COGRAFYA - yeryuzu sekilleri (Bölüm 4)
COGRAFYA - yeryuzu sekilleri (Bölüm 4)
Bir kıta kenarında kıta sahanlığının çok dar, kıta şevinin ise çok dik olduğu gözlemlenmektedir. Bu morfoloji aşağıdaki tektonik ortamların hangisiyle en tutarlıdır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Bir kıta kenarında kıta sahanlığının çok dar, kıta şevinin ise çok dik olduğu gözlemlenmektedir. Bu morfoloji aşağıdaki tektonik ortamların hangisiyle en tutarlıdır?
- A) Aktif kıta kenarı — okyanus levhasının kıta altına dalması ✓
- B) Hotspot zinciri — mantodan gelen ısı plumu
- C) Pasif kıta kenarı — riftleşme sonrası çöküntü
- D) Orta okyanus sırtı — magmatik yükselim zonu
- E) Transform fay kenarı — yanal atımlı fay hareketleri
Aktif kıta kenarlarında (Andean tipi) okyanus levhası kıta levhasının altına dalmaktadır. Bu dalma zonu kıyıya çok yakın olduğundan kıta sahanlığı çok dar, kıta şevi ise diktir. Pasif kıta kenarlarında (Atlantik tipi) riftleşme ve çöküntüyle birlikte geniş bir sahanlık gelişir. Transform faylar farklı morfoloji üretir; orta okyanus sırtı ve hotspot ise kıta kenarıyla ilgisizdir.
2. Türkiye'de Doğu Anadolu'daki genç volkanik platolar ile Orta Anadolu'daki eski peneplenler karşılaştırıldığında, yüzey şekillenmesi bakımından temel farklılığı yaratan süreç hangisidir?
- A) Orta Anadolu'da karstlaşmanın daha etkili olması
- B) Doğu Anadolu'da volkanizmanın aşınmayı engelleyerek taze yüzey oluşturması ✓
- C) Doğu Anadolu'da buzul aşındırmasının vadileri genişletmesi
- D) Doğu Anadolu'da tektonik yükselmenin daha hızlı devam etmesi
- E) Orta Anadolu'da rüzgar aşındırmasının yüzeyi düzleştirmesi
Doğu Anadolu'daki volkanik platolar (Ağrı, Nemrut, Süphan çevresi) Kuvaterner volkanizmasının ürünüdür. Lav örtüleri aşınmaya dirençli, taze ve henüz çok işlenmemiş yüzeyler oluşturmuştur. Orta Anadolu peneplenleri ise uzun jeolojik dönemler boyunca aşınıma uğramış eski yüzeylerdir. Temel fark volkanizmanın yarattığı yeni yüzeyin aşınım sürecini sıfırlamasıdır. Tektonik yükselme hızı, karstlaşma ya da buzul aşındırması bu temel farkı açıklamaz.
3. Bir akarsu havzasında bifürkasyon oranı (R_b) yükseldikçe aşağıdakilerden hangisi beklenir?
- A) Havza şekli daireselleşir ve ani taşkın riski artar
- B) Taşkın tepkisi yavaşlar çünkü akış daha dağınık kol ağına yayılır ✓
- C) Drenaj yoğunluğu düşer ve infiltrasyon kapasitesi artar
- D) Ana kolun taşıma kapasitesi artar ve havzada aşınım hızlanır
- E) Delta oluşumu hızlanır çünkü daha fazla sediman taşınır
Bifürkasyon oranı (R_b), üst düzey kol sayısının bir alt düzey kol sayısına oranıdır. Yüksek R_b, drenaj ağının daha fazla yan kola bölündüğünü gösterir. Bu durumda yağış suyu çok sayıda küçük kola dağılır, ana kanala ulaşım süresi uzar ve taşkın hidrografı düzleşir (tepki yavaşlar). Düşük R_b (ağaca benzer ağ) ise suyun hızla toplanmasına yol açar ve ani taşkın riskini artırır. Bu nedenle bifürkasyon oranı ile taşkın şiddeti ters orantılıdır.
4. Karstik bir topografyada dolin ile uvala arasındaki farkı en doğru şekilde ifade eden önerme aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Dolin çözünmeyle, uvala mekanik çöküşle oluşur
- B) Uvala yalnızca tropikal karstta, dolin ise ılıman karstta görülür
- C) Uvala, birden fazla dolinin birleşmesiyle meydana gelen daha geniş kapalı çukurluktur ✓
- D) Dolin daima sifonik bir mağaraya bağlıdır, uvala ise kapalı sistemdir
- E) Dolin yüzey akışıyla, uvala yeraltı suyu etkisiyle gelişir
Dolin, karstik alanda bireysel çözünme ya da çöküşle oluşan tek kapalı çukurdur. Uvala ise komşu dolinlerin birleşmesiyle ya da dolin sınırlarının çözünmeye devam etmesiyle oluşan, daha büyük ve düzensiz biçimli kapalı çukurluktur. Polje ise bundan daha büyük düz tabanlı kapalı ovalardır. Oluşum mekanizmaları (çözünme) her ikisinde de temelde aynıdır; ayrım boyut ve birleşme süreciyle ilgilidir.
5. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi delta tipi ile oluşum koşulları bakımından hatalıdır?
- A) Kuş ayağı delta — düşük dalga enerjisi, yüksek sediman yükü, zayıf gel-git
- B) Loblu delta — yüksek dalga enerjisi, sedimanın paralel kıyı boyunca taşınması ✓
- C) Kuspate delta — kıyıya dik gelen baskın dalga enerjisi, sediman birikimine karşı çıkan akıntılar
- D) Yay delta — orta dalga enerjisi, sediman yükü ile dalga işinin dengeli olması
- E) Huni ağzı (estuary) — yüksek gel-git etkisi, sedimanın gel-git tarafından dağıtılması
Loblu (cuspate) delta, yüksek dalga enerjisinden değil, iki zıt yönden gelen dalga enerjisinin karşılaşması sonucu oluşur; sivri uçlu veya kusp biçimli bir forma sahiptir. Yüksek dalga enerjisi ve longshore drift sedimanı boğaza taşıyarak geniş kamalı ya da yay biçimli deltalar üretir; gerçek anlamda loblu delta oluşumunu kısmen engeller. Diğer seçeneklerdeki tanımlar jeomorfoloji literatürüyle uyumludur.
6. Türkiye'de Tuz Gölü havzasının kapalı havza özelliği taşımasının birincil tektonik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Alpin orojenez sırasında antiklinal yapıların havzayı çevrelemesi
- B) Orta Anadolu'nun Neojen'de tektonik çöküntüyle alçalması ve dışa akışın engellenmesi ✓
- C) Miyosen'de Tetis Denizi'nin çekilmesiyle oluşan taban çöküntüsü ve tortul dolgusu
- D) Geç Miyosen-Pliyosen'de Anadolu levhasının batıya hareketi sırasında oluşan GD-KB uzanışlı graben sistemleri
- E) Kuvaterner'de lav akıntılarının havzanın kuzey çıkışlarını tıkaması
Orta Anadolu'daki Tuz Gölü havzası, Neojen döneminde (özellikle Miyosen-Pliyosen) gerçekleşen blok faylanması ve tektonik çöküntüyle oluşmuş bir iç havzadır. Bu çöküntü havzası çevresindeki yüksek horst bloklarıyla çevrili olduğundan drenaj dışarıya aktarılamamış ve kapalı havza özelliği kazanmıştır. Antiklinal yapılar havzayı çevrelemez; graben sistemi GB-KD uzanışlıdır (GD-KB değil); lav tıkaması güncel jeoloji açısından desteklenmez.
7. Bir buzul vadisinin boyuna profilinde 'riegel' (eşik) yapısının bulunması, aşağıdakilerden hangisini kanıtlar?
- A) Buzulun ilerleyiş yönünün o noktada değiştiğini
- B) Buzulun o noktada erime hızının artarak debisinin düştüğünü
- C) Buzulun terminalinde morenin birikmesiyle oluşan set yapısını
- D) Sirkten gelen buzulun başka bir buzul kolu tarafından engellendiğini
- E) Vadi tabanında buzul altı aşınımının homojen olmadığını ve dirençli kayaç bloklarının korunduğunu ✓
Riegel, buzul vadisinde boyuna profili kesen alçak eşiklerdir. Buzulun altında aşındırma gücü kayacın direncine göre değişir. Yumuşak kayaçlar daha derin oyulurken dirençli kayaç blokları daha az aşındırılır ve eşik biçimini alır. Bu nedenle riegel, buzul altı aşınımının heterojen olduğunu ve o noktada dirençli bir kayaç bulunduğunu kanıtlar. Eşiğin ilerisindeki çöküntü (overdeeepening) ise daha yumuşak kayacın oyulmasından kaynaklanır.
8. Aşağıdaki yeryüzü şekli çiftlerinden hangisi birbirine zıt (biri iç kuvvetler, diğeri dış kuvvetler ürünü) olduğu hâlde aynı coğrafi alanda bir arada gözlemlenemez?
- A) Obruk — traverten basamakları
- B) Horst — yarılmış vadi (antesedent valley)
- C) Atol — seamount ✓
- D) Kaldera — maar gölü
- E) Sirt — glasyal aşım çukuru (tarn gölü)
Atol, okyanus ortasındaki volkanik ada etrafında gelişen mercan resifleridir; adanın batmasıyla halka biçimini alır. Seamount ise okyanus tabanından yükselen su altı volkanik dağdır. Atol oluşabilmesi için volkanik yapının yeterince alçalması ve mercanların sığ suda büyümesi gerekir; seamount ise su yüzeyine ulaşmamış yapıdır. Aynı alanda eş zamanlı olarak aktif bir seamount ve üzerinde gelişmiş atol bulunmaz çünkü atol, seamount'un sübsidans (çöküş) aşamasının ürünüdür. Diğer çiftler farklı oluşum kökenine sahip olsa da aynı alanda bir arada gözlemlenebilir.
9. Türkiye'de Karadeniz kıyı dağlarının denize bakan yamaçlarında kısa ve hızlı akışlı akarsuların delta yerine huni ağzı (estuary) değil, yelpaze delta oluşturmasının birincil morfolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Karadeniz'de gel-git genliğinin çok düşük olması
- B) Longshore drift'in sedimanı hızla kıyı boyunca taşıması
- C) Kıyı dağlarının denize paralel uzanması ve yamaç eğiminin yüksek olması ✓
- D) Karadeniz'in derin olması nedeniyle sedimanın hızla batması
- E) Akarsuyun taşıdığı sedimanın iri taneli ve çakıllı olması
Doğu Karadeniz'de dağlar denize paralel ve dik yüzeylerle uzanır. Bu yapı, çok kısa mesafede büyük yükselti farkına neden olur. Akarsular yüksek eğimli yamaçlardan hızla inerek kıyıya ulaşır ve bu hız yelpaze biçimli bir delta (fan delta) oluşturur. Estuary oluşumu için geniş huni ağızlı kıyı, yüksek gel-git veya geniş vadi gerekir. Karadeniz'deki düşük gel-git etkisi katkı sunsa da birincil neden kıyı dağlarının geometrisi ve yüksek yamaç eğimidir.
10. Orta enlemlerde kuzeye bakan ve güneye bakan yamaçlar arasındaki toprak gelişimi farkı en doğru şekilde aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?
- A) Güneye bakan yamaçlarda don-çözülme döngüsünün daha sık yaşanması toprak karışımını hızlandırır
- B) Kuzeye bakan yamaçlarda nem korunduğundan organik madde ayrışması yavaşlar ve daha derin A horizonu gelişir ✓
- C) Kuzeye bakan yamaçlarda daha fazla yağış düştüğünden yıkanma horizonu daha kalındır
- D) Güneye bakan yamaçlarda yüksek buharlaşma tuz birikimini artırarak kalın kil horizonu oluşturur
- E) Güneye bakan yamaçlarda daha sık orman yangını geçmesi humus katını inceltirir
Kuzeye bakan yamaçlarda (kuzey yarımküre) güneş ışınları daha eğik gelir, nem uzun süre korunur ve sıcaklık daha düşüktür. Düşük sıcaklık bakteriyel faaliyeti yavaşlatır; organik madde ayrışamadan birikir. Bu süreç kalın organik horizon ve daha derin A horizonu gelişimine yol açar. Güneye bakan yamaçlarda yüksek sıcaklık ve kuraklık organik maddeyi hızla mineralize eder, toprak daha sığ ve daha az gelişmiş kalır. Tuz birikimi, don döngüsü ve orman yangını bu farkın birincil nedeni değildir.
11. Aşağıdaki önermelerden hangisi 'epirojenik hareket' ile 'orojenik hareket' arasındaki farkı en doğru şekilde ifade eder?
- A) Epirojenik hareketler geniş alanlarda yavaş düşey yer değiştirmeler yaratırken, orojenik hareketler levha sınırlarında yoğun deformasyon ve dağ oluşumuna yol açar ✓
- B) Epirojenik hareketler iç denizlerin kapanmasına, orojenik hareketler ise okyanusların genişlemesine neden olur
- C) Epirojenik hareketler yalnızca transgresiyon-regresyon döngüleriyle ilişkilidir ve magmatik aktivite içermez
- D) Epirojenik hareketler yalnızca okyanusal levhalarda, orojenik hareketler yalnızca kıtasal levhalarda gerçekleşir
- E) Orojenik hareketler yalnızca Alpin orojenez döneminde gerçekleşmiş olup günümüzde aktif değildir
Epirojenik hareketler kıtaların tüm yüzeyi ya da büyük bölümlerini etkileyen yavaş, geniş ölçekli düşey hareketlerdir (yükselme veya çökme); kıvrılma ve kırılma yaratmazlar. Orojenik hareketler ise levha çarpışması sınırlarında yoğunlaşır, kıvrımlar, faylar ve dağ sistemleri üretir. Epirojenik hareketler her tür levhada görülebilir, transgresyon-regresyon ilişkisi dolaylıdır ve magmatizmayla bağlantısızlık söz konusu değildir. Orojenik hareketler günümüzde de aktiftir (Himalayalar, And vb.).
12. Türkiye'de bir bölgede yıllık yağış miktarı 2500 mm'nin üzerinde, kış sıcaklıkları ılıman, yazlar serin ve bulutlu, yamaçlar dik ve bitki örtüsü oldukça gür olmasına karşın vadiler oldukça derin ve dar biçimde gelişmiştir. Bu durum, söz konusu bölgenin aşağıdaki özelliklerinden hangisiyle en doğrudan ilişkilidir?
- A) Bitki örtüsünün erozyon üzerindeki engelleyici etkisi
- B) Kayaçların geçirimsiz ve sert yapıda olması
- C) Akarsuların genç ve dik eğimli yamaçlarda derin aşındırma yapması ✓
- D) Kıyı şeridinin yakınlığından kaynaklanan taban seviyesi değişimleri
- E) Yağışların yıl içinde düzenli dağılması
Derin ve dar vadiler, akarsuların boyuna aşındırmasının yanal aşındırmasına baskın olduğu genç ve dik eğimli alanlarda oluşur. Yüksek yağış miktarı akarsuların debisini artırır; dik eğim ise akış hızını yükseltir. Bu koşullarda akarsu, tabanı hızla aşındırır ancak yamaçları genişletecek zaman bulamaz. Bitki örtüsü gerçi yamaçları korur; bu da yanal aşınmayı daha da azaltarak vadinin V biçiminde, yani dar ve derin kalmasına katkıda bulunur. Dolayısıyla yüksek yağış + dik eğim + koruyucu bitki örtüsünün birleşimi, derin-dar vadi morfолojisinin temel açıklamasıdır.
13. Aşağıda bazı yeryüzü şekillerinin oluşum koşulları verilmiştir: I. Kalker kayaçların kimyasal çözünmesiyle oluşan kapalı çukurlar II. Buzulların erimesiyle geride bıraktığı malzemenin oluşturduğu sırtlar III. Rüzgârın taşıdığı kum tanelerinin birikimiyle oluşan tepeler IV. Dalga aşındırmasının kıyı kayasını oyarak oluşturduğu girinti Bu yeryüzü şekillerini oluşturan dış kuvvetlerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Hepsinin sonuçta rölyefi düzleştirme yönünde etki yapması ✓
- B) Hepsinin aşındırma ile birikim süreçlerini birlikte içermesi
- C) Hepsinin etkinliği için sıfır derecenin altındaki sıcaklıklara ihtiyaç duyması
- D) Hepsinin başlangıç enerjisini doğrudan Güneş ışınımından alması
- E) Hepsinin yalnızca iç kuvvetlerin hazırladığı ortamlarda etkin olması
Dış kuvvetler (erozyon, karst, buzul, rüzgâr, dalga vb.) yüzey üzerindeki pürüzleri aşındırarak, taşıyarak ve biriktirerek zamanla yeryüzünü düzleştirme eğilimindedir. I'deki dolin, II'deki moren sırtı, III'teki kum tepesi (dün) ve IV'teki dalga oyu tüm bu farklı etkenler tarafından oluşturulsa da hepsinin nihai etkisi rölyefi peneple/peneplane koşullarına yaklaştırmaktır. A seçeneği yanlıştır çünkü moren sırtı ve dolin yalnızca birikim ya da çözünme ağırlıklıdır; dalga oyu ise saf aşındırma sürecidir. D ve E kısmen doğru görünse de buzul için sıfır altı zorunlu iken diğerleri için değil; ayrıca dalga enerjisinin kaynağı rüzgâr, dolayısıyla dolaylı olarak Güneş'tir ama başlangıç enerjisi için 'doğrudan' ifadesi hatalıdır.
14. Bir araştırmacı, birbirinden farklı iki kıyı kesimini incelemiştir. Birinci kıyıda kıyıya paralel sıradağlar yer almakta, kıyı çizgisi düzgün ve girintisiz, önünde kıyıya paralel adalar bulunmaktadır. İkinci kıyıda ise dağlar kıyıya dik uzanmakta, kıyı çizgisi girintili çıkıntılı, körfezler ve yarımadalar sık sık tekrarlanmaktadır. Bu veriler ışığında aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
- A) Birinci kıyı boyuna, ikinci kıyı enine kıyı tipine örnektir ✓
- B) İkinci kıyı tipinde liman yapımı daha elverişsiz koşullar sunar
- C) İkinci kıyı, ria kıyısının tipik yapısını yansıtmakta olup buzul etkisiyle oluşmuştur
- D) Birinci kıyı tipi Türkiye'nin Ege kıyılarında, ikinci kıyı tipi Karadeniz kıyılarında gözlemlenir
- E) Birinci kıyının hinterland'ı daha geniş bir ovaya sahiptir
Kıyıya paralel dağlar + düzgün kıyı çizgisi + paralel adalar boyuna (longitudinal) kıyı tipinin klasik özelliğidir (örn. Türkiye'nin Karadeniz kıyısı). Dağların kıyıya dik uzanması + girintili-çıkıntılı kıyı çizgisi ise enine (transversal) kıyı tipinin özelliğidir (örn. Türkiye'nin Ege kıyısı). Bu nedenle A kesinlikle doğrudur. B için bir genelleme yapılamaz. C yanlıştır; ria kıyıları buzullarla değil, akarsu vadilerinin deniz tarafından basılmasıyla oluşur; fiyort kıyıları buzul kökenlidir. D tam tersi doğrudur; Ege kıyısı enine (girintili-çıkıntılı), Karadeniz kıyısı boyuna tiptir. E yanlıştır; girintili-çıkıntılı kıyılar doğal liman yapımına daha elverişlidir.
15. Aşağıdaki tabloda bazı dağların oluşum mekanizmaları verilmiştir: - Alp Dağları: Levha çarpışması → kıvrılma - Ural Dağları: Levha çarpışması → kıvrılma (aşınmış) - Harz Dağları: Kırılma → yükselme (horst) - Rift Vadisi (D. Afrika): Kırılma → çöküntü (graben) Bu bilgilere göre aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?
- A) Ural Dağları'nın zirveleri Alp Dağları'ndan daha yüksek olup buzul aşındırmasına daha fazla maruz kalmıştır ✓
- B) Alp Dağları Ural Dağları'na kıyasla daha genç bir oluşum sürecinin ürünüdür
- C) Tüm bu oluşumlar levha tektoniğinin farklı türdeki sınırlarında ya da kırık hatlarında meydana gelmiştir
- D) Harz Dağları'nın yanında bir graben bulunma olasılığı yüksektir
- E) Rift Vadisi'nin tabanı zamanla bir iç denize ya da okyanusa dönüşebilir
Ural Dağları Paleozoik'te (yaklaşık 300 milyon yıl önce) oluşmuş ve uzun süreli aşınmaya maruz kalmıştır; bu nedenle zirve yükseklikleri görece alçaktır (en yüksek zirve ~1895 m). Alp Dağları ise Tersiyer'de (yaklaşık 30-50 milyon yıl önce) oluşmuş ve Mont Blanc 4808 m ile çok daha yüksektir. Dolayısıyla D'nin 'Ural Dağları'nın zirveleri daha yüksektir' ifadesi kesinlikle yanlıştır. A doğrudur (Alp daha genç). B doğrudur; kırık hatlarının her iki yanında horst-graben çiftleri oluşur. C doğrudur; Doğu Afrika Rift Vadisi'nin Kızıldeniz'e evrilmesi bu mekanizmanın canlı örneğidir. E doğrudur; tüm bu yapılar levha tektoniğiyle ilişkilidir.
16. Bir bölgede aşağıdaki özelliklerin tamamı bir arada gözlemlenmektedir: • Kapalı havzalar ve tuzlu göller • Sert kaya kütlelerinin ortaya çıktığı yuvarlak tepeler (inselberg) • Kuru akarsu yatakları (vadi) • Şişkin, balonvari kaya yüzeyleri • Kırmızı-turuncu renkte kaba taneli toprak Bu özelliklerin bütünü değerlendirildiğinde söz konusu bölge için aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
- A) Bölge aktif buzul aşındırmasının etkisi altındadır
- B) Bölge şu anda yarı kurak iklim etkisinde olup rüzgâr aşındırması belirleyicidir
- C) Bölge okyanus tabanının yükselmesiyle oluşmuş genç bir plato üzerindedir
- D) Bölge geçmişte nemli, şu anda ise kurak ya da yarı kurak bir iklim etkisindedir ✓
- E) Bölge yoğun karstlaşmanın yaşandığı kalker litolojisine sahiptir
İnselberg'ler (bornhardt), tropikal veya yarı kurak ortamlarda kimyasal çürüme ile şekillenen granit ya da benzeri sert kayaçların gün yüzüne çıkmasıyla oluşur; şişkin kaya yüzeyleri (exfoliation dome/good tur) de bu sürecin ürünüdür. Bu yapılar nemli geçmiş koşullara işaret eder. Buna karşılık kuru akarsu yatakları (wadi), tuzlu göller ve kapalı havzalar güncel kurak/yarı kurak koşulların göstergesidir. Kırmızı lateritik ya da ferralitik topraklar tropikal nemli geçmişe işaret eder. Tüm bu unsurların birleşimi, bölgenin paleoklima geçişi yaşadığını, yani eskiden daha nemli iken günümüzde kuraklaştığını gösterir. Bu paleoklima değişimi Sahel ve Sahra gibi bölgelerde tipik olarak gözlemlenir.
17. Eş yükselti eğrilerinden oluşan bir topografya haritasında belirli bir alanda eğriler hem sıkışık hem de iç içe geçmiş halkalar oluşturmakta, ancak bu halkaların merkezi çevresine göre hafif daha düşük bir kota sahiptir. Bu durum aşağıdaki yeryüzü şekillerinden hangisiyle en uyumludur?
- A) Kaldera ✓
- B) Piramit zirve (horn)
- C) Meandr
- D) Vadi tabanı
- E) Yar (uçurum)
Eş yükselti eğrilerinin iç içe geçmiş kapalı halkalar oluşturması yüksek bir tepe ya da dağ yapısını gösterir. Ancak bu halkaların merkezinin çevresine oranla daha düşük kotta olması, tepede çöküntü biçimli bir çukurun var olduğuna işaret eder. Bu yapı kalderanın tipik topografik ifadesidir: volkanojen bir patlama ya da çöküntü sonucu oluşan, dağ zirvesindeki geniş çöküntü havzası. Horn (piramit zirve), buzulların üç ya da daha fazla yönden oyduğu sivri bir zirve olup merkezde çukur içermez. Vadi ve meandr kapalı halkalarla değil, U veya V profiliyle temsil edilir. Uçurum ise sıkışık ama bir tarafta sona eren eğrilerle gösterilir; kapalı halka oluşturmaz.
18. Aşağıda bazı akarsu özellikleri ve bunların göstergesi olduğu söylenen sonuçlar eşleştirilmiştir: I. Akarsuyun taşıdığı materyalin tane boyutunun yukarıdan aşağıya giderek küçülmesi → taşıma kapasitesinin azalması II. Akarsu vadisinin yukarı çığırda V, aşağı çığırda geniş tabanlı biçimde olması → akarsu yaşlanmasının tipik göstergesi III. Meandırların aktif olduğu bir ovada, eski bir menderese ait bir göl (oxbow lake) bulunması → taşkın ovasında eski kanal terk edilmiş ve kesiğin gerçekleştiğinin kanıtı IV. Akarsu ağının tüm kollarının aynı yönde uzanması → bölgede eğimin tek yönlü ve homojen olduğunun göstergesi Hangi eşleştirmeler kesinlikle doğrudur?
- A) Yalnızca I ve II
- B) Yalnızca II ve III
- C) Yalnızca I, III ve IV
- D) Yalnızca I, II ve III ✓
- E) I, II, III ve IV'ün tamamı
I doğrudur: Tane boyu yukarıdan aşağıya azalır çünkü akış hızı düştükçe taşıma kapasitesi azalır, önce iri materyal sonra ince materyal çöker. II doğrudur: V vadiler genç/dik eğimli üst çığıra, geniş tabanlı vadiler yaşlı/düz alt çığıra özgüdür; bu akarsuyun yaşlanma sürecinin klasik ifadesidir. III doğrudur: Oxbow gölü (hilal göl), meandrın kesiğe uğraması (meander cutoff) sonucu ana kanaldan kopan mender yayının durgun suya dönüşmesiyle oluşur. IV yanlıştır: Paralel drenaj sistemi tek yönlü eğimi gösterebilir, ancak yelpaze, radyal, kafes (trellis) gibi birçok drenaj sistemi farklı litolojik, tektonik ya da morfolojik koşullarda gelişir. Tüm kolların aynı yönde uzanması yalnızca homojen tek yönlü eğimi değil; bazı durumlarda kırık hatlarını ya da belirli tabakalanmayı da gösterebilir.
19. Türkiye'de gerçekleştirilen bir saha çalışmasında araştırmacılar, deniz seviyesinden 2200 m yükseklikte, kuzey bakıda, yıllık yağışın 900 mm olduğu bir alanda U şekilli bir vadi, sirk gölü ve buzul morenlerine rastlamışlardır. Aynı dağın güney bakısındaki 2200 m'lik kesimde ise bu yapılar gözlemlenmemektedir. Bu farkı açıklayan en belirleyici etken aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kuzey bakıda güneş ışınımının daha az olması nedeniyle kar ve buzun uzun süre kalması ✓
- B) Güney bakıda insan faaliyetleri nedeniyle buzul şekillerinin tahrip edilmiş olması
- C) Kuzey bakıda rüzgâr hızının daha yüksek olup rüzgâr erozyonunun daha etkili olması
- D) Güney bakıda litolojinin farklı ve daha sert olması
- E) Güney bakıda yağışın daha az olması
Buzul şekillerinin (U vadi, sirk, moren) oluşabilmesi için belirli bir yükseklikte kar örtüsünün yeterince uzun süre kalması ve zamanla buzul buzuna dönüşmesi gerekir. Kuzey bakılar (K yarım kürede) güneş ışınımını daha düşük açıyla alır, bu nedenle ısınma ve erime daha yavaştır; kar ve buz daha uzun süre korunur. Güney bakılar ise daha fazla güneş ışınımı alır, kar hızla erir ve donma-çözülme döngüleri buzul oluşumunu engeller. Yağış miktarı aynı koşulda her iki bakı için de benzer kabul edilebilir ya da güney bakıda daha fazla bile olabilir. Litoloji farkı belirleyici olsaydı her iki bakıda da benzer kayaç yapısı nedeniyle farklılık beklenmezdi. Rüzgâr erozyonu ise buzul şekillerini değil başka formları oluşturur.
20. Bir delta ovası üzerinde yapılan jeolojik araştırma şu verileri ortaya koymaktadır: Deltanın en dış kısmında tane boyu en ince (kil-silt), iç kısma gidildikçe tane boyu kaba (kum-çakıl) materyal hâkimdir. Delta yelpazesinin batı kolunda ilerleyiş hızı yüksek, doğu kolunda akarsu debisi giderek düşmektedir. Bu verilere dayanılarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Doğu kolun zamanla terk edilerek eski bir delta kolu hâline gelmesi beklenir
- B) Deltanın iç kesimlerinde enerji seviyesi görece yüksektir
- C) Batı kol zamanla doğu kolun debisini tamamen ele geçirebilir
- D) Deltanın dış kesimleri daha sakin su ortamında çökelme yaşamaktadır
- E) Akarsu havzasında taşınan toplam sediman miktarının azaldığı ve deltanın gerilediği ✓
A doğru çıkarılabilir: İnce taneler (kil-silt) sakin sularda çökelir, bu nedenle delta önündeki sığ açık deniz ortamına karşılık gelir. C doğru çıkarılabilir: İç kesimlerdeki kaba tane boyu (kum-çakıl) akarsuyun yüksek enerji ile taşıma yaptığını gösterir. B doğru çıkarılabilir: Delta avülsiyonu (kol değişimi) ile aktif kol pasif kolun yerini alabilir. D doğru çıkarılabilir: Debi düşen doğu kol zamanla terk edilir; Mississippi deltasının Atchafalaya örneği bunu gösterir. E ise çıkarılamaz: Verilen bilgiler sediman miktarının azaldığına ya da deltanın gerilediğine dair hiçbir gösterge içermemektedir; tam aksine batı kolunun aktif ilerlemesi devam etmektedir. Sediman azalması ve deltanın gerilemesi için farklı veri gerekirdi (örn. baraj yapımı, deniz seviyesi yükselmesi).
21. Türkiye'nin farklı bölgelerinde yer alan dört akarsu havzası incelenmiştir: • Havza 1: Yıllık yağış 2600 mm, jeolojik yapı genç ve kırıklı, eğim yüksek, denize uzaklık az • Havza 2: Yıllık yağış 350 mm, kapalı havza, yüzey akışı mevsimsel, tuz gölü beslemesi var • Havza 3: Yıllık yağış 700 mm, eğim orta, kalkerli arazi, su büyük ölçüde yeraltına sızıyor • Havza 4: Yıllık yağış 600 mm, geniş ova, düşük eğim, akarsu bol kollu ve sık ağlı Bu havzaların erozyon şiddeti en yüksekten en düşüğe doğru sıralandığında doğru sıralama hangisidir?
- A) 1 > 3 > 4 > 2
- B) 3 > 1 > 4 > 2
- C) 1 > 2 > 3 > 4
- D) 4 > 1 > 3 > 2
- E) 1 > 4 > 3 > 2 ✓
Erozyon şiddetini belirleyen başlıca faktörler yağış miktarı, eğim, litoloji ve bitki örtüsüdür. Havza 1: Çok yüksek yağış (2600 mm) + yüksek eğim + genç kırıklı yapı → erozyon en şiddetli. Havza 4: 600 mm yağış + geniş ova + düşük eğim ancak bol kollu sık ağ → önemli yüzey akışı ve yanal erozyon; kalkerli olmadığı için su yeraltına sızmaz, yüzey akışı ve taşıma kapasitesi yüksektir. Havza 3: 700 mm yağış ve orta eğim olmasına karşın karstik yapı suyun büyük bölümünü yeraltına yönlendirir, yüzey erozyonunu önemli ölçüde azaltır. Havza 2: Kapalı havza, mevsimsel akış, düşük yağış → erozyon en düşük. Böylece sıralama 1 > 4 > 3 > 2 olur.
22. Jeomorfologlar, belirli bir alanda oluşan yüzey şekillerini anlayabilmek için 'litoloji, iklim, tektonik, zaman' dörtlüsünü birlikte değerlendirir. Bu çerçevede aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlış bir bağıntıya dayanmaktadır?
- A) Periglasyal ortam → solifluction → iklim belirleyici
- B) Kalker platosu → karstlaşma → litoloji belirleyici
- C) Granit batolit → exfoliation (soğan kabuğu ayrışması) → litoloji belirleyici
- D) Horst ve graben → tektonik belirleyici
- E) Peneplane oluşumu → çok kısa sürede gerçekleşen aşındırma → zaman belirleyici ✓
Peneplane (artık ada düzlüğü), son derece uzun jeolojik zaman dilimleri boyunca süregelen aşındırma sonucu oluşan, yükseltisi son derece azalmış düzlüklerdir. 'Çok kısa sürede gerçekleşen aşındırma' ifadesi kesinlikle yanlıştır; peneplane oluşumu milyonlarca yıl gerektirir ve bu süreç jeomorfik döngü teorisinin (Davis) en olgun aşamasına karşılık gelir. Bu nedenle D'deki bağıntı yanlıştır; doğrusu 'çok uzun zaman' olmalıdır. A doğrudur: Granitlerde basınç azalmasıyla gelişen kavisli çatlamalar ve soğan kabuğu ayrışması litolojik bir özelliktir. B doğrudur: Periglasyal ortamda toprak donup çözülerek akar (solifluction), bu iklim kaynaklıdır. C doğrudur: Horst-graben yapıları doğrudan tektonik kırılma ile oluşur. E doğrudur: Karstlaşma, kalkerin CaCO3 yapısının kimyasal çözünmesiyle gelişir.
23. Şekilde iki farklı kıyı kesiminin özellikleri verilmektedir: Kıyı X: Kıyıya paralel kumullar, lagünler, akarsu deltası, sığ ve düz taban, kıyıya paralel akıntılar güçlü Kıyı Y: Yüksek falezler, sea stack (deniz kulesi), sea arch (kemer kaya), platorm abrazyonu geniş Bu iki kıyı tipiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Kıyı X birikim, Kıyı Y aşındırma baskınlıklı kıyılardır
- B) Kıyı X'teki lagünler zamanla doldurularak karasallaşabilir
- C) Kıyı X'te liman yapımı daha elverişsizdir çünkü sığ taban ve kumul doldurması gemi geçişini engeller
- D) Kıyı Y'deki falez diplerinde oluşan abrasiyon platformu, dalgaların zamanla denize doğru ilerlediğini gösterir ✓
- E) Kıyı Y'deki sea stack'ler, sea arch'ın üst kemerinin çökmesiyle oluşabilir
Abrasiyon platformu (wave-cut platform) dalga tabanının kayayı aşındırması sonucu oluşur. Bu platform zamanla karaya doğru değil, falezin gerisine çekilmesiyle birlikte kara yönüne doğru genişler. Yani falez zamanla karaya doğru geri çekilir ve önünde geniş bir abrasiyon platformu kalır. E'deki 'dalgaların zamanla denize doğru ilerlediğini gösterir' ifadesi yanlıştır; doğrusu 'falezin karaya doğru geri çekildiğini gösterir' olmalıdır. A, B, C ve D doğrudur: Sea stack'ler gerçekten sea arch kemerinin çökmesiyle oluşur (önce mağara → kemer → sütun/stack). Kıyı X'te sığlık ve kumul birikimi liman yapımını güçleştirir.
24. Türkiye'de Van Gölü ile Tuz Gölü karşılaştırıldığında her ikisinin de kapalı havzada yer aldığı ve tuzlu olduğu görülmektedir. Ancak Van Gölü çok daha derin (max. ~451 m) ve sodik (soda) karakterliyken, Tuz Gölü son derece sığ ve klorürlü bir tuz tabakasına sahiptir. Bu farkların temel nedeni aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanır?
- A) Tuz Gölü'nün daha büyük yüzey alanına sahip olup daha fazla buharlaşma yaşaması
- B) Van Gölü'nün daha kuzey enlemde olması
- C) Tuz Gölü'nün denizden daha uzakta olmasından kaynaklanan kontinent etkisi
- D) Van Gölü havzasında tarihsel süreçte daha fazla yağış düştüğü için tuzun seyrelmesi
- E) Van Gölü havzasının volkanik patlama ve lavlarla kapatılmış bir çöküntüde oluşması ve besleme sularının kimyasal bileşiminin farklı olması ✓
Van Gölü, etrafındaki volkanik akıntıların (özellikle Nemrut Yanardağı lavları) havzayı kapatmasıyla oluşmuş çok derin bir tektonik-volkanik göldür. Beslenme sularının volkanik araziden geçmesi nedeniyle içeriği sodyum karbonat (soda/natron) açısından zengindir. Tuz Gölü ise alçak bir tektonik çöküntü üzerinde, geniş ve yüzlek bir havzada kurulmuş olup tuzlanma ağırlıklı olarak yüksek buharlaşma + tuzlu yer altı suları ile yüzey akışından kaynaklanır; bu ortamda sodyum klorür (NaCl) baskındır. Temel fark; havza yapısı (derin volkanik kapatma vs. sığ tektonik çöküntü) ve besleme sularının jeokimyasal bileşimidir. C kısmen doğru bir unsur içerse de temel farkı açıklamaya yeterli değildir.
25. Aşağıda verilen özellikler bir yeryüzü şekline aittir: • Buzulların dağılımı sırasında taşınan malzemelerin birikmesiyle oluşmuştur • Dışbükey, uzun ve dar bir sırt biçimindedir • Buzulun ilerleme yönüne paralel uzanır • Yanları dik, üzeri düzgündür • Üzerinde çeşitli tane boylarında malzeme (till) karışık hâlde bulunur Bu özelliklerin tamamına uyan yeryüzü şekli aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Lateral moren
- B) Drumin
- C) Kame
- D) Esker ✓
- E) Terminal moren
Esker, buzulların altındaki ya da içindeki meltwater kanallarında akan eriyik suların biriktirdiği materyalden oluşan uzun, dar, yılan biçimli sırtlardır. Buzulun ilerleme yönüne paralel uzanır, dışbükey profilli, yanları dikçe ve üzeri görece düzdür; üzerinde karışık tane boylu glaciofluvial materyal (buzul eriyen su çökelleri) bulunur. Terminal moren buzulun önünde yay biçiminde birikir, buzul yönüne paralel değildir. Drumin da buzul yönüne paralel uzanır ve till içerir, ancak şekli daha oval-yumurta biçiminde olup esker gibi keskin kenarlı ve dar sırt değildir; ayrıca drumin bazal buzul baskısıyla şekillenir, birikim kanalı değildir. Lateral moren buzulun yan kenarlarında oluşur. Kame ise buzulun erimesiyle çöküntü biçiminde oluşan tepe formudur.