okunan, şiirleri _gelip geçici modalar karşısında dayanıklılığını koruyan _ustalarından biridir. Bu cümledeki altı çizili sözle şiirlerin hangi yönü vurgulanmıştır?
- A) Özgünlüğü
- B) Doğallığı
- C) Kalıcılığı ✓
- D) Evrenselliği
Modalar geçicidir; bu geçici akımlara karşı 'dayanıklılığını korumak', zamanın etkisine direnebilmek ve her devirde okunmaya devam etmek demektir. Bu da bir eserin 'kalıcılık' özelliğini vurgular.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim kullanılmamıştır?
- A) O yıllarda köyümüzde eli kalem tutan birisi yoktu.
- B) Beni çok rahatsız eden bu durumu o hafife alıyor.
- C) Türkçem zayıf olduğu için teyzem bana ders çalıştırıyor. ✓
- D) Dün akşam yazdığım mektubu şimdi temize çekiyorum.
A'da 'eli kalem tutmak' (okur yazar olmak), B'de 'hafife almak' (küçümsemek) ve D'de 'temize çekmek' (müsveddeyi düzgün yazmak) birer deyimdir. C seçeneğinde ise herhangi bir deyimsel kullanım yoktur, sadece temel ve yan anlamlı kelimeler bulunmaktadır.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Kimsenin alınmayacağı _yuvarlak_ ifadeler kullanırdı.
- B) Bu yüke sizin de _omuz_ vermenizi isterdik.
- C) Bizim köyümüz bu _tepenin_ ardındadır. ✓
- D) Evimizin artık _ahı_ gitmiş vahı kalmıştı.
C seçeneğindeki 'tepe' sözcüğü, coğrafi bir yükselti anlamında gerçek ve temel anlamıyla kullanılmıştır. Diğerlerindeki 'yuvarlak' (net olmayan), 'omuz vermek' (destek olmak) ve 'ahı gitmiş' (perişan/eskimiş) ise mecaz anlamlıdır.
17. Konuşma diline yatkın, _halkın deyimlerine tanışık olan şair,_ Türkçenin lezzetini bulmuştur. Bu cümledeki altı çizili sözün yerine aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
- A) halkın kullandığı deyimleri bilen ve kullanan ✓
- B) halk deyimlerine yüz çeviren
- C) halkın konuştuğu dile değer veren
- D) halk deyimlerini derleyen
“Halkın deyimlerine tanışık olmak” ifadesi, bu deyimleri tanıyan, onlara aşina olan ve dolayısıyla onları eserlerinde etkili bir şekilde kullanabilen anlamını karşılar.
18. “Arkadaşlar, lütfen daha fazla onun yarasını deşmeyin.” cümlesindeki deyimle aynı anlama gelen kelime veya kelime grubu aşağıdakilerden hangisinde vardır?
- A) Her inancın özelliği, ölümün yok etmediği bir anlam vermektir.
- B) Anlattığım hikaye ona kızının ölümünü hatırlattı, acısını tazeledi onun. ✓
- C) Tolstoy bizi en tehlikeli çatışmalarına sürükler, en gizli kalmış duyguları ortaya çıkarır.
- D) Tam da bu tespitleri doğrulayan bir hissiyatla irkiliyordum.
“Yarasını deşmek” deyimi, unutulmuş bir acıyı, dertleri tekrar hatırlatmak ve tazelemek anlamına gelir. C seçeneğindeki 'acısını tazelemek' ifadesi bu deyimin tam karşılığıdır.
19. Bu konu ile ilgili hiçbir şey yazmamasının _yanında_ bir kitap bile okumamıştır. Altı çizili bölümün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?
- A) Gündüzleri okula devam ediyor, aynı zamanda geceleri bir yayınevinde çalışıyordu. ✓
- B) Şiirde akla da duyguya da yer vardır, fakat bir başına ikisi de işe yaramaz.
- C) İnsan çağlar arasında ilerledikçe duygu, gelişen akıl ile kaynaşmıştır.
- D) Şiir dünyası, düşünce dünyası ile bağdaşmaz.
Öncül cümlede 'yanında' ifadesi 'üstelik, ayrıca, aynı zamanda' anlamı katmaktadır (yazmamış, üstüne bir de okumamış). A seçeneğindeki 'aynı zamanda' bağlacı da tam olarak bir eylemin beraberinde gerçekleşen bir diğer durumu/ekleme anlamını karşılamaktadır.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylama vardır?
- A) Bazı kalem sahipleri kendi yazdığından başkasını sanat eseri saymaz. ✓
- B) Bazıları birkaç öykü çiziktirivermekle yazar olduklarını sanıyorlar.
- C) Sanatın her dalıyla, resimle, şiirle, tiyatroyla ilgilenirdi.
- D) İyi bir eleştirmen aynı zamanda iyi bir sanatçı olmalıdır.
Dolaylama, tek bir sözcükle anlatılabilecek bir kavramı, birden fazla sözcükle etkileyici şekilde ifade etmektir. A seçeneğindeki 'kalem sahipleri' ifadesi 'yazarlar' kelimesini karşılayan bir dolaylama örneğidir.
21. Öykü ve roman gibi kurmaca yazın biçimlerinde yazarın, kendi gerçeği ile eser arasına mesafe koyması ve mümkün olduğunca eserde kendini görünmez kılması beklenir. Bu cümlede geçen, “eserde kendini görünmez kılmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Eseri içten duygularla yazmak
- B) Eserlerini özgün bir üslupla yazmak
- C) Eserdeki olayların akışını kesmemek
- D) Eserlerine kendi yorumunu yansıtmamak ✓
Yazarın eserde 'görünmez olması', olayları anlatırken kendi kişisel fikirlerini, yanlı tutumlarını veya yorumlarını okura dayatmaması, objektif bir anlatıcı olarak kalması demektir.
22. I. Biraz önce yoldan geçen arabayı gördün mü? II. Onun gözü yalnızca yaptığı işi görüyor. III. Bir iş için yarın okul müdürünü göreceğim. IV. Dedem, gençliğinde çok sıkıntılı günler görmüş. V. Bu işin sonunun kötü olacağını o da gördü. Bu cümlelerde “gör-” kelimesi kaç farklı anlamda kullanılmıştır?
- A) 2
- B) 5 ✓
- C) 4
- D) 3
I'de 'gözle algılamak', II'de 'odaklanmak', III'de 'görüşmek', IV'de 'yaşamak', V'de ise 'sezmek' anlamlarındadır. B seçeneğinde belirtildiği üzere toplam 5 farklı anlam vardır.
23. “Hangi yoldan gitmemiz gerektiğini şu taksiye soralım.” cümlesinde “taksi” sözcüğü “taksi şoförü” anlamında kullanılmıştır. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde buna benzer bir kullanım vardır?
- A) Bizim semtin pazarı çarşamba günleri kurulur.
- B) Yol kenarına park edilen arabalar birer birer çekildi.
- C) Öğretmen içeri girince bütün sınıf ayağa kalktı. ✓
- D) Okuduğum romanda, şehirden köye taşınan bir çocuğun hayatı anlatılıyor.
C seçeneğinde geçen 'sınıf' sözcüğü ile kastedilen fiziksel sınıfın kendisi değil, sınıfın içindeki öğrencilerdir (yer-insan ilişkisiyle ad aktarması). Bu, öncül cümledeki 'taksi/şoför' ilişkisiyle kurulan ad aktarmasına benzer bir kullanımdır.
24. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde dolaylama vardır?
- A) Senin bitip tükenmek bilmeyen isteklerinden yoruldum.
- B) Orta saha oyuncusu meşin yuvarlağı taca attı. ✓
- C) Onu düğünde görünce bir hoş oldum.
- D) Çalışmaktan bitap düştü, daha fazla dayanamadı.
B seçeneğindeki 'meşin yuvarlak' ifadesi 'top' kelimesini karşılayan yaygın bir dolaylama örneğidir.
25. “Odaya adımını yavaşça attı.” cümlesindeki “yavaşça” sözcüğünün anlamca özdeşi (eş anlamlısı) aşağıdaki cümlelerden hangisinde kullanılmıştır?
- A) Odanın dumanı çıksın diye hemen pencereyi açtı.
- B) Merdivenlerden aşağıya usul usul iniyordum. ✓
- C) Duvarda yan yana iki lamba asılı idi.
- D) Yüzlerinin kızarmasından, çok utandıkları belli oluyordu.
Doğru cevap B seçeneğidir. Dil bilgisi kurallarına göre, B seçeneğindeki “usul usul” ikilemesi, 'yavaşça' zarfı ile eş anlamlıdır. Bu durum, Türkçe'deki kelime türlerinin işlevlerini ve cümle içindeki anlamsal katkılarını kavramak açısından önemli bir kuraldır.